kova ve tasla rahat eden kişidir. kişisel seçimdir, geri kalmışlıkla ilgisi yoktur.
en son adalarda butik otelde duşta kurna ve tası görünce nostalji yapmıştım kurna ve tas ikilisinin kova ve tas ikilisinden farklı olduğunu düşünmüyorum.
astım gibi nefes alma problemi olan kişilerin kullandığı yöntemdir. sıcak duşta buharlaşmanın yüksek olması oksijen oranını düşürdüğü için kova ve tas kullanırlar.
bebekleri yıkarken bebek küveti olmayan kişiler mecburen leğen, kova ve tas kullanırlar.
kedi ve köpekleri yıkarken duşta kova ve tas ikilisi onlar için daha az streslidir.
devamını gör...

dünyanın her köşesinde sıvı duruma getirilmiş su oranı yüksek yemekler çorba diye geçer. anadolu coğrafyasında da su oranı fazla olan her yemek çorba sayılmaz. çorba, türk mutfağında klasik bir başlangıç yemeğidir. geçmişten bu yana değeri ve önemini kaybetmeden gelmiştir. çay yokken bile kahvaltı içeceği olmuştur. kış mevsimlerinde çorba mutlaka elzemdir. evlerde ve lokantalarda da sabah kahvaltısı geleneği olarak yer bulur. kimi çorba öğün olarak tamamlanır, yemek olarak da kabul görür. yapımı ve sindirimi kolay olduğu için her bölge ve toplumlarda tercih edilir. sağlıklı ve besleyici olmasının yanında ekonomik yönü de vardır. osmanlı döneminde hem ev yemeği, hem de saray mutfağında kendine yer bulmuştur. anadolu usulü çorbalar farklı ve fazla malzeme ile pişirilir.

çorba çeşitliliğine örnek olarak yağ ve un katkısıyla hazırlanan meyaneli çorbalar, yoğurt, süt, yumurta ile hazırlanan tarhana ve yayla çorbası gibi terbiyeli çorbalar, ezo gelin, yüksük, şehriye gibi taneli çorbalar, domates ve mercimek çorbası gibi ezme çorbalar, işkembe, tavuk, paça gibi de et, sakatat çorbaları şeklinde sınıflara göre adlandırılır.
devamını gör...

iskandinav mitolojisi'nde odin'in kutsal hizmetçileridir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimse de dememiş dirsekler diye. karşı tarafı beğenmek için dirsek önemli oysa ki.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

orijinal adı ‘ilan edilmiş ölümün kronolojiği’ olan bu kitap dilimize kırmızı pazartesi olarak çevrilen gabriel garcia marquez’in nobel ödüllü romanıdır.
kırmızı pazartesi, sıradan bir gün değil, işleneceğini herkesin bildiği ama önlemek için kimsenin bir şey yapmadığı bir cinayetin öyküsüdür. klasik cinayet romanlarından farkı, biz ilk sayfadan itibaren öleni ve öldüreni biliyoruz. sevgili yazarımız okuruna en büyük spoilerı veriyor ama bu kitabın gizeminden hiçbir şey azaltmadığı gibi kat ve kat arttırıyor. sevgili marquez en sevdiği kitabının bu olduğunu söylemiş, kendisinin üç eserini okuyan biri olarak ona katılıyorum.
devamını gör...

john lennon duvarı prag


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazı bedenler eşsiz oldukları için ruh eşlerini bulamazlar.
devamını gör...

artık bıkkınlık getiren, tam insan olamamış, homoerectus kitledir.

sen evlenene kadar her kadınla yatmayı düşün hatta yat, sonra evleneceğim kadın bakire olsun... yok öyle dünya efendim. seks bir zevk işidir kadın da bu zevkten mahrum kalmadı diye yadırganmamalı. önemli olan bacak arası değil, beyinde ne düşündüğüdür.
devamını gör...

genetik ya da çevresel faktörlerden dolayı kafa boyutunun, normale göre küçük ve yüze göre orantısız olma durumu.
devamını gör...

tüm hastalıklarımın sebebi oldular. ben hâlâ onları kurtarma derdindeyim. gerçekten muazzam bir psikolojik savaş var. kim kimi nasıl yıkarsa.
üniversiteye gittikten sonra kesinlikle aynı olmuyor bunu anladım.
devamını gör...

sabahattin ali’nin sevilen bir şiiridir.



öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp
bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu
her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp
hayaller alev alev beynimi yakar oldu
ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp
yüzüm sırıtsa bile, içim yaş döker oldu.

her sabah ilk ışıklar gözlerimi oyardı
uyanan taş duvarlar iniltimi duyardı

öyle günler gördüm ki, duvarlar gelir dile
gözümde canlanırdı eşkiya masalları
varlığımı sarardı, hain bir isteyişle
görmediğim yumuşak bir düşmanın elleri
kafada çelik gibi fikirler dursa bile
kalplerin eksik olmaz böyle zayıf halleri.

bazen kendi kendimin elinden kurtulurdum
kalbimi bir çamurda çırpınırken bulurdum
öyle günler gördüm ki, dost dediğim insanlar
ben yanına varınca dudağını kıvırdı

bir zamanlar yanımda ağız açmayanlar
sırtımı sıvazladı, bana öğüt savurdu.

silahsız gördüğüne saldıran kahramanlar
en alçak tekmelerle beni yere devirdi

ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı
bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı
öyle günler gördüm ki, tabanca şakağımda
tasarladım aydınlık dünyayı bırakmayı.

gönlüm acıklı buldu, en ateşli çağımda
sönük bir yıldız gibi boşluklara akmayı
tabancanın namlusu ısındı yanağımda
parmağım istemedi tetiğini çekmeyi
bir sonbahar yağmuru gibi içim ağlardı
bir şeyler fakat beni yaşamağa bağlardı.


ey bir tane sevgilim, ben bugün yaşıyorsam
sanma ki hayat tatlı, insanlar hoş olmuştur
dağ başında bir kaya gibiyim şöyle dursam
etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur

yalnız sana borçluyum bugün dünyada varsam
seni her andığımda gözlerim yaş olmuştur.

yaşlar ki bir ırmaktır, dertleri sürür gider
gözyaşları içinde seneler yürür gider
yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman
bana yaşa der gibi gülen senin yüzündü

dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman
bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.

yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman
sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi

sen aklıma gelince her şey gülümserdi
ağaçlar sarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi
ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi.

garip başımın derdi bir yürek taşıyorum.
anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı
içinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.
görünce gülme sakın çırpınıp aktığımı
ılık ve aydınlık bir denize koşuyorum.
sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de
aradığım yerlere benzeyiş buldum sende
- sabahattin ali.

kızı filiz ali, babasının cesedinin bulunduğu dere yatağının yakınındaki düzlükte, arkasını ıstıranca ormanları'na dayamış koskoca bir kayanın üzerine bir mermer parçası koyar ve mermerin üstüne “başım dağ, saçlarım kardır, benim meskenim dağlardır” diye yazar.

şiirinde “dağ başında bir kaya gibiyim şöyle dursam, etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur” demiştin zaten.

herkes ne diyecek? fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki? bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hâle sokmaktan başka ne yaptı?” da demiştin.
çok haklı olduğunu yaşadığım her gün daha iyi anlıyorum, bıktım herkes ne diyecek diyenlerden, sağ olasın.

sevdiceği insanın aklına gelince gerçekten her şey gülümsüyor, gerçek sevgiyi tatmışsın, ne mutlu sana.
devamını gör...

içi kanıyor insanın bu haberi okurken. taptaze dimağlar neden bu kadar umutsuz yollara başvuruyor kahroluyorum. bu dünya şerefsizlerle dolu. bunun hepimiz farkındayız. fakat dünya tarihi hep şerefli - şerefsiz kavgalarının kazananına göre yazılmış. insan evrimleştiğinden beri iyi - kötü mücadelesini veriyor. bu kadar çabuk yılmak ve kavgadan vazgeçmek öyle kolay olmamalı. ailelerine metanet diliyorum. bir ömür geçmeyecek yaralar bunlar ana-baba yüreğinde.
devamını gör...

uzadevim: telekinezi (eski yunanca "telos" ve "kinesis" sözcüklerinden oluşturulmuş fransızca sözcüktür). nesnelerin herhangi bir etki olmadan, zihin gücüyle devindirilmesi, hareket ettirilmesidir.
devamını gör...

bazılarımız şiirlere tutunuyor, bazılarımız şarkılara… bazılarımız filmlere tutunuyor, bazılarımız kitaplara… sanırım artık insan, tutunamıyor insana… (bkz: tutunamayanlar)
devamını gör...

kendi hayatımızı aydınlattığımız sahne ışıklarının insanların da bize yansıttığı yanılgısıdır. kendine çok fazla değer biçen, kendi dünyasıyla hemhal birisi, başkalarının da kendisini aynı şekilde önemsediği varsayımına kapılabilir.
devamını gör...

(bkz: almanya)
(bkz: norveç)
(bkz: isveç)
(bkz: danimarka)
(bkz: finlandiya)
(bkz: izlanda)
(bkz: kanada)

hatta alaska'da yaşamak kaydıyla abd bile olabilir.

bulgaristan'a bile razıyım; o derece.

tanım: tekrar dünyaya gelindiğinde seçilmek istenen ülkelerdir.
devamını gör...

“bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, bir ulus bilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir bilim ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır.”
devamını gör...

giderse yoluna, gelirse soluma...
devamını gör...

yazarların birbirinin tanımını okuma ve artı verme kültürünün oluşmasıdır. hani bir akvaryum alırsınız azot döngüsünü kurmak gerekir nitrat nitrit amonyak hidrojen sülfür ü belirli oranlarda tutmak için canlı bitkiler ve balıklar ile bir habitat kurarsınız ben şu an sözlükte bu kültürün oluşmadığını herkesin başlık parselleme ve tanım girme derdine düştüğünü düşünüyorum. ama iki ay içerisinde oluşturulması lazım yoksa burası zehirlenir. iyi tanımlar okumak için iyi tanımların pahasının ödenmesi lazım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim