201.
bende ki kırılma noktası şudur:
sadece kendi keyfini, kendi geleceğini düşündüğün için değil; benim ruhumu, hayallerimi, içimdeki o masum sevgiyi hoyratça ezdiğin için vazgeçtim. bir gün geriye dönüp baktığında, bu birlikteliğin içinde aslında neyi yitirdiğini anlayacaksın. ama o gün çok geç olacak.
sadece kendi keyfini, kendi geleceğini düşündüğün için değil; benim ruhumu, hayallerimi, içimdeki o masum sevgiyi hoyratça ezdiğin için vazgeçtim. bir gün geriye dönüp baktığında, bu birlikteliğin içinde aslında neyi yitirdiğini anlayacaksın. ama o gün çok geç olacak.
devamını gör...
202.
sevdiğinizi düşündüğünüz insanla, o kişinin arasındaki mesafe git gide açılır; o, o değildir aslında. işte o zaman, yarattığınız, tanrılaştırdığınız kişiyi ya olimpos'tan aşağı yuvarlayıverirsiniz ya da diğer yamaçtan koşar adım iner, düze çıkarsınız.
devamını gör...
203.
agiz kokusu olabilir.
devamını gör...
204.
bir adım daha atarsam kendime saygım kalmayacak noktası.
kalın kırmızı çizgilerimiz değişkenlik gösterse bile bu çizgi hemen hemen herkes için geçerlidir.
kalın kırmızı çizgilerimiz değişkenlik gösterse bile bu çizgi hemen hemen herkes için geçerlidir.
devamını gör...
205.
(bkz: negative prognosis)
devamını gör...
206.
onun için bastırdığım müzik grubu tişörtü vardı. beraber dinlediğimiz, çok sevdiğimiz bi müzik grubuydu, türkiye'de o zamanlar satışları yoktu tişörtlerinin.
sonra biz ayrıldık, gidip kgb ajanı diye dalga geçtiği kızla birlikte olmaya başladı bu. bir gün o kızla fotoğrafını paylaşmış instagramda, ortak arkadaşlarımdan birisi göstermişti bana. kızın üstünde ona bastırdığım tişört vardı. o zaman bitti benim için.
yine de bir gün bir yerde denk geleceğimizi biliyorum. aydınlatamadığımız, soru işareti olarak kalmış her şeyi konuşup aklımızdan tamamen atacağız.
sonra biz ayrıldık, gidip kgb ajanı diye dalga geçtiği kızla birlikte olmaya başladı bu. bir gün o kızla fotoğrafını paylaşmış instagramda, ortak arkadaşlarımdan birisi göstermişti bana. kızın üstünde ona bastırdığım tişört vardı. o zaman bitti benim için.
yine de bir gün bir yerde denk geleceğimizi biliyorum. aydınlatamadığımız, soru işareti olarak kalmış her şeyi konuşup aklımızdan tamamen atacağız.
devamını gör...
207.
-ben senden çok hoşlaşıyorum.
+teşekkür ederim ama ben başkasından hoşlanıyorum.
-a......k.....o....su!
-seni seviyorum.
+ben seni sevmiyorum.
-a.....k.....o....su!
-ya bak seninle iyi anlaşıyoruz, eğleniyoruz da. bi inceden hoşlandım da senden. ne dersin, deneyelim mi biz olmayı?
+ya biz sevgili olmayalım lütfen, ben yapamıyorum sevgili olunca kasılıyorum çok. arkadaş kalalım lütfen.
-a.......k......o.....su!
bu kadar basit benim için.
+teşekkür ederim ama ben başkasından hoşlanıyorum.
-a......k.....o....su!
-seni seviyorum.
+ben seni sevmiyorum.
-a.....k.....o....su!
-ya bak seninle iyi anlaşıyoruz, eğleniyoruz da. bi inceden hoşlandım da senden. ne dersin, deneyelim mi biz olmayı?
+ya biz sevgili olmayalım lütfen, ben yapamıyorum sevgili olunca kasılıyorum çok. arkadaş kalalım lütfen.
-a.......k......o.....su!
bu kadar basit benim için.
devamını gör...
208.
geçin abicim bu işleri, insan etine kemiğine işlemiş sigaradan vazgeçemiyor sen ruhuna işlemiş sevdiğinden nasıl vazgeçesin!
bazen hayatın olağan akışında küçük bir detay belirir adamın aklı gider aklı.
biz en son kabak tatlısı yemiştik, yanlış anlaşılma olmasın o yapmış ben yemiştim. tabi o zamanlar sarı öküz gibi önüme geleni yiyorum, allah var güzel olmuştu ama şimdi olsa en büyük günaha dalarcasına gözümü kırpmam zerre tereddüt etmem yine yerim. öyle güzel olmuştu.
tatilde açık büfede kabak tatlısı gördüm, sanki ensemden omurgamı çektiler elim ayağım boşandı. kulaklarım çınlamaya başladı o an, nabzım yükseldi, ben öyle her şeye heyecanlanmam, çok düşüktür nabzım 55’i geçmez. ama nasıl yükselmek şakaklarımda sanki tüfek sıkıyorlar, 155 oldu nabzım resmen. mal gibi kitlendim kabak tatlısına, zaman mekan algımı kaybettim. bi de burnuma burnuma vurdu mu bal kokusu. sahi siz bal kokusunu da bilmezsiniz, genzi yakan binbir çiçeğin kokusu. üstüne bal dökmüşler ya la. bal kokardı. genze kaçan binbir çiçeğin kokusu çünkü. hoffff!
oturdum ağladım, gözümün ağına kan oturana kadar!
bazen hayatın olağan akışında küçük bir detay belirir adamın aklı gider aklı.
biz en son kabak tatlısı yemiştik, yanlış anlaşılma olmasın o yapmış ben yemiştim. tabi o zamanlar sarı öküz gibi önüme geleni yiyorum, allah var güzel olmuştu ama şimdi olsa en büyük günaha dalarcasına gözümü kırpmam zerre tereddüt etmem yine yerim. öyle güzel olmuştu.
tatilde açık büfede kabak tatlısı gördüm, sanki ensemden omurgamı çektiler elim ayağım boşandı. kulaklarım çınlamaya başladı o an, nabzım yükseldi, ben öyle her şeye heyecanlanmam, çok düşüktür nabzım 55’i geçmez. ama nasıl yükselmek şakaklarımda sanki tüfek sıkıyorlar, 155 oldu nabzım resmen. mal gibi kitlendim kabak tatlısına, zaman mekan algımı kaybettim. bi de burnuma burnuma vurdu mu bal kokusu. sahi siz bal kokusunu da bilmezsiniz, genzi yakan binbir çiçeğin kokusu. üstüne bal dökmüşler ya la. bal kokardı. genze kaçan binbir çiçeğin kokusu çünkü. hoffff!
oturdum ağladım, gözümün ağına kan oturana kadar!
devamını gör...
209.
sikerler eşiğidir. bir yerden sonra dayanılamayacak seviyeye gelir, sikerler der devam edersin. dediklerinş yaparlar.*
devamını gör...
210.
sevilen kişi diyince hemen herkesin aklına seks yapılan ya da yapılması istenen kişinin gelmesi bi tuhaf gelmiyor değil doğrusu.
ben sevginin hiçbir işe yaramadığını görünce komple vazgeçtim aslında. bunu da bana en çok seks yapmak istediğim değil, aslında istemediğim kişiler gösterdi.
sevmek aslında uyum sağlamak istemek gibi bir şey sanki. ne kadar uyumlu olmaya çalışırsan çalış, hiçbir faydası yok. çünkü bütün hayat bu çelişkiler üzerine kurulu. ve insanların kalbinde sadece düşmanlık var.
benim soğuk kalbimde kolay erimiyor zaten, buzları eksilmiyor. tek başına eritme çabası hiçbir işe yaramıyor. ne kadar eritirsen erit, sonu gelmiyor.
yine de ne olursa olsun, sevmeye çalıştıklarıma asla düşman olmadım. içimde öldü hepsi. hem de henüz ölmemişlerken. sonra kendileri de öldüler. hiçbir şey hissetmedim ölümlerinden. yaslar çoktan tutulmuştu. geriye bir şey kalmamıştı. ölülerle takılamazdım. hala canlıydım. belki ölünce... tekrar... kim bilir?
ben sevginin hiçbir işe yaramadığını görünce komple vazgeçtim aslında. bunu da bana en çok seks yapmak istediğim değil, aslında istemediğim kişiler gösterdi.
sevmek aslında uyum sağlamak istemek gibi bir şey sanki. ne kadar uyumlu olmaya çalışırsan çalış, hiçbir faydası yok. çünkü bütün hayat bu çelişkiler üzerine kurulu. ve insanların kalbinde sadece düşmanlık var.
benim soğuk kalbimde kolay erimiyor zaten, buzları eksilmiyor. tek başına eritme çabası hiçbir işe yaramıyor. ne kadar eritirsen erit, sonu gelmiyor.
yine de ne olursa olsun, sevmeye çalıştıklarıma asla düşman olmadım. içimde öldü hepsi. hem de henüz ölmemişlerken. sonra kendileri de öldüler. hiçbir şey hissetmedim ölümlerinden. yaslar çoktan tutulmuştu. geriye bir şey kalmamıştı. ölülerle takılamazdım. hala canlıydım. belki ölünce... tekrar... kim bilir?
devamını gör...
211.
verdiğin değeri alamayıp kendini kafes içinde hissettiğin andır. hep veren tarafsan ve alamıyorsan ya da özensiz şekilde alıyorsan artık bebeğin göbek bağını kesip oradan çekmek gerekir. o kafes sabit de durmaz, sürekli daralır, daraldıkça karanlıklaşır. dışarıda olan bitenden bihaber kalmışsındır. çok geç olmadan toksik ilişkiden vazgeçin. don lastiği gibi uzatmak hiçbir tarafa fayda sağlamaz.
devamını gör...
212.
kendimi sevmeyi unuttuğumu fark ettiğim gün.
devamını gör...
213.
haksızlığa uğradığımı düşünüyorsam, bitmiştir. bitmezse intikam alırım çünkü, daha kötü olur her şey.
kimsenin insanın kendine acımasına neden olmaması, izin vermemesi gerekir, bu dünyada bundan daha onur kırıcı bir şey yok herhalde.
kimsenin insanın kendine acımasına neden olmaması, izin vermemesi gerekir, bu dünyada bundan daha onur kırıcı bir şey yok herhalde.
devamını gör...
214.
yukarıdaki iki entry'den anladığım; kişi, karşısındakini partner değil, kendi konforunu sağlamak için hayatını sömürdüğü bir konak olarak gördüğü anda bir şeyler biter.
devamını gör...
215.
trivela yapamaması...
devamını gör...
216.
sevgine karşı sadece üzüntü elde ettikçe vazgeçersin.
dersin ki ben onun kafasına yeterince taç takıp yücelttim şimdi gidip başkalarının takacağı tasma ile yaşasın.
sevginizi çok fazla gösterip, onun için her şeyi ama her şeyi yapmaya çalışır çabalarsanız kendisini ilah sanar ve sizden daha iyisini hakettiğini düşünür. sonra gidip it gibi muamele görünce yaralanıp size dönmeye çalışır. tekrar kabul edip bir daha yüceltme salaklığını yapıp yapmamak sizin elinizde.
dersin ki ben onun kafasına yeterince taç takıp yücelttim şimdi gidip başkalarının takacağı tasma ile yaşasın.
sevginizi çok fazla gösterip, onun için her şeyi ama her şeyi yapmaya çalışır çabalarsanız kendisini ilah sanar ve sizden daha iyisini hakettiğini düşünür. sonra gidip it gibi muamele görünce yaralanıp size dönmeye çalışır. tekrar kabul edip bir daha yüceltme salaklığını yapıp yapmamak sizin elinizde.
devamını gör...
217.
-kişi uğrunda emek harcadığı şeyleri sever ve kişi sevdiği şeyler için emek harcar- erich fromm sevme sanatında böyle bir cümle kurmuş, vazgeçme eşiğinin bir tarafı sevgiyse diğer tarafı emek. sadece ilişkiler bazında değil yaptığımız uğruna çaba harcadığımız her şeyle ilgili. bazen işimiz bazen arkadaşlarımız bazen aile bazen uğraştığımız hobimiz. bazen insan özgürlüğüne bile emek harcar. karşılık bulduğu sevgiyse özgürlüğünü bile gözardı edebilir ama doğamızda var karşılığını görmek istiyoruz. iste o karşılık manevi anlamda doyurmuyor sa vazgeçme eşiğini geçmek için bir saniye tereddüt etmezsin.
devamını gör...
218.
en ufak bir yalana bakar bu işler devamı çorap söküğü gibi gelir. siz siz olun dürüstlüğünüzü kaybetmeyin. çünkü günün birinde size de aynısını yaparlar!
devamını gör...