inanılmaz derecede rezil bir laf. içişleri bakanı mafya bozuntusuna cevap verirken kadınları işin içine dahil ederek cevap veriyor şaka gibi ama gerçek.
devamını gör...

(bkz: rainer maria rilke)
psikolojik olarak endişe verici bir sürece giren şair,
1912 yıllarında ülke prensesi maria von thurn davetlisi olarak duino şatosuna gider.
şatonun manzarası karşısında dudaklarından şu cümle duyulur:
-haykırsam kim duyardı sesimi melekler katından?

aynı günün gece saatlerinde" benzersiz ve şahit olmadigimdır "diyerek belirttiği büyük fırtına da,
çatı katına çıkarak ilk ağıtını kaleme alır.
ardından ilgili doktoruna bir mektup yazarak
artık tedaviye ihtiyacının olmadığını bildiren bir mektup oluşturur.

birinci dünya savaşı sırasında ağır hasar almış ancak tüm ihtişamı ile ayakta duran bu şatonun anısına ağıtlarını toplayarak
duino ağıtları adını vermiştir.
ağıtların toplamını 1912 ve 1922 yılları arasında on yıl içinde tamamlamıştır.
rilke ağıtlarında belirli bir ideolojiden uzak kalarak,
insanlığın varoluşsal kaygılarını ruhunda harmanlayarak meydana getirmiştir.
devamını gör...

o değil de tanımlar falan uçuyor. rahatsız’ın tanımı uçmuş. iko bey bi sakin olabilir misin anlaşabiliriz yani. * yılbaşında yap bi indirim sen de allahsız ne yapalım lan. aaaa kızıyorum ama bak.

edit: ulan kimse benim favori moderatörümün başlığını sansürleyemez buna izin vermem valla ya. hemen de yazmış caaanım moderatörüm. kıyamam sana beeee. *
devamını gör...

başrollerinde brad pitt ve morgan freeman abinin bulunduğu david fincher filmidir. aslında başrolünde sevdiğim bir oyuncu daha var ama spolier vermek istemiyorum. çünkü o ismi fincher filmin başına bile koymamıştır garip ve on numara hareket.

film zeki bir seri katil ve onun işlediği gizemli cinayetleri anlatıyor. filmin isminin seven (film) olmasının sebebi 7 büyük günahın anlatılması. peki nedir bu yedi günah diyecek olursanız sırasıyla şöyledir. gurur kendini beğenmişlik, açgözlülük, şehvet kıskançlık yani hasetlik, oburluk,öfke,tembellik.

iki dedektif gerilim dolu bu cinayetleri çözmeye çalışıyor. tabi dedektiflerin bir tanesi brad pitt abi biraz tez canlı bir dedektif diğer dedektifimiz ise morgan freeman abi daha soğukkanlı daha bilge bir abi. sırf bu iki oyuncu için bile izlenebilecek bir film hala ben gibi izlemeyen varsa koşup izlemeli tavsiye ederim.
şimdi filmden sevdiğim kısımları spolierli bir şekilde anlatayım.


katilin yaratılmasını çok hoş ve zekice buldum bu kadar psikopat bir katili işlemek oyuncu seçmek zor iştir.
şimdi ortada böyle iğrenç bir seri katil var buz gibi bir adam deli gibi dahi gibi birisi ve seçilen oyuncu kevin spacey görür görmez film benim için başka bir boyuta geçti çünkü çok yakışmış ve çok güzel oynamış.
morgan freemanın gezip dolaştığı kütüphane ve kütüphanede çalan müzik hayran kaldım o yeşil lambalar falan cidden bayıldım.
ve son sahne bence son sahneye giden yol ve son sahnenin bu kadar vurucu olması bu filmi başka bir yere taşımış.
özellikle son kısımda brad pitt kalbimi acıttı çok güzel oynamış.
ayrıca what's in the box what's in the box.
devamını gör...

tanım girebileceğiniz bkzlara tanım girin boş kalmasın. (bkz: seninki de dert mi)
devamını gör...

21 kasım 1898 - sürrealizmin en önemli temsilcilerinden, belçikalı ressam rene magritte'in (1898-1967) doğum günü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel le coup au coeur (the blow to the heart) (1952)
devamını gör...

hiç uyumamış bir yazar olarak lanet olası finallerdir.
ananız çözsün 20 dakikada 25 soruyu tepkileriyle soru çözdük.
devamını gör...

“haberin yok ölüyorum” dedirtir.
devamını gör...

gerçekleşmesi durumunda ülkemiz sınırlarından kökünün kazınacağını düşündüren eylem, mutasyon.

hatta dönerini, çorbasını, reçelini yapıp postunu bile değerlendiririz.
devamını gör...

her sözlükte görülmesi gına getiren soru.

ama yine de cevaplayacağım.

- yaşına bağlı olmaksızın ergenlikten çıkamamış olanlar yakışıklı ve zenginlerden
- belirli bir eğitim seviyesinde olanlar saygılı ve saygın kişilerden
- iyi bir kariyeri olanlar kendisi gibi olanlardan
- okuma yazması olmayanlar kendisine başını sokacak bir yuva verenlerden
- hibristofili hastaları suç geçmişi kabarık olanlardan

gördüğünüz gibi, duymak istediğiniz sabit bir cevabı yok bu sorunun. dünyada 4 milyar kadın varsa hepsinin beğendiği huy kombinasyonu farklı.
devamını gör...

farkında mısınız bilmem ama sözlük kanatlandı uçuyor.
kasım ayında neredeydi şimdi nerede.
durdurana aşk olsun.
devamını gör...

üniversite içerisinde taşlı sopalı eylem yapan suçlu kadar suçludur.
elinde satırla birilerini kovalarken, öldürmek için kovalarken ölen bir insan.

şehit diyorlar peh. asıl şehitlerin kendilerini sızlatıyorlar.
devamını gör...

seçilmiş değildir, atanmıştır.
devamını gör...

sherlock holmes yazanı dövüyorlar mı?
devamını gör...

başlarda kızıl nelson'u kadın sanmış olan yazar. nasıl bu yanılgıya kapıldı hayretler içerisindeyim. (bkz: kızıl nelson)
devamını gör...

bu kitabı okuyan birinin daha olması mutluluğuyla.
ispanyol bir yazarın kaleme aldığı muhteşem kitap. sadece kuyuya düşen iki kardeşin hikayesinden daha fazlasını görüyoruz kitapta. asıl anlatılmak istenen büyük devletlerin küçük devletler üzerindeki etkisini göstermekmiş. hatta girişte okuduğumuz zengin devletler zengin olduğu için fakir devletler fakir değildir zengin devletler daha zengin olsaydı fakirler de aynı derece fakir olurdu sözü ya da buna benzer olan söz bu konuya atıfta bulunmak için yazılmış. büyük kardeş büyük devletleri küçük kardeş de küçük devletleri temsil ediyor. büyük olan hayatta kalmak için küçük olanın az yemek yemesi konusunda onu ikna ediyor mesela.

bana kalırsa kitap bundan da öte bir varoluşçu çabanın kitabı. iki kardeş annelerine yemek götürmek için çıktıkları yolda kuyuya düşerler. bu kuyu ne kadar büyük ya da ne kadar küçük net bir bilgi olmamakla birlikte ruh halinize ve algınıza göre zaman zaman daralıp genişliyor. iki kardeş bu kuyudan çıkmaya çalışırken açlık ve benlikleriyle bir savaş halindeler. küçük kardeşin konuşma dilini unutması varlığının anlamsızlaşmaya başlaması da aklımıza var olmak için ihtiyacımız olan iletişim kurmak ve anlaşılmaktır, sadece anlatmak yetmez benim anlamım ve değerim anlaşıldığımda ortaya çıkar diye özetleyebileceğimiz varoluşçuluk ve dil arasındaki ilişkiyi özetler nitelikte.

kitabı okurken aklıma gelenlerden biri de şu: mezapotamya mitolojisinde inisiyasyon rutinlerinden biri de erkekleri kapalı bir odada ya da tabutta günlerce bekletmektir. böylece erkeğin ergenliğini kazandığı, çocuk olarak ölüp yetişkin olarak doğduğuna inanılırdı. bizim küçük kardeş erginliğe erişirken büyük kardeş ölür. ölmesi gerekir çünkü yaşarsa kahraman olamaz.

tüm bunları id, ego, süperego olarak anlamlandıranlar da var.
yani kitabın güzelliği kesinlikle her okuyanın farklı bir anlam çıkarmasında yatıyor. bu kadar yerinde metafor kullanmak da bir alkışı hakkediyor bence. yazarın eline sağlık.

sabaha kadar konulup sayfa sayfa yazmalık başka kitap okuyan varsa söylesin.
devamını gör...

türk ailesi olmanın tam olarak nasıl bir şey olduğunu anlatan bir gülse birsel klasiği.
bu kadın bu kadar gözlemi nerde nasıl yapıyor, helal olsun.
devamını gör...

bazen beni acayip kizdirsada canımı cok sıksada her zaman icinde bulundugum durum bu. o da her zaman bana gelir zaten. sadece bankasi da degil anneme karşı idare ederim onu, tartıştıklari zaman yatıştırırım. keske benimde boyle bi ablam olsaydi diyorum hep içimden..
devamını gör...

#875734
nolu tanımında şiir kitabımdan bahsetmiş yazar. sağolsun var olsun.
yalnız bir yanlışlık olmalı,
şairler, yazarlar, ressamlar genelde ölünce ünlü olur, bende bahseden yazar ölmüş.
reenkarnasyon olsa geri gelse.
kitabımdan şiir falan yazsa burda. *
şaka bir yana güzel tanımları var.
fuser geliyorsan gel gelmiyorsan hayde.
devamını gör...

türk basketbolunun efsanevi isimlerinden. basketbola itü'de başlıyor. eczacıbaşı, beşiktaş, fernerbahçe, yenişehir, çukurova sanayi formaları giymiş. sırası bu şekilde değil. 3 ayrı dönemde en çok beşiktaş'ta oynamış ama.
1988 senesinin son maçında, izmir atatürk spor salonunda, fenerbahçe formasıyla (10 numaralı forma) hilalspor'a karşı, sıkı durun, tam tamına 153 sayı atmış.
maç ile ilgili video altta. 35. saniyeden sonrasına bakabilirsiniz.
153 sayı

uzun yıllardır teknik direktörlük yapan erman kunter hem türkiye'de hem de fransa'da bir çok takım çalıştırmış.

1994-1996 darüşşafaka
1996-1997 beşiktaş
1997-2000 türkiye
2002-2003 galatasaray
2003-2004 cholet basket
2004-2005 asvel basket
2006-2012 cholet basket
2012-2014 beşiktaş
2014-2017 le mans
2017-2018 galatasaray

şimdi nerelerde diyorsanız yine cholet basket'i çalıştırıyor. (profosyenel basketbolu bırakıp altyapıda çocuklara şut nasıl atılır, stop jump shot nasıl yapılırı öğretme zamanı çoktan geldi geçiyor)

osmanlı padişahının (2. abdülhamit) torununun kızı, sofia ayten nami ile evli olan kunter'in fransa vatandaşlığı da var.
2010/11 sezonunda fransa'da yılın koçu seçilmiş.
kızı roksan düşük tansiyonlu spor programları hazırlamakta ve uzun yıllardır spor spikerliği yapmaktadır. beinsport ekranlarının deneyimli hanımefendi yüzüdür.

bir de şöyle bir site mevcut. erman kunter basketbol akademi. ekba
buradan
yaz kampı, kış kampı, bireysel antrenman franchise falan diyor.
düzenleme:imla
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim