161.
#2292341
fütursuz sözcüğünün zamansız, yersiz anlamı yoktur.
fütur arapçadan "bezginlik, usanç, bıkkınlık, bezginliğin verdiği gevşeklik ve gayretsizlik" olarak çevrilebilir.
(bkz: http://www.lugatim.com/s/F%...)
fütursuz da hiçbir şeye aldırmayan, önem vermeyen, çekinip korkmayan, pervâsız demektir.(aynı link)
ek olarak fetret sözcüğü de bu sözcüklerle ilintilidir.
devamını gör...
162.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
163.
yunancada penta 5 demektir. pentagon binası ise beşgendir.
devamını gör...
164.
yazıldı mı bilmiyorum ama money (para) kelimesi put manattan gelir. yine azerbaycan para birimi manat'ın kökeni de aynıdır. menat kelimesi para anlamına gelir.
devamını gör...
165.
üstte bir yazarın belirttiği üzere, penta yunancada beş demektir. ancak pentagon binasının beşgen olması ilginç midir? değildir. pentagon zaten beşgen demek çünkü. adı beşgen olan bir binanın beşgen olması size ilginç geliyorsa bilemem ancak bana gelmiyor. buna istinaden bazı çokgen şekillerin isim kökenlerine de bakalım.

yun. tria, üç. triangle; üçgen, üç açısı olan.
lat. rectangulum, doğru açı (dik açı). rectangle; dikdörtgen, dik açılı olan.
yun. pente, beş. pentagon; beşgen, beş açısı olan.
yun. eksi veya heksi, altı. hexagon; altıgen, altı açısı olan.
yun. epta veya hepta, yedi. heptagon; yedigen, yedi açısı olan.
yun. okto, sekiz. oktagon; sekizgen, sekiz açısı olan.
lat. nonus, dokuzuncu. yun. ennea, dokuz. nonagon, enneagon; dokuzgen, dokuz açısı olan.
yun. deka, on. decagon; ongen, on açısı olan.
yun. trapeza, masa. trapezoid; yamuk.
devamını gör...
166.
şeftali farsça tombul erik demektir.
şeft farsça tombul demektir, alu ise erik demektir.
devamını gör...
167.
#2345336 yazarın @göçebe türk bu bilgiye nereden ulaştığını merak etmekteyim. dört farklı etimolojik sözlüğe baktım, böyle bir şey yok.
bakın :

late 15c., "one who acts," from latin agentem (nominative agens) "effective, powerful," present participle of agere "to set in motion, drive forward; to do, perform; keep in movement" (from pıe root *ag- "to drive, draw out or forth, move").

the meaning "any natural force or substance which produces a phenomenon" is from 1550s. the meaning "deputy, representative" is from 1590s. the sense of "spy, secret agent" is attested by 1916.
https://www.etymonline.com/search?q=agent

*ag-
proto-ındo-european root meaning "to drive, draw out or forth, move."

ıt forms all or part of: act; action; active; actor; actual; actuary; actuate; agency; agenda; agent; agile; agitation; agony; ambagious; ambassador; ambiguous; anagogical; antagonize; apagoge; assay; auriga; auto-da-fe; axiom; cache; castigate; coagulate; cogent; cogitation; counteract; demagogue; embassy; epact; essay; exact; exacta; examine; exigency; exiguous; fumigation; glucagon; hypnagogic; interact; intransigent; isagoge; litigate; litigation; mitigate; mystagogue; navigate; objurgate; pedagogue; plutogogue; prodigal; protagonist; purge; react; redact; retroactive; squat; strategy; synagogue; transact; transaction; variegate.

ıt is the hypothetical source of/evidence for its existence is provided by: greek agein "to lead, guide, drive, carry off," agon "assembly, contest in the games," agōgos "leader," axios "worth, worthy, weighing as much;" sanskrit ajati "drives," ajirah "moving, active;" latin actus "a doing; a driving, impulse, a setting in motion; a part in a play;" agere "to set in motion, drive, drive forward," hence "to do, perform," agilis "nimble, quick;" old norse aka "to drive;" middle ırish ag "battle."
devamını gör...
168.
lahmacun: arapça lahm (et) ve acin (yoğrulmuş/hamur) anlamına gelen 2 sözcüğün birleşiminden ortaya çıkmış bir kelimedir.
birebir olarak, yoğrulmuş et gibi bir karşılığı vardır.
buyurun alın bu bilgi ile ne yapmak isterseniz.
devamını gör...
169.
penta 5 demektir. pentagon ise beşgendir...
devamını gör...
170.
(bkz: özgürlük)

öz sözcüğünden türetilmiştir. +gür unsurunun yapısı ve işlevi meçhuldür. belki öz + gür şeklinde bileşik sıfat amaçlanmıştır. osmanlıca hür حرّ sözcüğünden serbest esinlenme söz konusu olabilir.

(bkz: öz)

eski türkçe öz “benlik, kendi” sözcüğünden evrilmiştir. bu sözcük eski türkçe ö- “düşünmek, bilincinde olmak” fiilinden eski türkçe +uz ekiyle türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir.

yani özgür olmak için önce kendi benliğinin farkına varmak gerekiyor.
devamını gör...
171.
biricik kızımın adı zeynep;
arapçada, zeyn (süs) ve eb (baba) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. babasının süsü anlamına gelir
devamını gör...
172.
‘leon’ yunanca ‘arslan’ demek. müslüman yoğunluklu coğrafyadaki genel karşılığı ise ‘esat’. bu isim latince’ye ‘leo’ olarak geçti ve roma’dan avrupa’nın her köşesine yayıldı. yunanca ‘leonidas’ ise ‘arslanoğlu’ anlamına geliyor. arslan’ın ermenice karşılığı ise levon.
leonard ise bizim halk dilindeki ifadeyle ‘aslan parçası’ gibi bir anlama geliyor.
devamını gör...
173.
götürmek fiilinin göt kökünden üretilmiş olması
devamını gör...
174.
pentagon
penta 5 demektir.
pentagon ise beşgendir.
devamını gör...
175.
saye gölge anlamına gelirken senin sayende deyimi ise senin gölgende anlamına gelir.
devamını gör...
176.
ibranice'de kutsal metinlerin okunma seviyelerini oluştutan kavramların baş harfleri yan yana geldiğinde "pardes" kelimesi oluşur ki, meyve bahçesi - bostan gibi bir anlamı vardır.
benzer şekilde farsça firdevs ve ingilizce paradise kelimeleri de aynı kökten gelir.
vallahi bize en sonunda cennet diye nakkaştepe millet bahçesi tadında bir yer verecekler gibi geliyor bazen, korkuyorum lan. *
devamını gör...
177.
tar; iran ve hint coğrafyalarında "tel" demek olan sözcük. aynı zamanda azerbaycan, afganistan ve hindistan’da bir çalgının adı.

bu nedenle;

hindistan'daki tek telli çalgıya "yektar"
türkmenler ve özbekler'in iki telli çalgısına "dutār",
yine hindistan'da üç telli çalgıya "sitār" ya da "sêtār", denir.
sitar zamanla dört telli çalgıya dönüştü ve adı "çartār" oldu.
altı telli çalgı "pançtār" afganistan'da yaygın.

hepimizin bildiği gitar ise sumerce (ĝeš)di-tar sözcüğünden gelir.
devamını gör...
178.
yeşu(yuşa)-yeşua(isa), ezan-müezzin, neşid-münşid, ostane-oblast vb.
devamını gör...
179.
votka kelimesinin kökü rusça'da su anlamına gelen "voda" sözcüğünden gelmekteymiş. illa ki bilenler vardır fakat ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. rusların votkayı su gibi içmesiyle alakalı olabilir diye düşünüyorum
devamını gör...
180.
satürn gezegeni, ingilizce'de şeytan anlamına gelen "satan" kelimesi ve mitolojide "satürn'ün günü" anlamına gelen cumartesi(şabat/sebt), etimolojik olarak birbirleriyle bağlantılıdır: satürn-satan(şeytan)-saturday(satürn'ün günü/saturn's say) (bkz: satürn tapınmacılığı)
yani yahudiler ve müslümanlar, binlerce yıldır şeytani ay tanrıları ile satürn'ü temsil eden örtülü siyah küplere tapıyorlar: yehova-allah, tefilin-kabe ilişkileri
ilgili linkler:
1) twitter.com/ilkadimokumak/s... doruktaki beyin'den ilgili yazı.
2)
ilyas özkan'ın yedek kanalı "ilyas"tan "satürn'den kabe'ye" adlı video
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ilginç etimolojik bağlantılar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim