101.
şu an dışarda sağanak yağmur var, o yüzden şimdilik en sevdiğim şiir bu:


bu yağmur bu saatte nasıl davetkar
sızdıkça camdan ev önündeki kaldırıma
uyunur mu hiç?
bu senin uzaktan güzelliğin
ev içleri gibi darlayan içimi
senin de camından süzülüyor mu diye
kalkıp geleyim diyorum
ilk ayakkabıyla evinin önüne
ama bende bu talih varken
yarı yolda yağmur kesilir
sen uyursun
iyisi mi 
yağmur dursun..
devamını gör...
102.
ezbere bildiğim tek şiir olmasından ötürü, sabahattin ali'nin kurbağaya mersiyesidir:


sevgilim bak bu gece
kırık kalbine ince
bir ok saplı kurbağa
ölüvermiş gizlice

benzi aydan da sarı
görmeden bak ilk karı
dudakları kitlendi
suya düştü kitarı

yıllarca vaklamıştı
neler araklamıştı
öteki şairlerden
aşkını saklamıştı

boyundan büyük sazı
mest etmişti bin kazı
dayandı her kahra da
çekemedi son nazı

daha pek genç yaşında
bin dert vardı başında
kitarası kırıldı
kendi mezar taşında

çık onu ez sevgilim
üstünde gez sevgilim
ayağın kirlenirse
işte bir bez sevgilim
devamını gör...
103.
yaşanmışlıklar değiştikçe sevdiklerimizde değişiyor.
kemal sayar- senden sonra

birini kaybetmenin acısını hissettiriyor, merhametle.
burada da dursun.

senden sonra

senden sonra çok yağmur yağdı.

çok insanlar geldi, anlatıp gittiler. bir tarafımda eksik bir şeyler, her sızıda varlığını duyurdu. senden sonra ruhum hep aksayarak yürüdü. bu gurbetin bir gün biteceği hakikati içime ağır bir taş gibi çöreklenip kaldı. hayatın daimi bir daüssıla, sevmenin özlemek olduğu bilinci ruhuma otağ kurdu.

senden sonra ağız dolusu kahkaham kalmadı, her gülüşe bir ucundan, bu dünyada bir daha seni göremeyecek olmanın kekre tadı karıştı. senden sonra çok yağmur yağdı.
“biraz yağmur kimseyi incitmez”. her insan kendi masalının peşinde koşuyor. koca bir ömrü bir hikâye kurmak için yaşıyoruz. anlatacak bir şeylerimiz olsun, bizden geriye bir hoş seda kalsın istiyoruz. sevenlerin kalbine çarparak çoğalacak bir büyük hece, sadece sevginin telleriyle titreşecek bir cümle.

senden geriye, senin güzelliğine, doğruluk ve iyiliğine tanıklık eden sözler kaldı. zaten bir söz, iyiliğe tanıklık etmiyorsa neye yarar ki? senden sonra üstümüze çok yağmurlar yağdı, olmadık zamanlarda bir üşüme tuttu bizi ve dedik ki “biraz yağmur kimseyi incitmez”.

torunların bir yaş daha büyüdü. dört mevsim daha. büyük oğlan arada seni düşünüp ağlasa da senin can arkadaşın, küçük sarı adam bir daha seni sormadı. ona “deden uzak ülkede” dedik. sustu ve bir daha seni sormadı. yeryüzünde onu bu kadar karşılıksız seven, parklara, hayata, börtü böceğe onunla ilk merhabasını verdiği arkadaşının, birden sırra kadem basmasını anlayamadı. aslına bakarsan, biz de hâlâ tam anlamış değiliz. çocukluğun ılık hatıraları rüyalarımıza sızdıkça, dünya bizi hırpaladıkça, sıkı sıkıya elini tutmak, senden emniyet almak istiyoruz. kalbimizi serinleten inancımız olmasa, karanlık bir ormanda uğultuların peşi sıra kaybolur giderdik.

torunların bir yaş daha büyüdü. dört mevsim daha.
sessizlik kendini öğretti.

“bize bunca sessizliği öğretebilmek için / çok yalnız kalmış olmalı atalarımızdan biri”. gidişin bana sessizliği öğretti. nicedir talim ediyordum da sırrına âgâh olamamıştım. senden sonra aradan başka hayatlar geçti. sessizlik kendini öğretti.

her oğul babasının gölgesidir. kaç zamandır bir mektup yazmayı kuruyorum sana. sadece, kalbimin derinliklerinde konuşmak istiyorum. biliyorum melekler taşır oğulların sözünü. kelimelerim biner cebrail’in kanatlarına, o ışıksı varlık tamamlar sözümün eksiğini. bir oğul ancak babasını özlemekle çiçek açar. bir aydınlık vurur çehresine, özlemden söz açtığında.

her oğul babasının gölgesidir.

senden sonra çok yağmur yağdı. sarı torun, en çok ‘neden?’ diyor. bu sözcük ona çok yakışıyor. neden sorusunu sonsuza dek uzatmak hoşuna gidiyor. neden diye başlayan sonsuz sayıda cümle kurabilir. abisi çok tatlı bir genç adam olmaya gidiyor. sınıf birincisi değil ama insanların hallerini pek güzel seziyor. allah vergisi bir empati yeteneği var. onun merhametli kalbini seviyorum. dedesinden aldığı bir şey var.

senden sonra çok yağmur yağdı.

ben ki bir oğulum, senin kalıcılık yurduna kanat çırpmanla ben de yola çıkmış oldum. bir oğulum ve ben yaşarken sen bende yaşamaya devam ediyorsun. senden sonra çok yağmur yağdı. aradan çok hayatlar geçti.

sessizlik kendini öğretti.

sen de ben de en sevgili’nin oğullarıyız. onun gölgesiyiz, onun bendesiyiz. seni de çok özledik, selam üzerine olsun, onu da çok özledik!
devamını gör...
104.
küçük iskender
sacrifice
devamını gör...
105.
popülarizme kurban gitmiş turgut abinin geyikli gece şiiridir.
devamını gör...
106.
entel feridun'dan anne karanina'nın ciciklerine mersiye.

fevkalâdedir.
devamını gör...
107.
dağlarının, dağlarının ardı,
nazlıdır.
uçurum kıyısında incecik bir yol
gider dolana dolana,
bir hastan vardır, umutsuz,
belki ayşe, belki elif
endamı kuytuda başak,
memesinin, memesinin altında,
bir sancı,
bir hayın bıçak...

ölüm bu,
fukara ölümü
geldim, geliyorum demez.
ya bir kuşluk vakti, ya akşamüstü,
ya da seher, mahmurlukta,
bakarsın, olmuş olacak.
bir hastan vardır umutsuz,
hayreti uykularda,
hayreti soğuk sularda.
gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
iki mavi, kocaman korku çiçeği,
açar, derin kuyularda...

dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.
hiç akıl edip de düşünen var mı?
gün kimin hesabına tutar akşamı,
rahmetinden kim demlenir bulutun,
hayırlı evlat makina
nasıl canavar kesilir.
kurdun, karıncanın rızkını veren
toprak nasıl ayartılır,
yüz vermez topal öküze,
ve almaz koynuna kara sabanı.

sepetçioğlu'm bir kömür işçişidir,
mavzer değil, kürek tutar urfalı nazif
mal, haraç-mezattır,
can, pazar-pazar.
kırmızı, ak ve esmer,
yumuşak ve sert buğdayları
yaratan ellerin sahibidir bu,
kör boğaz, nafaka uğruna,
haldan düşmüş, tebdil gezer...

dağlarının, dağlarının ardı,
nasıl anlatsam...
ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
çırılçıplak,
vay kurban...
"kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda."
yiğitlik, sen cehennem olsan da bile
fedayı kabul etmektir,
cennet yapabilmek için seni,
yoksul ve namuslu halka.
bu'dur ol hikayet,
ol kara sevda.

seni sevmek,
felsefedir, kusursuz.
imandır, korkunç sabırlı.
ipin, kurşunun rağmına,
yürür, pervasız ve güzel.
sıradağları devirir,
akan suları çevirir,
alır yetimin hakkını,
buyurur, kitabınca...

gün ola, devran döne, umut yetişe,
dağlarının, dağlarının ardında,
değil öyle yoksulluklar, hasretler,
bir tek başak bile dargın kalmayacaktır,
bir tek zeytin dalı bile yalnız...
sıkıysa yağmasın yağmur,
sıkıysa uykudan uyanmasın dağ.
bu yürek, ne güne vurur...
kaçar damarlarından karanlık,
kaçar, bir daha dönemez,
sunar koynunda yatandan,
hem de mutlulukla sunar
beynimizin ışığında yeraltı.

her mevsim daha genç, daha verimli,
sunar, pırıl-pırıl, sebil,
ömrünün en güzel aşk hasadını,
elimizin hünerinde yeryüzü.
dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe
şafakla doğan işgücü.
yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
ol kitapta böylece yazılıdır,
ol sevda, böyledir çünkü..

vay kurban-ahmet arif.
devamını gör...
108.
dudak payı

çay bardağında bırakılan
dudak payı kadar bile
uzak kalamam gözlerine

yakın olsun isterim
ellerime ellerin

yanındaki beton binaya
yaslanması gibi
köhne bir evin

seni çivi gibi çaktım çünkü beynime
ve toplayıp bütün kerpetenleri
attım denize...

s.akın
devamını gör...
109.
seni dağladılar değil mi kalbim
her yanın su dolu kabarcık
devamını gör...
110.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
111.
alper gencer - deli gibi uykum var nermin


deli gibi uykum var nermin
gözlerimi yumsam
mayınlar patlayacak çobanlarımda
kuzular geceye
kırık bir kaval gibi dizilecekler
elimden hiçbir şey gelmiyor inan
dünyasız kaldıkça böyle
aklıma seni düşürüyorum
karnıma bir tank giriyor
gibi seni düşünüyorum
alnımda harp
kaşlarıma basa basa yürürken
çehreme çalınmış hilal
kalbimden küllerle fışkıracak neredeyse
dönüp baksan ölümün elimden olacak
bir terazi bozacak eski bir teraziyi
morga mor çalacak pıhtılaşan kan
terlemeyen bir at patlayacak koşarken
dönüp baksan şeddad’ı indirecek kıyamet!
tül
rüzgarla değil artık
güneş
bile battı
savrulan balyoz
içinden geçiyor buharın
tutan el
yarıyor suyu
kan zerk aleminde seninle dolanırken kuyumu
kıyıldı nikah
ölsem de durur nişanı
ben bir tek damarımı bilirim onun da adı şah!

deli gibi uykum var nermin
şuramda sen
gecenin üçünde çevirmeme girmişsin
o dakka telsizime
ela gözlü türküler çalmışlar
ve devletin dinlenmeden dinleyen dinlileri
dillerimi işkenceye sağmışlar
anlatamıyorum nermin
bu dudak öpemez deyince bana inanmıyorlar
kimin içine değebilmiş bir dudak?
mühür verilmiş ateşe
ve erimemişse mühür
bülbül ne için ölsün ki güle?
o çekiç gözlü, bahçıvan mı sanıyormuş kendini?
bizi elindeki çivilerle mi döndürecekmiş çöle?

deli gibi uykum var nermin
elimden hiçbir şey gelmiyor inan
ben her gün bir emevi asıyorum içimde
azalmıyorlar nermin
omzumda bir gülünç ağrısı
nereye gitsem
varır varmaz arıyorum seni kendime
yapacak bir şeyim yok
çok sağanak yağdın zarlarıma
beni içime kadar ıslattın nermin
zührevi bir felçsin arlarıma
şuramda sen
şuramda…
son sürat kan kaybediyorken
devrilen bir ambülansın içinde kadar şuramda…
açıp gösteremiyorum nermin
yasal tedbir koymuşlar gözyaşlarıma

deli gibi uykum var nermin
bir mengene
ile şakaklarımı
yeniden sipariş ettim kendime
urlarımı cellâdıma bahşiş bıraktım
zaten nereye uzansam ölüm
içime bir gardiyan kaçmış gibi ben
koğuşlarımdan sana daraltılmışım
ipin koptuğu yerden boşanan bir çığlığınsın
iki el sıksan havaya
iki kuş düşer verir kalbini
ama beni bir bahane bulup da…
kurbağaları tartmaktan dönen bir yılgınlığınsın

deli gibi uykum var nermin
gözlerimi tankerler boşaltıyor
gözlerini gözlerimden al
beraber bir şeylere bakalım
elimden hiçbir şey gelmiyor inan
elimi çabuk tutman lazım
ben ki
böbreklerimle hayata bağışlanmışım
anlamak istemediğim bir şey var gülüşünde
istimlak edilmiş gövden
ne kadar da kanlı duruyor sermayenin dişinde
böyle ru be ru
böyle eli belinde müteyakkız
sittin sene geçse anlaşamayız
beraber bir şeylere bakalım nermin
bakmayalım hiç birbirimize

deli gibi uykum var nermin
gövdemi söküyor şafak
ipliğim çözüldükçe
içimde ağırlaşan bir ittifak
cebimde marx
boynumda dükkan kapatan esnaf
dünya elindeki aynayla
açı kuruyor omuzlarımın ortasına
uyumuyorum nermin
kustuğum kükürt soluduğum azotla akraba
birbirini bulan iki açık pencere
gibi cereyan yapıyoruz seninle hayata
artık kabullendim:
beni karşılamıyorsun burada!
ben senin uyuduğun yerlerde geziyorum
sen benim sürülerimi sürüyorsun bozkırlarına

deli gibi uykum var nermin
elimden hiçbir şey gelmiyor inan
ben nasıl uyurum sen uyanmazsan
allah biliyor hiçbir şeyim yok
sevilecek şeyler ağaçların arasından geçip gidiyor
seni sevmek de öyle orman!
yanınca bitiyor her şey yanınca bitiyor
kalanlarla avunmuyorum nermin
sen yoksun her nasıl olmayacaksan
bu imtihan bu debi
o terli atın külündense bu kalp
çok sevinirim ya rabbi
beni her yerimden kapatırsan
devamını gör...
112.
"en sevdiğim şiir" diye bir tanımlama yapmam çok ama çok zor, çünkü inanılmaz güzel şiirler yazılmış ve yazılıyor. haliyle, geniş kapsamlı düşünmek bence daha mantıklı.

neyse, lâf kalabalığı etmeyeyim.

dylan thomas'ın love in the asylum'ı en sevdiğim şiirlerdendir. paylaşayım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
113.
“güzelim
güzel sıfatına en çok gidenim..”

ne güzel demiş şair
devamını gör...
114.
“aşk iki kişiliktir”
devamını gör...
115.
yaşamak değil bizi bu telaş öldürecek,
bırakın paris’te ılık rüzgârlarla
taratmayı saçlarımızı,
sevgilimizle doyasıya sohbet bile edemedik biz.
gözümüz saatte söyleştik hep,
koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
hep yetişilecek bir yerler vardı,
aranacak adamlar, yapılacak işler.
bir sonraki günün telaşı,
bir öncekinin terine bulaştı,
başkalarının hayatı bizimkini aştı.
kör karanlıkta çalar saat sesi,
kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu,
veya yavuklu öpücüğü ile uyanma düşlerini,
ha babam erteledik,
20'li yaşlardan 30'lara kurduk saatin alarmını.
30' lardan 40' lara, sonra 50'lere…
öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,
kuşlukta uyuma imkanı sunduğunda size,
artık uyku girmez oluyor gözlerinize.
doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek
imkânına kavuştuğunuzda,
söyleşecek sevişecek kimse kalmıyor yanınızda
özenle yarına sakladığınız
bir sarı lira gibi ömrünüz,
vakti gelip de sandıktan çıkarttığınızda,
birde bakıyorsunuz ki
tedavülden kalkmış.
devamını gör...
116.
en sevdiğim 2. şiirdir
(bkz: şükrü erbaş - genelev mektupları)


...
yüreğimde yüz gurbeti taşısam da
kalçalarımda bir erkeği taşımasam.

yıldım demenin de bir anlamı yok
saçlarıma sinmiş bu çiğ kolonya
tenimdeki bu vazelin kokularından.
penceresiz perdesiz bu çift yataklı
bu karanlık yatak odalarından
yıldım demenin de bir anlamı yok

...
devamını gör...
117.
(bkz: nakafi)
devamını gör...
118.
yerçekimli karanfil

[[/alıntı]]
biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
oysaki seninle güzel olmak var
örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
o başkası yok mu bir yanındakine veriyor
derken karanfil elden ele.
görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce.

edip cansever
devamını gör...
119.
hakan karahan/ beraberken ayrıldığımda kafamda

merak ediyorum
ne yapacaksın
benden sonraki hayatında
nasıl yürüyeceksin
özgürlük çıkmazında
kalbin bendeyken her adımda alaycı gözlerin
eğlenerek bakacak mı etrafa

aklın bendeyken her dakika
bilmek istiyorum
görecek miyim tekrar seni
rüzgârın sakladığı yerde
fısıltılı akşamlarda
geçmiş paylaşıldıkça
hissedecek miyim dersin
çağlayan ruhunu sakin tavırların ardında gizlenen
kendinden emin ve bencil

izliyorum yanıbaşında
korkarak nefes almaktan
bitecek miyiz?
yoksa devam edecek mi bu rüya
merak ediyorum
ne kadar adanmışsın kendine
yıllar geçtikçe
sıradan mı olacaksın
yoksa zamana yenilmeyip
sevdiğim gibi mi kalacaksın
merak ediyorum.
devamını gör...
120.
çok fazla olasılık var
hepsinde de birer boşluk
tıpkı rüyadan uyanmak gibiydi gidişin
bir vardı, bir yok oluş.


sözlük yazarlarının şiirleri
quo fata ferunt
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların en sevdiği şiir" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim