sobalı evde büyümek
başlık "ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi" tarafından 20.11.2020 00:34 tarihinde açılmıştır.
161.
yok mu kestaneli falan bi anı patlatacak.
yazın kimsenin aklına böyle artı oy toplatacak başlıklar gelmiyor. kış geliyor hemen sobalı gariban hikayeleri hortluyor bilinç altından.
bıktık.
yazın kimsenin aklına böyle artı oy toplatacak başlıklar gelmiyor. kış geliyor hemen sobalı gariban hikayeleri hortluyor bilinç altından.
bıktık.
devamını gör...
162.
romantizmini yapanlarla araya mesafe koyarım.
13 yaşıma kadar sobalı evde büyüdüm. 2009 yılında doğalgaza geçtik ve hayat konforumuz bir anda arttı meğer ne güzel bir şeymiş doğalgaz.
aradan 12 yıl geçti ve görev icabı 2500 m rakımlı bir dağ köyündeyim. 3 yıldır birfiil soba yakıyorum. çok zorladığı oluyor, çok küfür ettiriyor ama yandığında garip bir huzur ve zevk veriyor.
13 yaşıma kadar sobalı evde büyüdüm. 2009 yılında doğalgaza geçtik ve hayat konforumuz bir anda arttı meğer ne güzel bir şeymiş doğalgaz.
aradan 12 yıl geçti ve görev icabı 2500 m rakımlı bir dağ köyündeyim. 3 yıldır birfiil soba yakıyorum. çok zorladığı oluyor, çok küfür ettiriyor ama yandığında garip bir huzur ve zevk veriyor.
devamını gör...
163.
çocukluğumu sobalı evde geçiren bir birey olarak güzelleme yapanların 1 hafta bile dayanamayacağını düşündüğüm yaşam şekli.
devamını gör...
164.
tanım: öyle ya da böyle, büyümektir. çok da bir anlam yüklemek gerekmiyor.
sıralama yaparsam: doğalgaz/kombi > soba > klima.
klimalı bir evimiz hiç olmadı ve ayrıca iyi ki de olmadı. klimanın ısıtmasına da soğutmasına da uzun süreler katlanamıyorum. yani mecbur kalırsam katlanırım da, hiç sevmem diyelim. sadece kısa misafirliklerde iyi geliyor klima serinliği, özellikle de dışarısı o gün çok sıcaksa ve misafirliğe yürüyerek gittiysem. adana'da falan yaşasam mecbur klima kullanırdık herhalde yazları ve iyi ki öyle değil durumumuz.
sıralama yaparsam: doğalgaz/kombi > soba > klima.
klimalı bir evimiz hiç olmadı ve ayrıca iyi ki de olmadı. klimanın ısıtmasına da soğutmasına da uzun süreler katlanamıyorum. yani mecbur kalırsam katlanırım da, hiç sevmem diyelim. sadece kısa misafirliklerde iyi geliyor klima serinliği, özellikle de dışarısı o gün çok sıcaksa ve misafirliğe yürüyerek gittiysem. adana'da falan yaşasam mecbur klima kullanırdık herhalde yazları ve iyi ki öyle değil durumumuz.
devamını gör...
165.
ısınamadım arkadaş. tamam nostaljik bir şey, kestane falan güzel oluyor da dondum gerçekten yıllarca. doğal gaza kurban olurum.
devamını gör...
166.
sobanın yandığı oda iyi de, diğer odalar çok fena oluyordu gerçekten, soğukluk anlamında.
o odalar sanki cezalı, o odalar sanki lanetli!
havalar soğuk olduğunda özellikle, kimse girmez çıkmazdı o odalara...
yatak odasıysa eğer, sadece uykudan uykuya...
o sobanın çevresinde buluşmak, bir tercih değildi aslında, zorunluluktu..
ve bu zorunluluk, bizleri daha çekilebilir bireyler haline getiriyordu, sosyal hayatta.
daha içten, daha eğlenceli, daha dışa açık...
hatta daha sorumlu, özenli, paylaşımcı...
sonra ne oldu?
peteklerle donatıldı ülkenin dört bir tarafı...
her evde en az 4 tane!
her odada, mutfakta hatta banyoda.. her yerde...
dağıldı ev ahali de tabii, kafasına göre istediği yere...
''özgürlük alanı'' diye bir şey çıktı ortaya... herkes, gözle görülemeyen bir fanusun içinde!
oysa eskiden, sobalı odanın dışına çıktığın an, her yer senindi!
özgürlük mü istiyorsun? at kendini o taş patlasa 10 metrekarelik alandan dışarı, yeterli.
daha daha mı özgürlük istiyorsun?
evden çık.. sokaklara vur kendini...
çok üşüdük evet...
sabah 6'da kalkardım, kıyafetlerim buz gibi olurdu...
onları giyer okula giderdim.
''okula gitsem de ısınsam'' derdim..
şimdi çocuk çıkıyor yataktan don atlet...
kahvaltısını yapıyor yine don atlet...
evden çıkmadan önce de işte, tamamen oda sıcaklığındaki okul kıyafetini giyiyor... o ana kadar hep don atlet..
bu konforu kim istemez?
dışarı çıkıyorsun, hava mis gibi.. kömür dumanı falan yok..
soba yakmak gibi meşakkatli değil.. düğmeye basıyorsun, tık!
haklılar onlar da tabii ama işte ''her seçiş, bir vazgeçiştir'' derler ya?
bu noktada vazgeçilen şey, gerçekten de çok değerli bir şey...
o odalar sanki cezalı, o odalar sanki lanetli!
havalar soğuk olduğunda özellikle, kimse girmez çıkmazdı o odalara...
yatak odasıysa eğer, sadece uykudan uykuya...
o sobanın çevresinde buluşmak, bir tercih değildi aslında, zorunluluktu..
ve bu zorunluluk, bizleri daha çekilebilir bireyler haline getiriyordu, sosyal hayatta.
daha içten, daha eğlenceli, daha dışa açık...
hatta daha sorumlu, özenli, paylaşımcı...
sonra ne oldu?
peteklerle donatıldı ülkenin dört bir tarafı...
her evde en az 4 tane!
her odada, mutfakta hatta banyoda.. her yerde...
dağıldı ev ahali de tabii, kafasına göre istediği yere...
''özgürlük alanı'' diye bir şey çıktı ortaya... herkes, gözle görülemeyen bir fanusun içinde!
oysa eskiden, sobalı odanın dışına çıktığın an, her yer senindi!
özgürlük mü istiyorsun? at kendini o taş patlasa 10 metrekarelik alandan dışarı, yeterli.
daha daha mı özgürlük istiyorsun?
evden çık.. sokaklara vur kendini...
çok üşüdük evet...
sabah 6'da kalkardım, kıyafetlerim buz gibi olurdu...
onları giyer okula giderdim.
''okula gitsem de ısınsam'' derdim..
şimdi çocuk çıkıyor yataktan don atlet...
kahvaltısını yapıyor yine don atlet...
evden çıkmadan önce de işte, tamamen oda sıcaklığındaki okul kıyafetini giyiyor... o ana kadar hep don atlet..
bu konforu kim istemez?
dışarı çıkıyorsun, hava mis gibi.. kömür dumanı falan yok..
soba yakmak gibi meşakkatli değil.. düğmeye basıyorsun, tık!
haklılar onlar da tabii ama işte ''her seçiş, bir vazgeçiştir'' derler ya?
bu noktada vazgeçilen şey, gerçekten de çok değerli bir şey...
devamını gör...
167.
pek matah bir şey değildir. evin bir odası şengül hamamı gibi olur da diğer odalara gitmek ıstıraptır ya da ızdırap.
devamını gör...
168.
soba tüter, ev duman içinde kalırdı.
bir de amcamlar, halamlar gelir...
küçücük odada ; ebeveynler ve çoluk çocuk, 20 kişi var.
erkekler kağıt oyununa başlar.
verirler sigaranın gözüne.
odanın içi alaca karanlık kuşağı dekoru gibi olur.
kadınlar çay servisi yapmak için odanın kapısını açınca ; odadan, vapur dumanı gibi duman çıkardı.
hayret bir şey...
hiç birimiz kanser felan olmadık.
şimdiki insanlar gibi ; kuruntularımız, anksiyetemiz yoktu ki.
domuz gibiyiz maşallah.
bir de amcamlar, halamlar gelir...
küçücük odada ; ebeveynler ve çoluk çocuk, 20 kişi var.
erkekler kağıt oyununa başlar.
verirler sigaranın gözüne.
odanın içi alaca karanlık kuşağı dekoru gibi olur.
kadınlar çay servisi yapmak için odanın kapısını açınca ; odadan, vapur dumanı gibi duman çıkardı.
hayret bir şey...
hiç birimiz kanser felan olmadık.
şimdiki insanlar gibi ; kuruntularımız, anksiyetemiz yoktu ki.
domuz gibiyiz maşallah.
devamını gör...
169.
banyodan çıkınca dibinde ısınayım derken göbeğim değmişti. yıllarca izi kaldı.
devamını gör...
170.
sabah sönmüş sobanın etkisiyle ılımış odaya uyanıp tuvalete gitmek için koridorun göt kesen soğuğuyla yüzleşirsin ya işte o günlerde nefret ettim sabah ayazından.
devamını gör...
171.
hâlâ sobalı evde yaşıyoruz. kışın en güzel yanı elektriklerin olmaması ve kıpkırmızı olan sobanın etrafında toplanıp sohbet etmek, uyuya kalmak.
devamını gör...
172.
çocukluğumda kaloriferli evde büyüdüm.
ama üniversite hayatımın son 2 yılında, sobalı evde yaşadım.
o da böyle şehrin göbeğinde müstakil villa bulduk (ısıtması olmayan) öyle yani.
derdi dertt, yalan yok.
sabah kalktığında buz gibi bir ev vs, akşam geldiğinde yine ısınmak için yarım saat beklemek zor işler.
ama keyfi de başka bir şeyde yok o namussuzun.
çıtır çıtır sesleri, ışıkları kapattığında tavana vuran kırmızı ışığı, sıcaklığı, mutfak sanatına katkısı vb...
özlenmiyor değil ara ara, bu tadı yaşayan herkesin arayışı.
2 sene önce havalar yine soğukken, mis gibi ısıtmalı otelin kendisinde değil de sırf sobası var diye bungalov evinde kalmışlığım var.
yine geldi o özlem ama bu sene farklı planlarım var, seneye görüşürüz sevgili soba.
ama üniversite hayatımın son 2 yılında, sobalı evde yaşadım.
o da böyle şehrin göbeğinde müstakil villa bulduk (ısıtması olmayan) öyle yani.
derdi dertt, yalan yok.
sabah kalktığında buz gibi bir ev vs, akşam geldiğinde yine ısınmak için yarım saat beklemek zor işler.
ama keyfi de başka bir şeyde yok o namussuzun.
çıtır çıtır sesleri, ışıkları kapattığında tavana vuran kırmızı ışığı, sıcaklığı, mutfak sanatına katkısı vb...
özlenmiyor değil ara ara, bu tadı yaşayan herkesin arayışı.
2 sene önce havalar yine soğukken, mis gibi ısıtmalı otelin kendisinde değil de sırf sobası var diye bungalov evinde kalmışlığım var.
yine geldi o özlem ama bu sene farklı planlarım var, seneye görüşürüz sevgili soba.
devamını gör...
173.
nostaljik yada güzel bir şey değildir. tek bir oda ısınır, tuvalete giderken giyinirsin, duş yapmak keyif değil eziyettir, başka odada yatmak ders çalışmak işkencedir. mutfakta yemek yapan anne için hiç te romantik değildir. külü taşıyan baba için lanettir. tek esprisi kestanedir. başka da bi şey değildir
devamını gör...
174.
"odalar salona açılmasın" salaklığıyla yapılan şimdinin evlerinde olmayacak şeydir.
devamını gör...
175.
kestane , limon /portakal kabuğu kokusu demektir. sobada yanan odunun kömürün sıcaklığından ziyade maaile bir arada olmanın sıcaklığıdır. yemekler hep beraber bir arada sobanın sıcağında yenir hele o kahvaltılar sobanın üstünde duran çaydanlıktaki çayın lezzetini hiç bir yerde alamamışımdır ben. ekmekler ısıtılır üzerinde sıcacık üstüne tereyağı offf. okuldan gelirsin, işten ya da çarşıdan buz keser her yerin biran önce yansın diye beklersin yanana kadar tüten dumanın kokusu sarar etrafını kıpır kıpır yanmasını bekler durursun yanana kadar ısınırsın zaten ama o ilk alevi gördüğünde başlar için ısınmaya. kıvrılır yatarsın bir köşesine ders yapmamak için en güzel mayışmadır o saatler. zahmetlimi zahmetli ama en güzel şeylerin yolu da hep zahmetli değil mi? o sıcaklığa o kokuya o kızıl ateşe hasretliktir sobalı evde büyümek.
devamını gör...
176.
177.
askerde kışın koğuşun kapısını açık bırakanlar olurdu. adam giriyor çıkıyor koğuş kapısını açık bırakıyor. bir gün birisine dedim. sen kaloriferli ev de mi büyüdün.
evet abi nerden bildin dedi.
ee sobalı evde büyüyenler dikkat eder kapının açık olup olmadığına ya. kapatır hep içeri soğuk gelmesin.
işte bu bin yılın tespitini yaptım efendim.
evet abi nerden bildin dedi.
ee sobalı evde büyüyenler dikkat eder kapının açık olup olmadığına ya. kapatır hep içeri soğuk gelmesin.
işte bu bin yılın tespitini yaptım efendim.
devamını gör...
178.
tek bir odada ısınmanın ne demek olduğunu bilen, sobanın üzerine tükürdüğümüzde o çıkan çozzzz sesinin verdiği keyfi bilen, kestane patlatmanın keyfini bilen çocuktur.
sobalı evdeki en büyük çileyi anneler çeker. çocuklarım üşümesin diye habire içine odun, kömür, kağıt atan en çok annelerdir.
sobalı evde büyümenin güzel tarafları olsa da zor tarafları da çok vardı.
sobalı evdeki en büyük çileyi anneler çeker. çocuklarım üşümesin diye habire içine odun, kömür, kağıt atan en çok annelerdir.
sobalı evde büyümenin güzel tarafları olsa da zor tarafları da çok vardı.
devamını gör...
179.
insanın yakmadığı yerini bırakmamasıdır.
devamını gör...
180.
mandalina kabuklarını sıkarsın ,böyle suyu coss eder.bir de güzel koku verir.
kestane patlatırsın ohh mis!
ekmek kızartırsın ,yeme de yanında yat.
kestane patlatırsın ohh mis!
ekmek kızartırsın ,yeme de yanında yat.
devamını gör...
