uğur mumcu
doğruları korkusuzca söyleyebilmiş,gazeteci nedir, kime denir? kavramini yaşamıyla tanımını yapmıştır. gerçekten iyi bilmeliyiz, iyi anlamalıyız, özümsemeliyiz. iyi ki vardı, hep var olsun.
devamını gör...
dolmabahçe sarayı'ndaki altın vazoların kaybolması
aklımda deli sorular¿*
t: '' kuru temizlemeye vermiştik 10 güne kadar gelecek" diyerek yerine birebir replikalarının konulacağını iddia edebileceğim takribi 46.644.000,00₺ cik değerinde altın vazoların uçuruluşu olayı.
t: '' kuru temizlemeye vermiştik 10 güne kadar gelecek" diyerek yerine birebir replikalarının konulacağını iddia edebileceğim takribi 46.644.000,00₺ cik değerinde altın vazoların uçuruluşu olayı.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
ms. 4. yüzyıla tarihlendirilen, geç roma döneminden bir mozaik pano.içerisinde grekçe ''sağlık, yaşam, sevinç, barış, neşe, umut'' yazıyor.
1857'de bodrum'da, halikarnassos antik kenti'nde bulunmuş, günümüzde british museum'da sergileniyor.
kaynak
devamını gör...
regl dönemindeki kadının istekleri
hiçbir şeydir. normal hayat devam ediyordur ve ekstra bir şeye gerek yoktur dediğim isteklerdir. *
devamını gör...
öfke (1983)
taze taze izlediğim 1983 yapımı seri katil filmi.
öncelikle şunu söyleyeyim;
insanın yüzüne çok yakın kamera kullanılan filmleri veya arkasından yürünürken kameranın sallana sallana takip ettiği sahneler filmde en nefret ettiğim unsurlardır.
bu filmde bu teknik kullanılmış. en son mükemmel bir film olan mother(2017) filminde maruz kalmıştım bu eziyete.
neyse konumuza dönecek olursak...
filmde tek bir oyuncu var erwin leder ve kendini izlettiriyor. her şeyi ile mükemmel...filmin yönetmeni gerald kargl ve iyi iş çıkarmış. avusturya yapımı film; içerdiği şiddet nedeniyle 1983 yılında yasaklanmış.
filmi izlerken ses yönetmenine sövebilirsiniz. eski film olmasının etkisinden midir? nedir? bilmiyorum. seslendirmeler çok kötü...
sürekli ayakkabı sesi var, başkada bir ses yok... ne ayakkabının yapraklara bastığı andaki hışırtı, ne pencere açılıp rüzgar perdeyi havalandığındaki ses
kapıyı açma sesi var, kapatma sesi yok?! halılı evde gezerken evin içinde adamın ayakkabı sesi geliyor. gerçekten ses yönetmeni çok başarısız.
bütün bu saydığım olumsuzluklara rağmen, film çok güzel. sürükleyici ve bir çırpıda bitti.
seri katil filmlerini çok sevmemin etkisi olabilir tabi.
öncelikle şunu söyleyeyim;
insanın yüzüne çok yakın kamera kullanılan filmleri veya arkasından yürünürken kameranın sallana sallana takip ettiği sahneler filmde en nefret ettiğim unsurlardır.
bu filmde bu teknik kullanılmış. en son mükemmel bir film olan mother(2017) filminde maruz kalmıştım bu eziyete.
neyse konumuza dönecek olursak...
filmde tek bir oyuncu var erwin leder ve kendini izlettiriyor. her şeyi ile mükemmel...filmin yönetmeni gerald kargl ve iyi iş çıkarmış. avusturya yapımı film; içerdiği şiddet nedeniyle 1983 yılında yasaklanmış.
filmi izlerken ses yönetmenine sövebilirsiniz. eski film olmasının etkisinden midir? nedir? bilmiyorum. seslendirmeler çok kötü...
sürekli ayakkabı sesi var, başkada bir ses yok... ne ayakkabının yapraklara bastığı andaki hışırtı, ne pencere açılıp rüzgar perdeyi havalandığındaki ses
kapıyı açma sesi var, kapatma sesi yok?! halılı evde gezerken evin içinde adamın ayakkabı sesi geliyor. gerçekten ses yönetmeni çok başarısız.
bütün bu saydığım olumsuzluklara rağmen, film çok güzel. sürükleyici ve bir çırpıda bitti.
seri katil filmlerini çok sevmemin etkisi olabilir tabi.
devamını gör...
şahsiyet
senaryosunu ünlü yazar hakan günday’ın kaleme aldığı, onur saylak’ın kamera arkasına geçtiği, haluk bilginer, cansu dere, metin akdülger, necip memili, müjde ar, şebnem bozoklu başta gelmek üzere sağlam bir oyuncu kadrosuna sahip olan dizidir.
ben insanlarla nasıl yaşanır bilmiyorum. yani insanlarla nasıl konuşulur, onlarla nasıl vakit geçirilir, biriyle arandaki mesafe nasıl ayarlanır. bunların hiçbirini bilmiyorum.
ne güzel olurdu, değil mi? yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak, sadece doğrular kalsa.”
yaşıyorsun ama yoksun. insan nasıl dayanır buna
nasıl korktun kim bilir? zaten başımıza gelen her şeyi hatırlıyor olsak deliririz, değil mi? ama bazen de delirmemek için hatırlamak gerekiyor işte böyle. neyse... madem hatırladın artık, ben de gönül rahatlığı ile unutabilirim.”

şahsiyeti hatırla!
ben insanlarla nasıl yaşanır bilmiyorum. yani insanlarla nasıl konuşulur, onlarla nasıl vakit geçirilir, biriyle arandaki mesafe nasıl ayarlanır. bunların hiçbirini bilmiyorum.
ne güzel olurdu, değil mi? yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak, sadece doğrular kalsa.”
yaşıyorsun ama yoksun. insan nasıl dayanır buna
nasıl korktun kim bilir? zaten başımıza gelen her şeyi hatırlıyor olsak deliririz, değil mi? ama bazen de delirmemek için hatırlamak gerekiyor işte böyle. neyse... madem hatırladın artık, ben de gönül rahatlığı ile unutabilirim.”

şahsiyeti hatırla!
devamını gör...
yazarları en çok süründüren hastalık
ülser. 21 yaşından beri benimle beraber yaşamakta. bazen öyle bi vuruyo ki (özellikle stresli zamanlarımda) düz yürüyemiyorum. gaviscon (şurup) artık çoğu kez yanımda.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
gomercan'ın hançeri sapladığı yayın...
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın gönül dostları, günaydın sevgi kelebekleri, günaydın bakkal hüseyin amca, günaydın taksici dayı...günaydın kızlar...size de günaydın kıl yumakları.
devamını gör...
fildişi kıyısı
afrika'nın batısında, sahra altında, atlas okyanusuna kıyısı olan bir ülkedir. başkenti yamoussoukro'dur.
devamını gör...
yazarların mini dizi önerileri
(bkz: görünen adam)
sanırım bu türkiye'nin ilk internet dizisiydi. onur ünlü'ye ait ve youtube'da 15er dakikalık bölümlerle yayınlanmıştı.
sanırım bu türkiye'nin ilk internet dizisiydi. onur ünlü'ye ait ve youtube'da 15er dakikalık bölümlerle yayınlanmıştı.
devamını gör...
abidin dino
nazım hikmet'in "bana mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?" sorusuna bir şiir ile cevap vermiş çok yönlü bir insan.
kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
ayağında varna’nın tozu
yüreğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
bağrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutluluğun resmini
başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla düşüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler…
dinerdi tüm acılar seninle
bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan.
ve dolaşsaydık türkiye’yi
bir baştan bir başa.
yattığımız yerler müze olmuş,
sürgün şehirler cennet.
işte o zaman nazım,
yapardım mutluluğun resmini
buna da ne tuval yeterdi;
ne boya…
kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
ayağında varna’nın tozu
yüreğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
bağrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutluluğun resmini
başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla düşüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler…
dinerdi tüm acılar seninle
bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan.
ve dolaşsaydık türkiye’yi
bir baştan bir başa.
yattığımız yerler müze olmuş,
sürgün şehirler cennet.
işte o zaman nazım,
yapardım mutluluğun resmini
buna da ne tuval yeterdi;
ne boya…
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
tanımlarını okurken bana sanki tanıdığım bir insanı dinliyormuşum hissi veren,doğal ,komik,samimi ve eli bol yazar ,iyki var ,yazmaya hep devam eder inşallah.sözlüğün fahri ablası.*
devamını gör...
vatan hainliği örnekleri
vatanını sevmemenin bir çok versiyonu olabileceğini gösteren örneklerdir.
vapurda başıma gelen bir olayı hatırlattı bu başlık bana.
5 6 yaşlarında bir çocuk dedesiyle oturmuş denizi izliyorlardı. çocuk elindeki krakeri bitirdikten sonra ambalajını denize attı. tam da yanımda duruyorlardı. önce biraz bekledim baktım dededen bir tepki yok. çocuğu uyardım ve dedim ki, çöplerimizi denize atmamalıyız denizler kirlenir dedim. bir çocuğun anlayabileceği bir üslupta söyledim ama vay efendim sen misin bunu diyen. dedesi çemkirmeye başladı sana ne filan gibisinden. sustum. o dedenin torununu uyarması gerektiği yerde bana çemkirmesi benim için bir vatan hainliğidir. o torun büyüyecek ve denizlere çöp atmaya devam edecek ve muhtemelen dedesi gibi bir insan olacak. çünkü onun çevresinde gördüğü örnek bu.
vapurda başıma gelen bir olayı hatırlattı bu başlık bana.
5 6 yaşlarında bir çocuk dedesiyle oturmuş denizi izliyorlardı. çocuk elindeki krakeri bitirdikten sonra ambalajını denize attı. tam da yanımda duruyorlardı. önce biraz bekledim baktım dededen bir tepki yok. çocuğu uyardım ve dedim ki, çöplerimizi denize atmamalıyız denizler kirlenir dedim. bir çocuğun anlayabileceği bir üslupta söyledim ama vay efendim sen misin bunu diyen. dedesi çemkirmeye başladı sana ne filan gibisinden. sustum. o dedenin torununu uyarması gerektiği yerde bana çemkirmesi benim için bir vatan hainliğidir. o torun büyüyecek ve denizlere çöp atmaya devam edecek ve muhtemelen dedesi gibi bir insan olacak. çünkü onun çevresinde gördüğü örnek bu.
devamını gör...
ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
her çocuk onların çocuğu değil doğanın çocukları olduğu gerçeği. hayata onların vasıtasıyla geliyorlar ama onlara ait değiller. o yüzden günün birinde onlardan ayrılacak gibi yetiştirmeleri gerekir .
devamını gör...
yazarların normal sözlük'ten öğrendikleri
deneme yazarı, şair, hikayeci diyebileceğimiz nice yazarlar varmış da kafa sözlük'te yazıyorlarmış.
devamını gör...
kamp yapmak
gerekli bütün ekipmanlar ile beraber gidilirse eğer evden bile rahat hissettiren aktivite. soğuğa daha dayanıklı çadırlar seçmek akıllıca olacaktır, fazla büyük olması gerekmez orta büyüklükte bir çadır yeterli hatta daha iyi bir tercihtir. sadece uyku tulumu rahat hissettirmez, sabah deli gibi bir sırt ağrısı ile uyanmak istemiyorsanız mat almayı unutmayın. kamp için özel olarak satılan matlardan tercih edin mümkünse çünkü pilates veya yoga matları ile aynı kalınlıkta değildir. ne olur ne olmaz konserve götürmek akıllıca olacaktır, şartlara güvenmeyin. merkeze çok uzak bir mesafede kamp yapacaksanız, gitmeden arabanızı kontrol ettirin orada sıkışıp kalmak hoş hissettirmiyor. mümkünse çakı hatta çok yönlü el baltaları almayı unutmayın. ip ne alaka demeyin ihtiyacınız olacak. mevsim farketmez, kalın kıyafetler götürün ve sinekleri kovmak için ilaç almayı unutmayın. kolay ateş yakabileceğiniz ama birden tutuşup yayılmayacak bir kaç madde götürmek makul olacaktır. arabayı kamp çadırınızdan biraz uzağa bırakın ve yiyeceklerinizi mümkünse arabada muhafaza edin. kamp yakınlarında yiyecek bulundurmak vahşi hayvanları oraya çekebilir. kamp için üretilen çantalardan kullanın çok daha fazla eşya alma kapasitesi vardır, birden fazla çanta götürmek yerine daha az çanta götürmek iyi bir tercih.
devamını gör...
birinin tarikatçı olduğunu anlamanın yolları
uzun bir sakal, bol bir elbise ve büyükçe bir tesbih. birde etrafındaki herkes günahkarmış gibi bakıyorsa bilin ki o bir tarikat üyesidir.
devamını gör...
efsanevi yeşilçam replikleri
hoşça kal düşman beldenin yaman güzeli.
devamını gör...