81.
kuş koysunlar yoluna - nilgün marmara
devamını gör...
82.
ey kaptan! kaptanım!" walt whitman
gitme o güzel geceye usulca dylan thomas
eger rupyard kipling
sehir konstantinos kavafis
ıyi adama bir iki soru bertolt brecht
nihal atsiz kara ozanin son deyisi ( bir kitabinda gecen karakterindir )
personel mudurleri icin bir siir charles bukowski
listem uzundur hangisini daha cok sevdigimi bilmem de hepsini cok severim
gitme o güzel geceye usulca dylan thomas
eger rupyard kipling
sehir konstantinos kavafis
ıyi adama bir iki soru bertolt brecht
nihal atsiz kara ozanin son deyisi ( bir kitabinda gecen karakterindir )
personel mudurleri icin bir siir charles bukowski
listem uzundur hangisini daha cok sevdigimi bilmem de hepsini cok severim
devamını gör...
83.
"gençtik korkusuzduk
ama aşksız
ama şiirsiz
ama kitapsızdık
..
velhasıl hiçbir güzelliği
bir türlü katamadık güzelliğimize"
(bkz: adnan yücel)
ama aşksız
ama şiirsiz
ama kitapsızdık
..
velhasıl hiçbir güzelliği
bir türlü katamadık güzelliğimize"
(bkz: adnan yücel)
devamını gör...
84.
uzak sevgililer
sis bastırmış iyice,sular yükselmiş;
yolu yok haber salmanın,mektup iletmenin.
sadece ay -bulutlar ötesinde,mavi gökte-
parlıyor üzerlerinde uzak sevgililerin.
bütün gün aklımda bu,neye baksam:
yürek dayanamıyor...
açılması güç bir kilit gibi çatık kaşlarım.
her gece,gölgesi gelir diye düşümde,
yarısını ona ayırıyorum üstümdeki yorganın.
li po | uzak sevgilile
sis bastırmış iyice,sular yükselmiş;
yolu yok haber salmanın,mektup iletmenin.
sadece ay -bulutlar ötesinde,mavi gökte-
parlıyor üzerlerinde uzak sevgililerin.
bütün gün aklımda bu,neye baksam:
yürek dayanamıyor...
açılması güç bir kilit gibi çatık kaşlarım.
her gece,gölgesi gelir diye düşümde,
yarısını ona ayırıyorum üstümdeki yorganın.
li po | uzak sevgilile
devamını gör...
85.
en azından üç dil bileceksin
en azından üç dilde
ana avrat dümdüz gideceksin
en azından üç dil
çünkü sen ne tarih ne coğrafya
ne şu ne busun
oğlum mernuş
sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun
devamını gör...
86.
her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine
bir beyaz kağıda herşey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan herşeyden
bir gülden, bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan ama anlatamam
toprağın güneşle kavuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter bende filiz çok
köklerin içimde gizlidir,
gelen, giden arayan, soran dere budak yok
bir şiir istersin içinde benzetmeler olan
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar güzel birşey yok... yok!
uzun bir yoldan gelen, tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
herşeyi anlattım olan olmayan, acıtan sancıtan
bilsem kisana varmak içindi bütün mola sancıları,
daha hızlı koşardım, severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine
sana bakmak suya bakmaktı
sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktı
sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem, yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar baçıvanlar değil tüccarlar
sen öyle gçz, sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen içimde cennet kayganlığı iken,
sana şiir yazmak ahmaklıktı...
bir tek söz kalır dişlerimin arasında
ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz,
yazdığım bütün şiirler sanabaşlayan bir kitap için önsöz
sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır
herşey olmaya hazır
sana bakmak, suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak,
bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak,
allah'a inanmaktır
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine
bir beyaz kağıda herşey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan herşeyden
bir gülden, bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan ama anlatamam
toprağın güneşle kavuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla
sen bana ışık ver yeter bende filiz çok
köklerin içimde gizlidir,
gelen, giden arayan, soran dere budak yok
bir şiir istersin içinde benzetmeler olan
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar güzel birşey yok... yok!
uzun bir yoldan gelen, tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
herşeyi anlattım olan olmayan, acıtan sancıtan
bilsem kisana varmak içindi bütün mola sancıları,
daha hızlı koşardım, severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine
sana bakmak suya bakmaktı
sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktı
sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem, yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar baçıvanlar değil tüccarlar
sen öyle gçz, sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen içimde cennet kayganlığı iken,
sana şiir yazmak ahmaklıktı...
bir tek söz kalır dişlerimin arasında
ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz,
yazdığım bütün şiirler sanabaşlayan bir kitap için önsöz
sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır
herşey olmaya hazır
sana bakmak, suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak,
bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak,
allah'a inanmaktır
devamını gör...
87.
devamını gör...
88.
küçük iskender/ sacrifice.
bir nedeni yok, yalnızca öptüm.
bir nedeni yok, yalnızca öptüm.
devamını gör...
89.
ümit yaşar oğuzcan- her gün seninle
devamını gör...
90.
attila ilhan - ağustos çıkmazı
devamını gör...
91.
sana buraya bazı şeyler koyuyorum. yol boyunca aklında olsun. lazım olursa açar okursun, olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.
şuraya bir cümle koydum. bırak, acımızı birileri duysun. hem zaten şiir niye var? dünyanın acısını başkaları da duysun!
acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. ortada dursun. olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. az unutursun.
buraya tabiatı koydum. ağaçları, suyu, ovayı, dağı. onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
buraya, küçük mutlu güneşler koydum. günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
buraya, bir inanç bir inat koydum. tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun.
buraya yolun yokuşunu koydum. bildiğim için yokuşu. zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.
buraya umutlu günler koydum. şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. n'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!
burada bir tutam sabır var. kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
burada güzel çaylar var. bu aralar senin için çok önemli. bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. demlersin, maksat midene dostluk olsun.
şuraya youtube'dan müzikler, bach dinle filan, koydum. ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.
buraya bir silkintiotu koydum. kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun.
(bkz: birhan keskin)
(bkz: kargo)
devamını gör...
92.
küçük iskender - bir nedeni yok yalnızca öptüm
devamını gör...
93.
ahmet telli/ su çürüdü.
küçük iskender/ sacrifice.
attila ilhan/ 5 dakika bekle git, üçüncü şahsın şiiri, telsizci hamdi...
sessiz gemi.
ataol behramoğlu/ aşk iki kişiliktir, annem yok artık.
didem madak/ ahlar ağacı.
onur ünlü/ ah o gemide ben de olsaydım.
....
küçük iskender/ sacrifice.
attila ilhan/ 5 dakika bekle git, üçüncü şahsın şiiri, telsizci hamdi...
sessiz gemi.
ataol behramoğlu/ aşk iki kişiliktir, annem yok artık.
didem madak/ ahlar ağacı.
onur ünlü/ ah o gemide ben de olsaydım.
....
devamını gör...
94.
adnan yücel - yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
devamını gör...
95.
ben bakmaya kıyamazdım,
korkar da incinirsin diye,
sen 3 kuruşa sattın,
kahpelik olsun diye.
-lazkopeyyydo
korkar da incinirsin diye,
sen 3 kuruşa sattın,
kahpelik olsun diye.
-lazkopeyyydo
devamını gör...
96.
benim tüm varlığım
seni kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine
götürecek
karanlık bir âyettir
ben bu âyette sana âh çektim, âh
ben bu âyette seni
ağaçla, suyla ve ateşle bütünleştirdim
hayat belki
bir kadının her gün filesiyle geçtiği uzun bir caddedir
hayat belki
bir adamın kendini dala astığı bir iptir
hayat belki
okuldan dönen bir çocuktur
hayat belki
iki sevişme arası rehavette yakılan bir sigaradır
ya da yoldan geçen bir başkasına
şapkasını kaldırarak
anlamsız bir tebessümle "günaydın" diyen adamın
dalgınca yolun karşısına geçmesidir
hayat belki de
bakışlarımın senin gözbebeklerinde kendini yok ettiği
o örtülü andır
ve bunda
ayın özünü ve karanlığın anlamını harmanlayacağım bir his vardır
bir yalnızlık büyüklüğünde odada
bir aşk büyüklüğünde kalbim
kendi mutluluğunun yalın bahanelerine
vazodaki çiçeklerin güzelliğinin yok oluşuna
evimizin bahçesine diktiğin fidana
ve kanaryaların
bir pencere büyüklüğündeki
şarkısına bakıyor
âh
bana düşen budur
bana düşen budur
bana düşen
asılan bir perdenin benden aldığı gökyüzüdür
bana düşen
terk edilmiş bir merdivenden aşağı inmek
ve yalnızlık içinde çürüyen bir şeye ulaşmaktır
bana düşen
hatıralar bahçesinde hüzne dalıp dolaşmak
ve "ellerini seviyorum" diyen sesin
kederinde can vermektir
ellerimi ekiyorum bahçeye
biliyorum yeşereceğim
biliyorum
biliyorum
ve kırlangıçlar
mürekkepli parmaklarımın arasına bırakacaklar
yumurtalarını
iki çift kırmızı kirazdan
küpe takıyorum kulaklarıma
ve tırnaklarıma yıldızçiçeği yaprakları yapıştırıyorum
bir sokak var orada
çocuklarının bir zamanlar bana âşık olduğu
ki hâlâ dağınık saçları
ince boyunları
ve sıska bacaklarıyla
bir gece vakti rüzgârın yanına alıp götürdüğü küçücük kızın
masum gülücüklerini düşünürler
bir sokak var
kalbimin
çocukluğumun mahallelerinden çaldığı
zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
ve gebe bırakması bir oyluma zamanın kısır çizgisini
bir aynanın misafirliğinden dönen
bilinçli bir imgenin oylumuyla...
ve işte böyledir
biri ölür
biri kalır
hiçbir avcı
çukura dökülen küçücük bir derede
inci aramaz
hüzünlü
küçük bir peri tanıyorum ben
okyanusta yaşayan
yüreğini ahşap neyde
usul usul üfleyen
hüzünlü
küçük bir peri
gece bir öpücükle ölen
ve seher vakti bir öpücükle doğacak olan
...
yeniden doğuş//furûğ ferruhzâd
seni kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine
götürecek
karanlık bir âyettir
ben bu âyette sana âh çektim, âh
ben bu âyette seni
ağaçla, suyla ve ateşle bütünleştirdim
hayat belki
bir kadının her gün filesiyle geçtiği uzun bir caddedir
hayat belki
bir adamın kendini dala astığı bir iptir
hayat belki
okuldan dönen bir çocuktur
hayat belki
iki sevişme arası rehavette yakılan bir sigaradır
ya da yoldan geçen bir başkasına
şapkasını kaldırarak
anlamsız bir tebessümle "günaydın" diyen adamın
dalgınca yolun karşısına geçmesidir
hayat belki de
bakışlarımın senin gözbebeklerinde kendini yok ettiği
o örtülü andır
ve bunda
ayın özünü ve karanlığın anlamını harmanlayacağım bir his vardır
bir yalnızlık büyüklüğünde odada
bir aşk büyüklüğünde kalbim
kendi mutluluğunun yalın bahanelerine
vazodaki çiçeklerin güzelliğinin yok oluşuna
evimizin bahçesine diktiğin fidana
ve kanaryaların
bir pencere büyüklüğündeki
şarkısına bakıyor
âh
bana düşen budur
bana düşen budur
bana düşen
asılan bir perdenin benden aldığı gökyüzüdür
bana düşen
terk edilmiş bir merdivenden aşağı inmek
ve yalnızlık içinde çürüyen bir şeye ulaşmaktır
bana düşen
hatıralar bahçesinde hüzne dalıp dolaşmak
ve "ellerini seviyorum" diyen sesin
kederinde can vermektir
ellerimi ekiyorum bahçeye
biliyorum yeşereceğim
biliyorum
biliyorum
ve kırlangıçlar
mürekkepli parmaklarımın arasına bırakacaklar
yumurtalarını
iki çift kırmızı kirazdan
küpe takıyorum kulaklarıma
ve tırnaklarıma yıldızçiçeği yaprakları yapıştırıyorum
bir sokak var orada
çocuklarının bir zamanlar bana âşık olduğu
ki hâlâ dağınık saçları
ince boyunları
ve sıska bacaklarıyla
bir gece vakti rüzgârın yanına alıp götürdüğü küçücük kızın
masum gülücüklerini düşünürler
bir sokak var
kalbimin
çocukluğumun mahallelerinden çaldığı
zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
ve gebe bırakması bir oyluma zamanın kısır çizgisini
bir aynanın misafirliğinden dönen
bilinçli bir imgenin oylumuyla...
ve işte böyledir
biri ölür
biri kalır
hiçbir avcı
çukura dökülen küçücük bir derede
inci aramaz
hüzünlü
küçük bir peri tanıyorum ben
okyanusta yaşayan
yüreğini ahşap neyde
usul usul üfleyen
hüzünlü
küçük bir peri
gece bir öpücükle ölen
ve seher vakti bir öpücükle doğacak olan
...
yeniden doğuş//furûğ ferruhzâd
devamını gör...
97.
seni düşünmek
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
nazım hikmet ran
lavinia
sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.
sana gitme demeyeceğim.
yine de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.
sana gitme demeyeceğim,
ama gitme, lavinia.
adını gizleyeceğim
sen de bilme, lavinia.
özdemir asaf
bir gün baksam ki gelmişsin
bir gün baksam ki gelmişsin...
bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik
saçlarında ilkbahar...
bir gün baksam ki gelmişsin...
gülüşünde taze serin bir rüzgar
ellerin yine eskisi kadar güzel
çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar...
bir gün baksam ki gelmişsin...
hasretin içimde sonsuzluk kadar.
şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.
bir gün baksam ki gelmişsin...
ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var.
tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
benim olmuş dünyalar...
yavuz bülent bakiler
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
nazım hikmet ran
lavinia
sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.
sana gitme demeyeceğim.
yine de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
incinirsin.
sana gitme demeyeceğim,
ama gitme, lavinia.
adını gizleyeceğim
sen de bilme, lavinia.
özdemir asaf
bir gün baksam ki gelmişsin
bir gün baksam ki gelmişsin...
bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik
saçlarında ilkbahar...
bir gün baksam ki gelmişsin...
gülüşünde taze serin bir rüzgar
ellerin yine eskisi kadar güzel
çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar...
bir gün baksam ki gelmişsin...
hasretin içimde sonsuzluk kadar.
şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.
bir gün baksam ki gelmişsin...
ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var.
tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
benim olmuş dünyalar...
yavuz bülent bakiler
devamını gör...
98.
" hangi şairlerin hangi şiirlerinde buldum kendimi, birini seçip en sevdiğim desem şiirler kınar beni" demiş öyle pek bilinmeyen bir şair..
devamını gör...
99.
umit yaşar oğuzcan'ın sevi şiiri.
devamını gör...
100.
(bkz: sebeb-i telif)
devamını gör...