121.
lodostan korkarsın öncelikle ne zaman lodos çıksa illa zehirlenme vakası olmuştur. kestane pisirirsin. ekmek kızartıp yağ surersin üzerine . her daim güğüm vardır. sobalı evde yatiyorsan dışardan yatak geliyorsa gelen yatak buz gibidir ayrı bir tadı vardır o yatağın soğukluğunun. pazar banyosu gelir aklıma . mandilana portakal kabuklarını sobanın üstüne atarsın içerisi mandalina portakal kokar.sonra yatarken bizimkileri izlersin. karanlık odada sobanın üzerindeki delikten tavana kömürün yanmasi yansır . bunları söylerken aklıma yeni türkü den telli telli şarkısından biz büyüdük kirlendi dünya sözü geçti
devamını gör...
122.
2 hafta önce köyde kurdum.hiç bir şey benzemez soba sıcaklığına soba yanında yapılan muhabbete dalınan düşüncelere..
devamını gör...
123.
ıyisiyle kötüsüyle bir çok anıyı hatırlatır soba/ sobalı ev.
her şeye rağmen ayva, patates, kestane vb... pişirip yemenin; o kokuların içinde mest olmanın yeri ayri.
devamını gör...
124.
çok güzel bir şey gece yakılır sabah yine yakılır doğal ateş sıcağında uyku çok güzel.
devamını gör...
125.
doğalgazla olacağından daha sıcak olur başka da artısı olmaz. sobalı ev romantizminden de hiç hazzetmem. kömürle külle uğraşmak hiç hoş değil bir kere. soğuk bir ildeyseniz o soğuk havalarda kömür çuvallarını yerleştir, boşalt yetmez her sabah kül çıkar. soba tüter, borular dolar. çekmezse soba zehirlenmesi olur. çilesi say say bitmez.
iyi ki doğalgaz kullanımı arttı da soba çilesinden kurtulduk. nefret ediyorum sobadan da zahmetinden de.
sobalı evde hoş anılarım olmuştur. sobada patatesidir ayvasıdır ama tüm bunlar o zahmetin yanında lafı edilecek şeyler değildir benim için. sobalardan da soba yakmak zorunda kalan insanların olmasından da nefret ediyorum.
devamını gör...
126.
küçükken sabahları annemin soba kovasını değiştirişine uyanırdım. gürültülü bir çekiş ve müteakiben daha az gürültülü bir yerine koyuş. tüm gün soba kovasının durumunu kontrol ederdik. acaba içindeki odun bitti mi, koru geçti mi, altını açtık mı, altını kapattık mı... eğer sobanın koru geçip küle döndüyse içini tekrar tutuşturmak gerekliydi. gün içerisinde iki kere kova değişimi yapardık. buz gibi soğukta kömürleri poşetleyip içine yakacak hazırlardık. bazen sobanın havası tutmaz yanmazdı dolayısıyla ya donardık ya da içeride dumandan boğulurduk. artıları var mıydı? evet tabii ki de. üzerinde yemeklerimizi ısıtırdık, kestane pişirirdik, buz gibi soğuktan gelince ellerimizi üstüne tutardık vs vs. ama ne bileyim hiç sobalı ev romantizmine giremedim.
devamını gör...
127.
ısınamama sorununu ortaya çıkartan bir...hal.

cayır cayır yanan bir sobamız vardı. üzerinde ibrik fokurdar,gece yatarken yorgan kullanmaz hatta yer yer-hadi be, çoğunlukla- terlerdik.

artık gelişen teknoloji vs.* doğalgaz ile ısınmaya çalışıyoruz.ama ne mümkün! insanın kemiği ısınmıyor tabi. alışkanlık kötü bir şey.
devamını gör...
128.
129.
tuvalet ve duşun işkence olduğunu dönemlerdi. evet, soba yanan oda maksimum sıcaklıkla insanı gevşeten ve kendini şanslı hissettiren bir durumdu. ama soba yanmayan diğer odalarda herhangi bir yaşam belirtisi bulmak da mümkün değildi.

soba, romantizmi güzel olan bir hikaye. ama onun da romantizmi bir yere kadar. çocukken kaloriferli eve geçtiğimizi çok net hatırlıyorum. kendimi, ayda yürüyen apollo 12 mürettebatından biri gibi hissediyordum. çocuk yaşımda gördüğüm en büyük teknoloji kaloriferdi çünkü.
devamını gör...
130.
sabah bi kalkarsınız buz gibi yorganın altından çıkmak istemezsiniz bide sizden önce uyanıp soba yakan yoksa buz gibi suyla elinizi yüzünüzü yıkarsınız geçici yüz felci geçirirsiniz.
devamını gör...
131.
annem çekerdi evin soğunu. bir oda yanar genelde. sular çelik gibi akar buz gibidir. küçük kardeşim sıcak odadan çıkmasın soğuğa gitmesin diye bekçilik yapardım. annem hep hastalanırdı soğuktan. ben de kısmen öyle olurdum. öğlen yemeğine okuldan eve gelince patates atmış olurdu kuzineye. dünyada ki en lezzetli şeydi galiba. zahmeti çok ama keyfi çok güzeldir.
devamını gör...
132.
dikkatli olunmalı. üşümesin bu çocuk diyor nenem ve benim yatağımı sobanın dibine seriyor. tabiki bende sağa sola derken sobaya yapışmışım. yorganın sobaya temas etmesiyle yangın çıkartıyordum nerdeyse. kışın gece vakti kapıyı pencereyi açtık dumanın odadan dağılmasını bekledik. yorgana ne kadar su döksekte pamuk içten içe yanmaya devam ediyordu.
devamını gör...
133.
kar gibi romantizmi bolca yapılan bir konudur ama kışı çok soğuk geçen yerlerde soba zahmetli ve zordur. bu yüzden güzel sıcak anıları bir kenara bırakıp daha gerçekçi bakmayı tercih ediyorum..
devamını gör...
134.
büyüdüm ve hala sobalı evde yaşıyorum.

valla cayır cayır yakarım hiç acımam geçen sene kardeşim bütün yılı kısa kollu giyecekler ile geçirdi.
devamını gör...
135.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bunu demek istediniz.
devamını gör...
136.
belki sadece sobanın olduğu oda ısınırdı ama, daha bir samimiydi,sohbetlerin edilebildiği,herkesin bir arada olduğu güzel zamanlardı, zorlukları elbette vardır... ancak hoş bir tat bırakan nostaljisinden bahsetmek daha çekici geldi.
benim en sevdiğim mesela, elim ıslakken üzerine su sıçratıp o çıkan cızırtıyla saçma sevinçler yaşamamdı, hala gittiğim bazı cafelerde ne zaman yanan bir soba görsem bu yaşımda yine yapıyorum :) bir de portakal kabuğu koyardık üstüne buram buram koksun diye ortalık :) çocukluğumuz kokar çünkü :) haa en sevdiğim patates közlenmesi :)) kestane patlatmalar, pazar günü banyoları, doğal nemlendirme kaynağı su dolu bir güğüm :) daha niceleri... biraz daha anı bırakırsam yaşım ortaya çıkacak diye korkarım :))) şimdi düşündüm de büyümekle doğru mu yaptık?
sevgiler (bkz: normalsözlük) okuyucuları :)
devamını gör...
137.
dışarısı eksi bilmem kaç, kar-buz, fırtına-boran-kasırga* ne ararsan var. ayaklarım donmuş, donmuş, donmuş. eve girmişim ayakkabılarımı can hıraş çıkartma gayretindeyim. içeride kutuplara koysan bütün karı eritip dünyayı su altında bırakacak bir soba ve sobaya doğru mecnunun leylaya doğru koşuşu gibi, ferhatın şirin için deldiği dağ gibi, patates kızartmasının köfte ile buluşma anı gibi, mücadele/kan/gözyaşı/sevinç/hüzün/ entrika/coşku dolu bir kavuşma anı yaşadım. hemen ayaklarımı sobaya yapıştırdım. o sıra gözümün önünden film şeridi gibi ayaklarımla yaşadığım güzel anılar geçiyor ve hafif bir sızı ile birlikte sıcaklık hissediyorum. baktım ayaklarımın dört nala giden tren gibi dumanı tütüyor, du bi çekeyim de bakayım altına dedim. aman allahım/ o my god bir de ne göreyim çoraplarımın altında yeller esiyor, çoraplarım ayacıklarım ısınsın diye kendilerini feda etmişler meğerse. daha sonra çoraplarımın kalan kısmını ufak çaplı bir tören ile göz yaşları içerisinde çöpe uğurladım. ve ayaklarım ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. bugün o çoraplar hala gönlümün en ücra köşesindeki hiç el değmemiş tahtındadır. seviyorum sizi çoraplarım her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız.
devamını gör...
138.
güzel bir çocukluk yaşamış olmak demektir. her şeyiyle güzeldi ama çok da tüterdi, nefes alamazdık. bi de külleri. ama yine de severdim çok. odaya karanlıkta vuran aydınlığını en çok.
devamını gör...
139.
şömine, soba, katalitik bunların yanı sıra tandır vs. hepsiyle de büyüdük çok şükür.
devamını gör...
140.
kömürün daha çuvala girmediği dönemler.. nasıl karanlık dönemler.. krater gibi kapının önüne yığılırdı ve dışardan o kutsal ses yükselirdi.. oğlum kapıya gel kömür taşıyacağız.. kömürü taşıtan babam.. kömür karası olup ortalıkta gezdiğim için sopalayan anam.. öyle dönem mi olur lan.. yana yana büyüdük..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sobalı evde büyümek" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim