kafa sözlük
okuduğum kitaplarla ilgili kendi düşündüklerimi not alıyordum ama beni doyurmuyordu. tam da bunu düşündüğüm gün karşıma bu sözlük çıktı. şansıma çaylak sistemi henüz gelmemiş. benim için bir günlük gibi olacak düşündüğüm şeyleri yazabileceğim her gün. belki birileri çıkıp yanlış düşünüyorsun doğrusu şöyle diyecek ve gelişimime katkı sağlayacak. bu arada ilk defa aidiyet duygumu doyurdum burada. saatlerce çıkamıyorum. umarım çok daha fazla adı duyulur ve kuruluş amaçlarına ulaşır.
devamını gör...
ucuz ve pratik yemek tarifleri
karnıbahar, havuç, brokoli ıspanak, pancar bunlardan herhangi biri veya ikisi, üçü varsa az su ile haşlandıktan sonra tencerenin içine rondo tutup, direk kaseye koyduktan sonra, üzerinede, tereyağı eritip dökerseniz, istediğiniz koyulukta artık çorbamı dersiniz, yemekmi, baya doyurucu ve kolay bir yemek, hemde aşırı sağlıklı.
edit : rondodan sonra süzmeyi söylememişim, çıkan bulaşıklarla pek de pratik bir tarif değilmiş diyebilirsiniz ama, çokca yapıp, buzluğa yada konserve kavanozlarına koyarsanız, yemek telaşesini sevmeyenler için, hap içmek kadar pratik birşey acıkınca.
edit : rondodan sonra süzmeyi söylememişim, çıkan bulaşıklarla pek de pratik bir tarif değilmiş diyebilirsiniz ama, çokca yapıp, buzluğa yada konserve kavanozlarına koyarsanız, yemek telaşesini sevmeyenler için, hap içmek kadar pratik birşey acıkınca.
devamını gör...
journey
amerikalı rock grubu. 1981'de çıkardıkları şu şarkıyı herkes duymuş olabilir.
don't stop believin
don't stop believin
devamını gör...
güne bir söz bırak
her insan sevgiye layık değildir.
sigmund freud
en ağır yükü istiyordun kendin için ve sonunda kendini buldun.
friedrich nietzsche
sigmund freud
en ağır yükü istiyordun kendin için ve sonunda kendini buldun.
friedrich nietzsche
devamını gör...
kariyer merdiveni
ahmet haşim'in
ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden' dizesini benimsediğimi zannederken; bu videodaki hanımefendi gibi yanlış çıkıyormuşum merdivenlerden.
ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden' dizesini benimsediğimi zannederken; bu videodaki hanımefendi gibi yanlış çıkıyormuşum merdivenlerden.
devamını gör...
momo
almanların sabahattin ali'si olarak tanımladığım michael ende'nin yazdığı, hem çocuklara hem yetişkinlere okumasını tavsiye ettiğim romandır.
momo, kentin tiyatro harabelerinde yaşayan evsiz bir kız çocuğunun anlatıldığı masaldır. hayat ve zaman üstüne çok kiymetli metaforlar barındırır.
momo, kentin tiyatro harabelerinde yaşayan evsiz bir kız çocuğunun anlatıldığı masaldır. hayat ve zaman üstüne çok kiymetli metaforlar barındırır.
devamını gör...
normal sözlük'ün gelişmesi için tavsiyeler
#bilim kanalının açılması.
bilimsel başlıklara önem verilmesi.
ben inanıyorum ki bilimsel konuda birikimi olan bir çok yazarımız vardır.
bilimsel başlıklara önem verilmesi.
ben inanıyorum ki bilimsel konuda birikimi olan bir çok yazarımız vardır.
devamını gör...
sivas katliamı'nı savunan yazar
#1096124 arkadaş bizler ezbere hareket etmiyoruz. ortada bir vahşet var katliam var. zevzeğin biri çıkıp "ama şöyle oldu" "ama hak ettiler" e getirmeye çalışıyor konuyu. sende gelmişsin abartılıyor diyosun. o kadar basit söylemler değil bence.
devamını gör...
müslümanların en büyük hataları
müslüman olmaları.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
80 leri 83 leri görünce ağlayarak uzaklaştım.
devamını gör...
umut sarıkaya tipi mutsuzluk tanımları
devamını gör...
bobby fischer
dunya satranc tarihinin en gizemli ve sansasyonel oyuncusudur.
tam adi (bkz: robert james fischer)'dir. 9 mart 1943'de chicago'da dogmus, 17 ocak 2008'de izlanda'da hayatini kaybetmistir.
1972 yilinda (bkz: reykjavik)'de (bkz: boris spassky)'yi yenerek dunya sampiyonlugu unvanini kazanmis, 1975'de (bkz: anatoly karpov) ile oynamasi gereken unvan macina (bkz: fide) ile yasadigi anlasmazlik sonucu cikmayarak sampiyonluk unvanini hukmen kaybetmistir.
bu olaydan sonra uzun yillar boyunca ortadan kaybolmustur. (bkz: birlesmis milletler) tarafindan ambargo uygulanan (bkz: yugoslavya)'da boris spassky ile resmi olmayan bir dunya sampiyonlugu maci yapmis ve bu maci da 10-5 kazanmistir.
11 eylul saldirilarindan sonra amerikan hukumetini suclayici demecler vermesinin ardindan abd tarafindan pasaportu iptal edilmistir. gecersiz pasaportla ulkeyi terk etmeye tesebbus suclamasiyla japonya'da narita havaalani'nda gozaltina alinmis, 9 ay boyunca tutuklu kalmasinin ardindan (bkz: izlanda) hukumetinin kendisine vatandaslik vermesiyle sampiyonluk unvanini kazandigi bu ulkeye tasinmistir.
2785'lik (bkz: elo) puani uzun yillar boyunca gecilememis, ancak (bkz: garry kasparov) dunya sampiyonu olduktan sonra bu puani gecebilmistir.
satrancta uyguladigi taktikler ve rakiplerine karsi aldigi inanilmaz galibiyetler, satranc jargonunda (bkz: fischer hummasi) olarak adlandirilir.
tam adi (bkz: robert james fischer)'dir. 9 mart 1943'de chicago'da dogmus, 17 ocak 2008'de izlanda'da hayatini kaybetmistir.
1972 yilinda (bkz: reykjavik)'de (bkz: boris spassky)'yi yenerek dunya sampiyonlugu unvanini kazanmis, 1975'de (bkz: anatoly karpov) ile oynamasi gereken unvan macina (bkz: fide) ile yasadigi anlasmazlik sonucu cikmayarak sampiyonluk unvanini hukmen kaybetmistir.
bu olaydan sonra uzun yillar boyunca ortadan kaybolmustur. (bkz: birlesmis milletler) tarafindan ambargo uygulanan (bkz: yugoslavya)'da boris spassky ile resmi olmayan bir dunya sampiyonlugu maci yapmis ve bu maci da 10-5 kazanmistir.
11 eylul saldirilarindan sonra amerikan hukumetini suclayici demecler vermesinin ardindan abd tarafindan pasaportu iptal edilmistir. gecersiz pasaportla ulkeyi terk etmeye tesebbus suclamasiyla japonya'da narita havaalani'nda gozaltina alinmis, 9 ay boyunca tutuklu kalmasinin ardindan (bkz: izlanda) hukumetinin kendisine vatandaslik vermesiyle sampiyonluk unvanini kazandigi bu ulkeye tasinmistir.
2785'lik (bkz: elo) puani uzun yillar boyunca gecilememis, ancak (bkz: garry kasparov) dunya sampiyonu olduktan sonra bu puani gecebilmistir.
satrancta uyguladigi taktikler ve rakiplerine karsi aldigi inanilmaz galibiyetler, satranc jargonunda (bkz: fischer hummasi) olarak adlandirilir.
devamını gör...
içinde saygı olmayan sevgi
bir toplumdaki düzeni sevgi olmasa da insanların kendinden farklı olana duyduğu saygı ayakta tutar.ikili ilişkilerde ise saygı sevginin guclenmesini sağlar.illaki catismalar yaşanacak ancak öfke anında kontrolsüz olan, sadece kendi duygusal ihtiyaçları ile iliskiyi yuruten taraf digerini yorar ve uzaklaşmasına neden olur.
devamını gör...
jack kevorkian
doktor ölüm adıyla da anılan ermeni asıllı bir patologdur.
ötenazi hakkında ne düşünürsünüz bilemem hatta ben ne düşünüyorum ondan da çok emin değilim. ne yönden yaklaşırsa yaklaşsın insan bir sonuca varmak çok güç. dinler açısından yaklaşırsak ötenazinin intihardan bir farkı yok, hukuk açısından bakarsak uzman yardımlı ötenazi ikinci dereceden cinayetle cezalandırılabiliyor ancak tamamen insani açılardan bakınca dayanılmaz acılar çeken bir insanın ölümü tercih etmesi ve bunun için yardım almak istemesi canı yanmayanların anlayış seviyesinin çok ötesinde. hangi empati ulaşabilir boynunda aşağısı felç kalmış bir insanın çaresizliğinin boyutuna?

yıllar önce javier bardem izlemek için güle oynaya girip film bittikten sonra salya sümük çıktığım the sea inside filmi bana bu konuda düşünmek için çok büyük fırsatlar sağladı ama hala işin içinden çıkabilmiş değilim.
alejandro amenabar’ın yönettiği bol ödüllü filmde javier bardem’in canlandırdığı ramon sampedro kübalı bir yazardır ve gençliğinde geçirdiği bir deniz kazası sonucunda boynundan aşağısı felç kalır. böyle yaşamaktansa ölmeyi tercih eden ve içindeki denize ulaşmak için çaba harcayan ramon intihar bile edemeyecek durumdadır. film ötenazi konusunda geniş bir bakış açısı kazandırıyor insana ve gerçek bir öykü olması da cabası.

gelelim kevorkian’a. kevorkian 1990 yılında alzheimer hastası bir kadına zehir enjekte ederek acılarına son verdiğini iddia etmiş ve bundan sonra başlayan ötenazi seansları 130 kişiye daha uygulanmıştır. hatta kapitalist amerikan dünyası bu ötenazi seanslarını canlı yayınlama fikrini bile öne sürmüştür. ve insan acımasızlığının bir haddi hududu olmadığı için 1998 yılında bu yayın gerçekleşti ve 20 milyona yakın insan tarafından izlendi.

jack kevorkian’ın lisansı iptal edilse de o ötenazi seanslarına devam etti. aynı yıl kevrokian tutuklandı ve sekiz sene hapis yattı. doktor ölüm sonuna kadar ötenazi hakkını savunurken şunları söyledi:
“ hastaya yardım ederkenki amacım ölüme neden olmak değildi. benim amacım acıyı dindirmekti. bu suç olmaktan çıkarılmalı. “
mahkeme başkanı ile konu üzerinde yapılan tartışma hapis cezası ile son bulduktan sonra kevorkian destekçileri de ellerinden geleni yaptılar onu savunmak için.
al pacino, jack kevorkian’ın hayatını anlatan you don’t know jack filmiyle kazandığı ödülleri alırken salonda bulunan kevorkian’ı ayağa kaldırıp alkışlatırken film çekimi esnasında her şeyi iliklerine kadar hissettiğini söyledi.

kevorkian 2011 yılında mide kanserinden öldüğünde amerika’nın bazı eyaletleri ve 8 farklı ülkede ötenazi yasallaşmıştı.

ancak kevorkian sadece bir doktor değildi, aynı zamanda da bir jazz müzisyeni, besteci ve ressamdı. anadolu’dan göç eden bir ailenin devamına mensup olan kevorkian türklerin ermenilere yaptıklarının yahudi katliamından çok daha büyük olduğunu iddia edip bunu da her fırsatta dile getirmiştir. kendi kanın damladığı genocide isimli bir tablosu da bulunan kevorkian ölümünden sonra da tartışılmaya devam eden bir insandır.
ötenazi hakkında ne düşünürsünüz bilemem hatta ben ne düşünüyorum ondan da çok emin değilim. ne yönden yaklaşırsa yaklaşsın insan bir sonuca varmak çok güç. dinler açısından yaklaşırsak ötenazinin intihardan bir farkı yok, hukuk açısından bakarsak uzman yardımlı ötenazi ikinci dereceden cinayetle cezalandırılabiliyor ancak tamamen insani açılardan bakınca dayanılmaz acılar çeken bir insanın ölümü tercih etmesi ve bunun için yardım almak istemesi canı yanmayanların anlayış seviyesinin çok ötesinde. hangi empati ulaşabilir boynunda aşağısı felç kalmış bir insanın çaresizliğinin boyutuna?

yıllar önce javier bardem izlemek için güle oynaya girip film bittikten sonra salya sümük çıktığım the sea inside filmi bana bu konuda düşünmek için çok büyük fırsatlar sağladı ama hala işin içinden çıkabilmiş değilim.
alejandro amenabar’ın yönettiği bol ödüllü filmde javier bardem’in canlandırdığı ramon sampedro kübalı bir yazardır ve gençliğinde geçirdiği bir deniz kazası sonucunda boynundan aşağısı felç kalır. böyle yaşamaktansa ölmeyi tercih eden ve içindeki denize ulaşmak için çaba harcayan ramon intihar bile edemeyecek durumdadır. film ötenazi konusunda geniş bir bakış açısı kazandırıyor insana ve gerçek bir öykü olması da cabası.

gelelim kevorkian’a. kevorkian 1990 yılında alzheimer hastası bir kadına zehir enjekte ederek acılarına son verdiğini iddia etmiş ve bundan sonra başlayan ötenazi seansları 130 kişiye daha uygulanmıştır. hatta kapitalist amerikan dünyası bu ötenazi seanslarını canlı yayınlama fikrini bile öne sürmüştür. ve insan acımasızlığının bir haddi hududu olmadığı için 1998 yılında bu yayın gerçekleşti ve 20 milyona yakın insan tarafından izlendi.

jack kevorkian’ın lisansı iptal edilse de o ötenazi seanslarına devam etti. aynı yıl kevrokian tutuklandı ve sekiz sene hapis yattı. doktor ölüm sonuna kadar ötenazi hakkını savunurken şunları söyledi:
“ hastaya yardım ederkenki amacım ölüme neden olmak değildi. benim amacım acıyı dindirmekti. bu suç olmaktan çıkarılmalı. “
mahkeme başkanı ile konu üzerinde yapılan tartışma hapis cezası ile son bulduktan sonra kevorkian destekçileri de ellerinden geleni yaptılar onu savunmak için.
al pacino, jack kevorkian’ın hayatını anlatan you don’t know jack filmiyle kazandığı ödülleri alırken salonda bulunan kevorkian’ı ayağa kaldırıp alkışlatırken film çekimi esnasında her şeyi iliklerine kadar hissettiğini söyledi.

kevorkian 2011 yılında mide kanserinden öldüğünde amerika’nın bazı eyaletleri ve 8 farklı ülkede ötenazi yasallaşmıştı.

ancak kevorkian sadece bir doktor değildi, aynı zamanda da bir jazz müzisyeni, besteci ve ressamdı. anadolu’dan göç eden bir ailenin devamına mensup olan kevorkian türklerin ermenilere yaptıklarının yahudi katliamından çok daha büyük olduğunu iddia edip bunu da her fırsatta dile getirmiştir. kendi kanın damladığı genocide isimli bir tablosu da bulunan kevorkian ölümünden sonra da tartışılmaya devam eden bir insandır.
devamını gör...
roman okumak
hayatıma çok şey katan; tasvir edilen nesneleri, anlatılan olayları, yazılmış herşeyi kafamda canlandırıp karakter ile bağ kurarak her ne kadar yazarın kurgusu olsa da başka bir yaşamı yaşıyor hissettiren eylem.
yapmaktan çok keyif alsam da, uzun zamandır roman okumaya uzağım. artık zamanım daha kısıtlı olduğundan roman yerine daha yarar sağladığını düşündüğüm bilim, araştırma ve düşünce tarzı kitapları tercih ediyorum.
yapmaktan çok keyif alsam da, uzun zamandır roman okumaya uzağım. artık zamanım daha kısıtlı olduğundan roman yerine daha yarar sağladığını düşündüğüm bilim, araştırma ve düşünce tarzı kitapları tercih ediyorum.
devamını gör...
ukdelerin namus bekçisi olmak
yapılması gereken durumdur. yazara bildirim gidip gitmemesi önemli değildir. tanımın başına kimin ukdesi olduğunu yazmak diğer yazarları bilgilendirmek içindir. bakın ben bu başlığın ilk tanımını yapıyorum ama fikir bu yazara ait demektir. emek hırsızlığı yapmamaktır.
ayrıca tanıma kimin ukdesi olduğunun yazılması bir insanı neden bu kadar sinirlendirir? yani "sana ne? sana neee?" sonuçta değil mi? *
ayrıca tanıma kimin ukdesi olduğunun yazılması bir insanı neden bu kadar sinirlendirir? yani "sana ne? sana neee?" sonuçta değil mi? *
devamını gör...
cumhurbaşkanı'ndan 57 kez randevu isteyip reddedilen belediye başkanı
öyle kuru kuruya randevu mu istenir sorusunu akıllara getiren belediye başkanıdır.efendim sizde oyunu kuralına göre oynayın.önce bi belediyeyi iyice soyun soğana çevirin.parayı cukkalayın.sonra zat-ı şahanelerinin yanına gitmeden evvel güzel hediyeler gönderin ki nazar-ı dikkatini celbetsin majestelerinin.sizde bir ışık görmeli önce bu adam olur,düzenbaz kalitesi mevcut derse ki sizi kabul edebilir.aksi halde meşgul etmeyiniz haşmetmeabı!!!!
devamını gör...
