evet saygıdeğer kafa sözlük yazarları iktidar gün geçtikçe güç kaybediyor. eski taktikleri ısıtıp ısıtıp önümüze koymaya devam ediyor.

berat albayrak'ın cuma namazında çekilmiş görüntüleri basına sızdı. amaç bariz belli göremeyecek kadar kör olanlar varsa başlığı es geçebilirler.

neden şimdi? neden cuma namazında? hey gidi siyasal islam sen nelere kadirsin...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1998 yılında nobel edebiyat ödülünü almış olan portekizli yazar. o kadar muhteşem eserleri var ki, her birinin tadı birbirinden güzel. "körlük" adlı kitabını çoğu insan okumuştur mesela. sonrasında ise devamı niteliğinde olan "görmek" adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim. ayrıca "körlük", beyaz perdeye de aktarılmıştır. kitabı okuduktan sonra filmi de izlemeniz, ımm, enfes olur. bunun yanında "ölüm bir varmış bir yokmuş" adlı kitabı da harikadır. azrail'in uğramadığı bir ülkedir kitapta bahsi geçen. ayrıca kitabın özelliklerinden biri, aynı cümle ile başlayıp bitmesidir. bunun yanında, "kabil" adlı eseri de insanı düşüncelere sevk eden nadide kitaplardandır. kısacası tüm eserlerini size sevdiren bir yazardır josé saramago..
devamını gör...

üst üste kötü haberler alıyorum. daha biraz önce gitmesinin şokunu atlatamadığım sevgili arkadaşlarımın hüznünü sindirememişken yenileri ekleniyor. iyi yazarlar beyaz atlara neden binip binip gidiyorlar? olmuyor ama böyle. hiçbir sohbetimiz olmamasına rağmen geldiğim ilk günlerden beri takipleştiğimiz, okumaktan haz aldığım yazar arkadaşım. eh gelin artık, etmeyin böyle.
devamını gör...

1817-1900 yılları arasında yaşamış deniz resimleri muhteşem olan rus ressam. sultan abdülmecid, sultan abdülaziz ve sultan abdülhamid dönemlerinde istanbul’a gelerek saray ressamlığı yapmıştır. resim müzesi'nde kendisine ayrılan salon ve tabloları ayrıca çok etkileyicidir.

beğendiğim bir kaç tablosunu buraya iliştireyim:
the black sea at night (1879)
azure grotto. naples (1841)
battle of sinop (1853)
sea view by moonlight (1878)
devamını gör...

"cebinde kalan son rubleyle..."
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kar yağıyorsa sessizlik ve karın dünyanın kötülüklerini örttüğünü düşünmek. tüm kışı ele aldığımda da yaşadığımı hissettiren soğuk.
devamını gör...

annemin ölmesinden.
devamını gör...

diziyi üç kelime ile özetlersem: bayan,burak deniz ve burak deniz'in kirpikleri.
devamını gör...



kayıp bir şeyler
var aramızda
bilmediğim halde ziyadesiyle
kaybolmuş
derin bir hal içindeyim
o kadar kolay değil bu
sakladığın hep bir şeyler var
ellerini kaçır tamam ama
gözlerinde ayrılıklar
o kadar ucuz değil bu
o gün de susmuştun ve yüzünde
bilmediğim bir sen
birikmiş, sanki dert olmuş gibi sana
vazgeçmişsin
o kadar kolay değil bu
sakladığın hep bir şeyler var
ellerini kaçır tamam ama
gözlerinde ayrılıklar
o kadar ucuz değil bu
devamını gör...

bunu ilk duyduğumda olur mu lan öyle şey külçe gibi yatar insan diyordum. taa ki kendim aynı duruma gelene kadar. yorulduğunuz için bedeninizi rahat bırakıp uykuya adapte olamıyorsunuz çünkü. vücut hacı beni bi sal dese de beyin buna müsaade etmeyip canınız çıkana kadar çalışıp sıktığınız kaslarınızı gevşetmiyor bir türlü. taa ki beyniniz kendinizin gerçekten yatakta ve rahat olduğunu anlayana kadar.
devamını gör...

(bkz: memnun olmayan ortamı terk edebilir kimseyi zorla tutmuyorlar)

sınıflandırılmış insanlar daima insanları sınıflandırmaya çalışır. maruz kalınan psikolojinin etkisidir.
devamını gör...

acı ama gerçek olan bir şey söyleyeyim yaşanıyor.
bu söylediğimiz kişi kim olursa olsun bir gün onsuz yaşamayı öğreniyoruz. ayrılık ne ki insanlar ölüm acısına alışıp hayatlarına devam ediyor. o yüzden bu kadar büyük cümleler kurmamak lazım sanki ha?

"yaşayanlar unutmuştu bizi
biz öldüğümüzle kalmıştık."
devamını gör...

1947 doğumlu amerikan yazar. genellikle bilimkurgu, dram ve polisiye türlerinde yazmaktadır.

king hakkında belki de pek işimize yaramayacak ama her yerde olmayan bir bilgi: king, yazmaya başlamadan önce mutlaka bir bardak su ve bir fincan çay içer, daha sonra ağzına bir vitamin atarmış. sonrasında hep aynı koltuğuna oturur ve müziğin sesin açarmış. masası oldukça düzenli ve her şeyin hep aynı yerde olmasına özen gösterirmiş. her sabah saat 8'de hep bu aynı rutini yapmasının sebebini ise şöyle açıklamış: "hazır ol! az sonra hayal etmeye başlayacaksın."*
devamını gör...

içinde adım yazan bir tanım bıraktın giderken, dönüp dolaşıp onu okuyor, o tanımın içindeki şarkıda boğuluyorum. adımı duymak, okumak hiç bu kadar zor gelmemişti.
oysa senin adının yanına yakışmıştım, sen bahçe ben rüzgâr, bir de denizi alacaktık ardımıza, sonrası hep iyilik güzellik.

geçen gün iskeleye gittim, sensiz oldu ama kusura bakma. yine de attığım ilk adımdan son tekerlek dönüşüne kadar her saniye aklımdaydın. ev vardı, ben vardım, seneler sonra gelen yaşama gücü vardı, bahçedeki zakkum kokuyordu, denizin iyotu tam kıvamındaydı, hanımelini ve limon ağacını dikeceğim yerleri sana soracaktım tam; yoktun...

bak işte bu çok kötü, yarım kalmışlığın bile yarısında kalmışım, öyle acımasız. vicdan azabı insanın içinde bir yerde asılı kalır ya, bilirsin belki o ağırlığı, öyle bir ağırlık.

olması lazım, olmaması lazım, yok, eksik, natamam, haber, deniz, kahve, çamur, şarkılar, urla, limon ağacı, hanımeli, didoş, bakılmayan bir mutsuz, kendine bakamayan ben, yarım kalmış bir şarkıda sen..

haksızlık çok hadsiz ve sensizlik çok haksız!
devamını gör...

bir kimseyle şans eseri tanışıp samimi ilişki kurulması olayıdır.
devamını gör...

annenin yaptığı en sevdiğin çorba.
devamını gör...

bir marshall curry kısa filmidir. filmin adı the neighbour’s window’dur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yirmi dakikalık bu film uzun metraj bir film tadındadır. kısa film en iyi kısa film oscar’ını da kazanmış ve bence hal etmiştir de.

filmi izlerken aklımda hep kafka vardı. sanırım aklımda hep kafka var. ne izlesem, ne okusam kafka’ya yoruyorum. birçok eserinde pencerelerden bahseder kafka ve kafkaya göre pencere dünya ile ilişki kurabilmek için en güzel, en doğru yöntemdir. içeri girmek ya da dışarı çıkmak mümkün değildir ama insan kendini bir şekilde hem dışarıda hem içeride hissedebilir. dokunulmaz bir gözlemcilik halidir pencere.

ama kafkaya değil marshall curry’ye katıldığım bir durum da var. pencereden bakmak aldatıcı olabilir. hele de başka insanların hayatını izliyorsak.

sahip olduğumuz şeylerle sahip olmak istediklerimizi çarpıştırmak kendimize haksızlık yapmanın en kolay yoludur. çağımızın hastalığı özenmektir, imrenmektir belki de.

asla unutulmaması gereken bir şey var pencereden bakarken. siz pencere kenarında oturup birilerini izlerken başka bir pencere kenarında oturan birileri de sizi izliyor olabilir. her an tetikte olun.

the neighbour’s window
devamını gör...

neden "8 cm"? neden "kapalı kız"? isterse 15 cm giysin, hatta direkt minare olsun. bize ne? swh
devamını gör...

benimdir.
ben mi sevgilimi sözlüğe getirdim, sevgilim mi beni sözlüğe getirdi tam olarak hatırlamıyorum. bazen dm'den tatlı tatlı kur yapıyorum kendisine. bazen seri artı ve fav vermeye kalkıyorum ancak sınıra takılıyorum, olsun yine de sınıra takılana kadar devam. bazen yazdıklarına bakıp "hımm demek öyle" tarzında kur yapıyorum.
üstelik bazen "hadi sözlüğe girip entry girelim mi" tarzında da davranışlar sergiliyoruz, çok da eğleniyoruz.
fark ettim de adama sürekli kur yapıyorum lol. evet efendim, hem sevgilim var, hem sözlükte yazıyorum, yetmiyor kendisine kur yapıyorum.
buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim