diyaliz
- belirlenmiş moleküllerin seçici bir zardan difüzyonuna diyaliz denir.
- diyaliz işleminde, bir çözeltideki belirli çözünmüş maddeler, seçici geçirgen zarın diğer tarafına konulan farklı bileşime sahip bir çözelti aracılığıyla değiştirilir.
- diyalizde amaç, çözünebilen maddelerin konsantrasyonunun düşürülmesidir.
- böbrek yetmezliği görülen hastalarda, hasta diyaliz makinesine bağlanır. bu hastalarda böbrekler tarafından süzülüp atılamayan zararlı maddeler ve fazla su, seçici geçirgen bir zardan geçirilerek madde yoğunlukları özel olarak ayarlanmış diyaliz sıvısına alınır. bu işlemde hastadan alınan kanın içeriği düzenlenir ve kan hastaya geri verilir.
- - - alıntı - - -
referans: biyoloji dersi notlarıdır. bana ait değildir.
- diyaliz işleminde, bir çözeltideki belirli çözünmüş maddeler, seçici geçirgen zarın diğer tarafına konulan farklı bileşime sahip bir çözelti aracılığıyla değiştirilir.
- diyalizde amaç, çözünebilen maddelerin konsantrasyonunun düşürülmesidir.
- böbrek yetmezliği görülen hastalarda, hasta diyaliz makinesine bağlanır. bu hastalarda böbrekler tarafından süzülüp atılamayan zararlı maddeler ve fazla su, seçici geçirgen bir zardan geçirilerek madde yoğunlukları özel olarak ayarlanmış diyaliz sıvısına alınır. bu işlemde hastadan alınan kanın içeriği düzenlenir ve kan hastaya geri verilir.
- - - alıntı - - -
referans: biyoloji dersi notlarıdır. bana ait değildir.
devamını gör...
çekememezlik timi
sözlüğe geldiğim günden beri sohbet ettiğim arkadaşlarımla ilgili samimi düşünceleri yıkama yağlama sanan dallama dolu tim.lan oğlum dün geldiniz siz kimsiniz.hadi işinize defolun çöplüğünüze!uçurdum sizi!
devamını gör...
evde alkollü içki yapmak
hazır kitler ile bira yapıyorum karşılaştığım sorunlar ve bunların çözümlerini aktarabilirim burada.
üç kova yaptım henüz acemisi sayıldığım bu iş için en önemli tavsiye temizliktir.
bir diğer önemli şey ise kova sıcaklığıdır sıcaklık asla çok düşmemeli veya çok yükselmemelidir (15-25 derece) temizlikten asla ödün vermemeliyiz. ilk malzeme alımında gelen yapım tarifine harfi harfine uyarak sıkıntı yaşamazsınız.
benim her şeye uyduğum lakin karşılaştığım bir sorun da bira nın gazsız olmasıydı. bu sözlükteki biri iki haftalık kovada beklemenin ardından şişelerin de üç hafta kadar beklemesi gerektiğini tavsiye etmişti. ben kılavuzda bir hafta yazdığı için bir hafta duran şişelerden birisini açtım ve sıfır gazlı bir şeydi. en nihayetinde şişeleri görece daha sıcak bir odaya aldım ve alt üst yaparak çalkalamış oldum bir hafta daha beklediğimde bu sefer biralar gazlanmıştı.
üç kova yaptım henüz acemisi sayıldığım bu iş için en önemli tavsiye temizliktir.
bir diğer önemli şey ise kova sıcaklığıdır sıcaklık asla çok düşmemeli veya çok yükselmemelidir (15-25 derece) temizlikten asla ödün vermemeliyiz. ilk malzeme alımında gelen yapım tarifine harfi harfine uyarak sıkıntı yaşamazsınız.
benim her şeye uyduğum lakin karşılaştığım bir sorun da bira nın gazsız olmasıydı. bu sözlükteki biri iki haftalık kovada beklemenin ardından şişelerin de üç hafta kadar beklemesi gerektiğini tavsiye etmişti. ben kılavuzda bir hafta yazdığı için bir hafta duran şişelerden birisini açtım ve sıfır gazlı bir şeydi. en nihayetinde şişeleri görece daha sıcak bir odaya aldım ve alt üst yaparak çalkalamış oldum bir hafta daha beklediğimde bu sefer biralar gazlanmıştı.
devamını gör...
köyde hiç yaşamayanların bilemeyeceği şey
geceleri yıldızlar, sanki kadife örtü üzerine dökülmüş bir kase şeker gibidir.
devamını gör...
iyi aile yoktur
okumakta olduğum (bkz: nihan kaya) kitabıdır. bence her ebeveynin ve içinde çocukluk yaraları olan her bireyin okuması gereken bir kitap.
iyi aile yoktur. ya da paradoks şu ki iyi aile, "iyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir.
insanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.
çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.
iyi aile yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.
bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.
iyi aile yoktur. ya da paradoks şu ki iyi aile, "iyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir.
insanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.
çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.
iyi aile yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.
bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.
devamını gör...
infected mushroom
bir tür kulaktan alınan uyuşturucu çeşidi.
devamını gör...
üç kelimelik hikayeler
lahmacun, içli köfte, dolma.
devamını gör...
aşk
tüm tanımlarımı bu başlık adı altında yazmayı düşünüyorum. çünkü herşey aşk'tır bana göre. mesela konuşmak eylemi en çok da konuşmayı sevdiğin kişililerle yapıldığında haz verir kişiye ve haz da bir aşktır. mesela görmek eylemi var en çok görmek istediklerimizi gördüğünde gözlerimiz ve birde iyi bir şekilde görebildiysek o eylem işte o zaman haz verir ve haz aşktır. mesela yemek yemek , sevdiklerinle sevdiğin yemekleri yiyebiliyorsa kişi haz alır o yemekten ve haz aşktır. yâni demem o ki istediklerimiz hazzımız ve o yaşadığımız haz aşkımızdır aslında yani aşk hayatımızın hemen hemen her alanında vardır. ve son olarak aşk deyince akla hemen kadın erkek ilişkisini getirmeyelim
devamını gör...
misc radyo yayını
kavramlarım birbirine karıştı yahu. beynim yandı yanacak. spawn bu konuda bir makale yazarsa makbule geçer.*
devamını gör...
birine kitap hediye etmek
çok naif bir eylemdir. şöyle düşünecek olursak; o kitabı hediye eden kişi, size o kitaptaki kahramanları,olayları,mekanları hediye etmiştir aslında. o kitabı okurken oluşturacağınız dünyayı size vermiştir.
bir de kitabı sizden önce okuyup sevdiği cümlelerin altını çizmişse "daha ne olsun?" dedirtir.
kitap hediye edenleriniz çok olsun..*
bir de kitabı sizden önce okuyup sevdiği cümlelerin altını çizmişse "daha ne olsun?" dedirtir.
kitap hediye edenleriniz çok olsun..*
devamını gör...
yanlış telaffuz etmekten hoşlanılan kelimeler
galiba iyi birşey yapmıyorum ama
" nar eşkisi " demek çok hoşuma gidiyor.
affedin...
" nar eşkisi " demek çok hoşuma gidiyor.
affedin...
devamını gör...
ölümüne en çok üzüldüğünüz yazar
didem madak.annesinin kaderini yaşamış,kanser yüzünden vefat etmiştir.
“erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
bu acımasız ölü anne sesini.”
“canım kızım, cehaletimden şair oldum...
annesizlikten.
sen sakın şair olma!" kızına böyle seslenmişti güzel didem..
“erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
bu acımasız ölü anne sesini.”
“canım kızım, cehaletimden şair oldum...
annesizlikten.
sen sakın şair olma!" kızına böyle seslenmişti güzel didem..
devamını gör...
yalnızlık
sabahın ilk ışıkları yansırken gözlerini açtı kadın. henüz dinlenemediği bir sabaha daha gözlerini açtı. uyumak istemiyordu ya da uykuya çok ihtiyaç duyan bedenine inat zihni her sabah erkenden tetikliyordu onu. bugün de olmadı, dedi. doğruldu yatağından. odanın kapısını açtı, temiz havayı çekti ciğerlerine. henüz ayılamamış bedenini sürükleyerek kahve makinesinin düğmesine bastı, bir sigara sardı sonra. ithal tütünün ekşimsi kokusu, kahvenin tazeleyeci kokusu ile harmanlanınca günün en güzel zaman dilimini yaşadığını düşündü. çıktı minik balkonuna kahvesini yudumlarken bir yandan günlük işlerini planladı. yapılması gerekenler ve yapmak istediklerini düşündü. sabahı çalışma zamanıydı. öğleden geceye dek olan zamansa onun.
ilk önce işlerini halletti. araya hızlı bir kahvaltı sıkıştırdı. kalan işlerini bitirdi. akşam için uzun zamandır ihmal ettiği keyifli bir yemeği hazırladı bir yandan mirgün cabas ve cem kozanoğlunu dinlerken. sporunu yaptı.
kapıya gelen sucu ile hasbihal ederken kapının önüne birikmiş olan çöpleri fark etti. darmadağın olmuş çöpler, onu bir şekilde huzursuz etti. topladı hepsini, çıktı dışarı. dışarıda gök boşanırcasına yağan bir yağmur vardı. ama canı eve girmeyi hiç istemiyordu. evinin hemen önündeki parka yöneldi. oluklardan hızla akan suyun sesi, debisi yüksek bir ırmağın yanında gibi hissettiriyordu. üzerine düşen yağmur damlaları montunu bile alıp çıkmadan çıktığı için sırılsıklam etmişti; saçlarından, yüzünden yağmur damlaları süzülüyordu. kızarmış yapraklar parkın her yanını kaplamasına rağmen ağaçlar hala çıplaklaşmamıştı. kış bir türlü gelmiyor, doğa da insanlar gibi değişiyordu günden güne. serin hava yağmurla birleşince üşümüştü. içeri girip tekrar sıcak bir duş aldı. telefonunu kontrol etti. birkaç arkadaşından gelen mesaja yanıt verdi.
içten içe görmek istediği bir mesaj vardı. çokça özlediği biri. neden aramıyor ya da yazmıyor, diye düşündü. sonra başladı kendini sorgulamaya "neden ben o kadar özlüyorum ya da o aramanın gelmesi niçin benim için bu kadar önemli?yaşayıp gittiğim iliklerime dek keyfini çıkardığım bu hayatta kimseye ihtiyacım yok. " diye düşündü. bir yanı buna inanıyor bir yanı eksik hissediyordu. kimse vazgeçilmez değildi de gitmeleri de sevmiyordu. ya da kendini kandırıyordu. belki de haklıydı adam" gelmek için de gitmek için de cesur değildi kadın. " ama yapayalnız hissederken bile mutlu olabiliyordu. ayna karşısında iç çamaşırlarınla dans edecek kadar mutluysan kimseye ihtiyacın da yoktu. telefonu çaldı o esnada arkadaşları oyun için arıyordu. biraz imposter olmak, gerçek hayatta da oyunda da neşelendiriyordu onu. oyununu oynadı. güldü, eğlendi çokça. bir bira daha açtı. biraz gerçek biraz hayal bir hayatı döktü kaleminden sonra.
ilk önce işlerini halletti. araya hızlı bir kahvaltı sıkıştırdı. kalan işlerini bitirdi. akşam için uzun zamandır ihmal ettiği keyifli bir yemeği hazırladı bir yandan mirgün cabas ve cem kozanoğlunu dinlerken. sporunu yaptı.
kapıya gelen sucu ile hasbihal ederken kapının önüne birikmiş olan çöpleri fark etti. darmadağın olmuş çöpler, onu bir şekilde huzursuz etti. topladı hepsini, çıktı dışarı. dışarıda gök boşanırcasına yağan bir yağmur vardı. ama canı eve girmeyi hiç istemiyordu. evinin hemen önündeki parka yöneldi. oluklardan hızla akan suyun sesi, debisi yüksek bir ırmağın yanında gibi hissettiriyordu. üzerine düşen yağmur damlaları montunu bile alıp çıkmadan çıktığı için sırılsıklam etmişti; saçlarından, yüzünden yağmur damlaları süzülüyordu. kızarmış yapraklar parkın her yanını kaplamasına rağmen ağaçlar hala çıplaklaşmamıştı. kış bir türlü gelmiyor, doğa da insanlar gibi değişiyordu günden güne. serin hava yağmurla birleşince üşümüştü. içeri girip tekrar sıcak bir duş aldı. telefonunu kontrol etti. birkaç arkadaşından gelen mesaja yanıt verdi.
içten içe görmek istediği bir mesaj vardı. çokça özlediği biri. neden aramıyor ya da yazmıyor, diye düşündü. sonra başladı kendini sorgulamaya "neden ben o kadar özlüyorum ya da o aramanın gelmesi niçin benim için bu kadar önemli?yaşayıp gittiğim iliklerime dek keyfini çıkardığım bu hayatta kimseye ihtiyacım yok. " diye düşündü. bir yanı buna inanıyor bir yanı eksik hissediyordu. kimse vazgeçilmez değildi de gitmeleri de sevmiyordu. ya da kendini kandırıyordu. belki de haklıydı adam" gelmek için de gitmek için de cesur değildi kadın. " ama yapayalnız hissederken bile mutlu olabiliyordu. ayna karşısında iç çamaşırlarınla dans edecek kadar mutluysan kimseye ihtiyacın da yoktu. telefonu çaldı o esnada arkadaşları oyun için arıyordu. biraz imposter olmak, gerçek hayatta da oyunda da neşelendiriyordu onu. oyununu oynadı. güldü, eğlendi çokça. bir bira daha açtı. biraz gerçek biraz hayal bir hayatı döktü kaleminden sonra.
devamını gör...
ukde sayısının 6 bine ulaşması
devamını gör...
israil'i protesto etmek için arabasını yakan çift
bunu gören israil bütün kuvvetlerini geri çekti. hatta gelen son dakika haberine göre polonya'ya taşınmaya karar vermişler. polonya'nın başı belada. *
devamını gör...
kafa sözlük
burada yazdığımız tanımlar bizi kimden ve neyden kurtarıyor acaba? hahahah canım ister dc de yazarım canım ister burada yazarım ve iki platformda hayatıma yön verip beni bir şeylerden, birilerinden kurtarmaz. abartmayalım lütfen. tamam sevdiğimiz bir platformdayız ama araba kazası yapsam kafa sözlük ekibi tarafından almayacağım o ilk yardımı, dolayısı ile umursansak dahi ambulansın ne kadar hızlı yetiştiğine bağlıyız.
ayrıca mesaj ifşalamak, bir küfürleşme söz konusu değilse yasak. bunu kabul edelim, birbirinizle olan sıradan konuşmaları ss alıp burada paylaşırsanız silinir haliyle.
he şunu da belirteyim kimse seri oy vermek ile görevli değildir. ben görevimi yaptım gibi cümleleri saçma ve uygunsuz buluyorum. içinizden gelmiyorsa oylamayın kardeşlerim ne bu görev hissiyatı ya?
neyse canım, sıkıldım. birazda dc’deki sağlık kulubune bakayım.
ayrıca mesaj ifşalamak, bir küfürleşme söz konusu değilse yasak. bunu kabul edelim, birbirinizle olan sıradan konuşmaları ss alıp burada paylaşırsanız silinir haliyle.
he şunu da belirteyim kimse seri oy vermek ile görevli değildir. ben görevimi yaptım gibi cümleleri saçma ve uygunsuz buluyorum. içinizden gelmiyorsa oylamayın kardeşlerim ne bu görev hissiyatı ya?
neyse canım, sıkıldım. birazda dc’deki sağlık kulubune bakayım.
devamını gör...
en hüzünlü kelime
bir şiirde okumuştum öylesi anlamlı gelmişti ki o an,
" yoksun kaldım"diyordu.
özledim yazmamıştı,
görmem lazım dememişti,
göğün altında,
göğün yüzüne bakmasının yasak olduğu tecrit yıllarında nazım hikmet.
nâzım'ca demişti iki kelimeyi,
kendince "yoksun kaldım"..
" yoksun kaldım"diyordu.
özledim yazmamıştı,
görmem lazım dememişti,
göğün altında,
göğün yüzüne bakmasının yasak olduğu tecrit yıllarında nazım hikmet.
nâzım'ca demişti iki kelimeyi,
kendince "yoksun kaldım"..
devamını gör...
yoldaş'ın yetkisini kötüye kullanması
devamını gör...

