dondurma
beni mutlu ediyor. yaz kış cam açık uyuyan, kendi vücut ısısından bazen rahatsız olan, çayı kahveyi ve standardı sıcak olan bilumum içeceği en azından ılık ama genellikle soğuk tüketen iflah olmaz bir soğuk sever olduğum için değil. dondurma beni bildiğin mutlu ediyor.
hayatıma dair gereksiz detayları paylaşmazsam ölecekmiş hastalığına yakalanmış olabilir miyim?
hayatıma dair gereksiz detayları paylaşmazsam ölecekmiş hastalığına yakalanmış olabilir miyim?
devamını gör...
tecrübeyle öğrenmek vs nasihatle öğrenmek
kişiden kişiye göre farklılık gösteren durumdur. kimi insan hayatını şekillendirecek bir karar alacağı zaman risk almak istemez ve diğer insanlardan aldığı nasihatlerle hareket eder.
kimisi ise tecrübe ederek öğrenmek ister; siz ne derseniz deyin, istediğiniz kadar başınıza gelen kötü tecrübelerden bahsedin yine de kendisi denemek ister.
nasihatlere göre hareket etmek mantıklı gelse de bir kere geldiğimiz şu kısacık hayatta tecrübeyle öğrenmenin daha güzel ve kalıcı olduğunu düşünüyorum.
kimisi ise tecrübe ederek öğrenmek ister; siz ne derseniz deyin, istediğiniz kadar başınıza gelen kötü tecrübelerden bahsedin yine de kendisi denemek ister.
nasihatlere göre hareket etmek mantıklı gelse de bir kere geldiğimiz şu kısacık hayatta tecrübeyle öğrenmenin daha güzel ve kalıcı olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
süleyman soylu deyince akla gelenler
insanları kutuplaştıran ve ortalığı karıştırmayı çok seven sözde siyasetçi.
aslında söylenecek çok şey var lakin format elimizi kolumuzu bağlıyor.
aslında söylenecek çok şey var lakin format elimizi kolumuzu bağlıyor.
devamını gör...
adana demirspor
o sene bu sene. bir galatasaraylı olarak böylesine potansiyelli bir takımı süper ligde görmek isterim. sadece son bir 90 dakika.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının burçları
akrep burcu olanlarla tarikat kurmak istiyorum gençler. gelsinler şöyle bi bu tarafa, örgütlenelim bi. *
devamını gör...
gülümseten normal sözlük yazarları
devamını gör...
çocukken kendinizi en havalı hissettiğiniz an
mahalle maçında ezandan hemen önce gol atmak.
90. dakikada atılan gol gibi havalıdır. atletin ter içindedir ve takımını galibiyete taşırsın.
90. dakikada atılan gol gibi havalıdır. atletin ter içindedir ve takımını galibiyete taşırsın.
devamını gör...
kimlik numarası ezberleme metotları
3/3/3/2 şeklinde ezberledim ben ve gayet de rahat bir yöntemdir.
tanım: tc no ezberleme yöntemlerimizi paylaştığımız başlık.
tanım: tc no ezberleme yöntemlerimizi paylaştığımız başlık.
devamını gör...
kafa sözlük esnafı
merhabalar efendim,
ben mahallenin manavı kuzguncuktaki vişne biraz düşünceliyim biliyorsunuz beni. ama beni çok iyi anlayan yan esnafım, ipliçi bir dostum kaşkolnikov var. tekstil işiyle uğraştığına bakmayın. genelde entellere fular satıyor. kütüphaneci evernevergreen den sürekli kitap aldığına şahidim.
dükkanları açarken sabahın köründe şen şakrak yola düşmüş,köy kahvaltısı dükkanı olan köylü yazardan ironiler ablamızı görüyoruz. uğrarız her gün ona, karnımızı bir güzel doyururuz. börekleri şahane bu arada.. hemen o sırada fideci isdüşüm var. çok dertli bu aralar ara ara mahallenin yaşam koçu güneş hanım'dan tavsiyeler alır. aile'si fotoğrafçılık mesleğini uygun gördü ama o resti çekip, mutlu olacağı işi yapmaya karar verdi. fidecilik işine girdi.
mahallemizin medarı iftihar'ı ozgur1ey sahibi olduğu tiyatro salonuyla kültür şoku yaşattırır bize. en son viyana'daki dostlarını çağırıp senfoni yaptırmıştı mahalleye. az kişi katıldığı için üzülmüştü. neyse ki sarraf dostu ateist kaplumbağa da aynı dertten müzdarip olduğu için çok takmıyor artık bu işleri kafaya. akşam rakı sofrası kurup, dertleşiyorlar. yalnız mahalle imamı
yoldaş benjamin franklin çık çık yapıp geçiyor yanlarından. ama biz o imamın mahallenin metalci öğretmeni eylüling ile iyi bir dost olduğunu biliyoruz. ilahi dışında başka müziklere de yöneldiği söyleniliyor.
şimdilik aklıma gelenler bunlar... diğer esnafların güncellemesini siz değerli yazarlardan bekliyoruz...
edit: fişne fişne suyu benden vişne'leri ucuzdan alıp, yüksek fiyatla meyve suyu olarak satıyormuş. online ticaret yapan bir arkadaşımız yakalamış. çok para kazanıyormuş. bir daha ucuza vermem vişneleri..*
ben mahallenin manavı kuzguncuktaki vişne biraz düşünceliyim biliyorsunuz beni. ama beni çok iyi anlayan yan esnafım, ipliçi bir dostum kaşkolnikov var. tekstil işiyle uğraştığına bakmayın. genelde entellere fular satıyor. kütüphaneci evernevergreen den sürekli kitap aldığına şahidim.
dükkanları açarken sabahın köründe şen şakrak yola düşmüş,köy kahvaltısı dükkanı olan köylü yazardan ironiler ablamızı görüyoruz. uğrarız her gün ona, karnımızı bir güzel doyururuz. börekleri şahane bu arada.. hemen o sırada fideci isdüşüm var. çok dertli bu aralar ara ara mahallenin yaşam koçu güneş hanım'dan tavsiyeler alır. aile'si fotoğrafçılık mesleğini uygun gördü ama o resti çekip, mutlu olacağı işi yapmaya karar verdi. fidecilik işine girdi.
mahallemizin medarı iftihar'ı ozgur1ey sahibi olduğu tiyatro salonuyla kültür şoku yaşattırır bize. en son viyana'daki dostlarını çağırıp senfoni yaptırmıştı mahalleye. az kişi katıldığı için üzülmüştü. neyse ki sarraf dostu ateist kaplumbağa da aynı dertten müzdarip olduğu için çok takmıyor artık bu işleri kafaya. akşam rakı sofrası kurup, dertleşiyorlar. yalnız mahalle imamı
yoldaş benjamin franklin çık çık yapıp geçiyor yanlarından. ama biz o imamın mahallenin metalci öğretmeni eylüling ile iyi bir dost olduğunu biliyoruz. ilahi dışında başka müziklere de yöneldiği söyleniliyor.
şimdilik aklıma gelenler bunlar... diğer esnafların güncellemesini siz değerli yazarlardan bekliyoruz...
edit: fişne fişne suyu benden vişne'leri ucuzdan alıp, yüksek fiyatla meyve suyu olarak satıyormuş. online ticaret yapan bir arkadaşımız yakalamış. çok para kazanıyormuş. bir daha ucuza vermem vişneleri..*
devamını gör...
türkiye'den suriyeliler değil türkler gitsin
mantığa bak o zaman tüm dünya mezopotamyada toplanalım.
devamını gör...
battaniye şefkati
battaniyeden başka çok az nesnenin sunabileceği bir şefkat türüdür.
battaniye ile ona sahip olan kişi arasında çok derin bir bağ vardır. üzerinize çektiğiniz anda battaniyenin verdiği huzuru ve yalnız olmadığınız yanılsamasını hemen hissedersiniz. başka örtülere benzemez battaniye; kendine has bir dokunuşu, kendine has bir sıcaklığı, kendine has bir şefkati vardır.
yorgan ya da pike aynı duyguları yaratma konusunda başarılı olamazlar. onlar da kullanım şekli itibari ile aynı olsalar da battaniyenin gücü karşısında acze düşerler.
yorgan tek bir amaç uğruna kullanılır: soğuktan korumak. fazlasıyla müdahaleci, ısrarcı ve hatta -neden dürüst olmayalım ki- fazlasıyla kibirlidir. kendisiyle ilişki kurmanıza izin vermez. kış ayları bittiği anda yaz uykusuna yatar ve bir dahaki kışa kadar da ortalıkta görünmez. mesafeli olması da cabasıdır yani. elinizi kolunuzu bağlar çoğu zaman. üzerinize bir heyula gibi çöker, birçok karabasanın da müsebbibidir yorgan. yeri yurdu bellidir. yatakta bekler sizi ve siz ona gidersiniz, o asla size gelmez. kaprisli bir sevgili gibidir.
pike ise çok zavallıdır. herhangi bir anda üzerinize alabilir ve üzerinizde örtülü olduğunu anında unutabilirsiniz. ne sıcak tutmaya yarar ne de size aradığınız şefkati sunar. o sadece bir örtüdür. varlığı yokluğu birdir. zaten uzun süre zaman geçirmek de istemezsiniz onunla. işiniz biter ve bir köşeye atarsınız.
battaniye ise bambaşkadır. omzunuzun üzerinde sarkıtıp onunla tüm evi dolaşabilirsiniz. asla “gelmem” demez size. sabahları serinliği kesmek için ona sarılıp kahvaltı bile yapabilirsiniz. çok kalenderdir. gece güzel bir film izlemek istediğinizde ya da izlemekte olduğunuz dizinin yeni bölümü başlayıp da sanırım her dizide aynı adamın söylediği “ previously on…” sözünü duyunca şöyle yakanıza doğru çekiştirip battaniyeye sarılabilirsiniz. sabah kalkmanız gereken zamandan erken kalkıp televizyon karşısında biraz daha kestirmek istediğinizde yorgan sizinle gelmez ama battaniye sizi bekliyor olur. ve sabah sabah saçmasapan haberlere bakarken battaniyenin koruması altında olduğunuzu bilirsiniz. artık sizin için yıkılan binalar, şarampole uçan servis araçları, krize neden olan füze anlaşmaları ve doların yükselişi alelade haberler olarak akıp gider ekrandan.
depresyon anlarında ise yorgana sığınmak çok zor bir o kadar da mantıksızdır. çünkü bu ölümcül bir depresyona dönüşebilir. yorgan sizi dış dünyadan tamamen soyutlayıp depresyonunuzu şiddetlendirebilir ama battaniyeye sarılıp depresyonla savaşırsanız her an depresyondan çıkacakmış hissine kapılırsınız, tıpkı battaniyeyi üzerinizden sıyırıp atar gibi.
linus battaniyesini hiç bırakmaz mesela. durmadan elindedir. linus’ın battaniyesini tartışacak değilim ama benim sorum şu: linus yorganla bunu yapabilir miydi? yalnızlık hissini yorganla giderebilir miydi? ya da evsizleri düşünün. her amerikan filminde gördüğümüz evsizlerin en değerli eşyası her zaman bir battaniye olur. çünkü battaniye şefkat açığını kapatabilecek nadir eşyalardan biridir.
çocukluk hatıralarımızın da baş köşesinde battaniye şefkati vardır. bir ucundan annenizin bir ucundan babanızın tutup sizi içinde salladığı battaniyeyi hatırlamıyor olabilirsiniz ama o sersemletici sallantı ve battaniyenin kokusu ara ara yokluyordur mutlaka sizi.
battaniye şefkati zahmetsizce elde edip kolay kolay vazgeçemeyeceğimiz bir şefkattir. siz siz olun battaniyenize gözünüz gibi bakın, ayağınızı da dilediğiniz gibi uzatın, battaniye bunu dert etmez.
battaniye ile ona sahip olan kişi arasında çok derin bir bağ vardır. üzerinize çektiğiniz anda battaniyenin verdiği huzuru ve yalnız olmadığınız yanılsamasını hemen hissedersiniz. başka örtülere benzemez battaniye; kendine has bir dokunuşu, kendine has bir sıcaklığı, kendine has bir şefkati vardır.
yorgan ya da pike aynı duyguları yaratma konusunda başarılı olamazlar. onlar da kullanım şekli itibari ile aynı olsalar da battaniyenin gücü karşısında acze düşerler.
yorgan tek bir amaç uğruna kullanılır: soğuktan korumak. fazlasıyla müdahaleci, ısrarcı ve hatta -neden dürüst olmayalım ki- fazlasıyla kibirlidir. kendisiyle ilişki kurmanıza izin vermez. kış ayları bittiği anda yaz uykusuna yatar ve bir dahaki kışa kadar da ortalıkta görünmez. mesafeli olması da cabasıdır yani. elinizi kolunuzu bağlar çoğu zaman. üzerinize bir heyula gibi çöker, birçok karabasanın da müsebbibidir yorgan. yeri yurdu bellidir. yatakta bekler sizi ve siz ona gidersiniz, o asla size gelmez. kaprisli bir sevgili gibidir.
pike ise çok zavallıdır. herhangi bir anda üzerinize alabilir ve üzerinizde örtülü olduğunu anında unutabilirsiniz. ne sıcak tutmaya yarar ne de size aradığınız şefkati sunar. o sadece bir örtüdür. varlığı yokluğu birdir. zaten uzun süre zaman geçirmek de istemezsiniz onunla. işiniz biter ve bir köşeye atarsınız.
battaniye ise bambaşkadır. omzunuzun üzerinde sarkıtıp onunla tüm evi dolaşabilirsiniz. asla “gelmem” demez size. sabahları serinliği kesmek için ona sarılıp kahvaltı bile yapabilirsiniz. çok kalenderdir. gece güzel bir film izlemek istediğinizde ya da izlemekte olduğunuz dizinin yeni bölümü başlayıp da sanırım her dizide aynı adamın söylediği “ previously on…” sözünü duyunca şöyle yakanıza doğru çekiştirip battaniyeye sarılabilirsiniz. sabah kalkmanız gereken zamandan erken kalkıp televizyon karşısında biraz daha kestirmek istediğinizde yorgan sizinle gelmez ama battaniye sizi bekliyor olur. ve sabah sabah saçmasapan haberlere bakarken battaniyenin koruması altında olduğunuzu bilirsiniz. artık sizin için yıkılan binalar, şarampole uçan servis araçları, krize neden olan füze anlaşmaları ve doların yükselişi alelade haberler olarak akıp gider ekrandan.
depresyon anlarında ise yorgana sığınmak çok zor bir o kadar da mantıksızdır. çünkü bu ölümcül bir depresyona dönüşebilir. yorgan sizi dış dünyadan tamamen soyutlayıp depresyonunuzu şiddetlendirebilir ama battaniyeye sarılıp depresyonla savaşırsanız her an depresyondan çıkacakmış hissine kapılırsınız, tıpkı battaniyeyi üzerinizden sıyırıp atar gibi.
linus battaniyesini hiç bırakmaz mesela. durmadan elindedir. linus’ın battaniyesini tartışacak değilim ama benim sorum şu: linus yorganla bunu yapabilir miydi? yalnızlık hissini yorganla giderebilir miydi? ya da evsizleri düşünün. her amerikan filminde gördüğümüz evsizlerin en değerli eşyası her zaman bir battaniye olur. çünkü battaniye şefkat açığını kapatabilecek nadir eşyalardan biridir.
çocukluk hatıralarımızın da baş köşesinde battaniye şefkati vardır. bir ucundan annenizin bir ucundan babanızın tutup sizi içinde salladığı battaniyeyi hatırlamıyor olabilirsiniz ama o sersemletici sallantı ve battaniyenin kokusu ara ara yokluyordur mutlaka sizi.
battaniye şefkati zahmetsizce elde edip kolay kolay vazgeçemeyeceğimiz bir şefkattir. siz siz olun battaniyenize gözünüz gibi bakın, ayağınızı da dilediğiniz gibi uzatın, battaniye bunu dert etmez.
devamını gör...
twilight sparkle (yazar)
nickinden dolayı tek boynuzlu at karakterine düşükünlüğü olduğunu düşündüren, şiir sever bir yazarımız.
sessiz sakin yorumlarının takipçisiyiz.
sessiz sakin yorumlarının takipçisiyiz.
devamını gör...
hoşgörü paradoksu
"kötüye yapılan iyilik, iyiliğe yapılan kötülüktür" sözüyle paralel olan teori.
devamını gör...
tv'de denk gelince kanal değiştirdiğiniz kişiler
malum kişi...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
ben öğrenci diyeyim siz hamal diye okuyun. böyle öğrencilik olmaz olsun. öyle kalitesiz bir sınav ve eğitim sistemi ile yönetiliyoruz ki bunu her düşündüğümde boşuna çalıştığımı düşünüyorum. sanki değil iki yılımı 20 yılımı da harcasam bu sınava yine de istediğim bölümü elde edemeyeceğini düşünüyorum.
devamını gör...
karşı cinste tahammül edilemeyen özellikler
kabalık.
beni mi bulur hep bilmiyorum ama sert, üslup bilmez tipler bana denk geliyor. ilkokulda hoşlandığı kızın saçını çeken erkeklerin büyümüş hali sanırım bunlar, hiç de sevmem. kibar olun beyler, kibar olmak sizi zayıf değil daha çekici yapar.
beni mi bulur hep bilmiyorum ama sert, üslup bilmez tipler bana denk geliyor. ilkokulda hoşlandığı kızın saçını çeken erkeklerin büyümüş hali sanırım bunlar, hiç de sevmem. kibar olun beyler, kibar olmak sizi zayıf değil daha çekici yapar.
devamını gör...
doğum kontrol hapı
sözlüklerde ve sosyal medyada gezinirken ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi anlıyoruz.
devamını gör...
71 yaşındaki adamın kıskançlık yüzünden karısını öldürmesi
başlığın yanlış olduğu cinayet.
doğrusu için;
(bkz: 71 yaşındaki adamın kıskançlık yüzünden sevgilisini öldürmesi)
sonuçta ortada resmî nikah yok?
doğrusu için;
(bkz: 71 yaşındaki adamın kıskançlık yüzünden sevgilisini öldürmesi)
sonuçta ortada resmî nikah yok?
devamını gör...
zihinde yer etmiş anonslar
overlok makinesi ayağınıza...
devamını gör...
