halil soyuer'in "sen" adlı şiiri:


sen sonsuz ufukların dile gelen meltemi
sen, renklerin üstünde kaynaştığı manzara
sen gönül kafesine demir atan ilk gemi,
sen, bağrımda açılıp kapanmayan ilk yara
unutmak istesem de bu benim elimde mi?

yağmur ol damla damla arık toprağıma ak,
yatıştır içimdeki hırçınlaşan denizi
sen, bahtımın burcunda dalgalanan ilk bayrak,
sen, ıssız yollarımın kaybolmayan ilk izi,
kendini görmek için göz bebeklerime bak

bırak gezeyim köy köy, sorayım şehir şehir,
benim için de olsun bugünün dünden farkı
sen, gönül kitabından okuduğum ilk şiir,
sen, bahar rüzgarından dinlediğim ilk şarkı
geceler bir damla yaş, günler bir damla zehir

bunca yıl sabrederek boyun eğdim kadere,
söyle, kavuşacağım günler pek çok mu uzak?
sen, ruhumu suyunda yıkadığım ilk dere,
sen, gönlümün tutulup çırpındığı ilk tuzak
gitsin mi bunca emek bunca dilek boş yere

göster bakışlarını zaman zaman ve yer yer
gönlüm intizardadır senden gelecek emre
sen, bağrıma saplanan merhametsiz ilk hançer
sen, gönül toprağına gelip düşen ilk cemre
bunalan içerime bir parça teselli ver

bu sert rüzgar başımdan hep böyle mi esecek,
hep böyle mi saracak varlığımı bu diyar
sen, bir bahar sabahı kokladığım ilk çiçek
sen, ömrümün kışında gülümseyen ilk bahar,
ne derin bir acı duy, ne sonsuz bir keder çek

oydum gönül dalına adını hece hece,
gel de gör can evime işledi uykusuzluk
sen, aklımı peşinde sürüyen ilk düşünce
sen, bütün varlığımda duyduğum ilk susuzluk
neyim var senden güzel, neyim var senden önce

ne olur üstüme dök bütün sıcaklığını,
başımı saran sisi hem parçala hem dağıt
sen, ömrümün yolunda gıcırdayan ilk kağnı
sen, üstüne derdimi işlediğim ilk kağıt
eyleme hislerimi bir avuç kül yığını

sen, sonsuz ufukların dile gelen meltemi
sen, renklerin üstünde kaynaştığı manzara
sen, gönül körfezine demir atan ilk gemi
sen, bağrımda açılıp kapanmayan ilk yara
yıllar geçse de seni unutmak hiç elde mi?

devamını gör...
çok sevdiğim şiirler, birden fazla tabi ki fakat buraya tek bir şiir yaz derseniz,
ismet özel - sevgilim hayat
devamını gör...
tahir ile zühre meselesi

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.

meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

nazım hikmet ran
devamını gör...
cep delik cepken delik
yen delik kaftan delik
don delik mintan delik

kevgir misin be kardeşlik!

orhan veli.
devamını gör...
ölümün ilk aydınlığı mı, ne dedik, sahi biz ne deseydik bu konuda?
ne deseydik bilmiyorum, ama var bu kadarcık bir şey insanın sonsuzunda.
bu kadarcık bir şey. iyi ya, peki, şimdi kim var sırada?
sakın ha! biz yoğuz, bizi unutun, yok deyin adımıza.
yok deyin çünkü biz... biz işte korkuyoruz ne güzel korkumuzla.
ne güzel ellerimizle... başlayın, hadi başlasanıza!
örneğin bir kahve falı? az müzik? diyorum biraz iskambil!..
ama hiç seslenmeyelim seslenmeyelim içimizden oynayalım.

ne gelir elimizden insan olmaktan başka?
edip cansever
devamını gör...

canım istanbul
ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; onu istanbul diye toprağa kondurmuşlar. içimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; o benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; ay ve güneş ezelden iki istanbulludur. denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale. istanbul benim canım; vatanım da vatanım... istanbul, istanbul...tarihin gözleri var, surlarda delik delik; servi, endamlı servi, ahirete perdelik... bulutta şaha kalkmış fatih'ten kalma kır at; pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... şahadet parmağıdır göğe doğru minare; her nakışta o mana: öleceğiz ne çare? .. hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; beyoğlu tepinirken ağlar karacaahmet... o manayı bul da bul! ille istanbul'da bul! istanbul, istanbul...boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği. oynak sular yalının alt katına misafir; yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. her akşam camlarında yangın çıkan üsküdar, perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi? cumbalı odalarda inletir ' katibim'i... kadını keskin bıçak, taze kan gibi sıcak. istanbul, istanbul...yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler... eyüp öksüz, kadıköy süslü, moda kurumlu, adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. her şafak hisarlarda oklar çıkar yayından hala çığlıklar gelir topkapı sarayından. ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar; güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar... gecesi sünbül kokan türkçesi bülbül kokan, istanbul, istanbul...
necip fazıl kısakürek
devamını gör...

incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç


hasan hüseyin korkmazgil
devamını gör...
tevfik fikret - tarih-i kadim ve tarih-i kadim'e ek. orjinal şiiri okuyamayabilirsiniz ama a. kadir'in yenileştirdiği hali çok sade ve anlaşılırdır. şiirden bir yeri alıntılamak için seçmek benim için zor oldu ama fikriniz olması açısından bırakıyorum.


...
ne benzer var, ne noksanı,
canlı ve ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve yüce.
odur veren yiyeceği içeceği,
düşleri gerçek yapan o,
bilen, haberi olan, kahreden ve öç alan,
açık, kapalı her şeyi duyan ve anlayan,
el uzatan yoksullara ve çaresizlere,
her zaman her yerde bulunan ve her yeri gören..."
seni böyle övüp duruyorlar işte.
oysa senin en üstün özelliğin ne,
"ortaksız" oluşun değil mi?
kaç ortağın var şu bataklıkta, bir bak.
topu ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve kahreden.
ve topu ortaksız ve tek.
ve topunun buyruğu yasağı ve saltanatı var,
ve topunun yukarlarda bir gökyüzü.
bütün ordan gelir yüreğe doğan.
topunun güneşi, ayı, yıldızları var,
ve topunun görünmez bir tanrısı.
topunun adanan bir cenneti var,
ve topunun bir varlığı, bir yokluğu,
ve topunun saygıdeğer bir peygamberi.
ve topunun cennetinde körpecik güzel kızlar yaşar.
ve topunun cehenneminde birer lokmadır insancıklar.
tanrılar ne derse onu yapacak halk,
sabırla ve kahırla olacak iki büklüm.
ama tanrılar ne derse onu yapacak.
inanasım gelmiyor bunların hiçbirine.

"ne bileyim? " diyor kime sorsam.
hepsi bir kuruntu mu bunların yoksa?
belki aldanmak yaşamanın bir gereği.
belki de hepsi de doğrudur, kim bilir,
belki ben hiç bir şeyin farkında değilim,
karıştırmaktayım "yok" la "var" ı.
kusurum ne? kuşkuda olmak mı?
....
devamını gör...


hasretin kançanağı gözlerinde oturuyorsun;
seni soruyorum
hiçbir şey bilmiyorsun…

hep bir çağlayan gibi senin sevdana aktım;
sen ise sularını kaçıran bir nehir gibi uzaktın…

tükenişi bir aşkın,
bir nehrin tükenişine benzer.
ne deniz olabildin,
ne nehir kalabildin…

kendin ol, kendin ol…
sen buysan başkası ol!

buysan kederden öleceğim,
başkası olursan de kimi seveceğim?


/ne diyarbakır anladı beni ne de sen;
oysa ne çok sevdim ikinizi de bir bilsen…/

devamını gör...
sana bakmak bir mucizeyi anlamaktır;
sana bakmak..allah'a inanmaktır!..
yılmaz erdoğan
devamını gör...
ve güz geldi ömür hanım.
dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. insanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde.
yağmur ha yağdı ha yağacak.
in- cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
hüznün bütün koşulları hazır.
nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan.
kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası.
yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür hanım?
devamını gör...
biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini

sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli

şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan o
..........
..........
cemal süreya
devamını gör...
sigara dumanlari kemiriyor havayi
oda:
krucyonik`in cehenneminden bir bolum sanki.
ve hatirla:
su pencerenin ardinda
azgin bir arzuyla
ellerini oksamistim ilk defa.
bugun birlikteyiz iste.
ıste sen:
zirhli yurek.
ve yarina kalmaz
kovarsin yanindan
hakaretler yagdirirsin bana.

ve evin holunde uzun bir zaman
bir kol
gizli bir urperisle kivranarak
ceketi arayacak.

savurup kendimi sokaga
gidecegim.
vahsi
ve agzima ne gelirse sayiklayarak
umutsuzluk tarafindan kiymalanmis bir
halde gidecegim.

hayir sevgilim hayir
oyle degil
yalan hepsi yalan biricigim,
gel bana veda et haydi.
bil ki
nerede olursan ol
nereye gidersen git
bir demir yigini kadar
agir ceker
senin icin askim.
ve birak da haykirayim son defa
aci haykirisiyla gururu kirilmisligin.
takati tukenen okuzler
gidip kendinilerini
soguk suyun icine atarmis.
ama benim icin
askindan gayri bir okyanus
yok
ve bosunadir aglayip haykirmam biliyorum
bosunadir ummak tukenmemeyi.
dinlenmek isterse yorgun fil
kizgin kumlara uzanirmis krallar gibi
ama benim icin
askindan gayri
hic bir gunes
yok ki.
ve bilmiyorum bile nerdesin simdi
bilmiyorum kiminlesin.
sair olmus olsaydi
bunca azap cektirdigin su kisi
coktan satip gitmisti sevgilisini
servet ve san karsiliginda.
sevinc vermiyor oysa bana
hic bir can sesi
senin o mubarek ismini
tekrarlayan can gibi.
ne bosluga firlatirim kendimi
ne zehir icerim
ne de tabanca namlusu
dayarim sakagima..
ve bir bicagin gucu yetmez
bakislarin bir yana
kesmege beni.

yarina kalmaz unutursun
basina koydugum taci
ve askinla besleyip
yaktigim
o cicek acmis ruhu da.
ve hareketli gunlerden bir karnaval ruzgari
dort bir yana dagitir kitaplarimin sayfalarini..
soyle:
kelimelerimin
kurumus yapraklari
yolunu kesip de durdurabilir mi?
seni?
hic degilse birak
son sevgimden dokudugum haliyi sereyim
ayaklarinin altinda
yitip giden topraga...

vladimir mayakovski - lili
devamını gör...
okumaya bir türlü doyamadığım, onun kendi sesiyle daha da şahlanan
yavuz bülent bakiler/ şaşırdım kaldım ışte


sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla, bazen sessiz sedasız, ipekten kanatlarla,
ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla, karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla,
adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla, yüreğimin başına noktalarla, hatlarla, başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla,
sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla.

ne olur bir gün beni kapında olsun dinle, öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle, çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle, nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle.
kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle, ama her defasında geri döndüm seninle. hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle? ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle.

şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? bazan kız kardeşimsin, bazan öpöz annemsin, sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin, eksilmeyen çilemsin, orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin, beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin, çaresizim, çaremsin. şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin
?
devamını gör...
uçurumun kenarındayım hızır
bir dilber kalesinin burcunda
vazgeçilmez belaya nazır
topuklarım boşluğun avucunda
derin yâr adım çağırır
kaldım parmaklarımın ucunda
uçurumun kenarındayım hızır
bir gamzelik rüzgar yetecek
ha itti beni ha itecek

uçurumun kenarındayım hızır
divan hazır
ferman hazır
kurban hazır
güzelliğin zülme çaldığı sınır
başım döner
beynim bulanır
el etmez
gel etmez
gözleri bir red
bir davet,
gülce, uzak uzak dolanır.
mecaz değil
maraz değil
gülce, semavi bir afet...

uçurumun kenarındayım hızır
gülce bir beyaz sihir
canıma bedel bir haz
nur, nar ve nurdan bir zehir
gülce arafta infaz
bir tek bakışıyla suyum ısınır
güzelliğin zülme çaldığı sınır

uçurumun kenarındayım hızır
ben fakir
en hakir
bin taksir
cahil cesaretimi alem tanır
ateşten kalleşten
mızrakla gürzdan
dabbet-ül arz dan
deccaldan
yedi düvelden
korku nedir bilmeyen ben
tir tir titriyorum gülce'den
ödüm patlıyor gülce'ye bakmaktan
nutkum tutuluyor
ürperiyorum
saniyeler gözlerimde birer can
her saniyede bir can veriyorum.

ömer lütfi mete
devamını gör...
ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam,
böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak.
gözlerine yavaşça, yavaşça doldu akşam,
göklerin ateşini kalbime boşaltarak,
benim içimde yaktı sanki gurubu akşam,
senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam.
gündüzden, gürültüden ve kâinattan ırak,
akşamı seyredeyim bakışlarında bırak,
ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam,
böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak
*
devamını gör...
murathan mungan' dan yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var şiiri.

yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
devamını gör...
35 yaş şiiri.dörtlük olarak son dörtlük.
devamını gör...
lavinia, emperyal oteli ya da hürriyete doğru olabilir, emin olamadım
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların en sevdiği şiir" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim