ilginç etimolojik bağlantılar
başlık "ışıkhüzmesindegezendoga" tarafından 09.11.2020 00:21 tarihinde açılmıştır.
101.
"insan" kelimesi "nisyan" ve "ünsiyet" kısaca unutan ve bağlanan.
devamını gör...
102.
atlıkarınca'ya neden karıncayla bağlantısı olmamasına rağmen atlıkarınca denmiş biliyor musunuz?
ordaki karınca aslında karınca değil, italyanca "araba" anlamına gelen "carrozza" yani kelime aslında atlı araba ama biz carrozza'yı karınca yapmışız. atlıkarınca kalmış. :)
ordaki karınca aslında karınca değil, italyanca "araba" anlamına gelen "carrozza" yani kelime aslında atlı araba ama biz carrozza'yı karınca yapmışız. atlıkarınca kalmış. :)
devamını gör...
103.
pençe farsça beş anlamına gelen penç kelimesinden gelir, aslan, kaplan, leopar gibi büyük kedigillerin beş parmağı olmasından hareketle pençe adı verilmiştir.
devamını gör...
104.
sözlükte okumayı en sevdiğim başlıklardan birisidir.
devamını gör...
105.
yıllar önce yaptığı tatlılar gayet meşhur olan bir tatlıcı varmış. öyle ki tatlıcının önünde kuyruklar olurmuş. bu tatlıcının güzel ve şişmanca bir sevdiği varmış. tatlıcı kızı o kadar seviyormuş ki en meşhur tatlısına kıza ithafen 'şişmaniye' adını vermiş.
gel zaman git zaman bunlar evlenmiş ama evlilikleri umdukları gibi gitmemiş ve ayrılmışlar. evlendiğine pişman olan tatlıcı tatlısına 'pişmaniye' adını vermiş.
güzel hikaye ama yanlış. “pişmaniye”nin “pişmanlık” ile hiçbir alakası yok. “pişmaniye” sözü, farsçada "yün, yapağı" anlamındaki “peşm (پشم)” kökünden türemiştir.
aynı kökten "yünden yapılmış" anlamına gelen “peşmin/peşmine" ve "derviş" anlamına gelen "peşmine-pûş" kelimeleri de türemiştir.
gel zaman git zaman bunlar evlenmiş ama evlilikleri umdukları gibi gitmemiş ve ayrılmışlar. evlendiğine pişman olan tatlıcı tatlısına 'pişmaniye' adını vermiş.
güzel hikaye ama yanlış. “pişmaniye”nin “pişmanlık” ile hiçbir alakası yok. “pişmaniye” sözü, farsçada "yün, yapağı" anlamındaki “peşm (پشم)” kökünden türemiştir.
aynı kökten "yünden yapılmış" anlamına gelen “peşmin/peşmine" ve "derviş" anlamına gelen "peşmine-pûş" kelimeleri de türemiştir.
devamını gör...
106.
etimoloji dipsiz bir kuyu, in in bitmez.
daha önce "damsız girilmez" kalıbını duymuşsunuzdur. peki buradaki dam ne?
hint-avrupa dilinde "ev, ev halkı" anlamında "dem" diye bir kök vardır. bu kökten, fransızcada "kadın" anlamına gelen "dame" sözcüğü ve bununla birlikte "madam, matmazel" kelimeleri türemiştir. işte damsız girilmez'in dam'ı kadın anlamına gelen dame.
daha önce "damsız girilmez" kalıbını duymuşsunuzdur. peki buradaki dam ne?
hint-avrupa dilinde "ev, ev halkı" anlamında "dem" diye bir kök vardır. bu kökten, fransızcada "kadın" anlamına gelen "dame" sözcüğü ve bununla birlikte "madam, matmazel" kelimeleri türemiştir. işte damsız girilmez'in dam'ı kadın anlamına gelen dame.
devamını gör...
107.
sırbistan'dayken lokuma rahatluk (рахатлук) dendiğini öğrendim. ama lokum da diyorlardı. lokum kelimesi sırpçaya türkçeden geçmişti ama lokum kelimesinin türkçe olmadığı kesindi. sonra araştırdığımda kelime kökünün arapçadan geldiğini öğrendim. rahat al- hulkum (hulkum=boğaz) yani boğazı rahatlatan.
devamını gör...
108.
papirüs sözcüğü, bugün ingilizce'de "kağıt" yerine kullanılan "paper" sözcüğünün de kökenini oluşturur. aynı bunun gibi türkçe'de argo "papel" sözcüğü de aynı yoldan geliyor.
devamını gör...
109.
paradise (ing. cennet).
firdevs (kur'an'da cennetin isimlerinden).
firdevs (kur'an'da cennetin isimlerinden).
devamını gör...
110.
anchor, yani çapa anlamına gelen kelimenin kökeni hititçe ankuwa'ya kadar dayanıyor.
ankuwa neresi peki? evet! ankara!
ankuwa neresi peki? evet! ankara!
devamını gör...
111.
ingilizce'deki anchor yunanca ankyra (okunuşu anküra) kelimesinden gelmektedir. her ikisi de gemi çapası anlamı taşımakla birlikte, yunanca'dan latince'ye oradan da batı dillerine (ingilizce vs) anchor şeklinde geçmiştir. ankara ile gemi çapasının alakası da; tarihte ankara civarına yerleşen galatlar'ın katıldıkları bir savaşın ardından yurtlarına dönerlerken yanlarında savaş ganimeti olarak gemi çapası getirmeleri ile alakalı olduğu rivayet edilir.
ankuwa'nın ankara'ya lokalize edilmesi ile alakalı öneriler mevcut olmakla birlikte, bu önerilerle alakalı hiçbir somut veri şu an için mevcut değildir. ankara'ya ek olarak yanlış hatırlamıyorsam orta anadolu'da bir başka höyük yerleşiminin de ankuwa olabileceği dillendirilmektedir.
yüce türk milletine saygılarımla...
ankuwa'nın ankara'ya lokalize edilmesi ile alakalı öneriler mevcut olmakla birlikte, bu önerilerle alakalı hiçbir somut veri şu an için mevcut değildir. ankara'ya ek olarak yanlış hatırlamıyorsam orta anadolu'da bir başka höyük yerleşiminin de ankuwa olabileceği dillendirilmektedir.
yüce türk milletine saygılarımla...
devamını gör...
112.
en önemli bir şey veya varlığa dikkat kesilmek anlamına gelen odaklanmak sözcüğü. yabancı dillerde ve bizimde bir şekilde dilimize kattığımız fokus'lanmak sözcüğü. ikisi de aynı anlama gelir. ilki öz be öz türkçe, ikincisi ise latince sözcüktür. ikisinin de anlamı "ateş yanan yer" demektir.
bundan başka kullandığımız bir sözcük daha var. o sözcük de mihrak oluyor. son zamanlarda dış mihraklar ile dilimizden düşmüyor. işte bu mihrak da odak sözcüğünün arapça karşılığı oluyor. bu sözcük de ateşle ilgili. arapça'da yakma aracı anlamına gelen haraka sözcüğünden gelmektedir. odun ve kömür satılan yere de mahrukatçı deriz. mahrukatçı sözcüğünün kökeni de buradan gelmektedir.
bundan başka kullandığımız bir sözcük daha var. o sözcük de mihrak oluyor. son zamanlarda dış mihraklar ile dilimizden düşmüyor. işte bu mihrak da odak sözcüğünün arapça karşılığı oluyor. bu sözcük de ateşle ilgili. arapça'da yakma aracı anlamına gelen haraka sözcüğünden gelmektedir. odun ve kömür satılan yere de mahrukatçı deriz. mahrukatçı sözcüğünün kökeni de buradan gelmektedir.
devamını gör...
113.
ingilizcede "tuz" anlamına gelen "salt"ın salary yani maaş kelimesi ile derin bir ilişkisi var. şöyle ki; roma imparatorluğu askerlere maaş olarak tuz dağıtıyormuş zamanında. bununla birlikte askere tuz dağıtımı sadece romalılarla da sınırlı değil. bir makalede eski türk devletlerinde askere tuz ve ekmek dağıtıldığını okumuştum efendim. öğrendiğimde çok ilginç gelmişti.
devamını gör...
114.
tengri kelimesi çok daha eski tarihten gelmedir, ilk yazan yer orhun yazıtlarıdır doğrudur ama kelime çok daha eski bir zamandan gelmedir. yenge kelimesi de eski tarihte "kadınların sadıcı" olanlara deniyordu. sonradan ise yabancı gelinlere söylenmeye başlanmıştır, en son ise bugünkü halini almıştır.
devamını gör...
115.
"komşu komşunun külüne muhtaçtır." peki kim bu komşu?
türklerin attan yere indikleri ya da göç ettikleri bir yere yerleşmeleri "konmak" anlamına gelmekteydi. bu konma eyleminden de "konuşu" kelimesi türemiş. daha sonra da bu söz "konşu" olarak kullanılmış ve zamanla "komşu" haline gelmiş.
türklerin attan yere indikleri ya da göç ettikleri bir yere yerleşmeleri "konmak" anlamına gelmekteydi. bu konma eyleminden de "konuşu" kelimesi türemiş. daha sonra da bu söz "konşu" olarak kullanılmış ve zamanla "komşu" haline gelmiş.
devamını gör...
116.
birine taziyede bulunurken kullanılan "başın sağ olsun" cümlesindeki baş yara anlamında kullanılmaktadır. sağ olmak ise yaşamak anlamına gelmeyip sağalmak (iyileşmek) sözcüğünün yerini almıştır. "yaran iyileşsin" demek yerine "o öldü ama sen yaşa!" gibi bir dilekte bulunmak bana oldum olası pek hoş gelmemiştir zaten.
devamını gör...
117.
koloni, kolonya ve köln kelimelerinin aynı kökten, latince colonia'dan gelmesi.
öncelikle colonia yine latince colonus'tan geliyor, çiftçi. romalılar fethedilen topraklarda kurulan yerleşmelere ise colonia adını veriyor. çiftçilerin gidip yerleştiği yer gibi bir anlamı var. koloni kelimesi de bu gidip yerleşilen yerden devşiriliyor.
köln şehri de germania eyaletinde kurulan bir koloni. colonia agrippa adıyla kurulmuşken daha sonra yalnızca colonia kalıyor, o da almanca'da köln oluyor.
kolonya ise köln'de üretilmesi sebebiyle fransızca eau de cologne, köln suyu olarak adlandırılıyor. bize ve diğer avrupa dillerine ise kolonya ve cologne olarak geçiyor.
öncelikle colonia yine latince colonus'tan geliyor, çiftçi. romalılar fethedilen topraklarda kurulan yerleşmelere ise colonia adını veriyor. çiftçilerin gidip yerleştiği yer gibi bir anlamı var. koloni kelimesi de bu gidip yerleşilen yerden devşiriliyor.
köln şehri de germania eyaletinde kurulan bir koloni. colonia agrippa adıyla kurulmuşken daha sonra yalnızca colonia kalıyor, o da almanca'da köln oluyor.
kolonya ise köln'de üretilmesi sebebiyle fransızca eau de cologne, köln suyu olarak adlandırılıyor. bize ve diğer avrupa dillerine ise kolonya ve cologne olarak geçiyor.
devamını gör...
118.
beğenmek: eski türklerde toplumsal hiyerarşinin başında beg bulunmaktaydı. bey, toplumda beğenilen, hoşa giden bütün duygu, düşünce ve isteklerin odağında olan bir kelime ve aynı zamanda kavramdı. bu yüzden türkler, hoşa gitmek yerine beg isminden +e- ile fiil yaparak *bege- kelimesini ortaya çıkardılar. beğenme eylemi kişinin kendi bilinç düzeyinde gerçekleştirildiği için bu bege- fiilinin üzerine dönüşlülük eki -n getirilerek beğen- şekli oluşturulmuştur. beğen-, bu yönüyle aslında beye benzemek, onunla özdeş olmaktı.
ali akar, düşünen türkçe.
devamını gör...
119.
botswana tswana ların ülkesi anlamına gelir.
tswana lar söz konusu bölgedeki baskın etnik unsurdur.
çok ta umrumda değil ama bilgi bilgidir.
tswana lar söz konusu bölgedeki baskın etnik unsurdur.
çok ta umrumda değil ama bilgi bilgidir.
devamını gör...
120.
farsçada göğüs sine değil miydi.. türsça herhalde bu.. şaka maka ber bi edattır üst, karşı, denk gibi anlamları vardır. über, over, soprano, hyper gibi kelimelerde görünür kendisi.. belki şiirlerde mecazen göğüs anlamı kazanmış olabilir ama sanmıyorum.
devamını gör...