güldürmüş haberdir. bundan daha komik bir gerekçe olamazdı sanırım.

--- alıntı ---

sözcü gazetesi yazarı yılmaz özdil, türkiye cumhuriyeti’nin kurucusu mustafa kemal atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatıldığını yazdı.
sözcü gazetesi yazarı yılmaz özdil, bugün yayımlanan yazısında 2020’nin özetini çıkarttı. özdil, “tam yazıma noktayı koyacakken avukat aradı. atatürk’e hakaret ettiğim için hakkımda savcılık soruşturması başlatılmış” ifadelerini kullandı.

‘yazıya noktayı koyuyordum ki avukatım aradı’

“senin için nasıl geçti derseniz” diyen özdil, kendi başından geçenleri de anlattı ve son gelişme olarak hakkında ‘atatürk’e hakaret’ soruşturması açıldığını yazdı:

“kaçak saray yaptırdığımı iddia ederek aileme ait iki odalı yazlığa saldırdılar, silahlı kuvvetlere hakaret ettiğimi iddia ederek beş ay hapis cezası verdiler, tbmm’ye hakaret ettiğimi iddia ederek hapse girmem için dava açtılar, yobaz bir akademisyen diyanet’e çağrıda bulunarak, cesedimin camiye sokulmamasını, cenaze namazımın kılınmamasını istedi, yazıya noktayı koyuyordum ki, gazeteden avukatım aradı, atatürk’e hakaret ettiğim için hakkımda savcılık soruşturması başlatılmış. yaşadıklarımızı okurken bile yorulduğumuz bir yıldı, 2020.”

--- alıntı ---

kaynak
devamını gör...

- muzo, kaç sigaramız kaldı?
- sigaramız diye genel bir durum yok.
devamını gör...

davayı bilenler portakal atıp anlatsınlar meraktan çatlarım.

ikincisi ise böyle bir olay yaşanması saçmalıktır. saçmalık.
devamını gör...

taner kaya-ayrılsak ölürüz biz.
devamını gör...

nikola tesla havalimanı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken
devamını gör...

farklı davranınca havalı olduğunu zanneden yazardır.
şaka troll gibi olayların bir sınırı olduğunun farkında olmayan birisidir.
üstelik kendisi fena yazılar yazmıyor neden yeteneğini aptallığa ayırıyor şaşırıyorum doğrusu.
devamını gör...

2 metrekarelik bir film için yapılan bir fâciâ. aynısı susuz yaz filminde de olmuştur. tüfekle vurularak öldürülen köpek ve akabinde ödül alan filmler!
devamını gör...

cevabı kesinlikle "sorgulamak" olamayacak soru.

sorgulamak, dinden çıkmak için ya da inancın zayıflaması için bir gerekçe değil. insan sorgulayarak daha sağlam temellerle inanma yolunu da seçebilir. mesele neyi, nasıl sorguladığınız; mesele yatkınlığınızın hangi tarafa doğru olduğu. inanmamak için bahane arayan insan sorgulamasa bile dinden çıkar. inanmak isteyen insan sorguladıkça inancına bağlanabilir.

***

bu konuyu siyaset üzerinden düşünebilirsiniz; hangi partinin tüzüğünde olumsuz, vatan aleyhinde, yapılmaması gereken şeyler yazar? peki siyasetçilerin hepsi dürüst müdür size göre? eğer cevabınız "hayır, değildir" ise burada suç tüzüğün mü yoksa ona uymayan siyasetçinin midir? işte kuran ile müslümanları birbirinden ayrı değerlendirmediğiniz sürece, tüm suçu dine yüklemeniz kolay ama yanlış olan seçenektir.

