çaya şeker atmadan içen kişi
devamını gör...
filematoloji
öpüşmek eylemini bilimsel olarak inceleyen dal.
filematolojist arkadaşlar sadece bilimsel ya da biyolojik yanını incelemiyor elbette işin. işlerinin büyük bir kısmını ''neden öpüşüyoruz?'' sorusunu cevaplamaya çalışmak oluşturuyor. çalışmalar; öpücüğün tadı, sesi ve kokusunun etkisiyle, erkeklerin yüzde 59'unun, kadınların ise yüzde 66'sının ilk öpüşmeden sonra partnerlerinden uzaklaştığını gösteriyormuş (çok doğru). öpüşmenin neden iyi hissettirdiği ise dudakların, parmak uçlarından bile hassas olmasıyla açıklanıyor.
bol bol öpüşün ama iyi öpüşün.
muck.
filematolojist arkadaşlar sadece bilimsel ya da biyolojik yanını incelemiyor elbette işin. işlerinin büyük bir kısmını ''neden öpüşüyoruz?'' sorusunu cevaplamaya çalışmak oluşturuyor. çalışmalar; öpücüğün tadı, sesi ve kokusunun etkisiyle, erkeklerin yüzde 59'unun, kadınların ise yüzde 66'sının ilk öpüşmeden sonra partnerlerinden uzaklaştığını gösteriyormuş (çok doğru). öpüşmenin neden iyi hissettirdiği ise dudakların, parmak uçlarından bile hassas olmasıyla açıklanıyor.
bol bol öpüşün ama iyi öpüşün.
muck.
devamını gör...
değişmekten korkan insan
o hep korktuğum, canavar ruhlu ve gaddar insanlardan biri mi oluyorum?
değişmekten ve hep kötü bulduğum insanlara dönüşmekten çok korkuyorum. yapılan haksızlıktan çok beni neye dönüştürdüklerini görmek direnirken dönüşmek, dönüşürken kendime yabancılaşmak.
uzun zamandır süren baskı ve şiddet artık en aşağılık hale dönüştü, ona buna arkamdan olur olmaz şeyler diyorlar. dedikleri şeylerin benimle alakası yok. haksız yere benden kopardıkları şeylere katlanıyordum ama bu iğrenç şeylere tahammül edemiyorum. bir yerde artık canıma tak etti.
parçalamak istedim onları, bana verdikleri tüm acıları onlara ödetmek sokak kedilerine yedirmek istedim. lanet olsun. ne yapıyorsunuz bana? susmak istiyorum. tepkisiz bir ölü gibi olmak istiyorum. ayni çatı altında katlanmak zor olsa da buna dayanacağım. beni vahşi bir canavara dönüştürmenize izin vermeyeceğim.
dün o kadar çok bağırdım ki bugün konuşamıyorum. siz ne aşağılık ruhu insanlarsınız, sizin çocuğunuz olmak bana en büyük hakaret.
değişmekten ve hep kötü bulduğum insanlara dönüşmekten çok korkuyorum. yapılan haksızlıktan çok beni neye dönüştürdüklerini görmek direnirken dönüşmek, dönüşürken kendime yabancılaşmak.
uzun zamandır süren baskı ve şiddet artık en aşağılık hale dönüştü, ona buna arkamdan olur olmaz şeyler diyorlar. dedikleri şeylerin benimle alakası yok. haksız yere benden kopardıkları şeylere katlanıyordum ama bu iğrenç şeylere tahammül edemiyorum. bir yerde artık canıma tak etti.
parçalamak istedim onları, bana verdikleri tüm acıları onlara ödetmek sokak kedilerine yedirmek istedim. lanet olsun. ne yapıyorsunuz bana? susmak istiyorum. tepkisiz bir ölü gibi olmak istiyorum. ayni çatı altında katlanmak zor olsa da buna dayanacağım. beni vahşi bir canavara dönüştürmenize izin vermeyeceğim.
dün o kadar çok bağırdım ki bugün konuşamıyorum. siz ne aşağılık ruhu insanlarsınız, sizin çocuğunuz olmak bana en büyük hakaret.
devamını gör...
şifa niyetine (vitamin değil)
ercan saatçi ve ufuk yıldırım’ın 1992 yılında çıkardığı tuhaf albümdür.

grup vitaminin kurucularından biri olan ve grupla uzun süre çalışan ercan saatçi bir süre sonra erken yaşta hayatını kaybeden ve bence grup vitamin’in her şeyi olan gökhan semiz ile anlaşamadığı için gruptan ayrılır ve ufuk yıldırım ile uf-er grubunu kurar. bu grupla çalışmaya devam ederken aynı zaman izel-çelik-ercan grubu ile de albüm çıkarmaya devam etmektedir. ercan saatçi grup sevdiği için daha sonra çelik erişçi’nin bu gruptan ayrılmasıyla müzik çalışmalarına uf-er ve izel-ercan gruplarıyla devam eder.
uf-er grubunun ilk albümüdür şifa niyetine ve vitamin değil denilerek de grup vitamini yok saydıklarını göstermişlerdir. ancak albüm başarılı olmaz ve grup vitamin kalitesine de asla ulaşamaz.
albümde bulunan futbol, hebelüp ve maganda şarkıları bir dönem ilgi görse de asla kalıcı olamamış ve kaybolup gitmişlerdir. müzikler bir yere kadar katlanılır olsa da sözlerde grup vitamin kalitesine yaklaşamamış ve sulu birer şakadan ibaret kalmıştır bu şarkılar.

grup ikinci albümleri olan ebabil bir kuştur’dan sonra dağılmış ve üyeler solo olarak müzik hayatlarına devam etmiştir.

grup vitaminin kurucularından biri olan ve grupla uzun süre çalışan ercan saatçi bir süre sonra erken yaşta hayatını kaybeden ve bence grup vitamin’in her şeyi olan gökhan semiz ile anlaşamadığı için gruptan ayrılır ve ufuk yıldırım ile uf-er grubunu kurar. bu grupla çalışmaya devam ederken aynı zaman izel-çelik-ercan grubu ile de albüm çıkarmaya devam etmektedir. ercan saatçi grup sevdiği için daha sonra çelik erişçi’nin bu gruptan ayrılmasıyla müzik çalışmalarına uf-er ve izel-ercan gruplarıyla devam eder.
uf-er grubunun ilk albümüdür şifa niyetine ve vitamin değil denilerek de grup vitamini yok saydıklarını göstermişlerdir. ancak albüm başarılı olmaz ve grup vitamin kalitesine de asla ulaşamaz.
albümde bulunan futbol, hebelüp ve maganda şarkıları bir dönem ilgi görse de asla kalıcı olamamış ve kaybolup gitmişlerdir. müzikler bir yere kadar katlanılır olsa da sözlerde grup vitamin kalitesine yaklaşamamış ve sulu birer şakadan ibaret kalmıştır bu şarkılar.

grup ikinci albümleri olan ebabil bir kuştur’dan sonra dağılmış ve üyeler solo olarak müzik hayatlarına devam etmiştir.
devamını gör...
başlık nasıl açılıyor sorunsalı
çaylaklar başlık açamaz.
arama butonuna açacağınız başlığı yazıp enter yaptıktan sonra tanımınızı girip göndere bastığınızda başlık açmış olursunuz.
arama butonuna açacağınız başlığı yazıp enter yaptıktan sonra tanımınızı girip göndere bastığınızda başlık açmış olursunuz.
devamını gör...
mevlüt bulma grubu
facebook’ta mevlüt kovalayan insan topluluğu.
başta şaka sandığım, ciddi olduğunu görünce şahsımı dumura uğratan eylem. gruptakiler hastanede yoğunbakımda yatan insan’ın elini tutarak fotoğraf paylaşıyor ve “hazır olun, mevlüt menüsü hazırlanıyor.” şeklinde paylaşımlar yapıyor.
diğerleri ise katıldığı mevlütlerin yemeklerini paylaşıp, yorumlayıp, puan veriyorlar. yemekleri beğenmiyorlar üstelik.
orda insanlar ölmüş, yakınları acı çekiyor, bunlar boğaz derdinde. hayret bişey. daha neler görücez acaba?
bu terbiyesizliğe kelimelerim yetmiyor.

başta şaka sandığım, ciddi olduğunu görünce şahsımı dumura uğratan eylem. gruptakiler hastanede yoğunbakımda yatan insan’ın elini tutarak fotoğraf paylaşıyor ve “hazır olun, mevlüt menüsü hazırlanıyor.” şeklinde paylaşımlar yapıyor.
diğerleri ise katıldığı mevlütlerin yemeklerini paylaşıp, yorumlayıp, puan veriyorlar. yemekleri beğenmiyorlar üstelik.
orda insanlar ölmüş, yakınları acı çekiyor, bunlar boğaz derdinde. hayret bişey. daha neler görücez acaba?
bu terbiyesizliğe kelimelerim yetmiyor.

devamını gör...
veliahd şehzade mehmed'in idamı
sultan 2. osman ya da bilinen adıyla genç osman, tahta geçtiğinde hayatta bir oğlu olmadığından, kardeşlerinin en büyüğü olan şehzade mehmed veliahd oldu. veliahd şehzade mehmed, 3 kasım 1604 yılında sultan 1.ahmed han’ın 2. oğlu olarak doğmuştu. ağabeyi 2.osman’dan 4 ay küçüktü. tıpkı abisi gibi iyi yetiştirilmiş, cesur, kültürlü zeki bir şehzadeydi. hakkı çiğnenerek deli amcası mustafa’nın kendisinden önce tahta geçirilmesine aşırı kinli olan sultan osman, lehistan seferine çıkarken arkasında böyle bir şehzade bırakmak istemedi.
amcasının akli melekeleri yerinde olmadığı için onu ciddi bir tehdit olarak görmüyordu, çünkü islam şeriatına ve türk töresine göre aklen zayıf olan birinin hükümdarlığı ve halifeliği meşru değildi. tabi bu imkansız gibi görünen durumun 1.5 yıl sonra gerçekleşeceğinden henüz haberi yoktu ya da kendisine çok fazla güveniyordu.
sefere çıkacağı için ve sarayda her an arkasından bir iş çevrilebileceğini düşünüyordu ve kardeşini ortadan kaldırmaya karar verdi. ancak bu kolay ve tek başına alabileceği bir karar değildi. sultan osman, kayınpederi olan şeyhülislam esad efendiden veliahd şehzadenin idamı için fetva istedi.
damadı’nın er geç başını bir belaya sokacağından emin olan esad efendi kat-i bir şekilde bu talebi reddetti. reddetmesi mantıklıydı zira diğer şehzadeler çok küçükler ve geriye bir tek deli olan şehzade mustafa kalıyordu ki bu da devleti felakete sürüklemeye yeter de artardı bile.
tabi esad efendi tarafından reddedilmek sultan osman’ı durdurmaya yetmedi, zira çok inatçı bir mızacı vardı genç padişahın. devletin şeyhülislam’dan sonra gelen ikinci büyük din alimi olan rumeli kazaskeri taşköprülü-zade mehmed kemaleddin efendi’ye gitti.
kemaleddin efendi, asrının duayeni sayılan çok büyük bir alimdi ve şeyhülislam olmak konusunda hırsı vardı fakat oda bu talebi reddetti. fakat sultan osman aklına koymuştu bir kere, kardeşini idam ettirecek ve saltanatının etrafında gölge bırakmayacaktı. nazik bir dil ile istediğini alamayan sultan osman kemaleddin efendiyi tehdit etti. kemaleddin efendi fetvayı vermediği takdirde hem mevkisini kaybedeceğini hem de padişahın şu veya bu kazaskerden yine bu fetvayı alacağını anladı. karanlık bir ifadeyle ve “suçlu ise” kaydını koyarak, veliahd şehzade mehmed’in idamı için fetva verdi.
fetvayı alan sultan osman, 12 ocak 1621 tarihinde kardeşinin idamını emretti. cellatlar veliahd şehzade’nin dairesine girdiler. genç veliahd durumu anladı ve ağzından çıkan son sözler abisine yaptığı beddua oldu; “osman, allah’dan dilerim ki ömr-ü devletin berbad olup beni ömrümden nece mahrum eylediysen, sen dahi behremend olmayasın”. türkçe meali; beni yaktın sende yan inşallah iki cihanda da burnun b*ktan çıkmasın, gibi çevirmek mümkün.
veliahd şehzade mehmed kısa süre içinde dilsiz cellatlar tarafından ibrişim kementle boğuldu. sultan osman’ın yine henüz erkek çocuğu olmadığı için kösem sultan’ın en büyük oğlu şehzade murad 8.5 yaşında veliahd oldu. sultan osman murad’a dokunmadı zira çok küçüktü ve kendisi için bir tehdit unsuru değildi.
o dönem istanbul’da son yüzyıl içinde görülmeyen bir kış olmuş ve ahali bunu kanunları çiğneyip kardeşini öldürttüğü için sultan osman’a mal etmiş. zaten kendisi de fazla geçmeden 1.5 yıl sonra tahttan indirilip yedikule zindanların da öldürülmüştür ve yerime geçemez nasılsa ehe ehe allahın delisi, şeklinde düşündüğü amcası deli mustafa geçmiştir.
amcasının akli melekeleri yerinde olmadığı için onu ciddi bir tehdit olarak görmüyordu, çünkü islam şeriatına ve türk töresine göre aklen zayıf olan birinin hükümdarlığı ve halifeliği meşru değildi. tabi bu imkansız gibi görünen durumun 1.5 yıl sonra gerçekleşeceğinden henüz haberi yoktu ya da kendisine çok fazla güveniyordu.
sefere çıkacağı için ve sarayda her an arkasından bir iş çevrilebileceğini düşünüyordu ve kardeşini ortadan kaldırmaya karar verdi. ancak bu kolay ve tek başına alabileceği bir karar değildi. sultan osman, kayınpederi olan şeyhülislam esad efendiden veliahd şehzadenin idamı için fetva istedi.
damadı’nın er geç başını bir belaya sokacağından emin olan esad efendi kat-i bir şekilde bu talebi reddetti. reddetmesi mantıklıydı zira diğer şehzadeler çok küçükler ve geriye bir tek deli olan şehzade mustafa kalıyordu ki bu da devleti felakete sürüklemeye yeter de artardı bile.
tabi esad efendi tarafından reddedilmek sultan osman’ı durdurmaya yetmedi, zira çok inatçı bir mızacı vardı genç padişahın. devletin şeyhülislam’dan sonra gelen ikinci büyük din alimi olan rumeli kazaskeri taşköprülü-zade mehmed kemaleddin efendi’ye gitti.
kemaleddin efendi, asrının duayeni sayılan çok büyük bir alimdi ve şeyhülislam olmak konusunda hırsı vardı fakat oda bu talebi reddetti. fakat sultan osman aklına koymuştu bir kere, kardeşini idam ettirecek ve saltanatının etrafında gölge bırakmayacaktı. nazik bir dil ile istediğini alamayan sultan osman kemaleddin efendiyi tehdit etti. kemaleddin efendi fetvayı vermediği takdirde hem mevkisini kaybedeceğini hem de padişahın şu veya bu kazaskerden yine bu fetvayı alacağını anladı. karanlık bir ifadeyle ve “suçlu ise” kaydını koyarak, veliahd şehzade mehmed’in idamı için fetva verdi.
fetvayı alan sultan osman, 12 ocak 1621 tarihinde kardeşinin idamını emretti. cellatlar veliahd şehzade’nin dairesine girdiler. genç veliahd durumu anladı ve ağzından çıkan son sözler abisine yaptığı beddua oldu; “osman, allah’dan dilerim ki ömr-ü devletin berbad olup beni ömrümden nece mahrum eylediysen, sen dahi behremend olmayasın”. türkçe meali; beni yaktın sende yan inşallah iki cihanda da burnun b*ktan çıkmasın, gibi çevirmek mümkün.
veliahd şehzade mehmed kısa süre içinde dilsiz cellatlar tarafından ibrişim kementle boğuldu. sultan osman’ın yine henüz erkek çocuğu olmadığı için kösem sultan’ın en büyük oğlu şehzade murad 8.5 yaşında veliahd oldu. sultan osman murad’a dokunmadı zira çok küçüktü ve kendisi için bir tehdit unsuru değildi.
o dönem istanbul’da son yüzyıl içinde görülmeyen bir kış olmuş ve ahali bunu kanunları çiğneyip kardeşini öldürttüğü için sultan osman’a mal etmiş. zaten kendisi de fazla geçmeden 1.5 yıl sonra tahttan indirilip yedikule zindanların da öldürülmüştür ve yerime geçemez nasılsa ehe ehe allahın delisi, şeklinde düşündüğü amcası deli mustafa geçmiştir.
devamını gör...
sen haklısın deyip konuyu kapatmak
en sevdiğim aktivitedir.
devamını gör...
yazarların en sevdiği mfö şarkısı
daha az bilinen, sözleri olmayan ama hepsinden de derin.
hep böyle sev
hep böyle sev
devamını gör...
fransa'da gençlere kültür harcamaları için 300 euro ödenmesi
ülkemizde neden böyle şeylerin olmadığını sorguladım biraz ama cevabı için çok düşünmeme gerek kalmadı. moralimi bozan haber.
devamını gör...
urla iskele
devlet grisi her türlü resmi evrak üzerinde iskele mahallesi olarak geçen, izmir ili, urla ilçesine bağlı bir mahalle.
bana ve iskelenin yasal olmayan varislerine göre sadece iskele, az daha yabancı olanlar için urla iskele.
devlet grisi her türlü resmi evrak üzerinde yaklaşık bir senedir adres kaydı bulunmayan ben için yeni ikamet adresi, yuvaya dönüş, sılaya kavuşma.
ağustos demiştim kendime, sözümü tuttum, sayılıdır benim kendime verdiğim sözleri tutmam, bu da onlardan biri. ağustos ortası gibi evim, yuvam artık orası, büyük ihtimalle mezar yerim de?
ufacık, eski bir ev, 2 oda, ufacık bahçe, tam benlik. tam kedilik, tam belki 2 kedilik, bakacağız?

yaklaşık 1920 tarihli hali bu, daha yorgo seferis karşıya geçmemiş, necati cumalı urlaya geldi gelmek üzere, anaksagoras sorgularını bitireli asırlar olmuş, tanju okan daha dünyada yok.
adaşım batis'in kahvesi var, evler var, huzur var.
deniz var, gömülü halde klazomenai var az ötede, bi ben yokum.
tanrılarımın bana dur artık işareti burası, görmezden gelinmez..
beklerim, çıkın çıkın gelin.*
bana ve iskelenin yasal olmayan varislerine göre sadece iskele, az daha yabancı olanlar için urla iskele.
devlet grisi her türlü resmi evrak üzerinde yaklaşık bir senedir adres kaydı bulunmayan ben için yeni ikamet adresi, yuvaya dönüş, sılaya kavuşma.
ağustos demiştim kendime, sözümü tuttum, sayılıdır benim kendime verdiğim sözleri tutmam, bu da onlardan biri. ağustos ortası gibi evim, yuvam artık orası, büyük ihtimalle mezar yerim de?
ufacık, eski bir ev, 2 oda, ufacık bahçe, tam benlik. tam kedilik, tam belki 2 kedilik, bakacağız?

yaklaşık 1920 tarihli hali bu, daha yorgo seferis karşıya geçmemiş, necati cumalı urlaya geldi gelmek üzere, anaksagoras sorgularını bitireli asırlar olmuş, tanju okan daha dünyada yok.
adaşım batis'in kahvesi var, evler var, huzur var.
deniz var, gömülü halde klazomenai var az ötede, bi ben yokum.
tanrılarımın bana dur artık işareti burası, görmezden gelinmez..
beklerim, çıkın çıkın gelin.*
devamını gör...
köyden indim şehire
ertem eğilmez' in yönetmenliğini yaptığı 1974 yapımı filmdir. senaryoyu zeki alasya yazmıştır.
köyde define bulan kardeşlerin şehire gitmesiyle yaşadıkları maceraları anlatır.
oyuncu kadrosu şu şekildedir.
zeki alasya ,kemal sunal, metin akpınar,halit akçatepe, meral zeren, perran kutman vemine mutlu.
filmin yapım şirketi arzu filmdir. yapımcısı aynı zamanda filmin yönetmeni olan ertem eğilmezdir.
filmi daha önce yüzlerce kez izlemiştim. hiçbirinde açıp izlememiştim tabii televizyonda defalarca denk gelmişti ve izlemiştim. zaten bilenler bilir böyle filmler televizyonda denk gelirse asla o kanal değiştirilmez. tekrar tebessüm ederek izlenilir. dün netflixte denk gelmemle beraber açıp izleyeyim dedim ve keyif alarak izledim. çok uzun bir film değil. 1 saat 18 dakika sürüyor. izlerken çok eğlendim. şaşırdığım sahneler oldu. duygulandığım sahneler oldu. türk sinemasında çok büyük oyuncular varmış. hepsi çok değerli büyük ustalar. özellikle zeki alasya ve metin akpınar mükemmellerdi.
çok güçlü kadro aynı zamanda büyük risktir ama işin altından nefis kalkmışlar. eğlenceli, sıcak, samimi bir film yapmışlar. arzu film teşekkürler.
filmde dönemin şartlarını görmek seyirci olarak beni çok mutlu etti. karakterlerin şehir hayatında şaşırmaları çok gerçekçiydi. para ve kardeşlik ilişkileri güzel şekilde eleştirilmiş. şehir hayatının zorluğu güzel şekilde aktarılmış. o adaptasyon sürecini seyretmesi çok güzeldi.
filmde en sevdiğim sahne ise kardeşler ankara'ya gittiklerinde atatürk bayraklarını görüyorlar. kemal sunal, atatürk bayrağını görüp "canıımmm" diyor. geriye sarıp sarıp tekrar izledim. harika bir sahne. çok güzel yansıtılmış gerçek bir duyguydu. huzur içinde uyusun.
açın ailenizle veya arkadaşlarınızla tekrar izleyin. netflixin bu filmleri alıp yayınlaması da ayrı bir teşekkürü hak ediyor. bu gece bir başka eski film izleyeceğim.
köyde define bulan kardeşlerin şehire gitmesiyle yaşadıkları maceraları anlatır.
oyuncu kadrosu şu şekildedir.
zeki alasya ,kemal sunal, metin akpınar,halit akçatepe, meral zeren, perran kutman vemine mutlu.
filmin yapım şirketi arzu filmdir. yapımcısı aynı zamanda filmin yönetmeni olan ertem eğilmezdir.
filmi daha önce yüzlerce kez izlemiştim. hiçbirinde açıp izlememiştim tabii televizyonda defalarca denk gelmişti ve izlemiştim. zaten bilenler bilir böyle filmler televizyonda denk gelirse asla o kanal değiştirilmez. tekrar tebessüm ederek izlenilir. dün netflixte denk gelmemle beraber açıp izleyeyim dedim ve keyif alarak izledim. çok uzun bir film değil. 1 saat 18 dakika sürüyor. izlerken çok eğlendim. şaşırdığım sahneler oldu. duygulandığım sahneler oldu. türk sinemasında çok büyük oyuncular varmış. hepsi çok değerli büyük ustalar. özellikle zeki alasya ve metin akpınar mükemmellerdi.
çok güçlü kadro aynı zamanda büyük risktir ama işin altından nefis kalkmışlar. eğlenceli, sıcak, samimi bir film yapmışlar. arzu film teşekkürler.
filmde dönemin şartlarını görmek seyirci olarak beni çok mutlu etti. karakterlerin şehir hayatında şaşırmaları çok gerçekçiydi. para ve kardeşlik ilişkileri güzel şekilde eleştirilmiş. şehir hayatının zorluğu güzel şekilde aktarılmış. o adaptasyon sürecini seyretmesi çok güzeldi.
filmde en sevdiğim sahne ise kardeşler ankara'ya gittiklerinde atatürk bayraklarını görüyorlar. kemal sunal, atatürk bayrağını görüp "canıımmm" diyor. geriye sarıp sarıp tekrar izledim. harika bir sahne. çok güzel yansıtılmış gerçek bir duyguydu. huzur içinde uyusun.
açın ailenizle veya arkadaşlarınızla tekrar izleyin. netflixin bu filmleri alıp yayınlaması da ayrı bir teşekkürü hak ediyor. bu gece bir başka eski film izleyeceğim.
devamını gör...
özel günleri kutlamayı sevmeyen insan
doğum günlerini hiç kaçırmam.süprizde yaparım,süprizde severim..ama adım başı bir gün de olmaz, orada bir durun o kadar da sevgi pıtırcığı değiliz. çok mu eğlenmek istiyoruz o günleri geçirip kendimize başka bir gün armağan edelim ki yeterince özel olsun.
devamını gör...
dorock bar taksim
beyoğlu, imam adnan sokakta yer alan, içi karanlık ve sapına kadar rock, blues ve metal müzik dinleyebileceğiniz mekan. açıldığı ilk zamanları hatırlıyorum da, müptelası olmuştuk. cebimize giren her parayı kuruşuna kadar harcayıp, parasız pulsuz eve dönmüşlüğümüz çoktur. her kuruşu hak etti. kapanışıyla üzmüştür.
gidenlerin ''aboooov burası satanist dolu'' diyeceği; rock ve metal müzik camiasının ise haydar, kemancı, caravan serüvenlerinden sonra uğrak yeri olan, bir çok yerli ve yabancı grubun sahne aldığı, üst katın leş ve işlevsiz, alt katın ise müzik için yaratılmış olduğu mekan.
bu mekan için yaz yaz bitmez. nice aşklara, nice kavgalara, nice hatıralara ev sahipliği yapmıştır.
not: yeniden açılacağı yönünde bir kaç duyum almama rağmen teyit edemedim. bilgisi olan varsa, portakal atabilir. *
gidenlerin ''aboooov burası satanist dolu'' diyeceği; rock ve metal müzik camiasının ise haydar, kemancı, caravan serüvenlerinden sonra uğrak yeri olan, bir çok yerli ve yabancı grubun sahne aldığı, üst katın leş ve işlevsiz, alt katın ise müzik için yaratılmış olduğu mekan.
bu mekan için yaz yaz bitmez. nice aşklara, nice kavgalara, nice hatıralara ev sahipliği yapmıştır.
not: yeniden açılacağı yönünde bir kaç duyum almama rağmen teyit edemedim. bilgisi olan varsa, portakal atabilir. *
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
şimdi durup düşününce yolculuğa ya da tatile hazırlık aşamasında ilginç bir anım yok ama yolculuk sırasında başıma gelen komikli olayı anlatmak istiyorum sizlere, hazır mısınız yine salaklığıma güleceğiz?*
tarihi çok net hatırlamıyorum ama ilkokul çağımda olduğumu tahmin ediyorum. bir yaz tatilinde kendi aracımızla ailem ve ben karadeniz turuna gitmiştik. yol kenarında gördüğüm her meyveyi aldırma huyum sağ olsun, yeşil erik gördüm aldırdım. bir yandan erik yiyorum bir yandan etrafı izliyorum bir yandan da eriğin çekirdeğini pencereden dışarı fırlatıyorum.* evet ben ettim siz etmeyin efendim, ayıp çünkü. kamu spotunu verdikten sonra olay anına geçelim; sümela manastırı'nın olduğu yolu bilenler vardır belki, böyle virajlı ve yer yer dar bir yoldan gidiliyor manastıra. işte biz o yolda manastıra doğru giderken babam sağımızdaki arabayı geçmek istedi. tam bu sırada erik yemeye devam eden ben yediğim eriğin çekirdeğini pencereden dışarı attım, attığım çekirdek yandaki arabanın penceresinden sürücünün yanağına geldi. bu olayı sadece ben ve yan taraftaki mağdur sürücü gördü. sonra sürücü tepki göstermek amaçlı korna çaldı bize, babam olayı tamamen yanlış anlayarak "bak görüyor musun, farklı plaka gördüler selam verdiler, tanıdık olacak değil ya. ne kadar iyi insanlar" dedi. o da karşı selamı vermek için korna çaldı.* bu sırada benden ecel terleri dökülüyor. çünkü ben çekirdeği adamın suratına attım adam tepki amaçlı korna çaldı babam karşılık verdi falan. oysa olayı bilen iki kişiyiz ben ve mağdur sürücü. ben sürücüye "abi nolursun olayı uzatma altı üstü yüzüne erik çekirdeği attım, ne gerek var önümüzü kesip olayı uzatma" bakışı atıyorum. ve evet attığım yalvaran bakışlar işe yaradı ve sürücü kornaya basmayı bıraktı hepimiz kendi yolumuza devam ettik. abicim olur da bu yazıyı bir gün okursan özür dilerim suratına erik çekirdeği atmak istememiştim.*
tarihi çok net hatırlamıyorum ama ilkokul çağımda olduğumu tahmin ediyorum. bir yaz tatilinde kendi aracımızla ailem ve ben karadeniz turuna gitmiştik. yol kenarında gördüğüm her meyveyi aldırma huyum sağ olsun, yeşil erik gördüm aldırdım. bir yandan erik yiyorum bir yandan etrafı izliyorum bir yandan da eriğin çekirdeğini pencereden dışarı fırlatıyorum.* evet ben ettim siz etmeyin efendim, ayıp çünkü. kamu spotunu verdikten sonra olay anına geçelim; sümela manastırı'nın olduğu yolu bilenler vardır belki, böyle virajlı ve yer yer dar bir yoldan gidiliyor manastıra. işte biz o yolda manastıra doğru giderken babam sağımızdaki arabayı geçmek istedi. tam bu sırada erik yemeye devam eden ben yediğim eriğin çekirdeğini pencereden dışarı attım, attığım çekirdek yandaki arabanın penceresinden sürücünün yanağına geldi. bu olayı sadece ben ve yan taraftaki mağdur sürücü gördü. sonra sürücü tepki göstermek amaçlı korna çaldı bize, babam olayı tamamen yanlış anlayarak "bak görüyor musun, farklı plaka gördüler selam verdiler, tanıdık olacak değil ya. ne kadar iyi insanlar" dedi. o da karşı selamı vermek için korna çaldı.* bu sırada benden ecel terleri dökülüyor. çünkü ben çekirdeği adamın suratına attım adam tepki amaçlı korna çaldı babam karşılık verdi falan. oysa olayı bilen iki kişiyiz ben ve mağdur sürücü. ben sürücüye "abi nolursun olayı uzatma altı üstü yüzüne erik çekirdeği attım, ne gerek var önümüzü kesip olayı uzatma" bakışı atıyorum. ve evet attığım yalvaran bakışlar işe yaradı ve sürücü kornaya basmayı bıraktı hepimiz kendi yolumuza devam ettik. abicim olur da bu yazıyı bir gün okursan özür dilerim suratına erik çekirdeği atmak istememiştim.*
devamını gör...
30 yaş altı yazarlar uçurulsun kampanyası
kafa sözlüğün kaliteli olması için zihniyetsiz yazarların uçurulması daha doğrudur. bu işleme başlık sahibi yazarımızdan başlanabilir.
devamını gör...
birden fazla kitabı beraber okumak
son zamanlarda yaptığım metodtur. kitap türleri farklıysa çok daha iyi olur, daha eğlenceli oluyor kitap okumak
devamını gör...
ülkemde suriyeli istemiyorum
bir istek.
i s t e m i y o r u m
ülkemizin kültürel değerlerini bile bozan bu güruhu ülkemde istemiyorum. her geçen saniye artıyorlar. yarın öbür gün durum çok ciddileşecek.
kilis'in yüzde 81'i suriyeli. türkler ufak bir azınlık olarak varlar artık bu şehirde. bakmayın büyük şehirlerde de çoklar ama nüfus fazla olduğu için oransal olarak düşük görünüyorlar. böyle polis, asker, hükümet, medya gibi destekçileri olduğu sürece umudum yok artık.
ülkemde türk vatandaşı olarak ikinci sınıfız. alırsınız oy benden ve çevremden!
gerçi bunlar seçimi kaybetse artık plan belli. bunlara verecekler silahı, sopayı destekle beraber muhalif türk halkını katledecekler.
i s t e m i y o r u m
ülkemizin kültürel değerlerini bile bozan bu güruhu ülkemde istemiyorum. her geçen saniye artıyorlar. yarın öbür gün durum çok ciddileşecek.
kilis'in yüzde 81'i suriyeli. türkler ufak bir azınlık olarak varlar artık bu şehirde. bakmayın büyük şehirlerde de çoklar ama nüfus fazla olduğu için oransal olarak düşük görünüyorlar. böyle polis, asker, hükümet, medya gibi destekçileri olduğu sürece umudum yok artık.
ülkemde türk vatandaşı olarak ikinci sınıfız. alırsınız oy benden ve çevremden!
gerçi bunlar seçimi kaybetse artık plan belli. bunlara verecekler silahı, sopayı destekle beraber muhalif türk halkını katledecekler.
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
odanın mimarisini inceleyerek,hayatı sorgulama.
devamını gör...
