tayt üstü şort giymek
gerçekten bu kombini herkes yapmıyor ve iyi ki de yapmıyor ama ne hikmetse giyenlerde de yakışmayanını hiç görmedim.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
alarm çalmadan uyanmak ve tekrar uyumak.
devamını gör...
boş bir kafa şeytanın çalışma odasıdır
platon tarafından söylendiği rivayet edilen güzel cümle. hiçbir işle uğraşmadığı ve kafasını faydalı olana yönlendirmediği için boş beleş meseleler için kafa yoran ve hatta bu nedenle de burnu pislikten çıkmayan tiplere söylenebilir.
devamını gör...
kedi
artık sevmediğim canlı formu. iki kulağı var, patileri var, yemek yiyor, işiyor falan, o kadar.
devamını gör...
magna carta
kişisel çıkarların dünyayı nasıl bir hale getirebileceğini gösteren belge.
magna carta olmasaydı belki de şu an hala kölelik sisteminin çok yoğun olduğu bir zamanda yaşıyor olabilirdik. ya da insan hakları bu kadar gelişmiş(?) olmazdı. neden? çünkü devletin(kralın) aslında o kadar da sınırsız yetkileri ol(a)mayacağını ortaya koydu magna carta. peki bu nasıl oldu? derebeyleri çok güçlendiği için kendi kişisel çıkarları doğrultusunda kralla anlaşma yapıyorlar. bakın bence en mühim kısım kişisel çıkar burada. çünkü halkı korumak için, amiyane tabirle babalarının hayrına yapmıyorlar bu sözleşmeyi. halkın işine geliyor orası ayrı, istemsizce iyilik yapmak gibi.
peki dünya şu an nasıl? mesela lgbt hakları neden savunuluyor? sahiden insan hakları için mi yoksa başka bir sebep mi bizi buraya itti?
postmodernizmle birlikte dünyada ciddi bir kırılma gerçekleşti. gerçeklik tamamen parçalandı, her şey öznelleşti ve mevcut tüm iktidarlar kırılganlaştı. çünkü doğru diye bir şey yoksa otorite diye de bir şey olmamalıydı(başka bir entryde detaylandırmak isterim ama bana kalırsa nietzsche’nin 50lerden 60lardan sonra daha fazla ön plana çıkmasının sebebi de net bir şekilde postmodernizden dolayıdır. ha derseniz ki zaten postmodernizmi nietzsche başlattı, ona bir şey diyemem, tavuk yumurta muhabbeti).
şimdi gerçeklik parçalandı dedik, bütün normlar tehlike altına girdi, artık milliyetçi ve otoriter eğilimler yerini daha az otoriter ve çeşitlilik odaklı iktidarlara bıraktı. mesela 1930larda atatürk’ün kayıp kıta için bir grup araştırmacıyı yetkilendirmesi ya da herkes aslında türk mü vs diye araştırma yapılmasının sebebi o sıradaki milliyetçi eğilimlerdi. hatta atatürk’ün türkiyede doğan herkes türktür minvalindeki saçma sözlerinin sebebi de budur. tüm dünyada o sırada milliyetçilik(italya-almanya bariz örneklerdir mesela) “moda”ydı. sonrasında ise çeşitlilik önem kazandı. ne kadar marjinallik varsa ön plana çıktı(hippiler vs). ve bu eğilim gittikçe arttı ve daha da artacak. bu hem kapilalist sistemde ötekileştirilmiş olan tüm etnik ve yönelimsel grupları güçlendiriyor hem de bu grupları kapitalizme entegre ediyor. yani tıpkı magna carta sayesinde “hayrına” halka birtakım güçler veren düzen şimdi de lgbt+’lara haklarını vermeye başladı. ha sebebin bu olması sonucun çok güzel bir şey doğurduğu gerçeğini değiştirmiyor, bu sadece entry’yi okuyanların bazı şeylere “yamuk bakabilmesini” sağlamak için yazdığın bir entry. “ha bir de şöyle düşünelim” diye bakınca yüzeyin altına iniyor ve daha değerli şeylerle karşılaşıyoruz. bu da onlardan biri, bana göre.
magna carta olmasaydı belki de şu an hala kölelik sisteminin çok yoğun olduğu bir zamanda yaşıyor olabilirdik. ya da insan hakları bu kadar gelişmiş(?) olmazdı. neden? çünkü devletin(kralın) aslında o kadar da sınırsız yetkileri ol(a)mayacağını ortaya koydu magna carta. peki bu nasıl oldu? derebeyleri çok güçlendiği için kendi kişisel çıkarları doğrultusunda kralla anlaşma yapıyorlar. bakın bence en mühim kısım kişisel çıkar burada. çünkü halkı korumak için, amiyane tabirle babalarının hayrına yapmıyorlar bu sözleşmeyi. halkın işine geliyor orası ayrı, istemsizce iyilik yapmak gibi.
peki dünya şu an nasıl? mesela lgbt hakları neden savunuluyor? sahiden insan hakları için mi yoksa başka bir sebep mi bizi buraya itti?
postmodernizmle birlikte dünyada ciddi bir kırılma gerçekleşti. gerçeklik tamamen parçalandı, her şey öznelleşti ve mevcut tüm iktidarlar kırılganlaştı. çünkü doğru diye bir şey yoksa otorite diye de bir şey olmamalıydı(başka bir entryde detaylandırmak isterim ama bana kalırsa nietzsche’nin 50lerden 60lardan sonra daha fazla ön plana çıkmasının sebebi de net bir şekilde postmodernizden dolayıdır. ha derseniz ki zaten postmodernizmi nietzsche başlattı, ona bir şey diyemem, tavuk yumurta muhabbeti).
şimdi gerçeklik parçalandı dedik, bütün normlar tehlike altına girdi, artık milliyetçi ve otoriter eğilimler yerini daha az otoriter ve çeşitlilik odaklı iktidarlara bıraktı. mesela 1930larda atatürk’ün kayıp kıta için bir grup araştırmacıyı yetkilendirmesi ya da herkes aslında türk mü vs diye araştırma yapılmasının sebebi o sıradaki milliyetçi eğilimlerdi. hatta atatürk’ün türkiyede doğan herkes türktür minvalindeki saçma sözlerinin sebebi de budur. tüm dünyada o sırada milliyetçilik(italya-almanya bariz örneklerdir mesela) “moda”ydı. sonrasında ise çeşitlilik önem kazandı. ne kadar marjinallik varsa ön plana çıktı(hippiler vs). ve bu eğilim gittikçe arttı ve daha da artacak. bu hem kapilalist sistemde ötekileştirilmiş olan tüm etnik ve yönelimsel grupları güçlendiriyor hem de bu grupları kapitalizme entegre ediyor. yani tıpkı magna carta sayesinde “hayrına” halka birtakım güçler veren düzen şimdi de lgbt+’lara haklarını vermeye başladı. ha sebebin bu olması sonucun çok güzel bir şey doğurduğu gerçeğini değiştirmiyor, bu sadece entry’yi okuyanların bazı şeylere “yamuk bakabilmesini” sağlamak için yazdığın bir entry. “ha bir de şöyle düşünelim” diye bakınca yüzeyin altına iniyor ve daha değerli şeylerle karşılaşıyoruz. bu da onlardan biri, bana göre.
devamını gör...
aile evindeki saçma kurallar
büyüklerin karşısında bacak bacağa atmak, büyükler varken aynaya bakmak. evet ayıp olarak görüldü.
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
cümle kurma ve cümleyi yönetme yatkınligi diyebiliriz. empati ve küçük insanlari gözlem yetenegi. tabi kitap okumak değil de nitelikli kitap okumakla olur bunlar. gidip sarah jo, pucca falanla değil yani. ha bir de küfür falan demiş bi arkadaş. güldüm geçtim. küfür vardır. sadece küfür vardir, kufur vardır.
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
birileri tarafından mutsuz ve değersiz hissettirilmek. anneniz ve babanız sizi birileri üzsün veya kullansın diye dünyaya getirmedi.
devamını gör...
kafa açan radyo meet the crew
harika!
sabahtan beri üçüncümü dördüncümü film izleyişim bilmiyorum ama sabahtan beri neşem tavandan damlıyor. tişikkirler hepinize. imbd: 10/10.
sabahtan beri üçüncümü dördüncümü film izleyişim bilmiyorum ama sabahtan beri neşem tavandan damlıyor. tişikkirler hepinize. imbd: 10/10.
devamını gör...
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak
ben bu durumda sakınca görmüyorum.
herkesin her şeyi bilmesine gerek yok, nihayetinde biliyorum bilgiye sahibim diyenlerin çok büyük bir kısmı bu bilgiyi onlara aktarana karşı duyulan güvenin yüksekliğinden dolayı bilgi olarak kabul ediyor. hiçbir insan her konuyu bilemez ve bazı mevzularda bilgi sahibi olmadan güvendiği kişilerin fikirlerini benimser ve doğru olacağını düşünür. halkın bu vaziyetini değiştiremezsiniz sakınılması gereken ben her şeyi biliyorum deyip hiçbir şey bilmeyenlerdir.
toplumda ıslahı yapılması gereken mevzu; kişilerin bilmediği mevzuda bilmiyorum demesini öğretmek ve meydanlardan insanların güveneceği üçkağıtçıları toplamaktır.
işte bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaması gereken insan meydanlardaki bu insanlardır.
herkesin her şeyi bilmesine gerek yok, nihayetinde biliyorum bilgiye sahibim diyenlerin çok büyük bir kısmı bu bilgiyi onlara aktarana karşı duyulan güvenin yüksekliğinden dolayı bilgi olarak kabul ediyor. hiçbir insan her konuyu bilemez ve bazı mevzularda bilgi sahibi olmadan güvendiği kişilerin fikirlerini benimser ve doğru olacağını düşünür. halkın bu vaziyetini değiştiremezsiniz sakınılması gereken ben her şeyi biliyorum deyip hiçbir şey bilmeyenlerdir.
toplumda ıslahı yapılması gereken mevzu; kişilerin bilmediği mevzuda bilmiyorum demesini öğretmek ve meydanlardan insanların güveneceği üçkağıtçıları toplamaktır.
işte bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaması gereken insan meydanlardaki bu insanlardır.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
aras bulut iynemli
çok başarılı bulduğum genç oyuncu.
devamını gör...
tanrının insana verdiği en büyük ceza
dünyaya göndermek.
devamını gör...
amish
hampton beach'de bazı üyelerine rastladığım topluluk. karavanla gelip kadın çoluk çocuk suya ayaklarını sokup sonra karavanlarına binip uzaklaştılar. at arabasıyla mı geldi lan bunlar diye sağa sola bakındım ne de olsa teknolojiye uzak efsanesi kalmış aklımda. at mat yoktu aga bildiğin karavana binip gittiler. çocuklar bile siyah kumaş pantolon giymiş ve askı takmışlardı. kadınların saçları kapalı erkeklerin sakalları mevcuttu. orta dünya ve hobbitler geldi aklıma.
hayat nelere kadir nelere leyla dedim kendi kendime.
hayat nelere kadir nelere leyla dedim kendi kendime.
devamını gör...
yazarların bu yüzden hep yalnız kalacağım dediği şeyler
çok da yalnız kalacağımı düşünmüyorum ama '' doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar'' diye bi şey var ya galiba doğruları söylediğim sürece öyle olcak .fakat ben değişmem değişmemi isteyen de kendisi ayak uydursun...*
asıl sorun ise yalnız olmamama rağmen kendimi hep yalnız hissetmem*
asıl sorun ise yalnız olmamama rağmen kendimi hep yalnız hissetmem*
devamını gör...
türk aile yapısı
bazı aileler kadar hassas olmayandır.
herhangi bir aile işte.
herhangi bir aile işte.
devamını gör...
z kuşağının karikatüre gülmemesi
y kuşağı olarak biz de z kuşağının güldüklerine pek gülmüyoruz. espri anlayışları da değişiyor demek ki kuşaktan kuşağa..
devamını gör...
yanlışlanabilirlik ilkesi
karl popper tarafından bilgi felsefesine kazandırılan bir kavramdır. bir hipotezin ya da önermenin yanlışlanabilir olması onu bilimsel yapar. popper, sınanamayan bir bilginin bilimsel olmadığını savunmuştur.bir teori, eğer ona aykırı düşen mantık bakımından olası bir gözlem önermesi barındırıyorsa yanlışlanabilirdir.
devamını gör...


