komutanın: 'herkes geriye çekildiğinde sen kılıcını ve kalkanını yere atıp düşmana doğru koş anlarsın.' demesi gerekir bu sipahiye.
devamını gör...

lütfen bu hale gelmeyelim. ben okuyup beğenmediğim tanıma beğeni basmam kimse de yapmasın. beğenmediyseniz geçin. hatta böylesi daha eğlenceli oluyor. hangi yazarın hangi görüşüme katılıp hangisine katılmadığını beğenilerinden ve favorilerinden takip edebiliyorum. yoksa yalan mıydı, ha?! çıkar ilişkisi istemiyorum sözlük ahalisi! duydunuz mu? istemiyorum!
ne demiş malum şarkısında malum şarkıcı,
beni böyle sev seveceksen, olduğum gibi göreceksen*.
devamını gör...

ben de sapık olmayan tecavüzcü olmayan sokak istiyorum bir hayvan size tecavüz etmez bıçaklamaz hakaret etmez tek istediği biraz sevgi ve karnının tok olmasıdır ne zaman bu kadar vicdanınızı yitirdiniz barınakların hali ortada öldürüp atıyorlar öyle olmasa da hastalıktan açlıktan ya da kötü muameleden ölüyorlar ha sen eğer köpeksiz sokak istiyorsan o zaman düzenli kısırlaştırma yapacaksın kardeşim yok öyle yağma söyleyin barınaklara doğru dürüst kısırlaştırma yapsınlar ne istiyorsunuz şu hayvanlardan yeter be...
devamını gör...

bir fidan düşünün, küçük bir fidan. fidanı bir kafese koyduğumuzu düşünelim. yağmur yağdıkça fidan zamanla büyüyor. çünkü fidanın yaratılışında büyümek var. derken bir gün duruyor. aslında büyümesi durmuyor ama dallanıp budaklanması duruyor. fidanın dalları kafese takılıyor ve en sonunda fidan ağaç olamadan kırılıyor. şimdi de bu hikayeyi kalbimize çevirelim. şimdi küçücük kalbimizin etrafına kemikten bir kafes koyduğumuzu düşünelim. göğüs kafesimizi. kalbimiz zamanla büyüyor, büyüyor. bir gün artık kafesimize sığamaz oluyor ama büyümekten asla vazgeçmiyor. fidanı büyüten şey yağmur ise kalbimizi büyüten şey nedir? sevgidir. yani kalbi büyüten şey sevgidir. kısacası sevin.
devamını gör...

evet deli olduğum için cool'um. normalde çirkinim dir.
devamını gör...

bundan yıllar evvel görev yaptığım doğu anadolu'da bir şehre migros açılmıştı. migros dediysem öyle büyük bir şey sanmayın. 2m'di ve kış şartlarından dolayı ikmal zor olduğundan çok çeşit de yoktu. yine de çok sevinmiştim açıldığına. sadece bir kavşağında trafik ışığı olan şehre migros açılınca sanki vizontele gelmiş gibi sevinmiştim. ne de olsa medeniyet demekti migros (ne alakası varsa), bu şehrin de diğerleri gibi olduğunun, dünyayla bağlantı kurduğunun göstergesiydi. sıkıldığımda gidip gezebileceğim, kendimi her zamanki ortamımın dışında hissedebileceğim özel bir yerdi.
sonra fark ettim ki çok satış yapamıyordu migros. aynı veya yakın apartmanlarda oturduğumuz tamamı yabancı ve geçici insanlar dışında kimse gitmiyordu bu markete. şehrin yerlileri ihtiyaçlarını hala tanıdıkları kasaptan, manavdan alıyordu. işte ben bundan sonra hergün migros'a gitmeye başladım. bazen ihtiyaç olmadığı halde bir sürü lüzumsuz şey alıyordum. koca migros'u kurtaramayacağımın farkındaydım ya yıkılası kapitalizm az da olsa alışveriş yapılırsa yaptığı yatırımı çöpe atmaz diye düşünüyordum. sonra ayrıldım o şehirden migros'a ne oldu bilmiyorum.
kafa sözlükle ilgili de benzer bir hissiyat içindeyim bir süredir. bu entry'i gören arkadaşlar belki inceler, en alakasız başlıklara kısa da olsa tanım yazmaya çalışıyorum. gündemde aylar önceki başlıkları görmekten kaygılıyım. bir el atın arkadaşlar, kapanmasın bu sözlük. çok soğuk ve her açıdan kurak bir şehirde, donmuş hazır tatlıları incelerken tanışılan bir güzelle yapılan hoş sohbetlerin tadı kaybolmasın.
devamını gör...

ya ne alakası var ya.
devamını gör...

yemek beğenmeme hakkına sahip olmak için aşçı olmaya gerek yoktur.
devamını gör...

günümüze ait de çok şey bulacağımız bir eserdir. yazar içimizdeki küçük adamlara seslenirken, kitabı bitirdiğinizde de etrafınızda ne kadar çok küçük adam varmış onu farkediyorsunuz.

kitaptan bir alıntı bırakalım:

"başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. kendini küçümsüyorsun, küçük adam..."
devamını gör...

salon vitrini.
devamını gör...

gök gürültüsü.
devamını gör...

sanılanın aksine pek da kaliteli bir bilim insanı olmayan şahıstır.

din ile bilim gibi zıt olguları inatla birleştirmeye çalışması fazlasıyla gülünç bir hâl almıştır. bunun yanında cinsiyet ve beyin yapısı hakkındaki çoğu söylemi aralarında doğrular da bulunmakla birlikte güncel değildir ve taraflıdır. zira bu konuda çok çeşitli ve farklı sonuçlar veren binlerce araştırma mevcuttur. bunun yanında araştırmaların yorumlanış biçimleri de büyük önem arz etmektedir. yine bu hususta kendisinin sosyal darwinizme varan görüşleri de mevcuttur.

ne yazık ki bu toplumda; görüşler ve şahıslar radikalce savunulduğu ve desteklendiği için; özellikle alana dair bilgi birikimi yeterli olmayan veya sadece belirli bir grup kaynakları takip eden insanlar nezdinde bu tür şahsiyetler tamamıyla farklı bir görünüm uyandırabilmektedir.
devamını gör...

hintçe bir sözcüktür. karşı tarafın üzüntüsüne, mutluluğuna, heyecanına ve acısına ortak olmak, aynı hisleri yaşamak ve paylaşmak anlamına gelir. duygudaşlık denebilir.
-empati yeteneğini güçlendirmiş, dinlemeyi bilen kişileri örnek alabiliriz.
devamını gör...

bir kızla tanışmıştım çok iyiydi birde 2 yaşında kız çocuğu vardı karaktersiz kocası kız hamileyken yurtdışına kaçmış sonrada boşanmışlar birbirimizi çok sevdik ama cahil ebeveynlerim bu evliliğe karşı çıktı bundan sana hayır gelmez,aklı hep ilk kocasında olur falan bir sürü iğrenç laflar yemin ediyorum tiksiniyorum insanlardan.
devamını gör...

20 yıl sonra elime bir kalem bir kağıt alarak katıldığım serüvendir. o zamanlar orta iki derdik şimdi 'ne diyoruz?' bilmiyorum. işte tam o sınıfta bir sene yeteneklerimi ölçmeye çalışıp bir iki yarışmaya katılıp sonra tam olarak neden olduğunu bilmemekle birlikte kendisine küstüğüm şeyler toplamıdır.
yeteneği olanlar devam etsin efem. ben her şeyden az az takıldığım için malum akılda beş karış havada hemde maymun iştahlı olunca bir hobi ya da yetenek vs üzerinde çok sebat edemiyorum.
siz benim gibi olmayın. saygılar, sevgiler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

babası siyaset bilimci üstün ergüder boğaziçi üniversitesinin eski rektörlerindenmiş.
devamını gör...

barış manço’nun beni en çok ürküten parçasıydı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sabah
nefes
gülmek.
devamını gör...

orijinal adı tashunka wıtko olan oglala sioux kabilesinin savaş reisidir. 1842 yılında doğduğu tahmin ediliyor. ilk delikanlılık yıllarında düşman kızılderili kabilelere yapılan baskınlarda cesaretini gösterdi. 1866'da kızıl bulut'un savaşında a.b.d ordusuna karşı savaştı. fetterman kıyımında pusu kuran ekibin başındaydı. savaştan sonra rezervasyonda yaşamayı kabul eden kızıl bulut, benekli kuyruk gibi reislere uymayarak kendisi gibi özgür yaşamak isteyenlerle birlikte yaşamaya devam etti. 1874'de sioux topraklarında altın çıktığı için toprak satışı isteyen a.b.d'ye karşı yeniden savaşmaya başladı. 1876'da little bighorn savaşında, a.b.d ordusunun 7. süvari alayını ve alayın komutanı general george armstrong custer'ı yok eden kızılderililere önderlik etti. savaş sonrası yeni gelen birliklerin sürekli saldırı ve baskısı karşısında açlık, soğuk... gibi sebeplerle kabilesi zor duruma düştü ve kendisine eski topraklarında yaşama sözü verilince teslim oldu. birkaç ay sonra söz verilen topraklar verilmediği için kızgınken, bazı sioux savaşçılarının a.b.d ordusuna paralı asker olduğunu görünce kaçıp eski topraklarına gideceğini söyledi. ama muhbirler beyaz adama haber vermişti ve söz verilen topraklar hakkında general seninle konuşacak denilerek beyazların kalesine götürüldü. kaledeyken önüne götürüldüğü binanın içinde demir parmaklıkları görünce hapise atılacağını anladı. kaçmaya çalışırken, eski yakın arkadaşı ve savaşçısı ama artık a.b.d paralı askeri küçük dev adam kollarından tutup, boğuşmaya başladı. o sırada bir amerikan askeri süngüsünü reisin karnına soktu. revire götürüldü ve o gece ölene kadar sioux ölüm şarkısını söyledi. 5 eylül 1877'de öldü. ailesi kanada'ya kaçarken cesedini yaralı diz denilen bölgeye gömdüler, o yüzden bugün mezarı belli değildir. dini sebeplerden dolayı fotoğraf çektirmeyi kötü gördüğünden fotoğrafı yoktur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim