201.
bir halay kırıklığı değildir. halaylar kırılmasın gerisi hallolur.
devamını gör...
202.
hayal kırıklığı dediğimiz şeyin önemli bir kısmını aslında biz kendimiz üretiriz. mesele çoğu zaman dış dünya değil, bizim o bitmek bilmeyen beklenti kurma alışkanlığımızdır. beynimiz resmen bir “beklenti makinesi” gibi çalışıyor; hormonlar, geçmiş deneyimler ve biraz da ego karışınca ortaya kaçınılmaz bir senaryo çıkıyor. sonra gerçeklik geliyor ve o senaryoyu sessizce yırtıp çöpe atıyor.
insan burada kendini biraz fazla merkeze koyuyor. biri geç cevap verince, bir cümleyi eksik kurunca, bir gün ilgisi azaldı diye hemen içerde mahkeme kuruluyor. saatlerce analiz, yorum, çıkarım… halbuki ortada çoğu zaman “bize yapılmış” özel bir şey yok. sadece karşımızdaki insanın kendi hali var. ama biz onu alıp kendimize yazıyoruz.
en klasik tuzak şu: “ben böyle düşündüm, o zaman bu böyle olacak.” çocukken mahallede “bu sefer ben kaleci olayım” diye tutturup olmayınca yaşanan hayal kırıklığıyla, yetişkinlikte birinin “farklı” olduğunu düşünüp sonra değiştiğini sanmak aslında aynı yerden çıkıyor. sadece oyunun adı değişiyor.
insanlara gelince iş daha da karışıyor. birkaç iyi an yaşayınca hemen içerden bir ses başlıyor: “bu sağlam”, “bu üzmez”, “bu kalıcı.” oysa kimse sana böyle bir garanti vermedi. ortada imzalanmış bir sözleşme yok. kimse “seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağım” diye taahhüt etmedi. zaten edemez de. herkes kendi iç savaşıyla meşgul.
bizim yaptığımız şey, kendi çizdiğimiz resmi gerçek sanmak. sonra o resim bozulunca “ihanet” diye isim koymak. halbuki çoğu zaman ihanet falan yok, sadece yanlış okuma var.
çözüm beklentiyi sıfırlamak değil ama biraz aşağı çekmek. “bu da insan” diyerek başlamak. çünkü neyin ne kadar gerçek olduğunu baştan bilemezsin zaten. en azından o zaman bir şeyler ters gittiğinde dünya başına yıkılmıyor. sadece “beklediğim gibi olmadı” diyorsun ve devam ediyorsun.
hayal kırıklığı yaşamak normal. anormal olan, her seferinde onu büyütüp içimizde dev bir hikâyeye çevirmek. çocukken küçük şeylerde oluyordu, şimdi daha büyük konularda oluyor. ama hissin kendisi aynı kalıyor. sadece dekor değişiyor.
insan burada kendini biraz fazla merkeze koyuyor. biri geç cevap verince, bir cümleyi eksik kurunca, bir gün ilgisi azaldı diye hemen içerde mahkeme kuruluyor. saatlerce analiz, yorum, çıkarım… halbuki ortada çoğu zaman “bize yapılmış” özel bir şey yok. sadece karşımızdaki insanın kendi hali var. ama biz onu alıp kendimize yazıyoruz.
en klasik tuzak şu: “ben böyle düşündüm, o zaman bu böyle olacak.” çocukken mahallede “bu sefer ben kaleci olayım” diye tutturup olmayınca yaşanan hayal kırıklığıyla, yetişkinlikte birinin “farklı” olduğunu düşünüp sonra değiştiğini sanmak aslında aynı yerden çıkıyor. sadece oyunun adı değişiyor.
insanlara gelince iş daha da karışıyor. birkaç iyi an yaşayınca hemen içerden bir ses başlıyor: “bu sağlam”, “bu üzmez”, “bu kalıcı.” oysa kimse sana böyle bir garanti vermedi. ortada imzalanmış bir sözleşme yok. kimse “seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağım” diye taahhüt etmedi. zaten edemez de. herkes kendi iç savaşıyla meşgul.
bizim yaptığımız şey, kendi çizdiğimiz resmi gerçek sanmak. sonra o resim bozulunca “ihanet” diye isim koymak. halbuki çoğu zaman ihanet falan yok, sadece yanlış okuma var.
çözüm beklentiyi sıfırlamak değil ama biraz aşağı çekmek. “bu da insan” diyerek başlamak. çünkü neyin ne kadar gerçek olduğunu baştan bilemezsin zaten. en azından o zaman bir şeyler ters gittiğinde dünya başına yıkılmıyor. sadece “beklediğim gibi olmadı” diyorsun ve devam ediyorsun.
hayal kırıklığı yaşamak normal. anormal olan, her seferinde onu büyütüp içimizde dev bir hikâyeye çevirmek. çocukken küçük şeylerde oluyordu, şimdi daha büyük konularda oluyor. ama hissin kendisi aynı kalıyor. sadece dekor değişiyor.
devamını gör...
203.
hayalleri sonuçtan ibaret görmek yerine bir yol olarak görüp o yolun tadını çıkarmak gerekiyormuş gibi geliyor bana. insan hayatı boyunca hayaller kurabilmeli.
devamını gör...
204.
benimkiler kırılmıyor
yıkılıyor
ama yeniden
yeniden kuruyorum
hayalsiz yaşanmıyor
yıkılıyor
ama yeniden
yeniden kuruyorum
hayalsiz yaşanmıyor
devamını gör...
205.
hayatta iyi yapabildiğin tek şeyi de aslında iyi yapamadığını, hiç sevilmediğini ve sevmeyi unuttuğunu, yaşamaktan çok hayatta kaldığını, aynı cümleleri tekrar tekrar kurduğunu, yalnızlığını, kalabalığın anlamsızlığını fark edince hayaller kırılır.
devamını gör...
206.
üstüne söylenecek çok şey var ama yine de kalp kırıklığından iyidir.
çünkü, kişi burada kendi iç bilgeliğine ihanet ediyordur ve bu düzeltilebilir bir şey.
tamamen yanılmayı istememekle alakalı.
çünkü, kişi burada kendi iç bilgeliğine ihanet ediyordur ve bu düzeltilebilir bir şey.
tamamen yanılmayı istememekle alakalı.
devamını gör...
207.
kırılır ama eğilmez hayallerimiz var. her seferinde yenisini yapıp en sert şekilde kırmaktan korkmadığımız.
devamını gör...
208.
(bkz: disenchantment)
devamını gör...
209.
üzücü bişey..
affedin ergenlerimi de kırılmamış olsun..
"güzeller içinden bir padişahı seçtim" şeklindeki 0-3 yaş zekasıyla mı yola devam ?
hadi ya...
ben de "şu bölümde çok koca var" ergeni olsam zeka yaşına bakmazdım ama...
neymiş efendim: haksızlık....
politika haklıdan değil kendinden yanadır azizim...
eşlerine bakın politikacıları alın derim..
affedin ergenlerimi de kırılmamış olsun..
"güzeller içinden bir padişahı seçtim" şeklindeki 0-3 yaş zekasıyla mı yola devam ?
hadi ya...
ben de "şu bölümde çok koca var" ergeni olsam zeka yaşına bakmazdım ama...
neymiş efendim: haksızlık....
politika haklıdan değil kendinden yanadır azizim...
eşlerine bakın politikacıları alın derim..
devamını gör...
210.
bu kalp bir sana inandı ama
en güvendiklerim beni vurmuşlar..
en güvendiklerim beni vurmuşlar..
devamını gör...
211.
insan, değer verdiği kişi tarafından aptal yerine konduğunu anladığı anda kandırılmaktan çok, kalbini bu kadar ucuza emanet etmiş olmaktan utanır.
devamını gör...
212.
213.
kalp kırılmasının kardeşi. sesini sadece allah duyar.
devamını gör...
214.
her gece bana bir bisiklet vermesi için tanrıya dua ettim, ancak tanrının çalışma prensibinin bu olmadığını anlayınca köpek gibi çalışıp kendime bisiklet aldım, hayırdır kardeş, çalsa mıydım? sen hikaye nasıl bitecek zannettin!
devamını gör...
215.
itiraf gibi. yani hepsi hayaldi. aynada beliren görüntü gibi. ayna kırılınca görüntüler gitti. kalp kırılmasından daha iyi bir durum. adı üstünde hayal. uzatmanın manası yok gibi.
devamını gör...
216.
beklentilerini haddinden fazla yüksek tutma ki yere sertçe düşmesinler.
devamını gör...
217.
zaman geçtikçe alışırsınız.
devamını gör...
