201.
yanlış yolun karanlığından
kandırıp ateşli sözlerimle
alçalmış ruhunu kurtardığımda
derinden acı çekerek
seni saran utancı,
lanetledin pişmanlık içinde.
unutkan yüreğini
cezalandırmak için anılarla
benden önce olup biteni
anlatırken bana bir bir
aniden yüzünü kapadın ellerinle
ruhunda başlayan isyanla
utançla ve dehşet içinde sarsılarak
gözyaşlarına boğuldun.

*
devamını gör...
202.
içimizdeki uzaydır aşk,

aşağı! daha çok aşağı baktığımızda

sallan yuvarlan bedenim,

pijamalarını giy, aya çükünü göster!

-derman iskender över
devamını gör...
203.
yaşasın cumhuriyet
çünkü sünnet değil farzdır cumhuriyet..
(bkz: can yücel)
devamını gör...
204.
diyelim ki,
biz öldük, siz kaldınız.
diyelim ki,
kurudu ormanlar, nehirler, yuvalarında kuşlar.
diyelim ki,
ateş olup küller üfürdünüz memlekete.
baktınız,
kalmamış yakacak tek bir ağaç,
sönmeyen ocak,
akacak tek damla gözyaşı.
sonra..?
geçip ortasına ölümün düğün mü kuracaksınız..?
diyelim ki kurdunuz,
külden ağaçlar,
uçmayan kuşlar,
ağıtlar,
bu ziftli yaslar sarmışken toprağı
mutlu mu olacaksınız..?
bize nasip bunca kalp ağrısından
size tatlı huzurlar kalır mı dersiniz..?

yazık..!!!

davaya ibadet diye diye, toprağına ihanet edensiniz.
lakin unutmaz toprak..!!!
bakın göreceksiniz..
yakan,
yıkan,
bozan,
ölüm saçan ellerinizden ayırmayın gözünüzü.
onlar boğacak sizi.
yavaş ve acı içinde kesilecek nefesiniz,
henüz gelmeden eceliniz.....
yaktığınız can kadar yanacaksınız…
devamını gör...
205.
"neler yapmadık şu vatan için!
kimimiz öldük,
kimimiz nutuk söyledik."

-orhan veli
devamını gör...
206.

şemsiye yapımcıları
ıslanmaktan
tek kişiyi koruyacak genişlikte
kesince kumaşları
yağmur değil
yalnızlıktır yağan

daha da hüzünlendirir her gece
kentin sokaklarını
bekçinin nefesiyle
düdüğün içinde dönen
nohut taneciğinin
yalnızlığı

ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girerde
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa
devamını gör...
207.
bilsen nasıl üşüyorum
al şu ellerimi ısıt biraz
ya da al götür bu soğukları
bu yağmurları...

görmüyor musun, beni öldürecekler artık
beni öldürecekler diyorum sana
geçmiş gelecek bütün yıllarım
bütün umutlarım senin olsun al
beni bu karanlık denizlerde bırakma

ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
208.
“sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz.
çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
o gülün yüzü gülmüyor sensiz
o köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
hepten hüzünlü bu günlerde”
cemal süreya...
devamını gör...
209.
vıcık vıcık vıcık,
vıcık vıcık;
cık.
vıcık vıcık...
devamını gör...
210.
adam yaşama sevinci içinde masaya anahtarlarını koydu
bakır kaseye çiçekleri koydu
sütünü, yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu

bisiklet sesini, çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta işte onu koydu

kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu

pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu

uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
tokluğunu, açlığını koydu
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke

bir iki sallandı durdu
adam ha babam koyuyordu

(bkz: edip cansever)
devamını gör...
211.


haushang ebtehaj - geri dönmeyecek gidenler

ölen eşine yazılmış.
devamını gör...
212.

ayrılık şiiri ne kadar yalın
sevdiğimiz aşk sözcükleri gibi
kılıçla kesiyor bir hain nokta
öpüşen virgüllerle akan cümleyi

nasıl soğuk ayrılığın güneşi
gölgeli bir çınar olan gövdemin
dallarını içten kırınca acı
buzdan bir alçıyla tutuyor beni

ayrılık sabahı ne kadar beyaz
ölümün hüzünlü arkadaşı kar
bana ütülü bir çarşaf hazırlar
bir karanfil tam yüreğimin üstünde
devamını gör...
213.

ayrılık kalpte bir yaradır. ama kanaması sol göğsünden görünür biçimde taşmıyor işte. sen öyle sansan da öyle olmuyor. kan dayanamayıp bir süre sonra avuçlarında bir yerlerden akıp gidiyor.

erkek kadına dedi ki:
-seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
erkek kadına dedi ki:
-seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
kadın erkeğe dedi ki:
-baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
ve ben artık
biliyorum:
toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
kadın sustu.
sarıldılar
bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...
ayrıldılar...
devamını gör...
214.

seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
ışıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;
her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
gölgesindesin diye ecel caka satamaz
sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
insanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.
devamını gör...
215.

bu bizimki

yıkıcı bir aşk bu,
yıkıyor milletin ortasına
tutku yükünü.

bölücü bir aşk,
ekmeği suyu bölüyor
günde üç öğün.

hain bir aşk bu,
sizin eve hırsız girer
onunkine polis.

yasadışı bir aşk ,
evlenmeyi
hiç mi hiç düşünmüyor.

soyguncu bir aşk bu,
en sıradan ezgilerden
sevinçler devşiriyor.

kökü dışarda bir aşk,
dante ile beatrice'inkine
fena öykünüyor.

işgalci bir aşk bu,
samanlık sevişenin diyor
başka şey demiyor.
devamını gör...
216.
"bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yolunaaa,
buğulu gözlerimdeeeen geçmediğin gün-olmazi
benim kadar titremez hiçbir yiğit oğlunaa,
hiçbir ana, kızına bu kadar düşkün olmaz"

bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,
alnından öz kardeşin öpse ben irkilirim,
değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
kimlerin rüyasına girdiğini bilirim!
devamını gör...
217.
diyorum ki
toplasak tası tarağı
kapatsak telefondaki tüm hesapları
hiç kimsenin bilmediği bir köye yerleşsek.
yolları tozlu
evleri gecekondulu
küçük bir bahçesi
bahçesinde köpeği
yemişler dikelim fidandan
biraz da domates falan
aksam erken yatıp
sabah ezanıyla uyansak
ilk önce bahçeye inip
çiğ düşmüş biberleri toplasak
ağaçları sulayıp feslegenleri okşasak
ayagımız topraga bassa
gelen geçenle selamlaşsak.
etrafımızda kuş sesleriyle
balkonda bir kahvaltı
kahvaltıda tereyağlı köy yumurtası
sokakta top oynayan birkaç çocuk
çocuk seslerine karışan sokak satıcıları.
ikindi vakitlerinde asma çardagı altında
komşularla semaverde çay sefası
çilek kokusu getıren meltem esintileri ve
kucaklaşan gönül sohbetleri..
akşam olunca çeksek perdeleri
sobayı yakıp kestane atsak
kıvrılıp miskin bir kedi gibi yerdeki mindere
iliklerimize kadar uykuya dalsak.
diyorum ki gitsek buralardan
ardımızda lüzumsuz telaşlar
heybemizde yeni huzur.
tek derdimiz yumurtlamayan tavuk
çürümüş domates
çiçeğine dolu vurmuş kiraz olsa
ne trafik gürültüsü
ne bir yere yetişme arzusu
tüm bu kargaşayı şehirlere bıraksak
ağrıyan başımızı,
yorgun ayaklarımızı alıp
kirlenmiş ruhumuzla
yola koyulsak..
diyorum ki
gitsek buralardan
ne varsa bizi yaşamaktan alıkoyan
arkamızda bıraksak..

inan durak taş
devamını gör...
218.
seni bulmaktan önce aramak isterim.
seni sevmekten önce anlamak isterim.
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep, hep yeniden başlamak isterim.

özdemir asaf

her şiirine ayrı bir bayılıyorum. bana çok şey hissettiriyorlar. hepsi kalbimde bir sıcaklığa sebep oluyor...
devamını gör...
219.

sen varsın diye kestim ağaran sakalımı,
dişimi fırçaladım, söküğümü diktim.
sen varsın diye aldım yaşamın tozunu,
sularım aydınlanıyor sen varsın diye!..

bir dağbaşı kasabasıydım eskiden,
gündüzü boran, geceleri zehir zıkkım.
sen alıp indirdin beni gerçekliğime,
sen varsın diye kendimle barışığım!..

ormanın uğultusundan sızan reçine,
mermerin çatlağından akan su oldum.
yeni bir dünya buldum eski gövdemde,
sen varsın diye işte bütün bunlar!..

yalan söylemiyorum artık kendime,
varsıllığın aşk olduğunu öğrendim.
şairler yerinsin istedikleri kadar
şiirim yerini buldu sen varsın diye.
devamını gör...
220.
onu kırmış olmalı yaşamında birisi… dinlendikçe, susması, düşündükçe susması… tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi…

söylenmiyor çok şey, susmadan…

tek kişilik miydi bu şehir, sen gidince bomboş kaldı.

insan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince şair olurmuş.
özdemir asaf
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"günün şiiri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim