121.
yalnızlık, benim şiirim.
(bkz: cahit zarifoğlu).
konu bitmiştir arkadaşlar dağılabilirsiniz. yarın ki toplantıya hazırlıklı gelin.
(bkz: cahit zarifoğlu).
konu bitmiştir arkadaşlar dağılabilirsiniz. yarın ki toplantıya hazırlıklı gelin.
devamını gör...
122.
zamandır zamandan öte bir şeydin
yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda .
(ümit yaşar oğuzcan)
yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda .
(ümit yaşar oğuzcan)
devamını gör...
123.
adam şapkasına rastladı sokakta
kimbilir kimin şapkası
adam ne yapıp yapıp hatırladı
bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz
bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar
bir kadın kimbilir kimin karısı
adam ne yapıp yapıp hatırladı.
yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
adam bulut gibiydi, hatırladı
adamın ayaklarının altında
yıldızların yıldız olduğu vardı
adam yıldızlara basa basa yürüdü
çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.
devamını gör...
124.
günün şiiri üstat yunus emre'den gelsin, şiirin ismi ''bir kez gönül yıktın ise''...
bir kez gönül yıktın ise
bu kıldığın namaz değil
yetmiş iki millet dahi
elin yüzün yumaz değil
bir gönülü yaptın ise
er eteğin tuttun ise
bir kez hayır ettin ise
binde bir ise az değil
yol odur ki doğru vara
göz odur ki hakk'ı göre
er odur alçakta dura
yüceden bakan göz değil
erden sana nazar ola
için dışın pür nur ola
beli kurtulmuştan ola
şol kişi kim gammaz değil
yunus bu sözleri çatar
sanki balı yağa katar
halka matahların satar
yükü gevherdir tuz değil.
bir kez gönül yıktın ise
bu kıldığın namaz değil
yetmiş iki millet dahi
elin yüzün yumaz değil
bir gönülü yaptın ise
er eteğin tuttun ise
bir kez hayır ettin ise
binde bir ise az değil
yol odur ki doğru vara
göz odur ki hakk'ı göre
er odur alçakta dura
yüceden bakan göz değil
erden sana nazar ola
için dışın pür nur ola
beli kurtulmuştan ola
şol kişi kim gammaz değil
yunus bu sözleri çatar
sanki balı yağa katar
halka matahların satar
yükü gevherdir tuz değil.
devamını gör...
125.
belirli bi polarda değilim
ama bipolar da değilim
zaten kim ki kararlı dediğin
herkes cenap şahabettin
üç günlük dünyada neleri dert ettin
sonra su almadı mı setin içinden
yeni doğmuş bi bebek pusetinin içinden
masum gülücükler saçmadın mı?
doğuma sevinmedin mi hiç ölüm olmamış gibi
başarıya övünmedin mi görmemişçesine dibi
çok iyi yazarmış gibi yermedin mi edipi
çamur atmadın mı kimseye lafın gelişi
sonra hatırlayınca geçmişi sulanmadı mı gözlerin
tek taraflı olmadı mı her seferinde gözlemin
hiç yalan söyleyip pişman olmadın mı
peki hiç hainlere düşman olmadın mı
öyleyse neden bu kılıfımız
kınamaktan bitap düşmüş kılığımız
kutbum belli olsa ne olur
mayamda insanlık yok mu?
bir gün mutlu olsam ne olur?
yarın ağlamama imkan yok mu?
*kendi yazdığım şiirdir,tüm şairlerden özür dileyerek bu mecrayı kendi sesimi duyurmak için kullanıyorum ben de.*:(
ama bipolar da değilim
zaten kim ki kararlı dediğin
herkes cenap şahabettin
üç günlük dünyada neleri dert ettin
sonra su almadı mı setin içinden
yeni doğmuş bi bebek pusetinin içinden
masum gülücükler saçmadın mı?
doğuma sevinmedin mi hiç ölüm olmamış gibi
başarıya övünmedin mi görmemişçesine dibi
çok iyi yazarmış gibi yermedin mi edipi
çamur atmadın mı kimseye lafın gelişi
sonra hatırlayınca geçmişi sulanmadı mı gözlerin
tek taraflı olmadı mı her seferinde gözlemin
hiç yalan söyleyip pişman olmadın mı
peki hiç hainlere düşman olmadın mı
öyleyse neden bu kılıfımız
kınamaktan bitap düşmüş kılığımız
kutbum belli olsa ne olur
mayamda insanlık yok mu?
bir gün mutlu olsam ne olur?
yarın ağlamama imkan yok mu?
*kendi yazdığım şiirdir,tüm şairlerden özür dileyerek bu mecrayı kendi sesimi duyurmak için kullanıyorum ben de.*:(
devamını gör...
126.
palyaço
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının
belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize
kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi
bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım
herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz
biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde
ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz
umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun
bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!
hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu
gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte
rakı doldurun! eksilmesin
bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz
hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz
hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum
kahrol, kahrol!
diyorum
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz
”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim
ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim
örneğin;
geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim
ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz
kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz
bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi
biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz
haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz.
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının
belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize
kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi
bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım
herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz
biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde
ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz
umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun
bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!
hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu
gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte
rakı doldurun! eksilmesin
bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz
hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz
hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum
kahrol, kahrol!
diyorum
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz
”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim
ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim
örneğin;
geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim
ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz
kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz
bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi
biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz
haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz.
devamını gör...
127.
...ben hiçbir zaman bir kalıpta duramadım
bende bir don dururdu onu da ben sakladım
sözcükler vardı hatta yalancı birkaç cümle
gönlünün içine sokardım en argo hislerle
ben hiçbir zaman bir gemide kalmadım
hep başka limanlar vardı içimde mesela özgürlük gibi
bir kimliğim vardı kaybettim
lubunca bir kalp geçti içimden
yeşillendim...
bende bir don dururdu onu da ben sakladım
sözcükler vardı hatta yalancı birkaç cümle
gönlünün içine sokardım en argo hislerle
ben hiçbir zaman bir gemide kalmadım
hep başka limanlar vardı içimde mesela özgürlük gibi
bir kimliğim vardı kaybettim
lubunca bir kalp geçti içimden
yeşillendim...
devamını gör...
128.
öyle sevdim ki seni
öylesine sensin ki!
kuşlar gibi cıvıldar
tattırdığın acılar.
park - cemal süreya
öylesine sensin ki!
kuşlar gibi cıvıldar
tattırdığın acılar.
park - cemal süreya
devamını gör...
129.
sen yoksun.........
boşuna yağıyor yağmur...
birlikte ıslanmayacağız ki.....
boşuna bu nehir......
çırpınıp pırpırlanması.....
kıyısında oturup göremeyeceğiz ki...
uzar uzar gider..
boşuna yorulur yollar..
birlikte yürüyemiyeceğizki..
özlemlerde ayrılıklar da boşuna
öyle uzaklardayız..
birlikte ağlayamayacağız ki
seviyorum seni boşuna..
boşuna yaşıyorum
yaşamı bölüşemiyeceğiz ki ...
devamını gör...
130.
devamını gör...
131.
yalnızlık
1
yalnız kaldınız sanırsınız,
biliyorum.
yalnız bırakılmışsınız,
biliyorum
ötesi yok.
2
ötesi var:
yalnızlık
müziğin bile seni dinlemesidir.
yalnızlık
insanın kendine mektup yazması
ve dönüp-dönüp onu okuması
yalnızlığın da ötesidir.
özdemir asaf
1
yalnız kaldınız sanırsınız,
biliyorum.
yalnız bırakılmışsınız,
biliyorum
ötesi yok.
2
ötesi var:
yalnızlık
müziğin bile seni dinlemesidir.
yalnızlık
insanın kendine mektup yazması
ve dönüp-dönüp onu okuması
yalnızlığın da ötesidir.
özdemir asaf
devamını gör...
132.
lala,
lolo,
lalo,
lalole.
şiirler içime baygınlık verir. tıpkı bufeci ve domestic gibi.
lolo,
lalo,
lalole.
şiirler içime baygınlık verir. tıpkı bufeci ve domestic gibi.
devamını gör...
133.
bir karış toprak bırakmadıklarında
ayaklarını basacağın,
çiçek olup suda açacaksın,
büyüdükçe büyüyeceksin,
nilüfer nilüfer kokacaksın,
akıntıya karşı direneceksin.
mai derun
ayaklarını basacağın,
çiçek olup suda açacaksın,
büyüdükçe büyüyeceksin,
nilüfer nilüfer kokacaksın,
akıntıya karşı direneceksin.
mai derun
devamını gör...
134.
dedim ben artık bu kızıl şarabı içmem;
üzümün kanıymış bu, ben kan dökmek istemem.
gün görmüş aklım şaşırdı: sahi mi? dedi;
yok canım, dedim; şaka ben nasıl içmem!
üzümün kanıymış bu, ben kan dökmek istemem.
gün görmüş aklım şaşırdı: sahi mi? dedi;
yok canım, dedim; şaka ben nasıl içmem!
devamını gör...
135.
"o büyük ve muazzam zamanda unuttum
kanatlarım çok oldu üşüyor benim
bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
bu yüzden eğik boynum.
bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
dürtme içimdeki narı
üstümde beyaz gömlek var."
birhan keskin.
kanatlarım çok oldu üşüyor benim
bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
bu yüzden eğik boynum.
bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
dürtme içimdeki narı
üstümde beyaz gömlek var."
birhan keskin.
devamını gör...
136.
ketum- murathan mungan
aşıkken tamamlanır
düşmanken yarım kalan tehlike
ketum hançer, çiğ rüzgar
künyendeki kaza benim adım
yatışmaz artık içimde başlattığım hikaye
ben her yerden aşka çıkarım
ırsıdir aşk
babadan oğula geçtiği gibi
geçer bir aşktan diğerine
ruhumu beklet, dağı ertele
dönülmez sözler verdim
döndüğümde çaresine bakarım.
aşıkken tamamlanır
düşmanken yarım kalan tehlike
ketum hançer, çiğ rüzgar
künyendeki kaza benim adım
yatışmaz artık içimde başlattığım hikaye
ben her yerden aşka çıkarım
ırsıdir aşk
babadan oğula geçtiği gibi
geçer bir aşktan diğerine
ruhumu beklet, dağı ertele
dönülmez sözler verdim
döndüğümde çaresine bakarım.
devamını gör...
137.
kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler.
künyeni almak için, partiye ettim telefon
bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler.
neyzen tevfik
kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler.
künyeni almak için, partiye ettim telefon
bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler.
neyzen tevfik
devamını gör...
138.
"hayat kısa, kuşlar uçuyor."
bu nasıl bir ölüm dansı zamanla ?
"kuş ölür, sen uçuşu hatırla."
her anıyla kalbim uçmak istiyor.
bu nasıl bir ölüm dansı zamanla ?
"kuş ölür, sen uçuşu hatırla."
her anıyla kalbim uçmak istiyor.
devamını gör...
139.
seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
ışıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;
her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
gölgesindesin diye ecel caka satamaz
sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
insanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.
devamını gör...
140.
yorgun gözümün halkalarında
güller gibi fecr oldu nümâyân,
güller gibi... sonsuz, iri güller
güller ki kamıştan daha nâlân;
gün doğdu yazık arkalarında!
altın kulelerden yine kuşlar
tekrârını ömrün eder i'lân.
kuşlar mıdır onlar ki her akşam
âlemlerimizden sefer eyler?
akşam, yine akşam, yine akşam
bir sırma kemerdir suya baksam;
üstümde semâ kavs-i mutalsam!
akşam, yine akşam, yine akşam
göllerde bu dem bir kamış olsam!
devamını gör...