221.
uzaktan seviyorum seni
kokunu alamadan,
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum

öyle uzaktan seviyorum seni
elini tutmadan
yüreğine dokunmadan
gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
şu üç günlük sevdalara inat
serserice değil adam gibi seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni
yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden
en çılgın kahkahalarına ortak olmadan
en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan
öyle uzaktan seviyorum seni
kırmadan
dökmeden
parçalamadan
üzmeden
ağlatmadan uzaktan seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni;
sana söylemek istediğim her kelimeyi
dilimde parçalayarak seviyorum
damla damla dökülürken kelimelerim
masum beyaz bir kağıtta seviyorum.

çok manalı sevginin mesafeyi de kabul ettiği bir gerçek..
devamını gör...
222.
"açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın"

attila ilhan - ayrılık sevdaya dahil
devamını gör...
223.

ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,
ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün;
serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim;
sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.

sen bana çok güzeldin, senin ayakların da.
devamını gör...
224.

maviye
maviye çalar gözlerin,
yangın mavisine
rüzgarda asi,
körsem,
senden gayrısına yoksam,
bozuksam,
can benim, düş benim,
ellere nesi?
hadi gel,
ay karanlık...

itten aç,
yılandan çıplak,
vurgun ve bela
gelip durmuşsam kapına
var mı ki doymazlığım?
ille de ille
sevmelerim,
sevmelerim gibisi?
oturmuş yazıcılar
fermanım yazar
n'olur gel,
ay karanlık...

dört yanım puşt zulası,
dost yüzlü,
dost gülücüklü
cıgaramdan yanar.
alnım öperler,
suskun, hayın, çıyansı.
dört yanım puşt zulası,
dönerim dönerim çıkmaz.
en leylim gecede ölesim tutmuş,
etme gel,
ay karanlık...
devamını gör...
225.
ağıt

bir ağıt adıyorum bugün,
kimsesiz bıraktığın kalplere,
uykusuz bıraktığın gözlere,
ve kendime.

bir ağıt adıyorum bugün,
yalnızlığın içindeki çaresizlere,
aydınlığın içindeki korkak zihinlere,
ve kendime.

ve bir ağıt daha adıyorum bu sefer sana,
ama bugün kendimi bırakıyorum kollarına,
ama bugün kendimi doluyorum boynuma,
sen boğdun beni, ben alıyorum canımı ama.

e
devamını gör...
226.
hey dünya baksana bana bir dakika ,
kirleniyorsun sen her geçen saniyede ,
akıyor durmadan her yerinden yalan ,
saf ve masum kalmak çok zor seninle,
çocuk kalmak, kirlenmeden yaşamak ,
seninle çok zor yalan dünya...

ormanci
devamını gör...
227.
neden bana sormuyorsun
ne zamandır bekliyorum
yoldan aşağı patlayan silah sesleri ile seni bekliyorum.

lhasa de sela
devamını gör...
228.

kavuştukça

sonsuz ve ılık bir ülke soluğum
yabanıl ve makul ağzına
çünkü dehşet seviyorum, aşk mültecisiyim, çünkü
her yere yasaklıyım, yalnız serbestim sana

sana dokunuyorum kalaylanıyor gök
adını koyamadığım sessiz ihtilaller oluyor
fırtınalar oluyor, kasırgalar
çıldırtan bir güz yeşili örterken istek kipini
değdi değerken deniz kaçkını o mavi
çatılara, bulutlara, dumanına vapurların

şarkılar söylüyorum senin için değişik dillerde
bütün sevdalılar nehirler atlıyor, mevsimler
hele ana dilimle ki patlar oldum olası
sıkışmış mağma gibi yeraltında kaynayan

sana dokunuyorum, rastlantı olmaktan çıkıyor anlam
sana varıyorum, sular durmaz oluyor yataklarında
ki savunmalıyım diyorum güzel olan ne varsa
şu karıncalarla, günlerin yükünü taşıyan
böceklerle belki

bak çipolar çekiliyor gemiler
uzaklara çağırıyor düşü
sen mendil sallanışı gibi
dişil çiylerle kaplıyorsun denizi
ve açıkta, dalgada, sandallar gibi okşuyor suları
sözcüklerim
seninle aynı anlamda kavuştukça.
devamını gör...
229.

zamanlar

hepsini gördüm ayrı ayrı,
kuşların zamanı tunç rengindedir.
tanrılardır taşın zamanı,
denizin zamanı ölür dirilir.

göğü tanıyamadım, yok ki,
sahipsiz zamanlarla doldurmuşlar,
ama ordan iner o eski
ölümsüz sevdaların zamanı kar

ve havlamayan dev köpekleriyle
insanın zamanı... olmayan
ama hayalet bir yasemin gibi kokan,
toprağımız eşelendikçe.
devamını gör...
230.

yeni biçilmiş çim kokusu gülüşün
ırmakları yola düşüren özlem
kan kırmızı sancısı yürek atışlarımın
bakışlarının yargılayan sessizliği
yanak yanağa duruş
güneşli içtenliği el sıkışımızın
kimsesizliğimi kurtaran orman
yunusların oyunlarındaki deniz şaşkınlığı
yazını bekleyen gökyüzü

gülüşün
ilk dizesi şiirlerimin
devamını gör...
231.

yürümek;
yürümeyenleri
arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
bir mavzer gözü gibi
karanlığın gözüne bakarak
yürümek!..

yürümek;
dost omuzbaşlarını
omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup
yürümek!..

yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını
bilerek
yürümek...

yürümek;
yürekten
gülerekten
yürümek...
devamını gör...
232.
dokunulmasada görülmesede kalpte yer verilir bazısına nedensiz sen aklım ve kalbim arasında kalmış en güzel çaresizliğimsin gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık o kadar kalbimdesin ki
sevmek ne uzun kelime...
devamını gör...
233.

sen petekte bir gömeç bal gibisin!
renksin yazdan kıştan, tazeliksin bahardan.
yapraklarda dolaşan serin bir rüzgarsın ki
her gün eser durursun hafızamdan.

ellerin var beyaz güller gibi küçücük,
mutlak kalbin tomurcuklardan pembe!
sanki yeşil yaylalardır gözlerin
alnımda ter ve kuvvetsin işimde.

ben kanadı kırık bir kuş değilim
döner birgün gurbet ellerde kalan
sabret neşem, sabret şarkım, sabret sevdiğim,
sabret kalbi tomurcuklardan pembe olan.
devamını gör...
234.

yağmurda yürü saçlarına karışsın gökyüzü
kurumuş dere yataklarına aksın
yanlış hüzünleri yüzünün
tutuşsun teleklerin telaşlı adımlarında
bir çiğ buğusu kadar
hüzünlü bulut parçası: işte sevgin
avuçiçinde yanmamış kına tazeliği
yağmurda yürü saçların ıslanırken belki beni düşünürsün

danteline işlediğin yanlışlığında yağmurda yürü
bulutlar ve nemin buğusu. toprağın kokusu yaksın yüzünü
kurtulsun ellerin senden.. uçup gitssin rüzgar kuşları
sadece iki kocaman oluk olsun gözlerin
ve şairler yağmurda ağlanmaz deseler de
sen durma akıt kirpiklerini yüzüne

yağmurda yürü saçların ıslanırken belki beni düşünürsün
yaşanmamış bir duygunun burukluğudur bu
mayıs gülüşlü bir çocuğun
ak kağıttan yaptığı yelkenliler
yüzer yüreğinin süzgün göllerinde
ayrılıkların derin anlamıdır yüzündeki çizgiler
yağmurda yürü saçlarına karışsın gökyüzü

bir sigara içimi değil elbet ayrılık
yağmurda yürü açarken dağlarda gelincik
harman yerinde yüreğinin diner özlemi
boğulur bahar çığlıklarında aklını çıldırtan suskunluk
yağmurda yürü saçların ıslanırken beni düşünürsün
devamını gör...
235.
sahi uzaklar nasıl?
ne kadar daha kararlısın gelmemeye?
beklemek bir yana,
canın yanarken gülümsemeyi nasıl öğrendin?
alışmak yoruyor insanı.
alışmak istemiyorum!
iyisi mi,
sen beni uzaklara götür...
özlemek ölümün diğer adı değil mi ?
özlüyorum.
devamını gör...
236.
bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer. kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü benim kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! paniğini kukla yapmış
hasta bir çocuğum ben. oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
“öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş.
devamını gör...
237.
devamını gör...
238.
anılar defterinde gül yaprağı

anılar defterinde gül yaprağı
gibi unutuldum kurudum
başıma düştü sevda ağı
bir başıma tenhalarda kahroldum
sen kim bilir rüzgârlı eteklerinle
kim bilir hangi iklimdesin, ben
sensiz bu sessizlikle
deliler gibiyim sensiz
bu sessizlikle

ayrılıkla başım belada
gözlerini çevir gözlerime
yoksa sensiz bu sessizlikle
deliler gibiyim
sensiz bu sensizlikle


cahit zarifoğlu
devamını gör...
239.
güvercinler uçuruyorum
hiç tanımadığım insanlara yüreğimden.
tutacaksın biliyorum
sana uzattığım ellerimden.
bugün yine çok güzelsin hayat,
her şeye rağmen...

nazım hikmet
devamını gör...
240.
selam oza!, andrey voznesenski

evde, geceleyin
ya da uzakta bir yerde, neresi olursa olsun,
havlarken köpekler,yalarken kendi göz yaşlarını
senin soluğundur duyduğum ses.
selam oza!
nasıl bilebilirdim, sinik ve gülünç
bir kişi gibi, ürkerek giren bir göle,
gerçekte korku olduğunu aşkın, söyle?
selam oza!
ne korkunç, bir başına düşünmek şimdi seni?
daha da korkunç,bir başına değilsen oysa:
şeytan öylesine doyumsuz bir güzellik vermiş ki sana.
selam oza! ey – insanlar, lokomotifler, mikroplar
gerin kanatlarınızı elinizden geldiğince ona.
harcatmam onun, dokundurtmam kılına.
selam oza!
yaşam bir bitki değilse aslında,
neden dilimliyor, parçalıyor insanlar onu
selam oza!
ne acı bu denli geç rastlamak sana
ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.
karşıtlar getiriliyor bir araya
bırak çekeyim kahrını ve acını kendime
çünkü acılı kutbuyum mıknatısın ben,
sense sevinçli.
dilerim sonuna dek kalırsın öyle.
dilerim hiç bilmezsin ne denli hüzünlüyüm.
inan, kendimle üzmeyeceğim seni.
inan, ders olamayacak sana ölümüm.
inan, yük olmayacağım sana yaşamımla.
selam oza, dilerim ışıl ışıl kalırsın hep
bir sokak fenerinden sızan bir ışık gibi.
suçlayamam bırakıp gittiğin için beni.
şükür ki girdin yaşamıma.
selam oza!
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"günün şiiri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim