karbon salınımı
karbon salınımı, karbon salımı ya da karbon emisyonu, günümüzde bilim insanlarının üzerinde harıl harıl çalıştığı bir doğa, atmosfer, ekoloji problemidir. karbon salınımını en aza indirmek için bir çok formül üretilmekte ve uygulanmaktadır. karbondioksit ve sera gazı gibi ekolojik sistemler açısından zararlı olan gazlar; doğalgaz, kömür ve petrol gibi fosil yakıtların tüketimleri ile havaya salınmakta ve kirletmektedir. atmosferi kirleten havanın, oksijeni azaltması, ozon tabakasını delmesi vs. durumları hepimizin malumu...
peki esasında nedir karbon salınımı ? elle tutulur bir örnekle gayet basit bir şekilde açıklayayım;
diyelim ki orta segment bir arabaya biniyorsunuz. arabanızın 100 kilometrede 7-8 litre civarında bir benzin tüketimi söz konusu. deponuzu full ettiğinizde ortalama 55 litre civarında yakıt almış oluyorsunuz. 55 litre benzinin ağırlığına gelince; benzin, sudan hafif olduğu için 55 litre benzin aldığınızda ortalama 40 kilogramlık bir yakıt almış oluyorsunuz.
aracı çalıştırıp, motor vasıtasıyla benzini yakmaya başlıyorsunuz. benzin yandığı zaman ne oluyor ? benzindeki karbon, havada bulunan oksijenle birleşiyor. her bir karbon atomuna 2 oksijen atomu yapışıyor. ve bu şekilde co2 molekülü oluşuyor. oksijen atomu ağır olduğundan, karbon atomu ile birleştiği zaman, saf karbonun kendisine göre ortalama 3,6 kat daha ağır bir molekül oluşturmuş oluyor. yani benzinin yanması sonucu ortaya çıkan co2'nin ağırlığı; yanan benzinden çok daha fazla oluyor. kabaca karşılaştıracak olursak eğer; 1 kilogram ağırlığındaki benzine karşılık, ortalama 3,6 kilogram karbondioksit açığa çıkmış oluyor.
deposunu her doldurduğunuzda arabanız, aşağı yukarı 150-170 kg. civarında karbondioksit üretmiş oluyor. depoyu 9 kere doldurduğunuzda neredeyse arabanın ağırlığına eşit miktarda karbondioksit üretmiş oluyorsunuz. bir arabayla bir yılda ortalama 12.000 kilometre yol gittiğinizi varsayarsanız, bu demektir ki her yıl karbondioksitten yapılmış (ağırlık bazında) iki araba tüketmiş oluyorsunuz.
toplum olarak bir çoğumuz belki de bunun farkında değiliz. belki karbondioksiti göremiyoruz ancak bu yazıyı okuduktan sonra artık biliyorsunuz...
peki esasında nedir karbon salınımı ? elle tutulur bir örnekle gayet basit bir şekilde açıklayayım;
diyelim ki orta segment bir arabaya biniyorsunuz. arabanızın 100 kilometrede 7-8 litre civarında bir benzin tüketimi söz konusu. deponuzu full ettiğinizde ortalama 55 litre civarında yakıt almış oluyorsunuz. 55 litre benzinin ağırlığına gelince; benzin, sudan hafif olduğu için 55 litre benzin aldığınızda ortalama 40 kilogramlık bir yakıt almış oluyorsunuz.
aracı çalıştırıp, motor vasıtasıyla benzini yakmaya başlıyorsunuz. benzin yandığı zaman ne oluyor ? benzindeki karbon, havada bulunan oksijenle birleşiyor. her bir karbon atomuna 2 oksijen atomu yapışıyor. ve bu şekilde co2 molekülü oluşuyor. oksijen atomu ağır olduğundan, karbon atomu ile birleştiği zaman, saf karbonun kendisine göre ortalama 3,6 kat daha ağır bir molekül oluşturmuş oluyor. yani benzinin yanması sonucu ortaya çıkan co2'nin ağırlığı; yanan benzinden çok daha fazla oluyor. kabaca karşılaştıracak olursak eğer; 1 kilogram ağırlığındaki benzine karşılık, ortalama 3,6 kilogram karbondioksit açığa çıkmış oluyor.
deposunu her doldurduğunuzda arabanız, aşağı yukarı 150-170 kg. civarında karbondioksit üretmiş oluyor. depoyu 9 kere doldurduğunuzda neredeyse arabanın ağırlığına eşit miktarda karbondioksit üretmiş oluyorsunuz. bir arabayla bir yılda ortalama 12.000 kilometre yol gittiğinizi varsayarsanız, bu demektir ki her yıl karbondioksitten yapılmış (ağırlık bazında) iki araba tüketmiş oluyorsunuz.
toplum olarak bir çoğumuz belki de bunun farkında değiliz. belki karbondioksiti göremiyoruz ancak bu yazıyı okuduktan sonra artık biliyorsunuz...
devamını gör...
güney afrika cumhuriyeti
güney afrika cumhuriyeti'nin üç başkenti vardır.
pretoria, yürütme
cape town, yasama
bloemfontein, yargı başkentidir.
üç başkentin olmasının sebebi 100 küsur sene önce sömürge zamanı, ingiliz'lerin elindeki cape güçlerinin, hollanda'lıların elindeki orange free state ve transvaal kolonilerini işgal etmeleri ve daha sonra güney afrika cumhuriyeti'nin kurulması sırasında, "orange free state"'in, "bloemfontein" şehri ve "transvaal"'in, "pretoria" şehrine ortak başkentlik verilmiştir.
pretoria, yürütme
cape town, yasama
bloemfontein, yargı başkentidir.
üç başkentin olmasının sebebi 100 küsur sene önce sömürge zamanı, ingiliz'lerin elindeki cape güçlerinin, hollanda'lıların elindeki orange free state ve transvaal kolonilerini işgal etmeleri ve daha sonra güney afrika cumhuriyeti'nin kurulması sırasında, "orange free state"'in, "bloemfontein" şehri ve "transvaal"'in, "pretoria" şehrine ortak başkentlik verilmiştir.
devamını gör...
the good place
(bkz: michael schur) abimizin elinden çıkma 4 sezonluk tatlı bir dizi.
tramvay problemi gibi düşündüren soruların komedi ile işlenmesiyle hem güldürdüğü hem düşündürdüğü olur.
komedi dizisi denilip geçilecek bir dizi değildir ama çok büyük beklentilerle izlenmemesi gerekir .
tramvay problemi gibi düşündüren soruların komedi ile işlenmesiyle hem güldürdüğü hem düşündürdüğü olur.
komedi dizisi denilip geçilecek bir dizi değildir ama çok büyük beklentilerle izlenmemesi gerekir .
devamını gör...
ziggurat
sadece tapınak olarak kullanılmayan yapılardır.
okul, rasathane ve soğuk hava deposu olarak da kullanılmışlardır.
okul, rasathane ve soğuk hava deposu olarak da kullanılmışlardır.
devamını gör...
tayf
herhangi bir bileşik dalga türünün, onu oluşturan dalgaların frekanslarına ayrılmış şekliyle ortaya çıkardığı süreklilik durumu.
yani?
örneğin güneş'ten gelen ışık beyazdır ama aslında bu tek ve beyaz renkli bir ışık olmaktan ziyade, içerisindeki farklı frekanslara sahip renkli ışıkların bir bileşimidir. yani güneş ışığının renklerine ayrıştırabiliriz ki aslında gökkuşağında, kristal avizelerde, cd yüzeylerinde gördüğümüz rengarenk ışıklar da bunun gündelik hayattan uygulamalarıdır. işte yan yana dizilmiş bu renk sıralaması beyaz ışığın tayfıdır.
aynı şekilde örneğin ses dalgalarında ve diğer dalgalarda da benzer durumlara rastlanabilir.
yani?
örneğin güneş'ten gelen ışık beyazdır ama aslında bu tek ve beyaz renkli bir ışık olmaktan ziyade, içerisindeki farklı frekanslara sahip renkli ışıkların bir bileşimidir. yani güneş ışığının renklerine ayrıştırabiliriz ki aslında gökkuşağında, kristal avizelerde, cd yüzeylerinde gördüğümüz rengarenk ışıklar da bunun gündelik hayattan uygulamalarıdır. işte yan yana dizilmiş bu renk sıralaması beyaz ışığın tayfıdır.
aynı şekilde örneğin ses dalgalarında ve diğer dalgalarda da benzer durumlara rastlanabilir.
devamını gör...
şişme bebek
mucidi, akıl edeni bizzat adolf hitler olan talihsiz bebek.
ikinci dünya savaşı döneminde, nazi askerleri onla bunla düzüşüp hastalık kapmasın; yok etme ideolojilerini son tahlilde devam ettirebilsinler diye şişme bebek fikrini ortaya atan hitler, hemen emrindeki bilim adamlarına vs talimat veriyor ve bebeğin üretimine başlanıyor.
asıl olarak dönemin savaş günlerinde pek çok nazinin fransız fahişeleriyle birlikteliği sonucunda ölüm oranları artmaya başlayınca hitler bu ''gereksiz ölüme'' dur demek istemiş ve projenin başına dr. joachim mrurgowsky’i getirmiş. projenin adı ''geheime reichssache'', yani ''en gizliden daha gizli''ymiş.
teknik ekibe istenenler net bir biçimde bildirilmiş: ''üretilen bebeklerin sentetik tenleri tamamen gerçek insan teni hissi uyandıracak. bedenleri gerçek insan bedeni gibi esnek ve hareket edebilir olacak, cinsel organlarıysa uyandırdıkları his bakımından gerçek kadın cinsel organından ayırt edilemeyecek.''
böylece borghild adını taşıyan dünyanın ilk şişme bebeği 1941'de alman bilim adamları tarafından üretilmiş. kamuoyu da psikiyatr dr. rudolf chargeheimer'ın kaleme aldığı şu demeçle bilgilendirilmiş: ''şişme bebeklerin varoluş amacı askerlerimizi rahatlatmaktır. zira onların asli görevi savaşmak, gittikleri yerlerdeki kadınlarla oynaşmak değil.''
seks ve faşizmin benzer yanları o kadar fazla ki... işin içinde hitler'in olduğunu öğrenince şaşırmadığıma şaşırmadım. bu arada söz konusu bebeklerin ilk'lerinden hiçbiri günümüzde bulunmamaktaymış. bu sebeple nasıl bir şey ürettiklerini tahmin etsek de kestirmek tam anlamıyla mümkün değil.
ikinci dünya savaşı döneminde, nazi askerleri onla bunla düzüşüp hastalık kapmasın; yok etme ideolojilerini son tahlilde devam ettirebilsinler diye şişme bebek fikrini ortaya atan hitler, hemen emrindeki bilim adamlarına vs talimat veriyor ve bebeğin üretimine başlanıyor.
asıl olarak dönemin savaş günlerinde pek çok nazinin fransız fahişeleriyle birlikteliği sonucunda ölüm oranları artmaya başlayınca hitler bu ''gereksiz ölüme'' dur demek istemiş ve projenin başına dr. joachim mrurgowsky’i getirmiş. projenin adı ''geheime reichssache'', yani ''en gizliden daha gizli''ymiş.
teknik ekibe istenenler net bir biçimde bildirilmiş: ''üretilen bebeklerin sentetik tenleri tamamen gerçek insan teni hissi uyandıracak. bedenleri gerçek insan bedeni gibi esnek ve hareket edebilir olacak, cinsel organlarıysa uyandırdıkları his bakımından gerçek kadın cinsel organından ayırt edilemeyecek.''
böylece borghild adını taşıyan dünyanın ilk şişme bebeği 1941'de alman bilim adamları tarafından üretilmiş. kamuoyu da psikiyatr dr. rudolf chargeheimer'ın kaleme aldığı şu demeçle bilgilendirilmiş: ''şişme bebeklerin varoluş amacı askerlerimizi rahatlatmaktır. zira onların asli görevi savaşmak, gittikleri yerlerdeki kadınlarla oynaşmak değil.''
seks ve faşizmin benzer yanları o kadar fazla ki... işin içinde hitler'in olduğunu öğrenince şaşırmadığıma şaşırmadım. bu arada söz konusu bebeklerin ilk'lerinden hiçbiri günümüzde bulunmamaktaymış. bu sebeple nasıl bir şey ürettiklerini tahmin etsek de kestirmek tam anlamıyla mümkün değil.
devamını gör...
türk aile yapısı
öve öve bitiremedikleri, zarar gördüğünü söyleyerek istanbul sözleşmesinden çekildikleri , toplum sağlığı için olmazsa olmaz dedikleri yapı.
şu an yavaş yavaş değişiyor olsa da bunların korumak istedikleri türk aile yapısı tamamen emek sömürüsü ve güçlü-ezilenler ekseninde kurulmuştur. erkeğin eline tutturduğu değnekle çürük ahlak anlayışlarını koruma görevi verilmiştir. insan haklarına aykırı olan birçok eylem aile içinde normalleştirilmiştir. bu yapı dayağı hakettiğini düşünen kadın ve çocukları yaratmayı dahi başarmıştır.
bu yapının gerçek yüzü sabah kuşağı programlarında, gazetelerin üçüncü sayfalarında ve adliye koridorlarında kendisini gösterir. çürüktür. mide bulandırır.
şu an yavaş yavaş değişiyor olsa da bunların korumak istedikleri türk aile yapısı tamamen emek sömürüsü ve güçlü-ezilenler ekseninde kurulmuştur. erkeğin eline tutturduğu değnekle çürük ahlak anlayışlarını koruma görevi verilmiştir. insan haklarına aykırı olan birçok eylem aile içinde normalleştirilmiştir. bu yapı dayağı hakettiğini düşünen kadın ve çocukları yaratmayı dahi başarmıştır.
bu yapının gerçek yüzü sabah kuşağı programlarında, gazetelerin üçüncü sayfalarında ve adliye koridorlarında kendisini gösterir. çürüktür. mide bulandırır.
devamını gör...
uyumadan önce bir mesaj bırak
hayat, başkalarının planlalarını yaşamak için çok kısa. geleceğin için kendi planlarını yap. kendi yolunu çiz ve o çizdiğin yolda emin adımlarla kendi geleceğin için yaşa. yaşa ki mutlu ol, mutlu ol ki iyi bir insan ol, iyi bir insan ol ki dünya güzel ve yaşanabilir bir yer olsun.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yok orada vişne , üsküdar'a bağlı kuzguncuk,
kandırmayın milleti, doğruları konuşun azucuk,
yazdan almak lazım aslında birer gocuk,
ellerinizden öper, var ben de bir kız bir de oğlan çocuk
kandırmayın milleti, doğruları konuşun azucuk,
yazdan almak lazım aslında birer gocuk,
ellerinizden öper, var ben de bir kız bir de oğlan çocuk
devamını gör...
tarihin en iyi animesi
tarihin en iyisi demek çok geniş bir alanı kapsıyor, ama dark fantasy tarihinin en iyi animesi berserk (1997)'tir büyük bir çoğunluğa göre, ki bu çoğunluğa ben de katılıyorum.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
kısa bir ara veren en sevdiğim radyo yayını*. sesini özleyeceğim bengaripsengüzeldünyaumutlu. bir sonraki yayında tam kadro yine burada oluruz*. müthişli bir konseptle bu başlığa tanım gireceğin günü beklemeye başladım bile*.
devamını gör...
kohler hastalığı
ayakta bulunan tarsal naviküler kemiğin aseptik nekrozudur.
devamını gör...
yazarların psikolojik durumunun 3 kelime ile özeti
devamını gör...
boy yüzünden reddedilmek
boy işin bahanesi olur bazen.
devamını gör...
terörist misin testi
hiç yol katedemeden terörist olduğum test.
edit :
beni terörist ilan ettikleri için asıl bu testi hazırlayanlar teröristtir.
edit :
beni terörist ilan ettikleri için asıl bu testi hazırlayanlar teröristtir.
devamını gör...
başlıkları tutmayan yazar
kırgın yazardır, bir kişi bile olsa, gelsin yazsın ister. bir daha başlık açmayacaktır. üzmüştür.
devamını gör...
evlenince kocanın kütüğüne geçmek
geçenlerde e-devletten bir belge almam gerekti. o da ne kayıtlı olduğu yer bilgisinde kocamın doğduğu yer yazıyor. yani evlendik diye niye kaç yüz yıllık ana yurdumdan ettiniz beni çok içerledim bu konuya.
devamını gör...
herkesin ağladığı şeye gülmek
bir kaç seferden sonra sağlam linç yemek kaçınılmaz olacaktır. ölüye deli güler diye boşa dememişler.
devamını gör...

