geçmiş zamanı düşününce zaman zaman hissettiğim duygudur. o yıllarda daha mı iyi bir insandım, daha mı başarılıydım, daha mı düşünceliydim, daha mı mandalindim yoksa diye bazen kendimi özlüyorum.
devamını gör...
benden selam söyleyin
o nazlı kendime
tutsakmış da ne olmuş
demiş birisine
benden selam söyleyin
o nazlı gözlerime
unutamadım unutamadım...
devamını gör...
başkalarını tanımaya çabalarken kendine yabancılaşmak
devamını gör...
özellikle umudumuzu tamamen kaybettiğimiz bu dönemde birçok kişinin deneyimlediğini düşündüğüm his.

eskiden de çok iyi bir hayatım yoktu, hatta birçok kişiye göre baya kötüydü ama en azından ilerisi için umut edebiliyordum, edebiliyorduk. şimdi her gün daha da dibe çöküyoruz, her gün daha kötüsünü bekliyoruz. sanırım en çok da bu yüzden kendimizi özlüyoruz.
devamını gör...
şu sıralar sürekli hissettiğim şey kendimi çok özlüyorum eski günlerimi eski beni.
devamını gör...
yalnızlığın kaçıncı seviyesi bu??.
devamını gör...
kendimi özlüyorum. o eski hallerimi. deliliğimi, sevgimi, özlemimi, nefretimi, gülümsememi, kahkalarımı, ses tonumun güzelliğini, bakışlarımın fenalığını, sözlerimin cesaretini, sigara içtiğim parkı, o parkta arkadaşımla konuştuklarımızı, yazları çalıştığım dükkandaki şarkıyla birlikte yaptığım işleri, özgürlüğe manuş olduğum; şiirler, yazılar yazdığım o günleri. şimdiki bu ruhsuzluk, sahte kahkahalar, bakışlarımdaki uzaklık, bu umursamazlık bana ait değil sanki. sanki ben, ben değilim!
devamını gör...
içten bir şekilde güldüğün o son fotoğrafa denk geldiğinde fark ettiğin durumdur..
devamını gör...
gün geçtikçe kendini kötü hisseden kişilerin,önceki zamanını özlemesine denir.
çünkü eskiden daha mutludur daha huzurludur.
ne demiş kenan doğulu -ki istanbullu yani anlamıyorum ben- , "tutamıyorum zamanı".
devamını gör...
kendimi hem özlüyorum hem de bulmak istiyorum, yokluğun içinde kayboldum sanırım.
devamını gör...
ilkokul yaşlarımdaki ayşe'yi özlüyorum, bir zaman makinası olsa ,o yaşlara dönsem oturup izlesem ayşe yi ve dur desem sımsıkı sarılsam sevgi dolu . sonra hangi zamana gittigimin pek bir önemi olmaz ...
devamını gör...
çocukluğumu çok fena özlüyorum. aslında olay çocukluk değil. o masumluğu, kocaman kalbimin oluşunu, insanların ne düşündüğünü düşünmeden yaşadığımı , tek derdimin arkadaşlarımla oynamak oluşunu özlüyorum.
devamını gör...
eski beni özlemek
devamını gör...
garip bir his. unutuyoruz bazen ne olduğumuzu geçmişte. şu an olduğumuz bizi ele geçirdiği için. belki de şu an biraz kötü olduğu için. hani belki çok da değişmedik ama uzaklaştık kendimizden.
olabiliyor yani.
devamını gör...
şu sıralar bunu çok hissediyorum. gerçek benliğimi o kadar özledim ki. ‘gerçekten kimim veya kimdim?’ diye düşünmeye başladım. daha 4-5 ay öncesine kadar çok neşeli, pozitif, çocuk gibi biriydim. güneşi falan selamlardım sabahları.
acaba gerçek ben o muydum? yoksa şimdi ki mi? umarım odur. böyle çok çekilmez biriyim.
devamını gör...
kendini özlemek,

mükemmel bir detay bana kalırsa. insan aslında en çok kendini özlüyor, kendi özgürlüğünü, kendi çocukluğunu, kendi anılarını, saf ve temiz duygularını, derin düşüncelerini, kafasının içindekileri, yaşadıklarını, yaşayamadıklarını, hayallerini ve gerçeklerini.

tamamen bir bütün olarak kendini özler insan. nerde yarımsa oraya koşar. ama çoğu noktada yarım kaldıysa ne yapacağını bilemez. onun yerine bir şey koyar onun peşine koşar.

güler, mutluluk dolar hücrelerine, derin anlamlar katar, ağlar, acı çeker ve sonradan kendisiyle başbaşa kalınca başlar derin özlem.

ruhuna kendi vurur prangayı ama kendi çözer ve aydınlanmaya kavuşur.

hayat doğmak ve ölmek arasındaki çok ama çok küçük bir süreçtir lakin bu 21 gramlık ruha fazla gelir işte. özler durur, kendi içinde kendini arar, kendinden kaçar, başkasına koşar ama son durak son liman son sığınak yine kendisidir.

kendinin yerine ne koysan dolmaz hayatta herşeyin herkesin yeri dolar da. o yüzden insan en çok kendini özler.

özlediğim kendime bir anı olarak kalsın diye yazdım
özleyen kendimden sevgilerle
devamını gör...
insan geç kaldığı , yetişemediği , hasret kaldığı her şeyi özler . bu yüzdendir ki insan en çok kendini özler . çünkü insan en çok kendine geç kalır , insan en çok kendine yetişemez , en çok kendine ve akıp giden zamane hasret kalır.
devamını gör...
bugün kendimi özlediğimi fark ettim.
garip bir cümle gibi geliyor kulağa, ama öyle…
insan kendini özler mi?
ben özledim.
bir zamanlar olduğum hâli…
o içi içine sığmayan, küçük şeylere bile kocaman kahkahalarla karşılık veren, birden yola çıkabilen, durmadan hayal kuran beni…

şimdi her şey daha sessiz. daha düşünceli.
her kararımın altında binlerce neden, her duygumun ardında yorgun bir kabulleniş var.
kötü değilim aslında, ama eksik gibiyim.
sanki içimde bir taraf, uzun zamandır suskun.
ben o tarafımı çok özledim…

bugün kendimle oturdum biraz.
sessizce konuştuk.
dedim ki:
eğer hâlâ oradaysan… ne olur bir işaret ver.
geri gel.
geri gel ki kendime yeniden sarılabileyim….

insan kendini kaybedebiliyormuş ama iyi haber şu:
kendine geri dönmek de mümkün.
zaman alıyor, bazen can yakıyor ama…
içimde bir ses diyor ki:
sen hâlâ ordasın.
ve ben seni bulacağım…
devamını gör...
buruk bi özlem..
o saf, küçücük dünyamdaki mutluğu da neşeyi de o kadar özlüyorum ki. gökyüzüne bakınca mutlu olan kızı, masmavi denizi görünce heyecanlanan yanını, bi çam kokusuna bi papatya sarısına hayran olan tarafını, bi kedi sırnaşmasına tav olan yanını.. yara bere içinde büyümek, kanamak, filtresiz görmek yaşamı ne çok şey götürüyor insandan. o pembe hayallerle süslü kabuğundan çıkınca, en büyük hayal kırıklığım dediğin, uğrunda her şeyi göze aldığın, alçaldığın şeyin değmez olduğunu görünce karanlık da var diyorsun. neden var diyorsun, yeri geldiğinde nasıl bu kadar kötü olabilir ki canına can katan şeyler diyorsun. buna da büyümek diyorsun işte. gözünü açmak, gerçeği görmek, zarar’ında var olduğunu bilmek..
yaşadıkça kendinden uzaklaştığını hissediyorsun, uzaklaştıkça var olan o eski ben’i özlüyorsun. kendini, özünü o kadar özlüyorsun ki artık kahkahanın altındaki buruk tadı bile fark ediyorsun.
kendimi yıprattım, çürüttüm, kaybettim.. en çok da özledim.
devamını gör...
tuhaf, hiç başıma gelmedi.

ben hep elimin altındaki, ben hep aynada benzer suretteki, ben hep ne hissettiğini bilen, ben hep acelesi olan; heyecanlı; coşkun; yarı deli; çalışkan, ben hep vermeyi seven/alırken utanan, istemeyi bilemeyen, ben hep gözü yeşilde; eli yaprakta, ben hep denize aşık, ben hep keyifle içen, ben hep türkü seven, ben hep içinde ayrı beni olan; bir kısmını kendine saklayan, hep cemal süreya seven, nida ateş dinleyen, biriktiren, toplayan, kutulayan, günlük dert savuşturan, güleç, kinsiz, huzursuz, kayba karşı güçsüz, varlığa karşı saygılı, eklem ağrılı, kalabalıktan kaçan, yalnızlık aşığı, tutkun, çoğu zaman suskun, kimi pişman, kimi öfkeli, hep aşık, hep savruk, biraz kavruk, hep hak; hukuk; guguk...

hiç özlemedim kendimi, hayatta hiçbir şeyim çok olmadı benim kadar...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kendini özlemek" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim