ilginç etimolojik bağlantılar
başlık "ışıkhüzmesindegezendoga" tarafından 09.11.2020 00:21 tarihinde açılmıştır.
161.
turn a vida = tornavida
future ( gelecek) = fütursuz ( zamansız, yersiz)
future ( gelecek) = fütursuz ( zamansız, yersiz)
devamını gör...
162.
#2292341
fütursuz sözcüğünün zamansız, yersiz anlamı yoktur.
fütur arapçadan "bezginlik, usanç, bıkkınlık, bezginliğin verdiği gevşeklik ve gayretsizlik" olarak çevrilebilir.
(bkz: http://www.lugatim.com/s/F%...)
fütursuz da hiçbir şeye aldırmayan, önem vermeyen, çekinip korkmayan, pervâsız demektir.(aynı link)
ek olarak fetret sözcüğü de bu sözcüklerle ilintilidir.
fütursuz sözcüğünün zamansız, yersiz anlamı yoktur.
fütur arapçadan "bezginlik, usanç, bıkkınlık, bezginliğin verdiği gevşeklik ve gayretsizlik" olarak çevrilebilir.
(bkz: http://www.lugatim.com/s/F%...)
fütursuz da hiçbir şeye aldırmayan, önem vermeyen, çekinip korkmayan, pervâsız demektir.(aynı link)
ek olarak fetret sözcüğü de bu sözcüklerle ilintilidir.
devamını gör...
163.
164.
yunancada penta 5 demektir. pentagon binası ise beşgendir.
devamını gör...
165.
''satan'' kelimesi günümüzdeki latin ve bazı avrupa dillerinde şeytan demektir. o dillere de ibranice 'den geçmiştir. arapçada ve kuran'da geçen şeytan kelimesi de yine ibranice kökenlidir. bu dilden tüm dünyaya türeyerek geçmiştir.
devamını gör...
166.
167.
üstte bir yazarın belirttiği üzere, penta yunancada beş demektir. ancak pentagon binasının beşgen olması ilginç midir? değildir. pentagon zaten beşgen demek çünkü. adı beşgen olan bir binanın beşgen olması size ilginç geliyorsa bilemem ancak bana gelmiyor. buna istinaden bazı çokgen şekillerin isim kökenlerine de bakalım.
yun. tria, üç. triangle; üçgen, üç açısı olan.
lat. rectangulum, doğru açı (dik açı). rectangle; dikdörtgen, dik açılı olan.
yun. pente, beş. pentagon; beşgen, beş açısı olan.
yun. eksi veya heksi, altı. hexagon; altıgen, altı açısı olan.
yun. epta veya hepta, yedi. heptagon; yedigen, yedi açısı olan.
yun. okto, sekiz. oktagon; sekizgen, sekiz açısı olan.
lat. nonus, dokuzuncu. yun. ennea, dokuz. nonagon, enneagon; dokuzgen, dokuz açısı olan.
yun. deka, on. decagon; ongen, on açısı olan.
yun. trapeza, masa. trapezoid; yamuk.
yun. tria, üç. triangle; üçgen, üç açısı olan.
lat. rectangulum, doğru açı (dik açı). rectangle; dikdörtgen, dik açılı olan.
yun. pente, beş. pentagon; beşgen, beş açısı olan.
yun. eksi veya heksi, altı. hexagon; altıgen, altı açısı olan.
yun. epta veya hepta, yedi. heptagon; yedigen, yedi açısı olan.
yun. okto, sekiz. oktagon; sekizgen, sekiz açısı olan.
lat. nonus, dokuzuncu. yun. ennea, dokuz. nonagon, enneagon; dokuzgen, dokuz açısı olan.
yun. deka, on. decagon; ongen, on açısı olan.
yun. trapeza, masa. trapezoid; yamuk.
devamını gör...
168.
şeftali farsça tombul erik demektir.
şeft farsça tombul demektir, alu ise erik demektir.
şeft farsça tombul demektir, alu ise erik demektir.
devamını gör...
169.
cin, ajan, ajans, aynı köktendir. ilk kökeni aramice oradan ibraniceye, oradan arapçaya geçmiştir. ajan kelimesi cin kelimesinin batı latin dillerine geçerek değişmiş son halidir.
devamını gör...
170.
#2345336 yazarın @göçebe türk bu bilgiye nereden ulaştığını merak etmekteyim. dört farklı etimolojik sözlüğe baktım, böyle bir şey yok.
bakın :
late 15c., "one who acts," from latin agentem (nominative agens) "effective, powerful," present participle of agere "to set in motion, drive forward; to do, perform; keep in movement" (from pıe root *ag- "to drive, draw out or forth, move").
the meaning "any natural force or substance which produces a phenomenon" is from 1550s. the meaning "deputy, representative" is from 1590s. the sense of "spy, secret agent" is attested by 1916.
https://www.etymonline.com/search?q=agent
*ag-
proto-ındo-european root meaning "to drive, draw out or forth, move."
ıt forms all or part of: act; action; active; actor; actual; actuary; actuate; agency; agenda; agent; agile; agitation; agony; ambagious; ambassador; ambiguous; anagogical; antagonize; apagoge; assay; auriga; auto-da-fe; axiom; cache; castigate; coagulate; cogent; cogitation; counteract; demagogue; embassy; epact; essay; exact; exacta; examine; exigency; exiguous; fumigation; glucagon; hypnagogic; interact; intransigent; isagoge; litigate; litigation; mitigate; mystagogue; navigate; objurgate; pedagogue; plutogogue; prodigal; protagonist; purge; react; redact; retroactive; squat; strategy; synagogue; transact; transaction; variegate.
ıt is the hypothetical source of/evidence for its existence is provided by: greek agein "to lead, guide, drive, carry off," agon "assembly, contest in the games," agōgos "leader," axios "worth, worthy, weighing as much;" sanskrit ajati "drives," ajirah "moving, active;" latin actus "a doing; a driving, impulse, a setting in motion; a part in a play;" agere "to set in motion, drive, drive forward," hence "to do, perform," agilis "nimble, quick;" old norse aka "to drive;" middle ırish ag "battle."
bakın :
late 15c., "one who acts," from latin agentem (nominative agens) "effective, powerful," present participle of agere "to set in motion, drive forward; to do, perform; keep in movement" (from pıe root *ag- "to drive, draw out or forth, move").
the meaning "any natural force or substance which produces a phenomenon" is from 1550s. the meaning "deputy, representative" is from 1590s. the sense of "spy, secret agent" is attested by 1916.
https://www.etymonline.com/search?q=agent
*ag-
proto-ındo-european root meaning "to drive, draw out or forth, move."
ıt forms all or part of: act; action; active; actor; actual; actuary; actuate; agency; agenda; agent; agile; agitation; agony; ambagious; ambassador; ambiguous; anagogical; antagonize; apagoge; assay; auriga; auto-da-fe; axiom; cache; castigate; coagulate; cogent; cogitation; counteract; demagogue; embassy; epact; essay; exact; exacta; examine; exigency; exiguous; fumigation; glucagon; hypnagogic; interact; intransigent; isagoge; litigate; litigation; mitigate; mystagogue; navigate; objurgate; pedagogue; plutogogue; prodigal; protagonist; purge; react; redact; retroactive; squat; strategy; synagogue; transact; transaction; variegate.
ıt is the hypothetical source of/evidence for its existence is provided by: greek agein "to lead, guide, drive, carry off," agon "assembly, contest in the games," agōgos "leader," axios "worth, worthy, weighing as much;" sanskrit ajati "drives," ajirah "moving, active;" latin actus "a doing; a driving, impulse, a setting in motion; a part in a play;" agere "to set in motion, drive, drive forward," hence "to do, perform," agilis "nimble, quick;" old norse aka "to drive;" middle ırish ag "battle."
devamını gör...
171.
lahmacun: arapça lahm (et) ve acin (yoğrulmuş/hamur) anlamına gelen 2 sözcüğün birleşiminden ortaya çıkmış bir kelimedir.
birebir olarak, yoğrulmuş et gibi bir karşılığı vardır.
buyurun alın bu bilgi ile ne yapmak isterseniz.
birebir olarak, yoğrulmuş et gibi bir karşılığı vardır.
buyurun alın bu bilgi ile ne yapmak isterseniz.
devamını gör...
172.
penta 5 demektir. pentagon ise beşgendir...
devamını gör...
173.
(bkz: özgürlük)
öz sözcüğünden türetilmiştir. +gür unsurunun yapısı ve işlevi meçhuldür. belki öz + gür şeklinde bileşik sıfat amaçlanmıştır. osmanlıca hür حرّ sözcüğünden serbest esinlenme söz konusu olabilir.
(bkz: öz)
eski türkçe öz “benlik, kendi” sözcüğünden evrilmiştir. bu sözcük eski türkçe ö- “düşünmek, bilincinde olmak” fiilinden eski türkçe +uz ekiyle türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir.
yani özgür olmak için önce kendi benliğinin farkına varmak gerekiyor.
öz sözcüğünden türetilmiştir. +gür unsurunun yapısı ve işlevi meçhuldür. belki öz + gür şeklinde bileşik sıfat amaçlanmıştır. osmanlıca hür حرّ sözcüğünden serbest esinlenme söz konusu olabilir.
(bkz: öz)
eski türkçe öz “benlik, kendi” sözcüğünden evrilmiştir. bu sözcük eski türkçe ö- “düşünmek, bilincinde olmak” fiilinden eski türkçe +uz ekiyle türetilmiş olabilir; ancak bu kesin değildir.
yani özgür olmak için önce kendi benliğinin farkına varmak gerekiyor.
devamını gör...
174.
biricik kızımın adı zeynep;
arapçada, zeyn (süs) ve eb (baba) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. babasının süsü anlamına gelir
arapçada, zeyn (süs) ve eb (baba) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. babasının süsü anlamına gelir
devamını gör...
175.
‘leon’ yunanca ‘arslan’ demek. müslüman yoğunluklu coğrafyadaki genel karşılığı ise ‘esat’. bu isim latince’ye ‘leo’ olarak geçti ve roma’dan avrupa’nın her köşesine yayıldı. yunanca ‘leonidas’ ise ‘arslanoğlu’ anlamına geliyor. arslan’ın ermenice karşılığı ise levon.
leonard ise bizim halk dilindeki ifadeyle ‘aslan parçası’ gibi bir anlama geliyor.
leonard ise bizim halk dilindeki ifadeyle ‘aslan parçası’ gibi bir anlama geliyor.
devamını gör...
176.
götürmek fiilinin göt kökünden üretilmiş olması
devamını gör...
177.
178.
saye gölge anlamına gelirken senin sayende deyimi ise senin gölgende anlamına gelir.
devamını gör...
179.
ibranice'de kutsal metinlerin okunma seviyelerini oluştutan kavramların baş harfleri yan yana geldiğinde "pardes" kelimesi oluşur ki, meyve bahçesi - bostan gibi bir anlamı vardır.
benzer şekilde farsça firdevs ve ingilizce paradise kelimeleri de aynı kökten gelir.
vallahi bize en sonunda cennet diye nakkaştepe millet bahçesi tadında bir yer verecekler gibi geliyor bazen, korkuyorum lan. *
benzer şekilde farsça firdevs ve ingilizce paradise kelimeleri de aynı kökten gelir.
vallahi bize en sonunda cennet diye nakkaştepe millet bahçesi tadında bir yer verecekler gibi geliyor bazen, korkuyorum lan. *
devamını gör...
180.
tar; iran ve hint coğrafyalarında "tel" demek olan sözcük. aynı zamanda azerbaycan, afganistan ve hindistan’da bir çalgının adı.
bu nedenle;
hindistan'daki tek telli çalgıya "yektar"
türkmenler ve özbekler'in iki telli çalgısına "dutār",
yine hindistan'da üç telli çalgıya "sitār" ya da "sêtār", denir.
sitar zamanla dört telli çalgıya dönüştü ve adı "çartār" oldu.
altı telli çalgı "pançtār" afganistan'da yaygın.
hepimizin bildiği gitar ise sumerce (ĝeš)di-tar sözcüğünden gelir.
bu nedenle;
hindistan'daki tek telli çalgıya "yektar"
türkmenler ve özbekler'in iki telli çalgısına "dutār",
yine hindistan'da üç telli çalgıya "sitār" ya da "sêtār", denir.
sitar zamanla dört telli çalgıya dönüştü ve adı "çartār" oldu.
altı telli çalgı "pançtār" afganistan'da yaygın.
hepimizin bildiği gitar ise sumerce (ĝeš)di-tar sözcüğünden gelir.
devamını gör...
