almanya'nın freiburg şehrinde bisikletle bisiklet yolunda ilerlerken, sinyal vermeden bisiklet yolunu kesen adamın, türk çıkması, türk çıktığı gibi istanbul'dan 15 yıllık okul arkadaşım çıkması, çok acayipti...

çalıştığı şirket 3 günlüğüne onu freiburg'a göndermiş, araba da partner alman şirketinin aracıymış...

10 saniye ilerde veya geride olsaydım, karşılaşmayacaktık.
devamını gör...
2017 baharında starbucks'ta tanıştığım bir elemanın benle sohbete başlaması, kendisinin musevi asıllı bir yabancı vatandaş olduğunu ve türkçe'yi burada kalarak öğrendiğini iddia etmesi, bu arada çok küçük bir aksan hariç dilimizi mükemmel konuşması, türkiye'nin tüm olaylarına ve israil tarihine hakim olması, fethullah gülen'i sevdiğini ifade etmesi, benden facebook adresimi istemesi, sonrasında hesabına baktığımda israil ordusu ve operasyonlarını öven pek çok video paylaştığını görmem, altında türkçe isme sahip bir sürü kullanıcının o videolara a yorumlarla destek verişini görmem, bir gün ben küçük bir eleştiride bulununca beni engellemesi. buraya kadar olayın birinci kısmı.

aradan bir sene geçmeden çalıştığım kurumda herkesin sevdiği, fazla popüler ve popülist bir kadın çalışanın kayınpederinin vefat etmesi ve biraz da mecburiyetten diğer personelle cenaze evine gidişimiz. orada o bayan çalışanın eşinin yani merhumun oğlunun kendisini yabancı uyruklu bir yahudi olarak tanıtan adam olması. adamın beni doğal olarak tanımaması ama enteresandır ki adaş oluşumuz. bu arada ismim arapça kökenli müslüman bir isim değil ama öz türkçe bir isim ve yahudi de değilim. ben de tüm bu olayları değerlendirirken adam hakkında canı sıkılmış ve fantezi yapıyor diye düşünürken, sonraki zamanlarda facebook ve instagramda iş arkadaşımız olan eşinin kendi ismi ve soy adının yanında parantez içerisinde kohen yazdığını görmem. hepsinden tuhafı bu kadın akp'li müdürün en sadık destekçilerinden birisiydi.
devamını gör...
inanma sikec… yok yok buna inanılabilir.
devamını gör...
yani kisaca kacilirdim, uzaylilar tarafindan.

evet inanmiyosunuz tamam anlatalim madem cok umrunuzdaysa, biliyosunuz genelde uzun entry girmem ama uzunca anlaticam olayla ilgilenen arkadaslar icin, daha da detay vermicem, sormayin da cevaplamam.

ben biliyosunuz azerbaycanliyim, 1 kac sene onceydi. o donem yasim 12 falan. annemle baku'ye gitmistik. annemin isi hasebiyle otelde kalcaktik. o donem 1 kurs vardi, ressamlik ogretimi. annem ressam ama muzeleri geziceklerdi, ben annemsiz kalamadigimdan beni de aldi yanina.

o donem de baku'de yakinimiz olmadigindan otelde kaldik arkadaslar. her sey cok iyi guzeldi, fakat ordaki 5-6. gecemizde 1 seyler oldu.

sonbahardi, hava cok ruzgarliydi, pencereler acikti ve annemle uyuyoduk. tabi ben cok korkuyodum cunku ruzgar da fena esiyodu, otelin 5'ci kati falan, hava fena karanlik.

ben de fena korktum derken 1 isik yansidi. ben once araba fari zannettim de sonra 5'ci katta oldugumuzu hatirladim, anneme iyice sarildim, cok korktum. hatta anne anne dedim de annem uyu uyu dedi.

lan bu isik huzmesi yaklastikca yaklasiyor derken, 1 cift goz gordum.

simdi aga sunda anlasalim ki insan gozu degildi.

uzayli gozu diye cizilen gozlere de benzemiyodu. basbaya mosmor, minnacik, uzum tanesi gibi, ama mor 1 isik sacan gozlerdi. kafasinin tam ortasinda kedi kulagina benzer 1 sey vardi.

genel vucudunda herhalde metalimsi 1 zirh vardi, pembeydi zirhi. kafasiysa beyazdi.

bana bakti, ben ona baktim ve dogal olarak bagirdim. ama ustume karabasan cokmuscesine sesimin cikmadigini fark ettim.

ardindan şok silahi gibi 1 tabancamsi 1 silah cikardi, bu da gri, metalimsi 1 yapidaydi. onunla ates etti, onunla ates edince uzun sari 1 lazer cikip beni icine cekti.

sonrasini hatirlamiyorum, ama su aklimda, o zaman geceydi, herhalde 1-2 civari.

fakat hava acildigi vakitlerde, ki sonbahar oldugundan tahmin ediyorum 5 gibi, sunu hatirliyorum, bu arada yani, gece 1'den gece 5'e kadar olan o 4 saatlik sure bende flu, 0. hic 1 sey hatirlamiyorum, tahminimce cok yuksek ihtimal bilincaltimi resetlediler.

ama o saati iyi hatirliyorum, ben o saatte gokyuzunden firliyordum.

bildiginiz basbaya helikopterden atlar gibi gokyuzunden disari atildigimi hatirliyorum herhalde 1 ucagin icinden, ucagi falan hic mi hic hatirlamiyorum, geldikleri araci falan gormedim. en azindan o kisim flu bende.

ordan atildim, asiri korku, dehset, panik hissetim ve yere cakildigimda 1 anda otelde yatakta annemin yaninda belirdim, hic aci hissetmiyodum ve saat 5 bucuk falandi sanirsam, sabaha dogru.

bunu anneme anlattim ruya gormussun dedi, ablama anlattim israr ettim o bana inandi ama asiri 1 tepki vermedi.

hadi dagilin simdi.
devamını gör...
bazı şeyleri gerçekten insan anlamlandıramıyor.

aile bireyleri defalarca hastalanmıştır
ararsın, yanlarına gidersin, bakarsın vesaire.

babam grip olduğunda bu sefer içime bi öküz oturdu
50 kere aradım, napıyorsun, iyi misin.

iyi diyor
kapatıyorum, 15 dakika sonra içime bi' karanlık daha oturuyor yine arıyorum
ha n'oldu?

bu konuşmayı yaptıktan 2 hafta sonra kemoterapiye başladık
hatta şöyle diyeyim, hayat o kadar garip ki
ekşi sözlük'te entrylere bakarken önüme bir başlık geldi, bir kanser türü
insanlar altında annesiyle, babasıyla ilgili çare arıyor

o an şeyi düşünmüştüm
ulan ne kadar çok acı yaşayan insan var, oraya bi' şeyler karalıyor
5 saniye sonra o başlık akışta kayboluyor, umarım böyle bi' şey yaşamam dedim.

o başlıktan yaklaşık 10 gün sonra başıma geldi
bence bu hissiyatlar epey garip, tanrı inancım yok, anlamlandıramıyorum ama insan gerçekten hissediyor ve bunun bir adı yok.
devamını gör...
bir kız bana birgün sorular sordu ben de elimden geldiği kadarıyla soruları cevapladım kötü birşey yapmadım ya da kıza asılmadım kız gitmiş beni durduk yere sevgilisine şikayet etti iyi de yanıma geldi soru sordu cevapladım hiç iltifat falan da etmedim herhalde kafası güzel.
devamını gör...
ortanca eski baldızımın istihbaratçı olduğunu öğrendiğimde dumura uğramıştım. aslında kıllandım ama itiraf da etmedi. bi akşam sarışın ve küt saç, bir sabah esmer ve uzun saç, bi ara tesettüre girmeler falan... ulan ne ayak bu kadın diye soruyorum, ben dışında herkes normal karşılıyor. beni bi merak sardı, dedim ben bu işi bozarım. facebook dan sahte profille ekledim, sohbet ediyoruz falan. profil fotoğrafı da fake. aslan kafesine kuruyemiş atan şortlu bir gezgin fotoğrafı var. paylaşımlarının neredeyse tamamı farklı ülkelerde. mısır da piramit keyfisi tadında paylaşımlar. eyfel aslında o kadar uzun değil yok efendim pisa kulesi yeteri kadar yamuk değil falan, sanki düzeltecek amk. yine bi akşam sohbet ediyoruz, üzerimde nasa yazan bi t-shirt var. bıktım ya çok yoruldum dedi. kılıktan kılığa girmekten sıkıldım, batsın parası da itibarı da dedi. bir akşam iran, sabahı nairobi'de olmak yordu deyince, nairobi'nin pestili meşhur, muhakkak tadına bak deyince engeli bastı. öğrenemedim yine aslını.
devamını gör...
biri girdi bugün kapıdan.

bakışlarınız buraya doğru ben trabzonluyum diye bağırıyor dedi. dedim neresinden diye de bağırıyor mu, çat diye söyledi.

bu iş iyi yerlere doğru gitmiyor. bana memleket tahmin etmeyin, odamdaki musluğu tamir edin. *
devamını gör...
hamamda bayılmak
toplaşın yamacıma. hayatımın en bok haftasını anlatayım...

bazen yetenekleriniz, becerileriniz, vasıflarınız, gençliğiniz, güzelliğiniz... her şey ama her şey kifayetsiz kalır. öyle bir durum işte.

o zamanlar marmaris'te bir bar-restorant'da çalışıyorum. bir yandan da dersaneye gidiyorum. gündüz dershanede, akşam bardayım. maaş sistemi de prim şeklinde o zaman. kış olduğu için işler düşük üstelik yarım gün çalışıyorum. kazandığım para sadece dersaneye yetiyor ama direniyorum.

kurban bayramı zamanı yaklaştı. bizim mekânın pek ilgisi yoktu bayram yoğunluğu ile, daha çok oteller yogunlasiyordu iş bakımından.

bizim müdür dedi ki, bayram ekstrasina gitmek isteyen gidebilir. biz yoğun olmayacağız ama siz en azından üç gün, günlük kazancı üçe katlarsiniz.

bunun üzerine bir otel ile anlaştım. bayram boyunca çalışacağım orada. her şey tamam.

bayram sabahı yataktan kalkarken boynum tutuldu. ama öyle böyle değil. kaldım yerimde. parmağımı oynatsam çığlık atıyorum.

güç bela arkadaşımı aradım dedim ki, otele sen git, söz verdim ama ayağa kalkamıyorum. tamam dedi. sonra o da gidemedi neyse.
geldi beni aldı, annesi bize getir yalnız kalmasın demiş. gittim ama sürünerek...
iki gün geçti bu arada ne yağı bulursak boynuma masaj yapıyoruz. mısır çarşısı gibi kokuma ek hareket kabiliyetine bir gelişme yok.

dedim ki, böyle olmayacak. ekstraya gidemedigim gibi kendi işime de gidemiyorum. double kayıp.

arkadaşa dedim ki ben saunaya gidiyorum. ayağa kalkmam lazım.

çalıştığım mekanın yanında beş yıldızlı bir otel var. gittim buraya, sauna için randevu aldım. normalde hep giderdim saunaya. alışık olduğum bir şeydi yani.

neyse işte gittim ben saunaya girdim. normalde yaklaşık 15 dk durabiliyirdum. o gün duramadim. beş dakika zor dayandım. kendimi dışarı attım.
resepsiyonda gençten bir çocuk var, dedi ki "isterseniz duşa girin, hava çok soğuk". dedim ki, "tekrar saunaya gireceğim", "olsun, yine de duş almalısınız" dedi.

neyse duşa girdim. midemde bir kazinma hissettim. tanıdığım bir şey olduğu için bayılacağımı anladım ve yere oturdum düşmemek için.

uyandım sonra. biraz bekledim, tekrar oturdum. iyiyim diyerek kalkıp musluğu açtım. duşa başladım, gözlerimi kapadım köpük köpük...

uyandığımda yüz üstü yerdeyim yine, dişim ve burnum feci şekilde acıyor, su hâlâ üzerime akıyor...

bu defa panikledim biraz. üst üste hiç olmamıştı. toparlanmaya çalıştım. bir an önce çıkmak ve birine söylemek istiyorum. kış olduğu için ortalıkta pek kimse yok, bir şey olsa fark edilmez korkusuyla kalktım yerden ve elimi mayoma attım. çıkmam lâzım.

sonra bir ses duydum. cam kırıldı. duş kapıları buzlu cam. ortamdaki sesleri duyuyorum. birileri koşuyor cam sesine. kapı kırıldı galiba diyorum.*...

tekrar uyandığımda az önceki resepsiyonistin kollarindayim havluya sarılı. bana diyor ki:"yere bakma sakın!"

birine yere bakma derseniz ilk işi yere bakmak olur, o gün öğrendim.

yere baktım, baya çocuk havuzu büyüklüğünde bir alan full kan.
bunu görünce ben yine gittim. normalde kan tutmaz beni ama insan kendi kanını oluk oluk görünce bir tuhaf oluyor.

gözlerimi açtığımda sedyedeydim. bana bir iki soru sordular cevapladım. resepsiyonist fırça attı, "ben sana yere bakma demedim mi?" diye. "o yüzden baktım ben de" dedim.

sonra hastaneye götürdüler beni. röntgen istediler. içeri alırken "hamile misin?" diye sordular hayal meyal anımsıyorum.

röntgen çekilirken ben yine düştüm ama nasıl düşmek...

sonra teknisyen dedi ki, "bir daha düşecek olursan seslen".

yine röntgen geçtim. buz gibi. ben yine gidiciyim anladım ve sesleniyorum, duymuyor. bağırıyorum, duymuyor.

derken yine gözümü açtım yine fırça yedim "neden seslenmiyorsun?" diye.

...

o gün koluma yedi dikiş atıldı. duşta en son bayıldığımda kapının yanındaki vazonun üzerine düşmüşüm. dişim kırılmış. burnum çatlak. müdür gelmiş, geçmiş olsun diyor. boynum hala tutuk.

neyse ben "takdir allah'ın" diyerek yine arkadaşın evine gidiyorum. kalmayacağım, kararlıyım.

kasmayacagim ama, kurban bayramı her yer et yemeği. benim dişim kırık, boynum tutuk... nasıl acı çekiyorum yemek yerken. çorba içmek bile eziyet. bir hafta...

yani kendi haline biraksam iki gün sonra calisabilecektim belki ama ben sayın her şeyi bilen olarak müdahale edip araya sauna macerası sıkıştırınca 15 gün işe gidemedim. boynu kurtaramadigim gibi kolu, dişi ve burunu da kaybettim bir süre.

hiç öyle filmlere konu olacak ince birdurum da yok. bildiğin düşük tansiyon. altı kere bayıltan düşük tansiyon.

190 cm adeleli sevgili isteyen 150 cm basenli instagirl gibi.
devamını gör...
papağana vitamin yazmıştım daha önce.
bugün de bir kediye göz damlası yazdım.

nüfusum artık 3477 insan,
bir papağan,
ve bir kedi.

bu tavuğa en başta kim bakmayıp kışt dediyse,
bir yerlerde ecrini biz çekiyor olabilir miyiz,

just asking.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının başına gelen garip olaylar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim