saat 9'da uyku saatinin gelmesiyle yatağa girip uykuya dalana kadar cedric gibi acı çekmek.
devamını gör...
silgi istemişti vermemiştim. aslında bu aşk demekti ama anlamamıştı. düşünsenize bir insan arkadaşına neden silgisini vermez? cevap çok basittir; diyaloğu uzun tutup, içsel sevgiyi tatmin edebilme fırsatını değerlendirmek.

ve bu olaydan sonra hiçbir kadın beni anlamadı. ben de üstlerine gitmedim.

wele welwlwlwelel
devamını gör...
kuzenime ilanıaşk mektubu yazdırmıştım. 1. sınıf, hatta okulun ilk haftası. *
devamını gör...
polisiye kitapları okumak. gerçi iyi olmuş.
devamını gör...
6 yaşlarındaydım.tüm paramla çikolatalı ve fındıklı ikram alıp arkadaşımla göndermiştim. kabul etmediği için biz yemiştik.
devamını gör...
part time çalıştığı mağazaya gidip heyecandan ne yapacağımı şaşırdığım için onunla birlikte kıyafetleri katmaya başlamam...
devamını gör...
türkiye'de kaldım.

olmadı tabii. hayatımda aldığım nadir irrasyonel kararlardandır ancak çok fazla güzel şeye de gebe olmadı değil şimdi.
devamını gör...
ben kopye verir, en salak esprilerine bile kahkahalarla güler, ricky martin, sting severken megadeth iron maiden dinlerdim.
devamını gör...
lisede iki ust siniftan bir cocuktu, tanismiyorduk. tanismak icin matematik test cozup cozemediklerim icin yardim soruyordum, ayni saatte ayni otobuse biniyordum, uyesi oldugu klubune uye oldum, ingilizce conversation club vardi, ona da uye oldum. tum gun okul ve okul disi surekli her yerde pesindeydim, ama hic bir merhaba demisligimiz de yok. mezun olup yurt disina gitmisti, sirf onunla yazismak icin o zamanlar ilk email adresimi acmistim, bahanem de “ingilizce pratik yapmak icin yaziyordum”du. ben kendim mezun oldugum sene gercekten tanisip, arkadas olmustuk. onca senelik zahmetimin sonucunda, ama tanidikca da hayal kirikligi olustu ve hemencecik uzaklastim.
devamını gör...
ilk aşkım değildi ama ilk ciddi flörtümdü. yaz tatilinde tanışmıştık ve birbirimizi bir aydır görmüyorduk. istanbul'dan cuma gecesi trene atlayıp, ankara'ya gitmiştim, üniversitesi öğrencisiydim, cebimde üç kuruş aylık harçlığımın yarısını o git gelde bilet, sakarya caddesi derken hiç ettim tabi. sevgilimin kaldığı ögrenci yurdunun önüne gidip, ziyaretçi anonsu yaptırmıştım. o zamanlar nerede cep telefonu falan. kapıdan çıkışıyla birlikte kalbimin nasıl çarpmaya başladığı bugün bile hatırımda. sonuç; hemen her uzaktan ilişki gibi koridorun sonundaki kapı ayrılığa açıldı bir süre sonra.
hey gidi günler hey. işte bu da böyle bir anı kafacılar.
devamını gör...
benim için kabarık bir ev telefonu faturasına mal olmuştu,pardon babam için.
bilinmeyen hatlardan evlerinin telefon numarasını öğrenmeye çalıştığım günler çok heyecanlıydı.
şimdi nerede ne yapıyor habersiz olsam da güzel yıllardı.
devamını gör...
dağları deldim, yolları aştım, denizleri içtim.
devamını gör...
yaş 18 falan irc kanallarında zeytin nickli bir kızla tanışmışım. 3 yıl boyunca istisnasız her cuma 23:00 son minibüs ile akçay'dan edremit'e geçiyorum. edremit otogarda 1 saat bekleyerek oradan truva şirketinin 00:30 edremit-izmir otobüsüne binerek izmir'e giderdim. sonraki otobüs sabah 8de çok geç. 5 dakika fazla görmem bile mühim.

bakın istisnasız her cuma. sabah 3:45 gibi bostanlı caminin orada servisten inerdim. oradan bostanlı pazar alanına doğru yürürdüm vakit geçerdi. yağmur yağar apartman girişlerinde beklerdim. sonra orada tenis kortları ve halısaha vardı. oranın bekçisiyle git gel ahbap olmuştuk. ben zeytini beklerken çay içerdik. her defasında bana nasihat verirdi güzel abim. 7:30 da zeytin gelirdi. 12 saat boyunca tüm izmir'i dolaşırdık. her cuma konak pierde sabah 10:00 seansı filme gidilir mi?

bu macera 3 sene boyunca her cuma tekrarlandı. süleyman abi hakkını helal et, bir gün son defa çayını içtim ve onunla son defa buluştum fakat farketmedik.
devamını gör...
güzel bi playlist yapmıştım kendisine, çoban yıldızını çok sevmişti.
devamını gör...
gülmüştüm.

images.app.goo.gl/BU6WgSKAm...
devamını gör...
öyle arkasından mal mal baktım, gözden kaybolana kadar.
devamını gör...
lisedeydim, ilk aşkımdı. 3 yıl platonikliğin sonucunda telefonla arayıp ilanı aşk yapmıştım. o da herkesin ilk aşkının olabileceğini benimkininde onun olduğunun normal bir durum olduğunu söylemişti ahahhadhhd o zamanlar üzüntüyü acıyı dibine kadar çektim ama bir kız olarak ilanı aşk yapmak harika bir olay gerçekten
devamını gör...
gurursuzluk.
tüm gururumu yok sayıp yeniden barışmıştım. tüm gururumu ayaklar altına alıp kapısına gitmiştim. ancak o gelmemişti.
ablası gelmişti ve ben de bir çocuk gibi azar yemiştim ablasından. evet hem de 20 yaşımda azar yemiştim.
tecrübe işte. bir daha yapmam demiyorum* ama tekrar kimsenin ayağına gideceğimi zannetmiyorum.
asıl acı kısım bir daha aynı hisleri nasıl hissederim bilmiyorum. sanki tekrar kalbimi tutuşturamayacakmışım gibi hissediyorum.*
devamını gör...
ilkokuldaki ilk aşkım hafifçe topluydu, e öyle olunca da normaldir ki okul öncesinde ve teneffüslerde kantinin önünden ayrılmazdı. ayrı sınıflarda olduğumuz için onu görmenin, ona yakın olmanın en kolay yolu kantine yakın durmaktı.
allem ettim, kallem ettim kantinci abla abilerin kanına girdim, o kantinde çalışmaya başladım.*

sonra ne mi oldu, ben onun aşkından it gibi kantinde çalışırken o kilo vermeye niyetlendi, kantinden de uzak durmaya başladı. ben de buna 1 saat 13 dakika kadar üzülüp sonra gidip top oynadım, n'apacaktım ki, bebeydim ve futbol beni asla terketmezdi.
devamını gör...
100.
uzun bir entry yazmışsam sigaraları alıp dudaklarının arasına yerleştirebilirsin sevgili okuyucu belki kendi kendine yanabilir. sene 2009 hayatımın en uzun yılı bile diyebilirim. lise 2 heyecan, yeni umutlar, hiç takmadığım saçmalık derecesinde kolay gelen dersler. o sene çocukluktan itibaren gelen nerdlüğümü koca göbeğimi tarihimin tozlu resimlerinde bıraktığım. sürekli spor yaptığım, kendimi geliştirmek için sürekli kitaplar okuduğum bir yıl. bu bir kızı çok sevdim o beni hiç sevmiyor hikayesi değil. ben bir kızın ne kadar güzel olabileceğini öğrendiğim ve ondan sonra çok uzun süre boyunca başka kimseyi sevemediğim ve şu anda arkama dönüp baktığımda da onun kadar kimseyi sevemeyeceğimi anladığım bir hikaye.

ismini versem sorun olmaz ama ben vermemeyi ona hep dediğim isminin uzunluğundan değil yanaklarının utanınca al al olmasından dolayı dediğim al olarak bahsedeceğim. al ile sınıf arkadaşıyız. birbirimizi normalde hiç tanımıyoruz. bir gün katıldığım bir hackathon'da onunda orada olduğunu gördüğümde şaşkınlığımı farkedebilirsiniz. hem daha önce yaşıtım yazılımla uğraşan hiç kız görmemenin şaşkınlığı ve o şaşkınlığın sonrasında gelen ya bu kızın ismi neydi ya düşüncesi :d

o benim ismini biliyormuş geldi nasılsın guardian diye sordu, yarışmayla ilgili tuhaf bir muhabbet başladı. sonrasında bir anda çıkışta kahve içelim mi sözleri ağzımdan dökülüverdi. daha önce hiçbir kızı çay kahve oralet içmeye davet etmemiş olan ben bir kızı ciddi ciddi kahve içmeye davet etmiştim. verilen görevleri arkadaşlarımla birlikte tamamlarken tam olarak odaklanamıyordum aklım akşam içeceğimiz kahvedeydi. "akşam kahve içmeye gideceğim hem de bir kızla ben" bunun düşüncesi bile tuhaf geliyordu.

akşamki kahve muhabbetti sonrasında aylarca hem okulda hem forumlarda birlikte takılmamız, aynı ilgi alanları, beraber oynanan oyunlar, buluşmalar falan derken bir anda sevgili olmuştuk ve ben aynı zamanda al'a aşık olmuştum.

ben al için pek çok fedakarlık yapmış olsam bile burada benim fedakarlıklarımdan değil al'ın benim için yaptığı bir fedakarlıktan bahsedeceğim. lise 3'ün sonları al bir anda bana soğuk davranmaya beni kendinden uzaklaştırmaya başladı. bana olan ilgisini kaybetmediğini gözlerinde görebiliyordum fakat beni sanki itiyor gibiydi. sonrasında lise 3'ün sonlarına doğru bu seneyi istanbul'da bir okulda bitireceğini seneye de orada olacağını falan söyledi. ilişkimizin devam etmesinin birbirimize zarar vereceğini falan.

al'e çok kızmıştım gidiyordu ben ise arkasından sadece bakıyordum. zaten birkaç gün sonra okulunu değişti beni her yerden engellemeyi bırakın sosyal medya hesaplarını dahi kapattı. yaptığı büyük hainlikti üzülüyordum ve yıkılmıştım. ama gerçeği düşünemezdim belki de kimin aklına gelirdi ki?

ağustos 26 al'in en yakın arkadaşı eda benimle buluşmak istediğini söyledi. bana anlatması gereken önemli bir şey varmış. ne olduğuna anlam verememiş olsam bile gittim. benim için yaptığı fedakarlık işte burada mektup hala daha odamda ondan kalan fotoğrafları koyduğum bir kutunun içinde duruyor. senelerdir sadece 1 kere okuyabildim. aslında al hastaymış. kan kanseri bide ileri safhada olduğunu çok geç öğrenmeleri al'in ömrünü bayağı bir kısıtlıyormuş. ne cenazesinde ne şimdi ne de sonra ağlayabildim. al'in benim için yaptığı en büyük fedakarlık mektubunda benim hiç ağlamamamı hayatıma devam etmemi istemesiydi. öleceğini bildiğinden kendisini benden uzak tutup benimde onunla birlikte ölmemi engellemesiydi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının ilk aşkları için yaptıkları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim