sevilen şiirin en vurucu dizeleri
başlık "ışıkhüzmesindegezendoga" tarafından 10.11.2020 18:01 tarihinde açılmıştır.
1321.
yumruğumu boşa al
elimi gevşet
elimi tut demiyorum
biliyorum birinin elini tutmak
bırakacak olmak demekte aynı zamanda
kimse kimsenin elini bir ömür tutamaz
mümkün değil.
elimi gevşet
elimi tut demiyorum
biliyorum birinin elini tutmak
bırakacak olmak demekte aynı zamanda
kimse kimsenin elini bir ömür tutamaz
mümkün değil.
devamını gör...
1322.
aşık olmak dokunmak gibidir
gökyüzünde dolaşan bir meleğin
bembeyaz tenine.
aptallıkla delilik arasına sıkışmış
dağ gibi bir cesaretle
bir gün o kanın
kızıl kana boyanacağını bile bile
gökyüzünde dolaşan bir meleğin
bembeyaz tenine.
aptallıkla delilik arasına sıkışmış
dağ gibi bir cesaretle
bir gün o kanın
kızıl kana boyanacağını bile bile
devamını gör...
1323.
tartıl be abla! derlerdi
karınca gibi ince belli çocuklar
güvercinlere yem at
sevgiline bir gül hediye et
bulvar yolundan geçen otobüslere
hiç binmemiş olduğumu bilmezlerdi
üzümlerden ayrı bir üzümdüm
bilmezlerdi
bir üzüm yüzsüzlüğüyle:
tartın beni derdim
tartardı çocuklardan biri
binalar eğilir bakardı iç çekerek
camları ışıldardı.
küçük, nasırlı bir avuçtan
avuçlarıma dökülürdü tüm şehir
alır yüzüme sürer
güvercinlere emanet ederdim yüzümü
aç gagalarını ıslatırdı gözyaşlarım
kurumlu bir saat kulesi kur yapardı bana,
çeyrek geçmişiyle övünen o topal.
bir gül uzatırdı çocuklardan biri
ellerimden güle yalnızlık batardı
içi bulanırdı yalnızlığımın
kusardı serseriliğini en görkemli meydana.
karınca gibi ince belli çocuklar
güvercinlere yem at
sevgiline bir gül hediye et
bulvar yolundan geçen otobüslere
hiç binmemiş olduğumu bilmezlerdi
üzümlerden ayrı bir üzümdüm
bilmezlerdi
bir üzüm yüzsüzlüğüyle:
tartın beni derdim
tartardı çocuklardan biri
binalar eğilir bakardı iç çekerek
camları ışıldardı.
küçük, nasırlı bir avuçtan
avuçlarıma dökülürdü tüm şehir
alır yüzüme sürer
güvercinlere emanet ederdim yüzümü
aç gagalarını ıslatırdı gözyaşlarım
kurumlu bir saat kulesi kur yapardı bana,
çeyrek geçmişiyle övünen o topal.
bir gül uzatırdı çocuklardan biri
ellerimden güle yalnızlık batardı
içi bulanırdı yalnızlığımın
kusardı serseriliğini en görkemli meydana.
devamını gör...
1324.
yeni..
ne kadar güzel değil mi?
yeni bir eşya, yeni bir insan, yeni bir telefon, araba, yol, arkadaş, memleket..
belki de yeni bir sen..
ne kadar güzel değil mi?
yeni bir eşya, yeni bir insan, yeni bir telefon, araba, yol, arkadaş, memleket..
belki de yeni bir sen..
devamını gör...
1325.
kasabaların horladığı vakitsiz uykularda
uykusu sarışın, şiiri bun bir turgut uyar kalmadı
cemal süreya da yok ki bir abi arasan burada
sana çok uzun bir öğlesonuydu turgut uyar
sıkıntısını mı kıskanırdın: şu kasaba bir içine baksa
sen kanatlarını toplayıp otursan da coğrafya uçsa
sınıftan! dul coğrafya gidecek evi mi vardı
turgut uyar’ ın tozlu şiirinden başka?*
uykusu sarışın, şiiri bun bir turgut uyar kalmadı
cemal süreya da yok ki bir abi arasan burada
sana çok uzun bir öğlesonuydu turgut uyar
sıkıntısını mı kıskanırdın: şu kasaba bir içine baksa
sen kanatlarını toplayıp otursan da coğrafya uçsa
sınıftan! dul coğrafya gidecek evi mi vardı
turgut uyar’ ın tozlu şiirinden başka?*
devamını gör...
1326.
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım
devamını gör...
1327.
“bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin.”
yetmese de.
yetmese de.
devamını gör...
1328.
açma pencereni perdeleri çek
mona roza seni görmemeliyim
bir bakışın ölmem için yetecek
anla mona roza, ben bir deliyim
açma pencereni perdeleri çek..
mona roza seni görmemeliyim
bir bakışın ölmem için yetecek
anla mona roza, ben bir deliyim
açma pencereni perdeleri çek..
devamını gör...
1329.
seni bulmaktan önce aramak isterim,
seni sevmekten önce anlamak isterim,
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep yeniden başlamak isterim.
seni sevmekten önce anlamak isterim,
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep yeniden başlamak isterim.
devamını gör...
1330.
''evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
ve zehir - zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık...''
''içmek,
gözlerinde içmek ayışığını.
varmak,
gözlerinde varmak can tılsımına.
gözlerin hani?''
devamını gör...
1331.
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
devamını gör...
1332.
bu yıl da sonbahar yapraklarını göremedim.
seni hiç göremedim.
seni hiç göremedim.
devamını gör...
1333.
o gece gördüm, onun gözlerinde gördüm;
gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde!
onun saçları öğretti bana dalgayı;
çalkalandım durdum rüyalar içinde.
gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde!
onun saçları öğretti bana dalgayı;
çalkalandım durdum rüyalar içinde.
devamını gör...
1334.
bugün oturdum ölümü düşündüm,
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken.
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken.
devamını gör...
1335.
1336.
ben seni severim sevmesine de
toplum şimdi buna hazır değil
toplum şimdi buna hazır değil
devamını gör...
1337.
...dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli değil
bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar.
|edip cansever-mendilimde kan sesleri|
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli değil
bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar.
|edip cansever-mendilimde kan sesleri|
devamını gör...
1338.
"insaf, orada, o odada çarpan bir yürek vardı."
devamını gör...
1339.
"korkuyorlar robson
şafaktan korkuyorlar,
görmekten, duymaktan, dokunmaktan korkuyorlar
yağmurda çırılçıplak yıkanır gibi ağlamaktan
sımsıkı bir ayvayı dişler gibi gülmekten korkuyorlar
sevmekten korkuyorlar, bizim ferhad gibi sevmekten."
şafaktan korkuyorlar,
görmekten, duymaktan, dokunmaktan korkuyorlar
yağmurda çırılçıplak yıkanır gibi ağlamaktan
sımsıkı bir ayvayı dişler gibi gülmekten korkuyorlar
sevmekten korkuyorlar, bizim ferhad gibi sevmekten."
devamını gör...
1340.
küçücük
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi
öğrendik böylece.
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi
öğrendik böylece.
devamını gör...
