beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.

orhan veli, veli'nin oğlu.
devamını gör...

yalnızlığın sesinden bir resim yaptım
karanlık kalabalıklardan süzdüm ışığını.
akşamüstleriyle boyadım vazgeçen ağzını
parmaklarını uzattım gece suları gibi ıssız
salkımsöğütlerden bir beden çizdim usul
hiçbir rüzgârın duruşunu bozamadığı
bütün yağmurları topladım yapraklarına.
sonra tüm yolcuların silindiği bir ufuk
örttüm kâkülleriyle alnının üşümesini.
puhu kuşlarının avazını yerleştirdim
dudaklarına
uzanıp uzanıp öptüm sonra acıyla.
gözlerini kapalı çizdim görmesinler diye
kimseyi
madem görmeyecekler bundan sonra beni.
astım saçlarından odamın boşluğuna...


uzun sustum, ey durmadan konuşanlar
geçmedi üşümem
ben bir aşkın kar yağışından geliyorum...
devamını gör...
ölüyorum tanrım
bu da oldu işte.

her ölüm erken ölümdür
biliyorum tanrım.

ama, ayrıca, aldığın şu hayat
fena değildir…

üstü kalsın…


(bkz: cemal süreya)
devamını gör...
için temiz olmadıktan sonra
hacı hoca olmuşsun, kaç para!
hırka, tesbih, post, seccade güzel:
ama tanrı kanar mı bunlara?

mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
bin bir derde düşer, canlarından bezerler.
öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
onlar gibi olmayana adam demezler.

yel eser, umutlar savrulur gider;
sensiz, bensiz kalır bağlar bahçeler;
altın gümüş nen varsa harcamaya bak!
ölür gidersin, düşmanın gelir yer.

sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
iki başımız var, bir tek bedenimiz.
ne kadar dönersem döneyim çevrende:
er geç baş başa verecek değil miyiz?

şu dünyada üç beş günlük ömrün var,
nedir bu dükkanlar, bu konaklar?
ev mi dayanır, bu sel yatağına?
bu rüzgarlı yerde mum mu yanar?

ömer hayyam
devamını gör...
deniz yok
yıldızlar arkadaşım
ya bu gece harikalı bir şeyler olsun
yahut bir bomba gibi
infilak edecek başım
(...)
attila ilhan
devamını gör...
özdemir asaf lavinia şiiri beni benden alır
devamını gör...
suskun duvarda sisli bir aynadır baktığım
aynanın ardında kara gölgeler
milyon parçaya ayrılmış görüntüler
her köşede sancılı birkaç anı
tiz çığlıklar, kahkahalar, eski bir şarkı
ve bir yerlerde ağlayan bir çocuğun hıçkırıkları...
bir ben varım aynada bakıp da göremediğim
bir de tanıyamadığım tanıdıklarım.
tanıyamadığım bir yolda
tanıyamadığımız bir hedefe doğru yürüyoruz
yavaş yavaş.

-fıstıklıbörek-
devamını gör...
her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti ömür hanım
devamını gör...
saat çini vurdu birden: pirinççç
ben gittim bembeyaz uykusuzluktan
kasketimi eğip üstüne acılarımın
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
karanlık her sokaktaydın gizli her köşedeydin
bir çocuk boyuna bir suyu söylerdi. mavi.
bir takım genç anneleri uzatırdı bir keman
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa

yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutamadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutamadım
karım olan karnını ve önlerini
orospum olan yanlarını ve arkalarını
işte bütün bunlarını bunlarını bunlarını
nasıl unuturum hiç unutamadım
kibrit çak masmavi yanardı sesin
ormanlara ormanlara yüzünün sesi
en gizli kelimeleri akıtırdı ağzıma
şu karangu şu acayip şu asyalı aşkın
soluğu kesen ağulayan ormanlarında
yaşadım o kısa ve korkunç hükümdarlığı
ve çarpıntılı yüreğim saçlarının akıntısında
karadeniz'e karışırdı ordan akdeniz'e
ordan da daha büyük sulara

geceyse ay hemen tazeler minareleri
kur'an sayfaları satılan sokaklardan
ölüm bir çeşit sevgiyle uçar
ölüm uçar çocuk yüzlere
ben o sokaklardan ne kadar geçtim
damağımda dilinin yosunlu tadı
önce buğulu sonra cam gibi parlak sonra buğulu yine
bir takım tavşanları andıran bir takım su hayvanlarını
pazartesi günlerini ve haftanın öbür günlerini
yani salı çarşamba perşembe cuma cumartesi

bir başak ufak ufak bildirir konya'yı
o başakta o konya'da seni ararım
ben şimdilerde her şeyi sana bağlıyorum iyi mi
altın ölçü çift ölçü ve altın karşılıksız
para basma yetkisini fırat'ın suyunu palandöken'i
erzincan'ın düzünü asma bahçelerin dibini
antalya'nın denizini o denizin dibini
beş türlü yengeç yaşıyan sularında
çağanoz adi pavorya çingene pavoryası ayı pavoryası bir de çalpara
bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
sen kalabalıkta bulup bulup kaybettiğim kimya
yokluğun gayri şurdan şuraya geldi
bir günler şölenlerle egemen ülkende
şimdi iri gagalı yalnızlıklar dönüyor
n'olur ağzından başlıyarak soyunmaya
bir kez daha sür hayvanlarını üstüme üstüme
çık gel bir kez daha çıkıntılardan
çık gel bir kez daha bozguna uğrat
devamını gör...
"is tutmuş bir gaz lambası duvarda
bir ince tülbent, bağıran bir adam
yarasaların biçip giydirdiği bir uykulu avlu
her yıldızla yüzünden yüzümüze inen
bir akşam kızıllığı, bir gözyaşı şarkısı...

annem benim
neden yorgunluktan ve merhametten başka
fotoğrafın yok evimizde."

şükrü erbaş
devamını gör...
...

ah güzel ahmet abim benim
gördün mü bak
dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli değil
bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar.

ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
mendilimde kan sesleri.

edip cansever
devamını gör...

bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil bu anılacak şey değil
apansız geliyor aklıma

neredeyse gün doğacaktı
herkes gibi kalkacaktınız
belki daha uykunuz da vardı
geceniz geliyor aklıma

sevdiğim çiçek adları gibi
sevdiğim sokak adları gibi
bütün sevdiklerimin adları gibi
adınız geliyor aklıma

rahat döşeklerin utanması bundan
öpüşürken bu dalgınlık bundan
tel örgünün deliğinde buluşan
parmaklarınız geliyor aklıma

nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
kahramanlıklar okudum tarihte
çağımıza yakışan vakur, sade
davranışınız geliyor aklıma

bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil unutulur şey değil
çaresiz geliyor aklıma.
devamını gör...
deniz uzaklaşıyor gitgide
ufuk çekiliyor
kumsal genişliyor
kısalıyor adımlarımızsa

kumlar mı?
makina ölüleri, füze artıkları, sakat uydularla
barbar medya, gazeteler, zor söylemleri
bilimsiz karmaşa
yaz oysa
en güzel orda yazlardı

kabuklaşabilir akrep kendi hızında
yılanların derileri demirden
düşlerimiz kırılıp ufalanıp
gelincikler soluyor dokunmadan
deniz uzaklaşıyor

deniz uzaklaşıyor gitgide
uçurumlar akan ırmak o deli
yok şimdi
yalnızlığın damarını besliyor
kirli yoğun kandırılmış suyla

biz mi? biz değiliz, önceki dün bugün başka
dokumuzu değiştiriyorlar hızlı vuruşlarla
tutunamıyoruz ilgilerimize, sevgilerimize
ve aşka
deniz uzaklaşıyor

gülten akın
devamını gör...
nasıldı
önce sevinç uyutmadı beni
sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece
ikiside gidince başımdan
uyudum, ama ah, her mayıs gecesi
bir kasım sabahı getirdi ardından
senin derdin benimdi
benimki senin
paylaşmazsam bir sevinci seninle
yoktu benimde sevincim.

bertolt brecht
devamını gör...
"bana, huzurun merhemini verir misiniz?
iltihaplı kalbimin içine sürmek istiyorum..."
devamını gör...
sen aklıma düşersin ben kaldırırım.
hem bu vesileyle ellerini de tutmuş olurum
o güzel gözlerine kafamı daldırırım,
bu bahaneyle özlemini de yutmuş olurum


insanım sevmek farzıdır doğamın.
seni bir kaşık sevgide boğarım.
hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadım o anı
ölsem de seninle yeniden doğarım.

körsem de ben seninle görürüm
mis kokun bulmamı sağlar yönümü.
unutmadan anarım her yıl dönümü
bana değ ellerinden olsun ölümüm, yeter ki


senden gelen ölüm olsa varım
ölüm olsan bana gelsen yarım.
seninle aynı hayallere varıp
mutlu olabiliriz belki yarın.

bir yanardağa akarsular yutturmuşsun
kim bilir kaç yangını tutuşturmuş su.
bir ayrılık hikayesi tutturmuşsun
aşkı kendi kendine unutturmuşsun.


beni kaybettiğini almıyorsa beynin
sevgilim sana öğüt verecek değilim.
cümlelere hükmetse de beynim
sonuçta kalemim senin önünde eğilir.

sokup durmasınlar onu kafama
önünde o eğilir ben yapamam.
ben yaparım takma sen kafana
o çıkış yollarını sen kapama.


sen bu cinayete ortak olma
gülüm senin suçun korkak olmak.
ben varım bu kadar korkak olma
tek yapacağın benimle ortak olmak.

sev beni elini korkak alıştırma.
yerim seni katiyen atıştırmam.
patla bana hislerini yatıştırma.
sen beni sev gerisini karıştırma.


sen gel de bir gör sana sakladığımı
ki ben bir kibrit çöpü yerine yakmadığınım.
farkındayım hiç arkana bakmadığının
biliyorum yine de beni içinde akladığını.

çünkü içindeyim çünkü senin için aktır!
kapkarayım çünkü beni senin aşkın yaktı!
çok bilgeye sordum ne çok kitaba baktım
seni seviyorum çünkü seni sevmek haktır!


seni özlüyorum çünkü özlenecek birisin.
herkes mutlu kavuşturamadık bir bizi.
gözüm üstünde çünkü gözlenecek gibisin.
ayrı ayrı özgürken biz asıl esir biziz.

seni diliyorum kesintisiz.
nasıl bir bahar sen nasıl bir esintisin?
nasıl güzel bir sesin tizi
taşıdığın nasıl bir kahramanlığın izi?


nasıl hayatta kaldın benden uzaklarda?
burada sensiz her adımda tuzaklar var.
acaba ne bekliyorsun uzaklardan
bende olmayan ne var ki o zatlarda?

güven mi? ben kendime güveniyorum
dönmesin diye tutuyor dümeni kolum.
hiç şereflendirmedi dümeni yolun
sadece hislerime güveniyorum.


sadece onlar bana inanmanı sağlar.
duygularıma gem vuramaz yasalar.
cezamı tüketemedim saya saya
daha iyidir kafama silah dayasalar!

daha mı iyi olacak seni unutursam?
kötü mü olur içimde bir umut dursa?
daha da kötüsü ya sen beni unuttuysan?
ya bütün bu yaşadıklarım kuruntuysa?


ben bu filmi gördüm kötü bitiyor.
boşa yorulma istersen kapat yat.
bir seviyor bir sevmiyorsun
fakat bu oyun değil papatyam.

canfeza
devamını gör...
kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
su olsan kimse içmez,
yol olsan kimse geçmez,
elin adamı ne anlar senden
çıkarsın bir dağ başına,
bir ağaç bulursun
tellersin pullarsın
gelin eylersin.
bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün
bir de bulutları görürsün
köpürmüş gelen bulutları
başka ne gelir elden?

çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı
tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı!
*
devamını gör...
avucuna bırakıp yüzümü daldığım rüyanın uykusuydu yüzüne geceyi giydirip saldığın selam
içime içime kırıldım çarptığın yerlerimden duymadın mı dolmadı boşluklarım ziyan oldu her kelam

güzlerinden arta kalan üşümüş yazım hüzünlü aklansın diye baharla durmadan yağmur yıkar yüzümü
akar boğazımdan geceye dilimin telaşları yutkunurum yangının davetidir tüküremem közümü

acıyordu acısı acısıyla acıdım
acısıyla acırken acımla acımasın
acımasın acımla acıma acımasın

devamını gör...

hangi mahallede imam yok,
ben orada öleceğim.
kimse görmesin ne kadar güzel,
ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

ölüler namına, azade ve temiz,
meçhul denizlerde balık;
müslüman değil miyim, haşa,
fakat istemiyorum, kalabalık.
beyaz kefenler giydirmesinler,
sızlamasın karanlığım havada.
omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
ki bütün azalarım hülyada.

hiçbir dua yerine getiremez,
benim kainatlardan uzaklığımı.
yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
çılgınca seviyorum sıcaklığımı...
devamını gör...
100.
akarsu aklımda
ağlaması acının
akar
akar
akar
ağzımdan
anlam arayan aşık avcılar
ardıç ağaçları artık avutmaz
alnımda atlanır
antik
ağrılar

devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"günün şiiri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim