karşıt görüş belirten iki tanıma da artı oy veren yazar
düşüncelerine katılmıyorum ama düşüncelerini özgürce dile getirebilmen için mücadele edeceğim. hiç duydun mu böyle bir cümle?
devamını gör...
v for vendetta
2005 yapımı mükemmel bir epik hikaye. yayınlandığı dönemden beri anarşistlerin adeta kahramanı haline gelmiş, kullanılan maske bir sembol olmuştur. adeta bir anti kahraman yaratılmış beyaz perdede ve gerçekten bu anti kahraman sadece sinemada kalmamış bir çok insanın hayatında idol olmuş ve harekete geçmesine yol açmıştır. "bu maskenin altında bir fikir var ve fikirlere kurşun işlemez" sloganı duyulduğunda insanların tüylerini diken diken eden bir slogandır. natalie portman'ı ben leon'dan sonra ilk kez bu filmde izlemiştim. mükemmel ötesi bir oyunculuğu vardı. film 2020 ingiltere'sinde geçiyor. iktidarın halkına zulüm ettiği bir dönemi anlatıyor. adeta bir korku imparatorluğunda yaşayan halk direnmeye ya da kaçmaya başlıyor. anarşist bir grup ve bu grubun başındaki kahramanımız (aslında anti kahraman) v bu kargaşada başı hükümetle belşada olan genç bir kızı (natalie portman) kurtarıyor. ve bu direniş ve kurtarma hikayesi genişleyip büyüyüp bir halk kurtuluş savaşına dönüşüyor. o dönemde izlediğim en iyi filmler arasına hemen girmişti. ve ben dahil bir çok kişiyi gaza getirmişti. hala daha evde v maskem vardır.
devamını gör...
eşit ağırlık
arada kalmışlık hissinin akademik ortamda gerçekleşen versiyonu.
devamını gör...
ziya selçuk'un istifa etmesi
devamını gör...
eraa
sözlüğün nick değiştirmesiyle kendini gizlemeye çalışan ancak gizleyemeyen moderatörüdür. moderatörlükten kalan zamanlarda ek iş olarak sözlükte mikrofonuyla anonslar geçer. kendisinin mikrofonlu tanımlarını görünce mikrofonu elinden kapıp "bebeleri pistten alalım" diyesim geliyor*
iyi bir yazar ve mod olmanın ötesinde neşeli ve eğlenceli bir insan. buralarda daim olası güleç insan. bu arada bunun eline mikrofonu kim verdi ya?
(bkz: bkz vermede eraa gibi ol)
iyi bir yazar ve mod olmanın ötesinde neşeli ve eğlenceli bir insan. buralarda daim olası güleç insan. bu arada bunun eline mikrofonu kim verdi ya?
(bkz: bkz vermede eraa gibi ol)
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
arkadaşım sevişin sevişin de biraz sessiz olun ya uyuyamıyorum.
devamını gör...
helmut machemer
alman göz doktoru olup 1903-1942 yılları arasında yaşamıştır. machemer, daha sonra karısı olacak erna schwalbe ile tanışır, iki genç bir süre çıkarlar. o sırada naziler almanya'da iktidarı ele geçirmiş ve yahudilere karşı gerçek yüzlerini göstermeye başlamışlardır. erna'nın anne tarafı yahudi kökenlidir, bu nedenle erna, helmut'tan ayrılmayı teklif eder, ama helmut bunu reddeder ve ekim 1932 de evlenirler.
1935 yılının ekim ayında naziler nürnberg yasalarını çıkartır, bu kanunun içinde "alman kanı" ile yahudi soyundan gelenler arasındaki evliliği yasaklayan bir madde de vardır. yeni yasalara göre, machemer'in karısı "yarı yahudi" olarak sınıflandırılır ve aile daha katı kısıtlamalara ve ayrımcılığa maruz kalır. doktor olan machemer'e mesleğini yapma izni verilmez.
aynı yasa içerisinde çok bilinmeyen bir madde de vardır. helmut durumundaki biri eğer birinci sınıf bir demir haç cesaret madalyası kazanırsa, karısı ve çocuklarının "alman kanı" olarak yeniden sınıflandırılmasına izin verilecektir. bu nedenle ikinci dünya savaşı başlayınca helmut orduya katılır, önce fransa cephesinde sağlık ekibinde doktor olarak değil sıradan bir sağlık görevlisi olarak bulunur, daha sonra rus cephesinde savaşır, çatışmada yaralanır, gösterdiği yararlılıklar nedeniyle önce ikinci sınıf sonra birinci sınıf demir haç madalyası kazanır. machemer, birinci sınıf ödülü kazandığı kendisine bildirildikten sadece dört gün sonra, 18 mayıs 1942'de ikinci kharkov muharebesi'nde operasyon sırasında öldürülür. karısı ve çocuklarına mart 1943'te alman kanı statüsü verilir, bu şekilde bu kanundan yararlanan tek kişi olarakta tarihe geçer.
1935 yılının ekim ayında naziler nürnberg yasalarını çıkartır, bu kanunun içinde "alman kanı" ile yahudi soyundan gelenler arasındaki evliliği yasaklayan bir madde de vardır. yeni yasalara göre, machemer'in karısı "yarı yahudi" olarak sınıflandırılır ve aile daha katı kısıtlamalara ve ayrımcılığa maruz kalır. doktor olan machemer'e mesleğini yapma izni verilmez.
aynı yasa içerisinde çok bilinmeyen bir madde de vardır. helmut durumundaki biri eğer birinci sınıf bir demir haç cesaret madalyası kazanırsa, karısı ve çocuklarının "alman kanı" olarak yeniden sınıflandırılmasına izin verilecektir. bu nedenle ikinci dünya savaşı başlayınca helmut orduya katılır, önce fransa cephesinde sağlık ekibinde doktor olarak değil sıradan bir sağlık görevlisi olarak bulunur, daha sonra rus cephesinde savaşır, çatışmada yaralanır, gösterdiği yararlılıklar nedeniyle önce ikinci sınıf sonra birinci sınıf demir haç madalyası kazanır. machemer, birinci sınıf ödülü kazandığı kendisine bildirildikten sadece dört gün sonra, 18 mayıs 1942'de ikinci kharkov muharebesi'nde operasyon sırasında öldürülür. karısı ve çocuklarına mart 1943'te alman kanı statüsü verilir, bu şekilde bu kanundan yararlanan tek kişi olarakta tarihe geçer.
devamını gör...
bir masum mor menekse
devamını gör...
karşılıklı nickaltı giren erkek ve kadın
karşılıklı nickaltı girme eylemidir. bazen nickaltı girmek istediğim yazar benden önce giriyor veya ben girdikten sonra o aynı naiflikle nickaltı yazıyor. kadın veya erkek ayrımı yapmadan okumaktan keyif aldığım her yazarı takip ederim, oylarım ve nickaltı girerim. birbirlerini sürekli oylayabilirler, favorileyebilirler, karşılıklı olarak beğenilerini nezaketle nickaltlarınada yazabilirler. sokakta biri selam verdiğinde veya günaydın dediğinde gülümseyerek cevap vermekten farksız bir durumdur. beni sürekli oyluyor veya nickaltı girdi beni beğeniyor diye düşünmek, bana güldü kesin .... demekle aynı zihniyete sahip olmaktır.
devamını gör...
bu devirde radyo mu dinliyorsun diye alay eden insan
radyo dinlemenin tadına varamamış insandır.
benim küçük bir radyom var mutfakta. temizlik yaparken, kahve yudumlarken, öylece düşünürken eşlik eder bana. mesela akşam saatlerinde nostaljik şarkılar çalar, çarşamba gecesi polis radyosunda şiirler okunur, sabahları güne seni enerjik başlatır slowtürk.
en basitinden, telefondan sevdiğin şarkıyı açıp ona hemen ulaşabiliyorsun ama sevdiğin şarkıya radyoda denk gelmenin tadını yakalayamıyorsun.
benim küçük bir radyom var mutfakta. temizlik yaparken, kahve yudumlarken, öylece düşünürken eşlik eder bana. mesela akşam saatlerinde nostaljik şarkılar çalar, çarşamba gecesi polis radyosunda şiirler okunur, sabahları güne seni enerjik başlatır slowtürk.
en basitinden, telefondan sevdiğin şarkıyı açıp ona hemen ulaşabiliyorsun ama sevdiğin şarkıya radyoda denk gelmenin tadını yakalayamıyorsun.
devamını gör...
coco
konusu, işlenişi ve müzikleri bakımından mükemmel bir disney pixar animasyonudur. muhakkak ağlatır.
şöyle güzel bir şarkısı vardır.
remember me..
şöyle güzel bir şarkısı vardır.
remember me..
devamını gör...
memleketinin adını söylemeden anlat
portakal çiçeği festivali.
devamını gör...
can yücel
sosyal medyanın etkisiyle yazmadığı şiirlerin can yücel'e atfedildiğine çokça rastlıyoruz. araştırmalar sonucu aşağıdaki şiirlerin ona ait olmadığı aktarılmıştır.**
1.bağlanmayacaksın
2.kadın dediğin
3.erkek dediğin
4.seninle olmanın en güzel yanı
5.anladım
6.herşey sende gizli
7.eğer
8.herkes gitmek istiyor
9.sevdiğin kadar sevilirsin
10.sağlık olsun
11.tam zamanında yaşamak (yaşamak zamanı)
12.tersten yaşamak
13.biraz değiştim
14.bir gün anlarsın
15.gitmek
16.seninle yaşlanmak istiyorum
17.asla keşkelerim olmadı
18.özledim seni
19.bilmelisin ki
20.aşk
21.boşver ve yaşı başı
22.olmuyorsa zorlamayacaksın
23.ben benden olgun insan isterim karşımda
24.öyle sabah uyanır uyanmaz fırlama yataktan
25.farkında olmalı insan
26.bir eşi olmalı insanın
27.unutma
28.sevgi emekmiş
29.özleme dair (kim özlerdi?)
30. ömür dediğin bir gündür o da bugündür
31.aşk ayakkabı gibidir
32.rakı içen kadınlar
33.ateşvesu
34.ülke bölünsün istiyorum
35.kadınım ben
36.senin için yasak dediler
37.bayram şiiri
38.dostlar ırmak gibidir
39.öye bir hayat yaşadım ki
40.bir yolun varsa gidilecek
41.ömür dediğiniz nedir ki
42.fakirin gayrimeşru çocuğu
43.ey yüreğim
44.özlersin
45.hepsi bu
46.birşey eksik
47.kendimden özür diliyorum
48.bir kadını ağlatmak
49.ölüm bir an
50.galiba yoruldum
kaynak 1
kaynak 2 (analiz)
1.bağlanmayacaksın
2.kadın dediğin
3.erkek dediğin
4.seninle olmanın en güzel yanı
5.anladım
6.herşey sende gizli
7.eğer
8.herkes gitmek istiyor
9.sevdiğin kadar sevilirsin
10.sağlık olsun
11.tam zamanında yaşamak (yaşamak zamanı)
12.tersten yaşamak
13.biraz değiştim
14.bir gün anlarsın
15.gitmek
16.seninle yaşlanmak istiyorum
17.asla keşkelerim olmadı
18.özledim seni
19.bilmelisin ki
20.aşk
21.boşver ve yaşı başı
22.olmuyorsa zorlamayacaksın
23.ben benden olgun insan isterim karşımda
24.öyle sabah uyanır uyanmaz fırlama yataktan
25.farkında olmalı insan
26.bir eşi olmalı insanın
27.unutma
28.sevgi emekmiş
29.özleme dair (kim özlerdi?)
30. ömür dediğin bir gündür o da bugündür
31.aşk ayakkabı gibidir
32.rakı içen kadınlar
33.ateşvesu
34.ülke bölünsün istiyorum
35.kadınım ben
36.senin için yasak dediler
37.bayram şiiri
38.dostlar ırmak gibidir
39.öye bir hayat yaşadım ki
40.bir yolun varsa gidilecek
41.ömür dediğiniz nedir ki
42.fakirin gayrimeşru çocuğu
43.ey yüreğim
44.özlersin
45.hepsi bu
46.birşey eksik
47.kendimden özür diliyorum
48.bir kadını ağlatmak
49.ölüm bir an
50.galiba yoruldum
kaynak 1
kaynak 2 (analiz)
devamını gör...
günün sözü
yaşamak, berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır..
devamını gör...
miasma
yunan mitolojisinde, kirlenme durumu. kendi başına ayrı bir hayat yaşayan bulaşıcı bir güçtür.
miasma (saflık anlamındaki katharia kavramına karşılık kirlenme anlamında), adam öldürme, konuksever olmama, iğrenç hastalıklar, doğum, cesetlerle fiziksel temasta bulunma ve kötü rüya gibi ahlaki açıdan kötü eylemlerden nötr sayılan eylemlere kadar değişen çeşitli eylemlerle bağdaştırılabilirdi. miasma defedilmeyecek olursa tıpkı nemesis gibi bir insanı yokedebilirdi. miasma'dan kurtulma, öfkeli tanrıların teskin edilmesi veya ahlaki reformla değil, ritüel temizlenme yoluyla gerçekleşir; bu temizlenme genellikle domuz kanı veya deniz suyuyla yapılırdı, çünkü antik dünyada tuzun kötülüğü uzaklaştırdığına inanılırdı.
(bkz: jeffrey burton russell)(bkz: the devil: perception of evil from antiquity to primitive christianity)
miasma (saflık anlamındaki katharia kavramına karşılık kirlenme anlamında), adam öldürme, konuksever olmama, iğrenç hastalıklar, doğum, cesetlerle fiziksel temasta bulunma ve kötü rüya gibi ahlaki açıdan kötü eylemlerden nötr sayılan eylemlere kadar değişen çeşitli eylemlerle bağdaştırılabilirdi. miasma defedilmeyecek olursa tıpkı nemesis gibi bir insanı yokedebilirdi. miasma'dan kurtulma, öfkeli tanrıların teskin edilmesi veya ahlaki reformla değil, ritüel temizlenme yoluyla gerçekleşir; bu temizlenme genellikle domuz kanı veya deniz suyuyla yapılırdı, çünkü antik dünyada tuzun kötülüğü uzaklaştırdığına inanılırdı.
devamını gör...
karagümrük yanıyor
küçükken klibini dizi izler gibi izleyip dinlediğim uğur arslan şarkısı. zaten şarkı o kadar çok satıp popüler olmuş ki, sonra aynı isimde dizi çekmişler fakat izlemedim. şarkı olarak kalsaydı keşke, her şeyi diziye dönüştürmeye ne gerek var anlamıyorum.
devamını gör...
anlatırken ağlarım diye anlatamadıklarımız
mutlak yalnızlığın bir getirisi olarak insanın kendisinden bahsetmemesi bir noktada anlaşılabilir; lakin nihai surette anlaşılmadığını kişi bizzat görecektir de. neticede insan yalnızdır ebediyen belki, fakat yalnızlığını giderebilecek bir ruh arkadaşlığı da her daim kurulabilir. en azından ben buna inanıyorum. ve inanç, sevgili sözlük, her ne kadar ben hiçbir şeye inanamasam da belki umutsuzca umuda inanıyorum.
sıradanlığın ve gösterişin bu denli gözümüze sokulduğu ve bir anlamda yüceltildiği hatta kutsallaştırıldığı günümüz dünyasında -ki bana kalırsa her zaman böyleydi dünya dolayısıyla insan- insanın anlatmak istememesi anlaşılabilir. niçin? ne alakası var şimdi bunun bu başlıkla? şöyle ki, insan yukarıda da belirttiğim gibi anlaşılamaz bir varlıktır. fakat tamamen bir anlaşılamamazlık da romantizmin 21. yüzyıla bir getirisi olmalı. dramaturji epey hat safhada. hem şunun şurasında gerçek nedir özünde? birçok gerçek var ve biz o gerçeklerin peşinden gideceğiz derken kendi istediğimizi unutuyoruz. "falanca insanlar bu görüşteler, o halde öğreneyim." diyoruz (kaba bir tarifle). ardından biat ediyoruz ve trajedimizi bir noktada başlatıyoruz. her ne kadar öğrenmek derken bu cümlede kitapları ve o lanetli bilgiyi kastetsem de daha genel bir çerçevede bütün hayat şartlarını kastediyorum.
insan anlatmak istemiyor bazı şeyleri. kimi zaman kendi yoğunluğu insanlara yük olmasın diye, kimi zaman kendinden geçmişçesine haykırırken duvarlara. fakat nedir doğrusu? işte bunu bilemiyoruz. fakat sıradan insan portresi bu noktada insanın canını sıkıyor olmalı. çünkü neticede herkes sıradan. her ne kadar bazılarımız epey farklı ve derinlikli gözükebilse de... işte böyle insanlar (elbette her insanın özünde aynı olduğunu savunanlardanımdır ben) -böyle insanlar belki bu sıradanlığı daha derin bir hüzünle hissediyordur. ya da bütün insanlar böyledir, bilmiyorum. "ben de sıradanım mademki, o halde niçin kendimden bahsedeyim?" diye sorarız. aslında anlatmayı da çok isteriz. sadece sıkışmışızdır kendi içimizde. işte bu noktada başlıklı alakalı olarak bunu tam olarak söyleyebilirim. lafı dolandırdım sanırım epey. yüreğimden dökülmeye başlayınca kelimeler işte böyle oluyor.*
epey bir süreden beri kendime şöyle diyordum: "konuşmak çok zahmetli. zor ve herkes her şeyi biliyor." aslında bu cümleler yaklaşık beş yıl önce yazdığım bir hikayenin giriş kısmıydı. ve bu düşüncelerin beynimin derinliklerine bir yere nasıl yerleştiğini halen merak ediyorum. büyük bir muamma! neden konuşmak zahmetli? yanılmıyorsam epey karanlık bir alanda takıldığım için zamanında. şimdiyse aydınlıktayım. daha doğrusu karanlık ve aydınlığın tam sınırındayım. lakin nereye geçmem gerektiğini bilemiyorum. yardım edin, korkuyorum. *
t: son 1 yıldır başımda olan bela.
sıradanlığın ve gösterişin bu denli gözümüze sokulduğu ve bir anlamda yüceltildiği hatta kutsallaştırıldığı günümüz dünyasında -ki bana kalırsa her zaman böyleydi dünya dolayısıyla insan- insanın anlatmak istememesi anlaşılabilir. niçin? ne alakası var şimdi bunun bu başlıkla? şöyle ki, insan yukarıda da belirttiğim gibi anlaşılamaz bir varlıktır. fakat tamamen bir anlaşılamamazlık da romantizmin 21. yüzyıla bir getirisi olmalı. dramaturji epey hat safhada. hem şunun şurasında gerçek nedir özünde? birçok gerçek var ve biz o gerçeklerin peşinden gideceğiz derken kendi istediğimizi unutuyoruz. "falanca insanlar bu görüşteler, o halde öğreneyim." diyoruz (kaba bir tarifle). ardından biat ediyoruz ve trajedimizi bir noktada başlatıyoruz. her ne kadar öğrenmek derken bu cümlede kitapları ve o lanetli bilgiyi kastetsem de daha genel bir çerçevede bütün hayat şartlarını kastediyorum.
insan anlatmak istemiyor bazı şeyleri. kimi zaman kendi yoğunluğu insanlara yük olmasın diye, kimi zaman kendinden geçmişçesine haykırırken duvarlara. fakat nedir doğrusu? işte bunu bilemiyoruz. fakat sıradan insan portresi bu noktada insanın canını sıkıyor olmalı. çünkü neticede herkes sıradan. her ne kadar bazılarımız epey farklı ve derinlikli gözükebilse de... işte böyle insanlar (elbette her insanın özünde aynı olduğunu savunanlardanımdır ben) -böyle insanlar belki bu sıradanlığı daha derin bir hüzünle hissediyordur. ya da bütün insanlar böyledir, bilmiyorum. "ben de sıradanım mademki, o halde niçin kendimden bahsedeyim?" diye sorarız. aslında anlatmayı da çok isteriz. sadece sıkışmışızdır kendi içimizde. işte bu noktada başlıklı alakalı olarak bunu tam olarak söyleyebilirim. lafı dolandırdım sanırım epey. yüreğimden dökülmeye başlayınca kelimeler işte böyle oluyor.*
epey bir süreden beri kendime şöyle diyordum: "konuşmak çok zahmetli. zor ve herkes her şeyi biliyor." aslında bu cümleler yaklaşık beş yıl önce yazdığım bir hikayenin giriş kısmıydı. ve bu düşüncelerin beynimin derinliklerine bir yere nasıl yerleştiğini halen merak ediyorum. büyük bir muamma! neden konuşmak zahmetli? yanılmıyorsam epey karanlık bir alanda takıldığım için zamanında. şimdiyse aydınlıktayım. daha doğrusu karanlık ve aydınlığın tam sınırındayım. lakin nereye geçmem gerektiğini bilemiyorum. yardım edin, korkuyorum. *
t: son 1 yıldır başımda olan bela.
devamını gör...
saçmalıyorsun demenin farklı yolları
abarttın sanki biraz.
devamını gör...
kafatasçı
aslında inceleme dalı olarak bilimin bir koludur. bilim insanları kafatası, vücut özelliklerine bakarak kişinin yaşadığı coğrafyayı hatta sosyoekonomik durumunu tahmin edebilirler. ama kavram olarak ırkçılıkla özleşmiştir ve fiziksel özelliklere göre insanlar hakkındaki yersiz ön yargılar anlamına gelir.
not: antik mısırlı bir kişinin kafatası şekli ile kutuplarda yaşayan bir kişinin kafa şekli çok farklıdır. bu noktaya kadar bilimdir. eğer siz bunu bilim adı altında yapmaz, bilimi kendinize göre yorarsanız ya da amacınız bilimsel bir veri elde etmek değilse bu kafatasçılıktır.
not: antik mısırlı bir kişinin kafatası şekli ile kutuplarda yaşayan bir kişinin kafa şekli çok farklıdır. bu noktaya kadar bilimdir. eğer siz bunu bilim adı altında yapmaz, bilimi kendinize göre yorarsanız ya da amacınız bilimsel bir veri elde etmek değilse bu kafatasçılıktır.
devamını gör...
normal sözlük
derdi bitmiyor. ne zaman düzlüğe çıksa bi tayfa türüyor sözlükte ve bu sözlüğe zarar veriyor. fark ediyorlar ama çok geç kalıyorlar.
kazıklı maria'dan gelenler formatın içinden geçiyorlar dedik. geçtiler gittiler.
onlar gitti seri beğenen tayfa geldi. burayı instagram'a çevirdiler. en son işin de boku çıktı discordlarda binbir olay. birbirlerinin arkasından çevirmedikleri olaylar kalmadı.
şimdi de sözde özgürlükçü pkk sempatizanları. her görüşe saygılı olacağız, dinleyeceğiz falan ayağına takılıyorlar burada. bakalım bunun da zararlı olduğunu ne zaman anlayacaksınız.
ben söyleyeyim. çok geç olduğunda.
kazıklı maria'dan gelenler formatın içinden geçiyorlar dedik. geçtiler gittiler.
onlar gitti seri beğenen tayfa geldi. burayı instagram'a çevirdiler. en son işin de boku çıktı discordlarda binbir olay. birbirlerinin arkasından çevirmedikleri olaylar kalmadı.
şimdi de sözde özgürlükçü pkk sempatizanları. her görüşe saygılı olacağız, dinleyeceğiz falan ayağına takılıyorlar burada. bakalım bunun da zararlı olduğunu ne zaman anlayacaksınız.
ben söyleyeyim. çok geç olduğunda.
devamını gör...