sevildiğini bilmek
en azından bir kere sevildiğimi hissetseydim, değer görseydim yaşadıklarımı atlatmam bu kadar zor olmazdı. bunu sevgili özelinde almayın, arkadaşlarım tarafından da hiç hissetmedim bunu o yüzden 3 arkadaşım var sadece. mesela çok imreniyorum zor günlerinde arkadaşları/sevgilileri daima, her an yanında olan insanlara. ama bu yalnızlığa ve sevgiyi hissetmemeye de alıştım. "olur mu hiç? sevmişlerdir seni de." diyecek olanlar için; ne yaşadığımı ben biliyorum ve bunu hissetmeyen ben iken yorum yapmayın lütfen. çünkü insan dağ olamıyor çoğu zaman. tekrar hatırlatmanızı istemem..
devamını gör...
evcil cadi maki civcivi

selamm ben geldim.
sürdüm gözlerime boya, çektim çizmeleri ayağıma işte karizmatik halimle karşında...
senin karanlık profil sökmez bana. hangi cadılardansın kimlerdensin? pek bir tanıdık geldin. akrep dolunayından hazır kurtulmuşken ben çıktım karşına. ne oldu korktun mu civcivli bir şeyli tatlı mı tatlı cadı. sevdim ben seni o yüzden çok şey gelebilir burada başına... akreplerin gücü adına*
hadiii süpürgeyi hazırla gökyüzünde hava kararıyor.halen yazıyor musun sen ağaç oldum dolunay'ın kapısında.
devamını gör...
sanat eserinin analizi

primavera
sandro botticelli, 1470’lerin sonu, 1480’lerin başı
sanat eleştirmenlerinin “hakkında en fazla konuşulan, en tartışmalı tablolardan” dediği primavera tablosu, venüs’ün doğuşu tablosu gibi botticelli’ye ait. botticelli, 14-17. yy arasında floransa’da yaşayan meşhur ve güçlü olan medici ailesi için çalışan bir ressamdı. dolayısıyla primavera tablosunun medici ailesinden birilerinin evliliği için yapıldığına dair düşünceler var. tabloyu tartışmalı kılan şey, hikayesi konusunda fikir birliğine varılamaması. tabloda klasik mitolojiden aşina olduğumuz bir grup figür resmediliyor ancak bu figürleri bir araya getiren şeyin ne olduğu, neden orada oldukları bilinmiyor.
tabloya baktığımızda, ortada roma tanrıçası venüs’ü görüyoruz. venüs’ün tabloda olması, o zamanlar floransa’da klasiklere duyulan ilgiyle alakalı. venüs’ün arkasında gözleri bağlı şekilde (venüs’ün oğlu) aşk tanrısı cupid’i görüyoruz. cupid’in altındaki ağacın venüs’ü korurcasına kemer biçimli olduğunu fark edeceksiniz. bu, tanrıçanın tablodaki ayrıcalıklı konumunu ifade ediyor.
en sol tarafta mayıs ayı tanrısı merkür, kış bulutlarını uzaklaştırmak için bir sopa taşıyor. merkür’ü kanatlı sandaletlerinden tanımak da mümkün. onun sağında, üç güzeller (three graces) yer alıyor. bu üç kadın mitolojide bekaret, güzellik ve sevgi olmak üzere üç dişi erdemi temsil ediyor. cupid’in okunu üç güzeller’e yöneltmiş olması, evlilik fikrini güçlendiriyor.
sağ tarafta aralarında batı rüzgarı tanrısı zephyrus ile tuttuğu chloris adlı nemf (su perisi) bulunan bir başka grup var. zephyrus chloris ile evlendikten sonra bahar tanrıçası flora’ya dönüşüyor. burada flora’yı elbisesinin eteklerine topladığı çiçekleri serpiştirirken görüyoruz. bu, hem doğurganlığı hem de baharı temsil ediyor. bütün şekilde ele aldığımızda, primavera barındırdığı tanrılar/tanrıçalar ve anlattıklarıyla gerçekten de evlilik üzerine yapılmış bir tablo gibi görünüyor.
devamını gör...
hoşlanılan ama tanımadığınız biriyle nasıl tanışılır sorunsalı
sen hele hoşlanılan insana denk gel, ondan kolay ne var diye fikir vermek istediğim başlık.
sigara içen ateş iştesin
içmeyen saat sorsun
saati olan çarpsın özür dilesin
bla bla bla.
dediğim gibi hoşlanılan insan bulmak mesele.
ötesi azıcık özgüven.
sigara içen ateş iştesin
içmeyen saat sorsun
saati olan çarpsın özür dilesin
bla bla bla.
dediğim gibi hoşlanılan insan bulmak mesele.
ötesi azıcık özgüven.
devamını gör...
sevdiğimiz insanları üzme nedenimiz
sevdiğimiz insanlar üzüldüğünde biz de üzüldüğümüz için üzmeyiz. üzdüklerimiz sevmediklerimiz.
psikolojide buna benzer bir şey vardı ama tam hatırlamıyorum ne olduğunu. hatırladığım kadarıyla anlatmaya çalışacağım sadece. insanoğlu olarak bencil * olduğumuz için sırf kendimiz üzülmeyelim diye, sevdiklerimiz üzülsün istemezmişiz. mesala annemizin annesi hasta oldu, annemiz de haliyle üzülüyor. biz ise anneannemizin hasta olmasından çok annemiz üzüldüğü için, ama daha da çok kendimizi düşündüğümüz * için anneannemizin hasta olmamasını istermişiz. tamamen bencillikten yani.
bu mantıktan hareketle, biz üzülmemek için sevdiklerimizi de üzmeyiz. ne zaman ki üzülmeyeceğiz, o zaman üzeriz. kısacası sevmediklerimizi üzeriz.
psikolojide buna benzer bir şey vardı ama tam hatırlamıyorum ne olduğunu. hatırladığım kadarıyla anlatmaya çalışacağım sadece. insanoğlu olarak bencil * olduğumuz için sırf kendimiz üzülmeyelim diye, sevdiklerimiz üzülsün istemezmişiz. mesala annemizin annesi hasta oldu, annemiz de haliyle üzülüyor. biz ise anneannemizin hasta olmasından çok annemiz üzüldüğü için, ama daha da çok kendimizi düşündüğümüz * için anneannemizin hasta olmamasını istermişiz. tamamen bencillikten yani.
bu mantıktan hareketle, biz üzülmemek için sevdiklerimizi de üzmeyiz. ne zaman ki üzülmeyeceğiz, o zaman üzeriz. kısacası sevmediklerimizi üzeriz.
devamını gör...
yüzyüzeyken konuşuruz
o çok severdi bu grubu.yanımda dinlerdi.bana sözlerini okurdu.ritimlerinin çok güzel olduğunu söyleyip dururdu. gittiği günden beri grubun ismini duyunca bile kötü hissediyorum maalesef.
devamını gör...
cüzdanda fotoğraf taşımak
eşimi tanıdığım andan beri hep cüzdanımda taşıyorum fotoğrafını.
devamını gör...
öz güven eksikliği
ailevi problemler ve ebeveyn tutumlarıdır. ebeveynleri ayrılmış veya sürekli kavga eden ve problemler yaşayan ailelerin çocuklarında özgüven eksikliği fazlaca görülür.
kişinin olumsuzluklara çok fazla takılması ve bu durumun çok uzun sürmesi özgüven eksikliği oluşmasının nedenlerinden biridir. bir dersten beklediği notu alamaması sonucu ümidini yitirmesi özgüvenin kırılmasına yol açabilir.
ailenin ve yakın çevrenin beklentilerinin çok yüksek olması ve sürekli yapılanların ağır bir şekilde eleştirilmesi kişinin pes etmesine ve kendine olan güvenin sarsılmasına yol açabilir. üzerlerinde sürekli bir baskı hisseden ve kendi kararlarını verip bu kararları uygulamaları engellenen çocuk ve yetişkinlerde zamanla özgüven eksikliği oluşmaktadır. kişinin kendine olan güvensizliğin yanı sıra çok uç noktalarda hedefler belirlemesi ve başarısızlığa uğraması da özgüven eksikliğine neden olmaktadır.
özgüven eksikliğinde çevresel faktörlerin yanı sıra kişinin karamsar olması da sıkça görülen nedenlerdendir.
devamını gör...
sanrı
ortak karar verilmiş bir kararın aksini savunabilecek, doğru olduğu bir çok kişi tarafından onaylansa da, olayın hakkında kanıtlar dahi olsa körü körüne inanılan yanlış inançlar.
delüzyon veya hezeyan da denmektedir. gerçeğe uymayan, gerçek dışı düşünceyi tanımlayan terimlerdir. hatta o kadar ileri boyutları vardır ki duyu organlarının bile gerçekte var olmayan, olmamış ve olmayacak algıları algılaması durumudur. beyindeki sistematik bir bozulma sonucu uydurma boyutuna geçme halidir.
sanrılar genelde nörolojik bir bozulma olarak görülsede nedeni tam olarak anlaşılmamıştır. herhangi bir hastalıkla ilişkinlendirilmemiş bir neden ya da sebeptir.
babam gitmeden 4, 5 sene önce bu tarz bir olay başımıza gelmişti. yaşı 70 civarıydı çok yorulmuş ve uykusuz kalmıştı. eve gelip uyuyacağım dedi. biraz uyuduktan sonra annemi yanına çağırdı ve şu malzemeleri bana ver dedi. annem hangilerini diye sordu. görmüyor musun avanak kadın karşıda malzemeler duruyor dedi. ben de kapıdan onlara bakıyorum. 15 dakika kadar anneme bağırdı çağırdı. etrafta aletler olduğunu ve o aletleri vermesi gerektiğini söylüyor ve hakaretler ediyordu. (normalde tercih etmediği bir hitaptır hakaret.)
beni çağırdı. kızım şu aletleri, malzemeleri getir şu işi halledelim geç kaldık dedi. pantolonunu işaret ettiğini gördüm. ve yanına getirdim. tut şimdi şunu dedi. tuttum garip şeyler yapmaya başladı. katlıyor, bürüyor, indiriyor, kaldırıyor. bana bir yandan sende kaldır kaldır ya dur bu kadar hızlı olmaz diyordu. çek şimdi it çocuğum it şunu falan. annemden sivri bir şey istedi. annem korktu getirmeye. ben gidip şiş getirdim. pantolona geçirdi şişi heh şimdi oldu bak dedi. bunları al götür adam teslime gelirse fiyatı 250 lira dedi. tamam bana dedim.
sonra bir yattı ertesi gün akşama kadar uyudu. uyandığında hiçbirini hatırlamıyordu. bilmiyorum belki buna örnek değildir ama o an ne olduysa beyin sanırım başka bir boyuta geçti. uyumuyordu kesinlikle. o 1 saat ömrümüzden 3, 4 ay götürdü. doktor falan çağırdık ama doktor geldiğinde uyandıramadık. ay sinirden saatlerce kahkaha atmıştım o gün. annemin hele aklı çıkmıştı kadının. küfürler falan havada uçuşmuştu çünkü. tamam çok sakin bir adam değildi babam ama böyle bir tavır kolay kolay takınmazdı hele ki anneme.
delüzyon veya hezeyan da denmektedir. gerçeğe uymayan, gerçek dışı düşünceyi tanımlayan terimlerdir. hatta o kadar ileri boyutları vardır ki duyu organlarının bile gerçekte var olmayan, olmamış ve olmayacak algıları algılaması durumudur. beyindeki sistematik bir bozulma sonucu uydurma boyutuna geçme halidir.
sanrılar genelde nörolojik bir bozulma olarak görülsede nedeni tam olarak anlaşılmamıştır. herhangi bir hastalıkla ilişkinlendirilmemiş bir neden ya da sebeptir.
babam gitmeden 4, 5 sene önce bu tarz bir olay başımıza gelmişti. yaşı 70 civarıydı çok yorulmuş ve uykusuz kalmıştı. eve gelip uyuyacağım dedi. biraz uyuduktan sonra annemi yanına çağırdı ve şu malzemeleri bana ver dedi. annem hangilerini diye sordu. görmüyor musun avanak kadın karşıda malzemeler duruyor dedi. ben de kapıdan onlara bakıyorum. 15 dakika kadar anneme bağırdı çağırdı. etrafta aletler olduğunu ve o aletleri vermesi gerektiğini söylüyor ve hakaretler ediyordu. (normalde tercih etmediği bir hitaptır hakaret.)
beni çağırdı. kızım şu aletleri, malzemeleri getir şu işi halledelim geç kaldık dedi. pantolonunu işaret ettiğini gördüm. ve yanına getirdim. tut şimdi şunu dedi. tuttum garip şeyler yapmaya başladı. katlıyor, bürüyor, indiriyor, kaldırıyor. bana bir yandan sende kaldır kaldır ya dur bu kadar hızlı olmaz diyordu. çek şimdi it çocuğum it şunu falan. annemden sivri bir şey istedi. annem korktu getirmeye. ben gidip şiş getirdim. pantolona geçirdi şişi heh şimdi oldu bak dedi. bunları al götür adam teslime gelirse fiyatı 250 lira dedi. tamam bana dedim.
sonra bir yattı ertesi gün akşama kadar uyudu. uyandığında hiçbirini hatırlamıyordu. bilmiyorum belki buna örnek değildir ama o an ne olduysa beyin sanırım başka bir boyuta geçti. uyumuyordu kesinlikle. o 1 saat ömrümüzden 3, 4 ay götürdü. doktor falan çağırdık ama doktor geldiğinde uyandıramadık. ay sinirden saatlerce kahkaha atmıştım o gün. annemin hele aklı çıkmıştı kadının. küfürler falan havada uçuşmuştu çünkü. tamam çok sakin bir adam değildi babam ama böyle bir tavır kolay kolay takınmazdı hele ki anneme.
devamını gör...
beğeni garantili başlık açma taktikleri
geceye bir şey bırakın.
devamını gör...
teyze vs hala
benim için birbirinden farkı yoktur. ikisi de karaktersizlikte birbirleriyle yarışmaktadır.
devamını gör...
misak-ı milli sokak no. 37
“ah, şimdi hatıralar mahallesinde
misakımilli sokak no.37
orası bütün evler, bütün ömür içinde,
mesut olduğumuz evdi.
talihin bir gün karşımıza çıkardığı.
elele döşediğimiz bir çift küçük odası.
ne diyeyim bilmem ki:
gönül sarayı, aşk yuvası...
akşamlar iner 'kaymak yoğurt'çularla
kaldırımlar benim için gölgelenirdi.
saatler ilerler bozacılarla,
derken bir komşu seslenirdi.
pencerelerimizden biri komşu arsaya bakar,
ötekinin önünde bir havagazı feneri;
rüzgarla açılıp kapanırdı ışığı,
geceleri...
o geceler, doğan günler orada,
kaderlerin en güzelini ördü.
misakımilli sokağı no.37,
çocuğum orada dünyayı gördü.
misakımilli sokağı! senin
esen rüzgar, yağan karını sevdim.
camın önüne her oturuşta seyrettiğim,
arnavut kaldırımlarını sevdim.
bir çocukluk oyunu mu oynadık orada?
sen gelin olmuştun, ben güvey.
sen öyle güzel; ben daha genç,
yepyeni, taptazeydi her şey.
ne zaman o sokağa yolum düşse şimdi,
ayaklarım geri geri gider.
evler cansızdır elbet, insanlar vefasız,
komşumuz başkalarına komşuluk eder.
yabancı perdeler aşılmış penceresi,
bir vakitler içinde çocuğumun oturdügu.
-yeni kiracılar evlatsız besbelli-
şimdi birkaç saksının durduğu.
söz birliği etmiş şimdi saksılar, perdeler,
elektrik lambasıyla değiştirilen fener.
o sokağa ne zaman yolum düşse, bir ses:
günler geçti, geçti, geçti... der.”
ziya osman saba şiiri.
misakımilli sokak no.37
orası bütün evler, bütün ömür içinde,
mesut olduğumuz evdi.
talihin bir gün karşımıza çıkardığı.
elele döşediğimiz bir çift küçük odası.
ne diyeyim bilmem ki:
gönül sarayı, aşk yuvası...
akşamlar iner 'kaymak yoğurt'çularla
kaldırımlar benim için gölgelenirdi.
saatler ilerler bozacılarla,
derken bir komşu seslenirdi.
pencerelerimizden biri komşu arsaya bakar,
ötekinin önünde bir havagazı feneri;
rüzgarla açılıp kapanırdı ışığı,
geceleri...
o geceler, doğan günler orada,
kaderlerin en güzelini ördü.
misakımilli sokağı no.37,
çocuğum orada dünyayı gördü.
misakımilli sokağı! senin
esen rüzgar, yağan karını sevdim.
camın önüne her oturuşta seyrettiğim,
arnavut kaldırımlarını sevdim.
bir çocukluk oyunu mu oynadık orada?
sen gelin olmuştun, ben güvey.
sen öyle güzel; ben daha genç,
yepyeni, taptazeydi her şey.
ne zaman o sokağa yolum düşse şimdi,
ayaklarım geri geri gider.
evler cansızdır elbet, insanlar vefasız,
komşumuz başkalarına komşuluk eder.
yabancı perdeler aşılmış penceresi,
bir vakitler içinde çocuğumun oturdügu.
-yeni kiracılar evlatsız besbelli-
şimdi birkaç saksının durduğu.
söz birliği etmiş şimdi saksılar, perdeler,
elektrik lambasıyla değiştirilen fener.
o sokağa ne zaman yolum düşse, bir ses:
günler geçti, geçti, geçti... der.”
ziya osman saba şiiri.
devamını gör...
hamilelerin sürekli göbeğini tutması
kızana ''burdayım anneciiim burda'' mesajı vermekte olabilirler.
devamını gör...
direksiyon sınavından üç kez kalmak
trafiğe çıkmaya hazır olunmadığını gösteren, ve ciddi bir sermaye isteyen durum.
ama ne olursa olsun bir direksiyon sınavından 4 kere kalmak değildir, bir kere daha kalınmaması temenni edilir.
ama ne olursa olsun bir direksiyon sınavından 4 kere kalmak değildir, bir kere daha kalınmaması temenni edilir.
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
insanlığını unutması.
devamını gör...
geceye cevabı olmayan bir soru bırak
dolar böyle kur yapmayı nerden öğrendi?
devamını gör...
kız isteme cinsiyetçi midir sorunsalı
(bkz: her b.ku cinsiyete bağlayan 3. sınıf ülke başlıkları).
ya bir yol bul ya bir yol aç ya da yoldan çekil.
ya bir yol bul ya bir yol aç ya da yoldan çekil.
devamını gör...


