401.
keder gibi ödünç
kahkaha gibi karanlık
neş'e gibi yapraksız
ve kasaba gibi akşamsız.
bu şiir peşimden
bir başkası gibi geldi
ve ben yalnızca
mırıldandım onu
mırıldanmak belki de
yetinmektir diye
şiir yerine ödünç
kederle.
devamını gör...
402.
"kazandım nefretini fahişelerin
lanet ediyor bana bakireler de."

-celladına gülümserken çektirdigim resmin arkasındaki satırlar-
devamını gör...
403.
"işler atom reaktörleri işler..."
devamını gör...
404.
kimi gün öylesine yalnızdım
derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
annem
ki beyaz bir kadındır
ölüsünü şiirle yıkadım.
bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
devamını gör...
405.
çiçekli badem ağaçlarını unut.
değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
ıslak saçlarını güneşte kurut :
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
nemli, ağır kızıltılar...
sevgilim, sevgilim,
mevsim
sonbahar...
devamını gör...
406.
iki rayı gibiyiz tren yolunun,
yakın olması neyi değiştirir son istasyonun?
devamını gör...
407.
seni bir yabancı gibi karşıma alıp
bunun dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli kılınmadığını,
çünkü aşkın yapılan bir şey olmadığını,
başlangıçta bir melek konduğunu
sonunda bir kelebek öldüğünü,
yani kısacık sürdüğünü,
oysa hayatın bir korkular ve alışkanlıklar bütünü olduğunu,
bütün bunları sana nasıl anlatacağım?

kalbim
ölü mevsimler gibisin
bir şeyin görünmeyen iyi yanları gibi
ama bitti mevsim,
bir başka yolcu yok sana
fark etmez gibisin.

kalbim
demir masanın küfü, örtünün yırtığı
camın kırığı, patlayan freni hayatımın
kalbim, anla, bitti mevsim
bir başka yolcu yok sana.

* *
devamını gör...
408.
"sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
sana kafir dediler, diş biledim hak'ka bile
topladın saçtığı altınları yüzlerce elin
kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile"

faruk nafiz çamlıbel
devamını gör...
409.
"ne yapacağımı sanıyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmişken
ömrüm azala azala akarken önümde
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken
senin korkularını
benim inceliğimi doldurup yüreğime
bıraktığın boşluğu yonta yonta
binlerce heykelini yapacağım"
devamını gör...
410.
...
"bir de rakı şişesinde balık olsam"
...
orhan veli kanık
devamını gör...
411.
hayat kısa, kuşlar uçuyor

cemal süreya
devamını gör...
412.
sana durlanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazıları tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
...
ismet özel
devamını gör...
413.
...
doğumdan öncesini yaşıyorum
henüz belli olmadı kimliğim
vücudunu arıyor ruhum
bir yerde atomun çekirdeğiyim
bir yerde artı sonsuzum

- attila ilhan
devamını gör...
414.
...
yürek gücü vermiş allah, aşk gücü vermiş lo,
ufuk kadar sonsuzuz, ölümsüzüz biz
kanımızın emridir bereketli sevişiriz
düşerken krallıkların bayrakları
düşmez bayrağımız, biz cumhuriyetiz
...
(bkz: bahattin karakoç)
devamını gör...
415.
"yet each man kills the thing he loves
by each let this be heard,
some do it with a bitter look,
some with a flattering word,
the coward does it with a kiss,
the brave man with a sword!"
devamını gör...
416.
başka biri olacaksın istemesen de
tenine başka bir ten dokunduğunda
gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle
başka bir nefesle karıştığında nefesin.

başka biri olacaksın istemesen de
gece uykunda ya da gün ortasında
irkileceksin apansız bir duyguyla
bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi.

başka biri olacaksın istemesen de
dudaklarında benden sonra ki bir çizgi
tanımadığım bir ton gülüşünde
ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin

sonra, sonra başka birisin.

ataol behramoğlu.
devamını gör...
417.
ölümdür yaşanan tek başına.
aşk, iki kişiliktir.
devamını gör...
418.
"şarkılar söylemişim pencereden,
uyanıp uyanıp yine dalmışım.
biletim üçüncü mevki,
fakirlik hali.
lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
sana sapancadan bir sepet elma almışım.."
devamını gör...
419.
"ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya"
g.a.
devamını gör...
420.
ateşi çalmaya gittim onların lanetlenmiş kelâmı olarak


(ateşi çalmaya gittim eski söylencelerin yağmur arkına yazılı hecelerinden
sel topraklar geçtim ve çağıl çağıl sağanaklanan yaprak imcelerinden
ıslak omuzlar gördüm ışıldayan pala ve ormanda kara gürgen
bıraktım ardımda çökertilmiş otağların celâli ecelini
pençeler büyüttüm ay şafaklarında kayalara çakarak ellerimi

ve işledim o eskil tarihimi
yenilmiş kılıçların kendini sınayan hurûcuna

baktım: umudun şivesi pas tutmaz dendi ve onların dili şiveyi kekeleyendir
çiğdem dalına ışık ağı ekendirler ve kondu duvarlarına sarmaşık
sokaklardan donuk bir ıslık gibi geçerler ki tecritlerde türkü tutturmuşlardır birzaman
san kazınmıştır bellekleri ve kurbanıdırlar köke durmayan yürümelerin

ama umut yuvaya döner ve gecikmiş evlât gibi basarlar bağırlarına
sararmış sayfalara büyük harflerle yazdım dağıttım en ücra köşelere
umut yuvaya döner, güneş arsızı diye adlar koydum şiirlere)


ateş yollarında ölüm yolcusuyum onların lanetlenmiş kelâmı olarak

emirhan oğuz - ateş hırsızları söylencesi
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sevilen şiirin en vurucu dizeleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim