19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
atatürk'ü anma ve gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun.
bu bayramda atatürk'ün bize söylediği ve bizler için yol gösterici olan gençliğe hitabeyi yeniden okumayı ve hayatimizda uygulamayi unutmayalım.
ey türk gençliği! birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!
mustafa kemal atatürk
20 ekim 1927
bu bayramda atatürk'ün bize söylediği ve bizler için yol gösterici olan gençliğe hitabeyi yeniden okumayı ve hayatimizda uygulamayi unutmayalım.
ey türk gençliği! birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!
mustafa kemal atatürk
20 ekim 1927
devamını gör...
lavanta
bilimsel adı lavandula angustifolia olan lavanta, çok yıllık ve yaprak dökmeyen bir bitkidir. 40’tan fazla çeşidi vardır. tarihi 2.500 yıl öncesine dayanan akdeniz, orta doğu ve hindistan’a özgüdür. en erken kaydedilen lavanta kullanımı eski mısır’a kadar uzanıyor. orada, lavanta yağı mumyalama sürecinde rol oynadı. ölümsüz aşkın ve sadakatin sembolü olan lavantanın çiçekleri, yaprakları ve uçucu yağı doğal ilaç olarak kullanılmaktadır. eski zamanlarda genellikle giysi ve saç gibi çeşitli kişisel eşyalara tazelik ve hafif bir koku vermek için kullanılırdı.
devamını gör...
al kırdın kırdın
ilk okuduğumda çok güldüm bayıldım, çok yaratıcı, düşünen bulan arkadaşı bende tebrik ediyorum, her okuduğumda, tonlamasıyla birlikte tekrar okuyorum, tekrar gülüyorum, gerçekten kafa sözlük farkı dedirtmiştir, boynuz kulağı geçmiştir hanımlar beyler.
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
şive esprilerine gülmek.
devamını gör...
erkeklerin sürekli kadınlar adına konuşmaları
normal yaşantımızda olsun, mecliste olsun, camide olsun dini sohbetlerin döndüğü bir yer olsun hiç fark etmez sürekli kadınlar şöyle olmalıdır kadınlar böyle olmalıdır diye ahkâm keserler. kadınların nasıl daha düzgün olabileceği erkekler tarafından sürekli dile getirilir ama burada kadınların hiç fikri alınmaz kadınların duyguları ve özgürlüğü dikkate alınmadan kadınların ahlaklı olması gerektiği üstünden sözler edilir kadınlar adına kararlar alınır. bırakın kendi kendilerini savunsunlar bunu en iyi yapacak zaten onlar ama erkekler kadınların bunu bile yapamayacaklarını düşünecekler ki onların adına da konuşuyorlar. bunu herkes yapıyor sadece din adamları değil en elit dediğimiz adamda yapıyor en düşük zekâlı olanı da o yüzden bence toplumunun her tabakası kadınların daha özgür olup kendilerini ifade etmelerine daha fazla olanak sağlamaları gerekir.
devamını gör...
bakara suresi 7. ayet
insanların kalplerinin ve kulaklarının, kendi seçtikleri eylemler nedeniyle sonunda kapandığını anlatan ama bazı insanlar tarafından ısrarla yanlış anlaşılan ayet.
insan iyiyi ya da kötüyü seçmekte serbest bırakılır. kötüyü seçtiğinde, yolundan dönmesi için her zaman fırsatı vardır. fakat o fırsatı ve daha sonra önüne çıkacak tüm fırsatları reddeden ve kötü olmakta direten kişiler, başka bir deyişle iflah olmaya niyeti olmayanlar, kendi amelleri neticesinde mührü vurmuş olurlar hayatlarına.
firavun gibi son anına dek inkârı seçip, son nefesinde "iman ettim" demenin bir faydası yoktur. gözleri, kalpleri, kulakları mühürlü olanlar, son nefesine kadar bu şekilde gidip de en ufak bir pişmanlık belirtisi göstermeyenlerdir. buradan tutup da " allah kendisi mühürlemiş, kendisi cezalandırıyor" gibi bir anlam çıkarmak doğru değil. en doğrusunu o bilir ama konuya bu şekilde bakmanız daha mantıklı olur. zira başlarda inkâr ettiği halde sonradan müslüman olarak ölen insanlar var. allah bunların kalp gözünü kapatmış olsaydı, o şekilde ölüp giderlerdi. şu halde düşünülmesi gereken, iş işten geçmeden tövbe edenlerin bu kapsamda olmadığıdır.
insan iyiyi ya da kötüyü seçmekte serbest bırakılır. kötüyü seçtiğinde, yolundan dönmesi için her zaman fırsatı vardır. fakat o fırsatı ve daha sonra önüne çıkacak tüm fırsatları reddeden ve kötü olmakta direten kişiler, başka bir deyişle iflah olmaya niyeti olmayanlar, kendi amelleri neticesinde mührü vurmuş olurlar hayatlarına.
firavun gibi son anına dek inkârı seçip, son nefesinde "iman ettim" demenin bir faydası yoktur. gözleri, kalpleri, kulakları mühürlü olanlar, son nefesine kadar bu şekilde gidip de en ufak bir pişmanlık belirtisi göstermeyenlerdir. buradan tutup da " allah kendisi mühürlemiş, kendisi cezalandırıyor" gibi bir anlam çıkarmak doğru değil. en doğrusunu o bilir ama konuya bu şekilde bakmanız daha mantıklı olur. zira başlarda inkâr ettiği halde sonradan müslüman olarak ölen insanlar var. allah bunların kalp gözünü kapatmış olsaydı, o şekilde ölüp giderlerdi. şu halde düşünülmesi gereken, iş işten geçmeden tövbe edenlerin bu kapsamda olmadığıdır.
devamını gör...
şarkılarda geçen etkileyici sözler
bir kere daha yandım ama canım gördüğüme sevindim.
devamını gör...
james webb uzay teleskobu
kozmolojide çığır açacak bir olaya daha şahit olan bir nesil olmak güzel. fakat büyük ihtimalle yıllar sonra birileri mars'ta koloni falan kurarken biz hâlâ sadece "jwst'nin fırlatılışına şahit olmuş efsane nesil" diye başlık açıyor ve uzayla ilgili sadece "uzayda nasıl seks yapılır"ı konuşuyor olacağız. işte bu kısmı insana çok dokunuyor.
kaçıranlar için bu kıymetli anlardan 2 tanesi:

güneş panelleri açılıyor:
kaçıranlar için bu kıymetli anlardan 2 tanesi:

güneş panelleri açılıyor:
devamını gör...
mauthausen toplama kampı
sizleri tarihte bir yolculuğa çıkarayım. “de hadi takılın peşime”
mauthausen, ikinci dünya savaşı sırasında toplama kampı olarak kullanılmış, ausschwitz’ten sonra en büyük ikinci kamptır. yıl 1938 - 1945
ben bu toplama kampını ilk kez ziyaret ettiğimde, sanırım 17 yaşındaydım ki ben ve teoman zaten hep onyediyizdir. bu kampı birkaç kez görme fırsatı bulmuştum
mauthausen; yukarı avusturya eyaletinde, tuna nehri kenarına kurulmuş bir köydür. viyana’ya yaklaşık 120 km. avusturya’nın bir başka büyük şehri linz’e 20 km uzaklıktadır. kamp alanı ise köyün hemen dışında oldukça büyük bir alana kurulmuştur. ve artık ziyaretçilere açılan bir “anıt” olmuştur.
dışarıdan bakıldığında etrafı surlarla çevrili bir yapıdır.

tam ortadaki büyük kapıdan içeri girelim. içeri girdiğinizde büyük bir avluya çıkarsınız. kampa getirilen esirler (çoğu yahudi ve sovyet askeri) bu avluda önce çıplak olarak soyundurulur ve büyük hortumlarla toplu halde yıkatılırlardı. kış yaz aynı şekilde. daha sonra esirlerin fotoğrafları çekilir ve avlunun bittiği yerde başlayan merdivenlerden, yerleşkenin olduğu alana girerlerdi. bu anlanda tek katlı, birbirine bağlı şekilde kulübe benzeri barınaklar vardır. mauthausen’de kaç esir kaldığı bilinmiyor. ölen sayısı ise bulunan ve belgelenen yaklaşık 320 bin kişi kadardır. ilk kurulan kamplardan biridir ancak, müttefiklerin işgalden kurtardıkları son kamptır.
hadi şu barakalara girelim;

içeride sıralı şekilde dizilmiş bir ranza sistemi var. bu alanda bir yatağı 4-5 kişi aynı anda paylaşır ve vardiya sistemine göre çalıştırılan esirler, günün farklı saatlerinde bu alanı kullanırlardı. yani 24 saatte bir yatağı 12-15 kişi kullanırdı. esirler, taş ocaklarında çalışırdı.

bu barakadan çıkıp karşıya geçelim. karşı baraka bugün müzeye çevrilmiştir. içeride fotoğraflar, eşyalar, kıyafetler vs görebilirsiniz. ayrıca o dönemin canlı tanıklarının anlattıkları belgesel filmler gösterilir. bu barakadan da çıkalım ve dışarıdan barakanın altına inen merdivenlere yönelenim. bu bodrum katını eminin çok duydunuz.
gaz odaları

bu alanda zehirli gazla(zyklon b)öldürülen esirler, yine hemen yakınında bulunan fırınlarda yakılırlardı. ancak ölen sayısı çok fazla olduğundan, fırınların dışında toplu mezarlara da gömülürlerdi.

bir diğer öldürme şekli ise; “ölüm merdivenleri”
basamak sayısını hatırlamıyorum ancak, yaklaşık her bir basamağı 50 cm yüksekliğinde olan merdiven, taş ocağı ile kampı birbirine bağlar. ayakta durmaya bile gücü olmayan esirler, sırtlarına taşlar yüklenip bu merdivenlerden çıkmak zorundaydılar. durmak, dinlenmek yok. duran kişi orada vurulurdu. binlerce kişi hayatını bu merdivenlerde kaybetmiştir. bu nedenle almanca “todestiege” yani “ölüm merdiveni” denir.

hitler’in çılgın deneylerini duymuşsunuzdur. çocukların gözlerine kimyasallar vererek, mavi gözlü yapma deneyi, kadınları insan ve hayvan spermleri ile hamile bırakarak daha güçlü bir ırk yaratma deneyi gibi. bu konu çok detaylıdır. başka bir yazıda anlatalım. ancak bu deneylerin bir çoğu bu kampta yapılmıştır. çok sayıda kadın ve çocuk esir bu kampta yapılan tıbbi deneyler sonucunda ölmüştür.
sovyet kızıl ordu, 1945 yılında avusturya’yı işgalden kurtarır. 5 mayıs 1945 günü ise direnen son kale mauthausen alınır. 5 mayıs avusturya’da resmi tatildir ve “faşizimden kurtulma günü” olarak kutlanır. anma töreni bu kampta yapılır.

bugün viyana’nın merkezinde sovyet askerleri için yapılmış bir anıt vardır. bu anıtta almanca ve rusça, minnet ve saygı belirten bir yazı vardır. kızıl ordu kelimesi bu anıtta yazılıdır. almanca “das heldendenkmal der roten armee” kahraman kızıl ordu anıtı yazılıdır.

bu toplama kampı hakkında yazılacak çok ayrıntı var ama konuyu uzatmayalım. bedava rehber bu kadar gezdirir diyelim.
kaynak: gözümle gördüğüm ve lanet olası hafızam.
mauthausen, ikinci dünya savaşı sırasında toplama kampı olarak kullanılmış, ausschwitz’ten sonra en büyük ikinci kamptır. yıl 1938 - 1945
ben bu toplama kampını ilk kez ziyaret ettiğimde, sanırım 17 yaşındaydım ki ben ve teoman zaten hep onyediyizdir. bu kampı birkaç kez görme fırsatı bulmuştum
mauthausen; yukarı avusturya eyaletinde, tuna nehri kenarına kurulmuş bir köydür. viyana’ya yaklaşık 120 km. avusturya’nın bir başka büyük şehri linz’e 20 km uzaklıktadır. kamp alanı ise köyün hemen dışında oldukça büyük bir alana kurulmuştur. ve artık ziyaretçilere açılan bir “anıt” olmuştur.
dışarıdan bakıldığında etrafı surlarla çevrili bir yapıdır.

tam ortadaki büyük kapıdan içeri girelim. içeri girdiğinizde büyük bir avluya çıkarsınız. kampa getirilen esirler (çoğu yahudi ve sovyet askeri) bu avluda önce çıplak olarak soyundurulur ve büyük hortumlarla toplu halde yıkatılırlardı. kış yaz aynı şekilde. daha sonra esirlerin fotoğrafları çekilir ve avlunun bittiği yerde başlayan merdivenlerden, yerleşkenin olduğu alana girerlerdi. bu anlanda tek katlı, birbirine bağlı şekilde kulübe benzeri barınaklar vardır. mauthausen’de kaç esir kaldığı bilinmiyor. ölen sayısı ise bulunan ve belgelenen yaklaşık 320 bin kişi kadardır. ilk kurulan kamplardan biridir ancak, müttefiklerin işgalden kurtardıkları son kamptır.
hadi şu barakalara girelim;

içeride sıralı şekilde dizilmiş bir ranza sistemi var. bu alanda bir yatağı 4-5 kişi aynı anda paylaşır ve vardiya sistemine göre çalıştırılan esirler, günün farklı saatlerinde bu alanı kullanırlardı. yani 24 saatte bir yatağı 12-15 kişi kullanırdı. esirler, taş ocaklarında çalışırdı.

bu barakadan çıkıp karşıya geçelim. karşı baraka bugün müzeye çevrilmiştir. içeride fotoğraflar, eşyalar, kıyafetler vs görebilirsiniz. ayrıca o dönemin canlı tanıklarının anlattıkları belgesel filmler gösterilir. bu barakadan da çıkalım ve dışarıdan barakanın altına inen merdivenlere yönelenim. bu bodrum katını eminin çok duydunuz.
gaz odaları

bu alanda zehirli gazla(zyklon b)öldürülen esirler, yine hemen yakınında bulunan fırınlarda yakılırlardı. ancak ölen sayısı çok fazla olduğundan, fırınların dışında toplu mezarlara da gömülürlerdi.

bir diğer öldürme şekli ise; “ölüm merdivenleri”
basamak sayısını hatırlamıyorum ancak, yaklaşık her bir basamağı 50 cm yüksekliğinde olan merdiven, taş ocağı ile kampı birbirine bağlar. ayakta durmaya bile gücü olmayan esirler, sırtlarına taşlar yüklenip bu merdivenlerden çıkmak zorundaydılar. durmak, dinlenmek yok. duran kişi orada vurulurdu. binlerce kişi hayatını bu merdivenlerde kaybetmiştir. bu nedenle almanca “todestiege” yani “ölüm merdiveni” denir.

hitler’in çılgın deneylerini duymuşsunuzdur. çocukların gözlerine kimyasallar vererek, mavi gözlü yapma deneyi, kadınları insan ve hayvan spermleri ile hamile bırakarak daha güçlü bir ırk yaratma deneyi gibi. bu konu çok detaylıdır. başka bir yazıda anlatalım. ancak bu deneylerin bir çoğu bu kampta yapılmıştır. çok sayıda kadın ve çocuk esir bu kampta yapılan tıbbi deneyler sonucunda ölmüştür.
sovyet kızıl ordu, 1945 yılında avusturya’yı işgalden kurtarır. 5 mayıs 1945 günü ise direnen son kale mauthausen alınır. 5 mayıs avusturya’da resmi tatildir ve “faşizimden kurtulma günü” olarak kutlanır. anma töreni bu kampta yapılır.

bugün viyana’nın merkezinde sovyet askerleri için yapılmış bir anıt vardır. bu anıtta almanca ve rusça, minnet ve saygı belirten bir yazı vardır. kızıl ordu kelimesi bu anıtta yazılıdır. almanca “das heldendenkmal der roten armee” kahraman kızıl ordu anıtı yazılıdır.

bu toplama kampı hakkında yazılacak çok ayrıntı var ama konuyu uzatmayalım. bedava rehber bu kadar gezdirir diyelim.
kaynak: gözümle gördüğüm ve lanet olası hafızam.
devamını gör...
devlet lisesi ingilizcesi
bir kardeşimiz yakın zamanda amerikaya gider. ingilizce seviyesi devlet lisesi ıngilizcesi seviyesidir. kısa sürede bulunduğu yerde birkaç kisiyle tanışır ve günün birinde bunlardan biriyle karşılaşır ve muhabbet şöyle gelişir;
amerikalı-good morning.
bizimki -good morning
amerikalı- what's up?
bizimki -of course, ıt's blue.
bizim eleman 'what's up?' sorusunu ilk defa duymuştur ve olduğu gibi çeviri yapmıştır. sonraki günlerde o bölgede bu cevap efsane olur.
amerikalı-good morning.
bizimki -good morning
amerikalı- what's up?
bizimki -of course, ıt's blue.
bizim eleman 'what's up?' sorusunu ilk defa duymuştur ve olduğu gibi çeviri yapmıştır. sonraki günlerde o bölgede bu cevap efsane olur.
devamını gör...
1 haftadır konuşulan kadının evlenelim demesi
yurtdışından gelmek için para da istedi mi?
devamını gör...
huzursuzluk
baş edilmesi ne zor hislerden biridir. çöreklendiği yerde derin bir boşluk oluşturarak kendi varlığına boşa düşürecek bir tezata neden olur.
kendi kişisel tecrübelerimden yola çıkarak hiç düşünmeden söyleyebilirim ki çok zor bir duygudur huzursuzluk. ben “en”leri olan bir insan olduğum için bir önceki cümleyi görüyor ve arttırıyorum: huzursuzluk baş edilmesi en zor duygudur.
belki de ben beceremiyorum üstesinden gelmenin. huzursuz hissetmeye başladığım yerlerden uzaklaşmaktan başka yol gelmiyor aklıma. huzursuzluk duygusunu ortadan kaldırmak yerine kendimi ortadan kaldırmayı tercih ediyorum ben.
beni huzursuz eden insanlarla da durum aynı hemen hemen. içime huzursuzluk veren bir insanla zaman geçirmek benim için katlanılmaz bir ceza gibi geliyor ve bu insandan kurtulmak için elimden geleni yapıyorum.
huzursuz hissettiğim an yemeden içmeden kesiliyorum. yemek içmek bir şey değil benim için. çaresi bulunur. ama okumayı da beceremiyorum. sanki okuduğum her şey içimdeki huzursuzluk ateşini harlayan savruk bir rüzgar olacakmış gibi geliyor bana.
aslında bu kadar uzun anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. şöyle de özetleyebilirdim aslında:
huzurum kalmadı fani dünyada!
kendi kişisel tecrübelerimden yola çıkarak hiç düşünmeden söyleyebilirim ki çok zor bir duygudur huzursuzluk. ben “en”leri olan bir insan olduğum için bir önceki cümleyi görüyor ve arttırıyorum: huzursuzluk baş edilmesi en zor duygudur.
belki de ben beceremiyorum üstesinden gelmenin. huzursuz hissetmeye başladığım yerlerden uzaklaşmaktan başka yol gelmiyor aklıma. huzursuzluk duygusunu ortadan kaldırmak yerine kendimi ortadan kaldırmayı tercih ediyorum ben.
beni huzursuz eden insanlarla da durum aynı hemen hemen. içime huzursuzluk veren bir insanla zaman geçirmek benim için katlanılmaz bir ceza gibi geliyor ve bu insandan kurtulmak için elimden geleni yapıyorum.
huzursuz hissettiğim an yemeden içmeden kesiliyorum. yemek içmek bir şey değil benim için. çaresi bulunur. ama okumayı da beceremiyorum. sanki okuduğum her şey içimdeki huzursuzluk ateşini harlayan savruk bir rüzgar olacakmış gibi geliyor bana.
aslında bu kadar uzun anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. şöyle de özetleyebilirdim aslında:
huzurum kalmadı fani dünyada!
devamını gör...
mitosfer
moderasyonun tek erkek üyesi olarak parıl parıl parlamaktadır. yazdıklarıyla da ne kadar değerli biri olduğunu gerek tanımlarından gerekse mesajlarından anladım. iyi ki varsın kardeşim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
bırakın beni diyerek itildim bir trenden
alşamüstüydü ve henüz geç kalmamış sanıyordum kendimi
sonra anlamıyorum seni cümlesi kopardı sol tarafımı
ayağa kalkardım aslında yine de,
kime dedi aynı kadının sesi, kimsin, kimim ?
uzatmayalım konuyu, dedi, uydum.
raylara uzandım tekrar,
ona doğru uzattım sağ yanımı, duydum.
alşamüstüydü ve henüz geç kalmamış sanıyordum kendimi
sonra anlamıyorum seni cümlesi kopardı sol tarafımı
ayağa kalkardım aslında yine de,
kime dedi aynı kadının sesi, kimsin, kimim ?
uzatmayalım konuyu, dedi, uydum.
raylara uzandım tekrar,
ona doğru uzattım sağ yanımı, duydum.
devamını gör...
günü tek dal sigarayla geçirmiş olmam
çok zor. bir paketi yükseltmediğime sevineceğim nerdeyse. bırakmak isteyenlere başarılar.
devamını gör...




