321.
insan olan vatanını satar mı?
suyun içip ekmeğini yediniz.
dünyada vatandan aziz şey var mı?
beyler bu vatana nasıl kıydınız?

onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler,
götürüp kâfire: "buyur..." dediler.
beyler bu vatana nasıl kıydınız?

eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
oturmuş göğsüne teksaslı çavuş.
beyler bu vatana nasıl kıydınız?


günü gelir çark düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
günü gelir sualiniz sorulur:
beyler bu vatana nasıl kıydınız?


- nazım hikmet ran
devamını gör...
322.
mümkünâtın yoktu senin
sürüncemede kalan bir ihtimal değil
kopup gitmiş bir kesinliktin
yenilmek değil en acı olan
defalarca da yaşansa yine değil
yenildiğini dahi bilmemek
beklemek çareden ve beklenenden uzak
istek şarkıydın sen soliste rica ettiğim
o şarkıyı yalnız söylerken hep detoneydim
ben seni unuturken sen beni bilme bile
en acısızı bu
devamını gör...
323.

gecenin dürüstlüğünden herkes kuşkulanır
korkulur o kuş yüklü iniltilerden
ve mor ağzını gecenin kumuna batıran ben
çağdaş serüvenler adına
bütün fotoğraflarını yakan
yakan ve bekleyen.

çarpar yüzü bir çocuğun mezarlara
yine de ağartamaz tanımını gecenin.
ezgisiz ama esnaf bakışlarıyla soyunan bir kadın
ayartılmaya uygun o çok baygın yerlerim
ağartamaz
çünkü çocuklar yağız bir öpüşle korunur
ben yakarım çağımın ellerini. ben bekliyenim.
gecenin kıyısında benden konuşulur.

kara bir irin akıyor
öpünce o yıkılmış gülüşünden çocukların.
kara bir salgıdır çünkü büyük
serüvenler ve çocukların soluk alışları da.
ürker herkes üşümüş bir anahtar olagelmekten
bir çocuğun şehri çarpar yüzümün varoşlarına
.


ismet özel - bir ağrı yakıldıkça sevilmeli
devamını gör...
324.
eğer

o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
kalp,göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer…

düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman
meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer…
rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer…
uykusuzluklar yıkıp geçmezdi kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer…
gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden de onlar payını almasaydı eğer…
ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer…

sen gittikten sonra yalnız kalacağım
yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse?

evet sevgili,
kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer…

can yücel
devamını gör...
325.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
326.
dayanamadım yine şiir yazdım

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
327.
yüzde ısrar etme
doksan da olur
insan dediğin
noksan da olur
sakin büyüklenme elde neler var
bir ben varım deme
yoksan da olur
hatasız dost arayan
dosttan da olur.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"günün şiiri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim