24 mayıs 2021 mehmet ceyhan’a dava açılması
bir gün gelecek ve* '' coronavirüs'ü bunlar çıkardı '' diye bir sürü insanı tutuklayacaklar. daha bu hiç bir şey bence.
devamını gör...
yazarların whatsapp durumları
“adımı sesince duymaktan vazgeçtim.”
devamını gör...
kadınların mutsuzken saçını kesmesi
saçlarımı kestirirken bile kuaföre ecel terleri döktürüyorum. kısaldığında hem o mutsuz hem de ben mutsuz olurum. asıl mutsuzluğu o zaman yaşıyorum yani neymiş bu önerme herkes için geçerli değilmiş.
devamını gör...
malafa
(bkz: doğan kitap)’tan ocak 2012’de yayımlanan (bkz: hakan günday) kitabıdır.
kitabın tek cümlelik özeti, aslında yazarının kendisinin de kurduğu şu cümle ile verilebilir:
‘’dünya bir tezgahtır. tezgahın hangi tarafında hayat olduğuysa ancak, ölünce anlaşılır…’’
kitap içerik olarak yine bize kötü çocukları başka bir gözden tasvirle anlatmaktadır. antalya’ya kafileler halinde gelen turistleri söğüşlemenin türlü türlü yöntemlerini bilen, uygulayan, ve bu dolandırıcılığı en iyi şekilde, en fazlaca yapanların gururla böbürlendiği, diğerlerinin onlardan övgü ile bahsettiği bir iş hanı düşünün. kuyumcularla, pırlantacılarla, saatçilerle dolu bir işhanı, topaz…
özetle topaz’a turistlerin (müşterilerin) turizm firmaları ile anlaşmalı bir şekilde ( yapılan alışverişler karşılığında komisyon ödeyerek) topaz’a getirilmesini, topaz’a getirildikten sonra tezgahtarların müşterileri nasıl avladıklarını, satış yapmak uğruna kimisinin nasıl ahlak ve insanlık çizgisinin dışına çıkabildiklerini gözler önüne seren bir kitaptır.
açıkçası kitap kurgu olsa da, anlatılan birçok şeyin doğruluğuna, gerçekleşme ihtimaline,hele de bu topraklarda, yürekten inandığımı belirtmeliyim… çünkü topaz esnafının gözünden baktığımızda dünya gerçekten de bir tezgahtır, insanoğlu da tezgahtar... dünya'da her şey satılıktır. herkesin ve her şeyin bir fiyatı vardır. işte hayat da bu alışverişten ibarettir. kimi insan kollanırken kimisi zorlanıyor. ne olursa olsun, sonunda da harcanıyor… topaz esnafına göre en pahalı olan en değerli olandır. lakin topaz’da durum bundan farklıdır. topaz’da rağbet gören, değer değil biçilen fiyattır…
bu arada; kitap ismi, kuyum sektöründe yüzük ölçmeye yarayan edevatın isminden gelmektedir.
kitaptan bir alıntı ile bahsi geçen insanları tanımlayarak girdiyi bitirmek istiyorum:
‘’çocukken oyuncakları olmadığı için, büyüyünce insanlarla oynamayı meslek edinmişler…’’
tavsiyemdir, okuyunuz…
kitabın tek cümlelik özeti, aslında yazarının kendisinin de kurduğu şu cümle ile verilebilir:
‘’dünya bir tezgahtır. tezgahın hangi tarafında hayat olduğuysa ancak, ölünce anlaşılır…’’
kitap içerik olarak yine bize kötü çocukları başka bir gözden tasvirle anlatmaktadır. antalya’ya kafileler halinde gelen turistleri söğüşlemenin türlü türlü yöntemlerini bilen, uygulayan, ve bu dolandırıcılığı en iyi şekilde, en fazlaca yapanların gururla böbürlendiği, diğerlerinin onlardan övgü ile bahsettiği bir iş hanı düşünün. kuyumcularla, pırlantacılarla, saatçilerle dolu bir işhanı, topaz…
özetle topaz’a turistlerin (müşterilerin) turizm firmaları ile anlaşmalı bir şekilde ( yapılan alışverişler karşılığında komisyon ödeyerek) topaz’a getirilmesini, topaz’a getirildikten sonra tezgahtarların müşterileri nasıl avladıklarını, satış yapmak uğruna kimisinin nasıl ahlak ve insanlık çizgisinin dışına çıkabildiklerini gözler önüne seren bir kitaptır.
açıkçası kitap kurgu olsa da, anlatılan birçok şeyin doğruluğuna, gerçekleşme ihtimaline,hele de bu topraklarda, yürekten inandığımı belirtmeliyim… çünkü topaz esnafının gözünden baktığımızda dünya gerçekten de bir tezgahtır, insanoğlu da tezgahtar... dünya'da her şey satılıktır. herkesin ve her şeyin bir fiyatı vardır. işte hayat da bu alışverişten ibarettir. kimi insan kollanırken kimisi zorlanıyor. ne olursa olsun, sonunda da harcanıyor… topaz esnafına göre en pahalı olan en değerli olandır. lakin topaz’da durum bundan farklıdır. topaz’da rağbet gören, değer değil biçilen fiyattır…
bu arada; kitap ismi, kuyum sektöründe yüzük ölçmeye yarayan edevatın isminden gelmektedir.
kitaptan bir alıntı ile bahsi geçen insanları tanımlayarak girdiyi bitirmek istiyorum:
‘’çocukken oyuncakları olmadığı için, büyüyünce insanlarla oynamayı meslek edinmişler…’’
tavsiyemdir, okuyunuz…
devamını gör...
yolda yürürken yapılmaması gerekenler
eğer dar bir kaldırımda yürünüyorsa telefona dalıp arkadan gelene yol vermemek.
devamını gör...
tiramisu
üstü çekilmiş kahve, içi krema dolu; etimolojik olarak "beni neşelendir" gibi bir anlama sahip olan leziz italyan tatlısıdır.
olsa da yesek gerçekten...
ukde: nutellamisu
olsa da yesek gerçekten...
ukde: nutellamisu
devamını gör...
takipçileri görebilmek bedava olsun kampanyası
mantıklı kampanyadır.
parayı basıp ilk aldığım günden sonra dönüp bir daha bakmadım takipçilere, sadece bildirimde bir yazar sizi takip etti yerine elentari sizi takip etmeye başladı yazıyor başka bir numarası yok. neyse bazı özellikler gibi her ay para basıp almak zorunda değiliz (bkz: gizli gezinme) (bkz: renkli mahlas)
ayrıca;
üstteki yazarı * yakın zamanda takip etmeye başladığımdan, kamyon şöförü gibi bir yazar demesini birazcık üzerime alındım.
parayı basıp ilk aldığım günden sonra dönüp bir daha bakmadım takipçilere, sadece bildirimde bir yazar sizi takip etti yerine elentari sizi takip etmeye başladı yazıyor başka bir numarası yok. neyse bazı özellikler gibi her ay para basıp almak zorunda değiliz (bkz: gizli gezinme) (bkz: renkli mahlas)
ayrıca;
üstteki yazarı * yakın zamanda takip etmeye başladığımdan, kamyon şöförü gibi bir yazar demesini birazcık üzerime alındım.
devamını gör...
blackeyes
muhabbeti çok keyifli, aynı zamanda bilgili bir yazardır kendisi.
sarayburnu civarında yüzme keyfini sahip olmasıyla şanslı olduğunu söylemek lazım.
nice güzel tanımlara.*
sarayburnu civarında yüzme keyfini sahip olmasıyla şanslı olduğunu söylemek lazım.
nice güzel tanımlara.*
devamını gör...
inovasyon
teknoloji tasarım dersinde öğrendiğim ve “yenilik” anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...
normal sözlük'ü ekşi'ye çevirmiyoruz kampanyası
evet arkadaşlar kafa sözlüğün ateşli genç yazarı olarak bu kampanyayı başlatıyorum. tahmin ediyorum ki birçoğumuz ekşi'deki rezalet ötesi, herkesin birbirini gömdüğü kurtlar sofrasından kaçtık ve buraya sığındık. genç bir kardeşiniz olarak sizlerden ricam burayı herkesin birbirine laf sokmak için sıra beklediği, her başlıkta espri kasılmaya çalışılan saçma bir yere dönüştürmeyelim.
devamını gör...
milli piyango
herkesin hayal gücünü süslesin ve satışlar artsın diye vadedilen büyük ikramiye yüksek tutulur ve bizim millet de star wars gişelerini kıskandıracak derecede kuyruk oluşturur ve bilet alır.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
devamını gör...
yeraltından notlar
tekrar tekrar okunabilecek güzel bir kitap. şöyle bir alıntıyla destekleyeyim =>
ne ben kimseye benziyordum ne de herhangi biri bana. " tek başımayım, ama onlar hep birlik."
ne ben kimseye benziyordum ne de herhangi biri bana. " tek başımayım, ama onlar hep birlik."
devamını gör...
moderasyon açıklamalarının inandırıcı olmaması
arkadaşlar burada bir çok yazar, bir çok kez, başlığının, entryrsinin hak etmediği biçimde, ortada geçerli net bir eylem olmamasına rağmen silindiğini konu etti , bu konudaki rahatsızlığını dile getirdi .
özellikle küfür konusunda moderasyonun ve ben de dahil bir çok yazarın hassasiyetine rağmen, bu konuda bir çok kişinin, moderasyonun tırpanını yediği bir gerçek.
şimdi problem şu.
moderasyon , kimine göre masum olduğu iddia edilen, tartışmaya açık entryleri bile anında görüp bulup, cımbızlayıp, aradan çıkarırken,
sözlük gündemini bu kadar sorunlu bir biçimde sürekli meşgul eden bazı kişilerle ilgili ,
' yapmayın, etmeyin , bize bildirin ' demesi , bütün bunlar açığa çıkmasına rağmen, bu kişilere hala ciddî yaptırımlar uygulanmaması,
bu ve benzer konularda iyi niyetle de olsa yaptıkları açıklamaların inandırıcılığını, samimiyetini yitirmesine sebep oluyor .
benim veya bir başkasının küfür içermeyen, ama ima yoluyla bu sonuca varilan entry mi nasıl kimsenin bildirimine gerek kalmadan görüyorsanız, bunları da görmelisiniz.
yoksa bu sekilde giderseniz işiniz epey zor görünüyor...
edit:
burada taraf olmayı seçenlerle bir türlü anlaşamıyoruz.
' moderasyon bunlara yetisemediğinden ' cumlesine ,
' bana nasıl yetişiyor da genellikle belirli kişilere yetişilmiyor ' derim.
sorunun ana konusu zaten bu .
ben veya benim gibi düşünenler,
hiç kimse , hic birimiz ' bizim istediğimiz olsun ' demiyoruz ki ,
bu yargıda bulunanlar bunu nerden nasıl çıkarıyor anlamak güç.
bana işleyen kural , ayrım gözetmeksizin herkese işlesin.
bütün söylediğimiz bu. bunun neresi anlaşılmıyor, gercekten ilginç.
ok , sözlükle bir bağınız, veya çalışanlarla bir ilişkiniz, iletisiminiz olabilir ,
ama ortada apaçık duran bir meseleyi de sütten çıkma ak kaşık gibi temizleyip, bunu dile getirenleri de hiiç rahatsız olmadan , sıkılmadan devre dışı birakmaya çalışmak ne derece etik ,
bunun yorumunu herkes kendi yapmalı.
edit 2 :
başlık açmayın, şikayet edin diyenler var .
hiçbirşey değişmiyor, yapılmıyor, ortadaki yanlışa ve haksızlığa başka türlü nasıl dikkat cekilebilir ?
edit 3 :
ben yaptığım tespitlerin ve izlediğim yolun doğru olduğundan oldukça eminim .
bir moderator, keşke birebir bana buradan cevap vermeden önce, yukarıda yaptığım tanımı iyice okusaydı.
öyleydi böyleydi demiyorum artık.
herkesi önce kendi vicdanıyla, sonra da topmumsal etiklik sorgulamasiyla baş başa bırakıyorum.
sizler , bütün entryleri saçma sapan küfürler, iğrenç cinsellikler içeren ve bu durumun diğer yazarların da onayıyla tescillendiği adamları savunup kollayarak , bir anlamda harakiri yapıyorsunuz,
umarım bir gün bundan pişman olmazsınız.
özellikle küfür konusunda moderasyonun ve ben de dahil bir çok yazarın hassasiyetine rağmen, bu konuda bir çok kişinin, moderasyonun tırpanını yediği bir gerçek.
şimdi problem şu.
moderasyon , kimine göre masum olduğu iddia edilen, tartışmaya açık entryleri bile anında görüp bulup, cımbızlayıp, aradan çıkarırken,
sözlük gündemini bu kadar sorunlu bir biçimde sürekli meşgul eden bazı kişilerle ilgili ,
' yapmayın, etmeyin , bize bildirin ' demesi , bütün bunlar açığa çıkmasına rağmen, bu kişilere hala ciddî yaptırımlar uygulanmaması,
bu ve benzer konularda iyi niyetle de olsa yaptıkları açıklamaların inandırıcılığını, samimiyetini yitirmesine sebep oluyor .
benim veya bir başkasının küfür içermeyen, ama ima yoluyla bu sonuca varilan entry mi nasıl kimsenin bildirimine gerek kalmadan görüyorsanız, bunları da görmelisiniz.
yoksa bu sekilde giderseniz işiniz epey zor görünüyor...
edit:
burada taraf olmayı seçenlerle bir türlü anlaşamıyoruz.
' moderasyon bunlara yetisemediğinden ' cumlesine ,
' bana nasıl yetişiyor da genellikle belirli kişilere yetişilmiyor ' derim.
sorunun ana konusu zaten bu .
ben veya benim gibi düşünenler,
hiç kimse , hic birimiz ' bizim istediğimiz olsun ' demiyoruz ki ,
bu yargıda bulunanlar bunu nerden nasıl çıkarıyor anlamak güç.
bana işleyen kural , ayrım gözetmeksizin herkese işlesin.
bütün söylediğimiz bu. bunun neresi anlaşılmıyor, gercekten ilginç.
ok , sözlükle bir bağınız, veya çalışanlarla bir ilişkiniz, iletisiminiz olabilir ,
ama ortada apaçık duran bir meseleyi de sütten çıkma ak kaşık gibi temizleyip, bunu dile getirenleri de hiiç rahatsız olmadan , sıkılmadan devre dışı birakmaya çalışmak ne derece etik ,
bunun yorumunu herkes kendi yapmalı.
edit 2 :
başlık açmayın, şikayet edin diyenler var .
hiçbirşey değişmiyor, yapılmıyor, ortadaki yanlışa ve haksızlığa başka türlü nasıl dikkat cekilebilir ?
edit 3 :
ben yaptığım tespitlerin ve izlediğim yolun doğru olduğundan oldukça eminim .
bir moderator, keşke birebir bana buradan cevap vermeden önce, yukarıda yaptığım tanımı iyice okusaydı.
öyleydi böyleydi demiyorum artık.
herkesi önce kendi vicdanıyla, sonra da topmumsal etiklik sorgulamasiyla baş başa bırakıyorum.
sizler , bütün entryleri saçma sapan küfürler, iğrenç cinsellikler içeren ve bu durumun diğer yazarların da onayıyla tescillendiği adamları savunup kollayarak , bir anlamda harakiri yapıyorsunuz,
umarım bir gün bundan pişman olmazsınız.
devamını gör...
the truman show
manipülasyon,algı yönetimi nasıl yapılır cok iyi anlatıldığını düşündüğüm jim carrey filmi. bu filmden sonra hayatın acaba bir simulasyon mu olduğunu düşünmeden edemiyor insan. harika bir senaryo, harika bir oyunculuk.bayıldım.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
ve evet herkes çok güzel şeyler söylemiş, minnoş minnoş. bense nemrut gibi. püü. ben duvarın kenarına ağlamaya gidiyorum. ilk ve son yayinim olur galiba. üğğğ.
devamını gör...
karayipler
batı hint adaları olarak da bilinirler.
meksika körfezi'nin güneydoğusunda atlas okyanusu'nın batı uzantısı olan karayip denizini, adalarını ve sahillerini kapsayan bölgedir. büyük mavi çukur bu bölgededir. bu adalar florida'nın güneyinden başlayıp venezuela'nın kuzey batısına kadar yayılmışlardır, büyük antiller ve küçük antiller olarak ikiye ayrılırlar. bölgede yaklaşık 7000 civarında ada ve adacık bulunur, bunlar değişik 25 bağımsız ülke veya sömürgeyi oluşmaktadır.
adaların bilinen en eski sahipleri, aravaklar* ve karayip* halkıdır. 1492 yılında hindistana ulaştığını sanan ispanyol kaşif kristof kolomb tarafından keşfedilmiştir.
tropikal iklime sahip adalar el değmemiş doğal güzellikleri ile insanları cezbetmiştir. her yıl zenginler tafafından tatil amaçlı ziyaret edilir. sınırsız deniz ürünleri ve baharatlı yemekleri ile ön plana çıkmaktadır. turizm sezonunu; dans, parti, reggae müzikleri, kokteyller, şakalar, eğlenceler ve aman sabahlar olmasın etkinlikleri ile dolu doludur.
- lol ukdesi -
meksika körfezi'nin güneydoğusunda atlas okyanusu'nın batı uzantısı olan karayip denizini, adalarını ve sahillerini kapsayan bölgedir. büyük mavi çukur bu bölgededir. bu adalar florida'nın güneyinden başlayıp venezuela'nın kuzey batısına kadar yayılmışlardır, büyük antiller ve küçük antiller olarak ikiye ayrılırlar. bölgede yaklaşık 7000 civarında ada ve adacık bulunur, bunlar değişik 25 bağımsız ülke veya sömürgeyi oluşmaktadır.
adaların bilinen en eski sahipleri, aravaklar* ve karayip* halkıdır. 1492 yılında hindistana ulaştığını sanan ispanyol kaşif kristof kolomb tarafından keşfedilmiştir.
tropikal iklime sahip adalar el değmemiş doğal güzellikleri ile insanları cezbetmiştir. her yıl zenginler tafafından tatil amaçlı ziyaret edilir. sınırsız deniz ürünleri ve baharatlı yemekleri ile ön plana çıkmaktadır. turizm sezonunu; dans, parti, reggae müzikleri, kokteyller, şakalar, eğlenceler ve aman sabahlar olmasın etkinlikleri ile dolu doludur.

- lol ukdesi -
devamını gör...
hanımeli
hanımeli çiçeği (latince adı lonicera periclymenum), caprifoliaceae familyasına ait sarmaşıkgillerden bir bitkidir. genellikle sarı ve beyaz renkte karşımıza çıkan ama pembesi de ayrı bir alımlı olan adı gibi zarif ve hoş kokulu bir çiçektir. çiçeğin yaprakları, zarif hanımların ince parmaklarına benzetildiğinden dolayı böyle bir isimle anılmaktadır.
zarif olmasının yanı sıra önce nazlı sonra arsız bir bitkidir. diktiğinizde hemen size çiçek vermeyecektir, köklenmek isteyecektir. toprağa usulca tutunup yeşermeye başladığında size olan tüm nazı geçmiş olacak, sabırla bekleyin.
yoldan geçeni kendine çeken, "dur bir kokusuna bakayım, oh mis" dedirten çiçeğimizin düzenli budaması yapılmadığı takdirde, türünün hakkını vererek bütün bahçeye yayılmaya başlayacaktır; sonra bir bakmışsınız her yer çiçek. şikayetçi miyiz? asla. ama yine de kulağımıza küpe olsun.
her çiçeğin anlamı gibi hanımeli çiçeğinin de anlamı hoştur. toprak ayırt etmeden tutunabilen, soğuk sıcak demeden büyüyebilen, sadece suyunu eksik etmemeniz şartıyla bütün güzelliğini ayaklarınızın altına seren çiçeğimiz bağlılık anlamı taşımaktadır. bu sebeple birçok evlilik teklifi hanımeli çiçekleri ile donatılmış ortamlarda yapılmaktadır. sevdiğinizin zarif ellerinden tutarak dillendireceğiniz bağlılık yemini için sanırım fena bir alternatif sayılmaz.
zarif olmasının yanı sıra önce nazlı sonra arsız bir bitkidir. diktiğinizde hemen size çiçek vermeyecektir, köklenmek isteyecektir. toprağa usulca tutunup yeşermeye başladığında size olan tüm nazı geçmiş olacak, sabırla bekleyin.
yoldan geçeni kendine çeken, "dur bir kokusuna bakayım, oh mis" dedirten çiçeğimizin düzenli budaması yapılmadığı takdirde, türünün hakkını vererek bütün bahçeye yayılmaya başlayacaktır; sonra bir bakmışsınız her yer çiçek. şikayetçi miyiz? asla. ama yine de kulağımıza küpe olsun.
her çiçeğin anlamı gibi hanımeli çiçeğinin de anlamı hoştur. toprak ayırt etmeden tutunabilen, soğuk sıcak demeden büyüyebilen, sadece suyunu eksik etmemeniz şartıyla bütün güzelliğini ayaklarınızın altına seren çiçeğimiz bağlılık anlamı taşımaktadır. bu sebeple birçok evlilik teklifi hanımeli çiçekleri ile donatılmış ortamlarda yapılmaktadır. sevdiğinizin zarif ellerinden tutarak dillendireceğiniz bağlılık yemini için sanırım fena bir alternatif sayılmaz.
devamını gör...
türkiye bir insan olsaydı nasıl olurdu sorunsalı
kesinlikle bıyığı olurdu ve sigara içerdi buna eminim.
devamını gör...