***

bir insan "ben yalancı değilim" diyebilir ama aynı zamanda onlarca yalanı bir çırpıda sıralayabilir karşınızda. burada beyanı değil, yaptığı esastır. bir insan da "ben müslümanım" diyebilir ama hiçbir şekilde müslümanlıkla bağdaşmayan işler yapabilir. müslümanım ben demek cennete girmenin yeter ve gerek şartı değil. bazen görüyorum yorumlarda "her şeyi yapıyor ama müslüman olduğu için cennete mi girecek şimdi bu adam?" diye isyan edenleri. yukarıda da söylediğim gibi, insanın ağzından çıkan şey ile eylemleri örtüşmelidir.

bazıları müslüman olmayı sadece allah'a olan inancı anlatan bir kelime, yapılan eylemleri de ayrı bir iş olarak görüyor ama müslüman olmak, allah'ın koyduğu yasaklara uymak, yapmayın dediklerinden kaçınmak, yapın dediklerini yapmaktır. adam öldürüp, hırsızlık yapıp, yalan söyleyerek müslüman olduğunu söyleyenin hesabı allah'a kalmıştır artık. istediği kadar müslümanım dese de, her yaptığının hesabını verecektir.

***

bu arada, inançlı insanların hepsini aptal, kandırılmaya müsait, bilimden uzak kimseler olarak görmek en büyük yanılgılardan biridir.
bir örnek üzerinden anlatayım meseleyi. kansas üniversitesi'nde matematik profesörü olan jeffrey lang isimli bir insan var. bu adam eskinin ateistlerinden, şimdiyse bir müslüman çünkü bu adam kuran'ı sorgulayarak okumuş ama öyle bizim "kuran'ı sorguladım, bir sürü çelişki buldum ve dinden çıktım yeaa" diyenlerimiz gibi değil. çelişki bulmaya çalışarak değil, aksine, karşılaştığı her açık kapıda "acaba bu neden böyle?" diye düşünerek ve cevabını bulana kadar diğer ayete geçmeyerek sorgulamış. merak edenler için, bu süreci anlattığı videoları var youtube'da.

***

2 konuya daha kısaca değinip yazıyı toparlayayım.

1- kuran'da anlatılan birçok şey, olağanüstü ve gerçek dışı masallar gibi gelebilir bazılarına. örneğin cezalandırılan insanların üzerine pişmiş balçıkların, taşların yağmasına abartılmış bir hikaye gözüyle bakanlarınız vardır belki ya da benzer anlatımlarda "öyle şey olur mu yaa!" tepkisi verdiğiniz olaylar olabilir ayetlerde. tabii ki bize göre allah isterse her şey olur ama bu olup bitenleri mesela doğal afetler gibi bilimsel gerçekler üzerinden değerlendirmeniz gerekiyor da olabilir. insanların başına yağan o "pişmiş balçıklar" belki de sadece bir volkanın püskürttüğü taşlardı, yani bilimsel temeli olan bir olaydı. önemli olan o volkanın neden o gün, orada, o saatte, o insanların üzerine patladığıdır ki, işte işin mucize dediğimiz kısmı da odur aslında.

2- dini araştırırken hadis kitaplarından araştırmayın. o kitapların içerisinde sadece hadisler değil, rivayetler de var ve içlerinde birbiriyle çelişen rivayetler de var. işin doğrusunu kuran'dan öğrenin. hadislere de sadece namaz nasıl kılınır gibi şekilsel detaylar için başvurun.

bir de lütfen hangi ayetin hangi koşullarda geldiğini bilmeden ayet cımbızlayanlardan olmayın. önüne arkasına bakmadan ortadan tek bir cümleyi, ne gibi toplumsal koşullar altında geldiğine bakmadan alıp bir şeyleri bunun üzerinden itibarsızlaştırmaya çalışmayın. kuran'ın evrenselliği, o dönemin toplumsal sorunlarını çözmek amacıyla da gönderilen ayetlerden çok, temel olarak yapılması ve kaçınılması gereken hareketlerden gelir. üstelik mesela firavun denen adamın özelliklerini bir düşünün. sizce de günümüzde hâlâ firavun karakterli kimseler yönetmiyor mu bazı ülkeleri? işte evrensellik budur ki üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, kuran'da anlatılan tipte insanları mutlaka bir şekilde karşınızda bulursunuz.

***

her neyse, epey uzadı entry. işin özeti, imanı zaten zayıf olan kişinin dinden uzaklaşması oldukça kolay. allah dilediğini doğru yola yöneltir ayetiyle birlikte düşününce, beyninin bir kenarıyla eğreti şekilde inandığını söyleyen ama inanmamak için de her fırsatı kollayan birini allah'ın doğru yola iletmemesi ihtimali -en doğrusunu o bilir ama- yüksektir bence.
devamını gör...

orijinal adıyla beat generation, jack kerouac'ın dahil olduğu akıma verdiği isim. onun yanı sıra allen ginsberg, lucien carr ve william burroughs da bu grubun kurucu elemanlarıdır. daha sonra aralarına neal cassady, bob kaufman, gary snyder, gregory corso, ruth weiss ve başkaları da katıldı.

1940larda uptown manhattan'da ortaya çıkmış, 1950lerde ses getirmeye başlamış olup felsefesi savaş sonrası konformist amerikan hayat tarzına ve gelenekselliğine karşı başkaldırı etrafında şekillenmiştir. beat temsilcileri bu isyanlarını otostopla amerika'yı yeniden keşfederek, edebiyat ağır bassa da müzik, resim ve film gibi sanat dallarıyla da ilgilenerek, savaşa ve ayrımcılığa karşı duruşlarından ödün vermeyerek dile getirmiş; türlü uyuşturucu madde eşliğinde diledikleri hayatı ve cinselliklerini özgürce yaşamışlardır. arada birkaç cinayete** de karıştıkları bilinir. yalnızca doğu felsefesinden değil, efsanevi caz vokalisti billie holliday'den ve caz müziğinin "anlattığı hikayelerden" de esinlenip eserlerinde bu müziğe tutkularını sıklıkla dile getirmişlerdir.

kendilerinden sonra gelen akımlara etkileri kayda değer. nitekim burroughs bugün postmodern edebiyatın atalarından biri olarak görülür. hatta beat kuşağı 1960lardaki hippie hareketinin öncüsü sayılır. bob dylan, janis joplin, patti smith, jim morrison gibi ünlü müzisyenlere ilham kaynağı olmuşlardır.

en bilinen eserleri jack kerouac'ın on the road / yolda romanı, william burroughs'un naked lunch / çıplak şölen romanı ve allen ginsberg'ün howl / uluma şiiri ve aynı adlı şiir kitabıdır.
devamını gör...

kimse yokken parmakla sümük temizlemek.
çok büyük zevktir. herkes yapar hemen hemen. fakat kimse itiraf etmez.
devamını gör...

biraz huzur verin.
devamını gör...

normal.. samimi olsaydık bilirdi bin telem olmadığını.. teşekkürler
devamını gör...

eskiden anneanne/ babannelerin kardeşler birbiriyle kavga ederken söyledikleri uyarı cümlesi. guzum kelimesine sempati duyan biri olarak ne zaman duysam beni gülümsetir.
sözlük dili ve edebiyatında ise birbiriyle atışan yazarlara bkz vermek için kullanılır.
devamını gör...

k
küçük bir ateşim ben, küçük bir ateş
kendini ısıtabilmekten mahrum
kalbini avutabilmeye mahkum
kaybolmuş avucunda evrenin
karanlığında yitip gitmiş koyu gecenin
kara düşlerin büyük yangınıyım
közlerim yarışamaz rüzgarla
küllerim yollarla, aşılamaz dağlarla
kavuşur mu sanıyorsun, kavuşmaz !
kolum kanadım onulmaz yaralarla.
kaçıp gelebilsem dünden yarınlara
kıvılcım halinde ulaşsam sana
kaderim, kederim, kuruntum, tasam
kırçiçeğim, gelinciğim, yaban çileğim
küçük bir ateşim ben, küçük bir ateş
küçük bir ateş, senin'çin yanan.

-fıstıklıbörek-
devamını gör...

isimleri de ozan, yunus emre, ömer faruk. oğlum insan hiç mi feyz almaz isminin geldiği insanlardan ?
(bkz: alkol bütün kötülüklerin anasını öpeyim)
bonnnnboşş bı hayat !!!
devamını gör...

bende ilk defa nickaltı entrysi girme isteği uyandırtan tatlı mı tatlı, sarılmalık bir çiçek. harika biri.
''bu entryleri ben yazsaydım aynı bu kelimelerle birebir aynılarını yazardım'' diyeceğim türden bir duygudaşlık. sanırım kafa sözlük ikizimi buldum çocuklar. *
devamını gör...

ekşi sözlük'te bir yazar erzurum'da dişlerimi fırçaladığım için beni mason sanıyorlardı gibi bir şey yazmıştı. bu başlıklarda hep o aklıma geliyor ve gülüyorum.
devamını gör...

sözleri içerde bir yeri cam gibi tuzla buz eden slipknot şarkısı. ilk dinlenildiğinde dünyalar parçalara ayrılıyor gibi hissettirmesi kaçınılmaz. grubun en güzel şarkısı değildir ama sadece "i only wish you weren't my friend then i could hurt you in the end." kısmında hissedilen hüsran bir çok albümü darmaduman etmeye yeter. şarkı hem suçluluk hem öfke hem de kırgınlığı aynı anda şiddetli biçimde hissettirmek için yazılmış gibi. aynı zamanda chuck palahniuk'un ölüm pornosu olarak çevrilen kitabının da orijinal ismi. kendi adıma şarkıyı 3 kere dinleyince kitaptan daha fazla balyoz etkisi yaratıyor ama kitap da fena değil diyerek şarkının sözlerini en alta not düşüyorum.


tüm sırlarını tenimin içine göm
masumiyetinle beraber uzaklaş ve günahlarımla beni yalnız bırak
etrafımdaki hava hâlâ bir kafesteymişim gibi hissettiriyor
ve aşk yalnızca öfkeye benzeyen bir kamuflaj yine.

bu yüzden eğer beni seviyorsan, bırak gideyim
ve ben fark etmeden önce uzaklaş
kalbim bunu umursayamayacak kadar karanlık
burada olmayan bir şeyi yok edemem
beni kaderime teslim et
eğer yalnız başımaysam nefret de edemem
ve ben sana sahip olmayı hak etmiyorum.

gülümsemelerim uzun zaman önce benden alındı
eğer değiştirebilseydim bunu asla bilmemeyi dilerdim

hâlâ mektuplarını dudaklarımın arasına sıkıştırıyorum
ve onları her öpücüğün tadını çıkarabilecek şekilde tüm parçalarımda yaşatıyorum
ışığın olmadan hayatla yüzleşmeyi başaramadım
ama sen savaşmayı reddettiğinde, hepsi parçalara ayrıldı

bu yüzden nefesini boşa harcama, seni duymayacağım
bunu açıkça belirttiğimi düşünüyorum
sen sevecek kadar nefret edemedin
peki, bu yeterli mi?
keşke hiçbir zaman arkadaşım olmasaydın
böylece her şey bittiğinde canını yakabilirdim
bir aziz olduğumu asla iddia etmedim.


kendimi uzun zaman önce sürgün ettim
gitmene izin vermek için umudumun sonra ermesi gerekliydi

bu yüzden kendini taşlarım karşısında parçalara ayır
ve merhametini ruhuma tükür.
hiç yardıma ihtiyacın olmadı
sadece kendini kurtarmak için beni sattın
ve senin utancını dinlemeyeceğim
kaçmayı tercih ettin - hep aynısın
melekler kontrolü sağlamak için yalan söylerler.


sevgim uzun zaman önce cezalandırıldı
eğer hâlâ önemsiyorsan bunu bilmeme izin verme
eğer beni hâlâ umursuyorsan, bilmeme izin verme!

devamını gör...

yaratıcılıkta yurdum insanında sınır yok asla dedirten görüntü. *

sivas’ın zara ilçesinde bir grup genç, traktöre bağladıkları buzdolabını kızak yaparak kaydı. karla kaplı sokaklarda, buzdolabının üzerinde kayarak eğlediklerini anlatan abdulkerim ateş ‘‘traktörü çalıştırmıştım, işim vardı. sonra buzdolabını halatla traktöre bağladık. arkadaşlarla kaydık, stres attık’’ dedi.

videoyu izlemek için
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim