21.
olmayan kriz. dünya yaşam insan tarih falan iplemez. denge yoksa kendini sıfırlar.
böyle şeyleri de çok takmayın kafayı yersiniz.
böyle şeyleri de çok takmayın kafayı yersiniz.
devamını gör...
22.
kimsenin şeyine takmadığı krizdir. büyük şirketlerin sürekli yeşil kampanyaların arkasında hep yaptıkları pislikleri örtmek var. ozan tabakası yüzünden her yaz biraz daha fazla ısınıyor dünya hani şu milyonlarca yıl sonra galaksiler çarpana kara delik birbirine yutana kadar zaten bir kaç yüz yıl sonra güneş içimizden geçecek. hiç aceleme etmelerine gerek yok iklim krizi falanda neymiş.
devamını gör...
23.
ilerde buyuk kitliklara sebebiyet verecek krizdir.
devamını gör...
24.
türkiye'nin de içinde olduğu bazı ülkeleri gıda konusunda tamamen başkalarının insafına bırakacaktır.
tarımda büyük tehdit; kuraklık ve su sorunu
- türkiye’nin birçok havzasında su sorunu yaşanıyor. aydın’da valilik kararı ile tarım alanlarının yüzde 50’sine su verilmeyecek ve bu alanda kuru tarım yapılacak. çiftçi, odalar, borsalar bu karara neden karşı çıkıyor?
- atatürk döneminde uygulanan ve “türk mucizesi” olarak literatüre geçen kuru tarım yeniden uygulanabilir mi?
kaynak
türkiye'nin köyleri birer birer yutuluyor | tehlikeli obruklar
konya'da dev obrukların sayısı 300'ü geçti, 2018
"konya'nın karapınar ilçesinde çap ve derinlikleri farklı 100'den fazla çöküntünün olduğu, tarım arazilerinin bulunduğu alanın bazı yerlerinde iki obruk arası 5 metreye kadar düşüyor." 20 eylül 2024
türkiye gerçekten enteresan bir ülke. gelecekte kendiliğinden yaşanacak sorunların etkilerini daha da ağır hale getirmek için elinden geleni yapan insanları seçen bir kitleyi barındırıyor.
tarımda büyük tehdit; kuraklık ve su sorunu
- türkiye’nin birçok havzasında su sorunu yaşanıyor. aydın’da valilik kararı ile tarım alanlarının yüzde 50’sine su verilmeyecek ve bu alanda kuru tarım yapılacak. çiftçi, odalar, borsalar bu karara neden karşı çıkıyor?
- atatürk döneminde uygulanan ve “türk mucizesi” olarak literatüre geçen kuru tarım yeniden uygulanabilir mi?
kaynak
türkiye'nin köyleri birer birer yutuluyor | tehlikeli obruklar
konya'da dev obrukların sayısı 300'ü geçti, 2018
"konya'nın karapınar ilçesinde çap ve derinlikleri farklı 100'den fazla çöküntünün olduğu, tarım arazilerinin bulunduğu alanın bazı yerlerinde iki obruk arası 5 metreye kadar düşüyor." 20 eylül 2024
türkiye gerçekten enteresan bir ülke. gelecekte kendiliğinden yaşanacak sorunların etkilerini daha da ağır hale getirmek için elinden geleni yapan insanları seçen bir kitleyi barındırıyor.
devamını gör...
25.
insan türünün ne kadar kibirli ve kendini ciddiye alan bir tür olabileceğini anlamak için incelemenin yeterli olacağı krizimsi.
bu dünyanın iklimini değiştirebileceğine inanıyolar ya, ölüyorum gülmekten.
lan altı üstü 7 milyar adamız.
herkesi mitingmiş gibi bir alana toplasak istanbul il sınırlarını dolduramayız, yarısı boş kalır.
bütün dünyayı bi bilardo topu boyutuna küçültsek, bugüne kadar üretilmiş en düzgün bilardo topundan daha pürüzsüz bi yüzey olur.
ama dünyanın iklimini değiştirebilecek kadar etkiliyiz öyle mi ?
ya bırakhskjdafhhksjd.
kendini veya medeniyetini bu kadar ciddiye alma ey insan.
kim ne derse desin, bu krizin(!) tamamen politik güç sathında bir silah oalrak ortaya çıkarıldığını düşünüyorum ben.
lan bu manyaklar "ineklerin osurması yüzünden çok metan gazı salınıyo doğaya, inek çiftliklerini kapatalım" falan dedi lan.
bu dünyanın iklimini değiştirebileceğine inanıyolar ya, ölüyorum gülmekten.
lan altı üstü 7 milyar adamız.
herkesi mitingmiş gibi bir alana toplasak istanbul il sınırlarını dolduramayız, yarısı boş kalır.
bütün dünyayı bi bilardo topu boyutuna küçültsek, bugüne kadar üretilmiş en düzgün bilardo topundan daha pürüzsüz bi yüzey olur.
ama dünyanın iklimini değiştirebilecek kadar etkiliyiz öyle mi ?
ya bırakhskjdafhhksjd.
kendini veya medeniyetini bu kadar ciddiye alma ey insan.
kim ne derse desin, bu krizin(!) tamamen politik güç sathında bir silah oalrak ortaya çıkarıldığını düşünüyorum ben.
lan bu manyaklar "ineklerin osurması yüzünden çok metan gazı salınıyo doğaya, inek çiftliklerini kapatalım" falan dedi lan.
devamını gör...
26.
küresel ısınma türkiye'yi nasıl değiştirebilir?
geçen hafta başlayan birleşmiş milletler (bm) iklim değişikliği konferansı (cop30) bu hafta kritik görüşmelerin ardından sona erecek. brezilya'nın yağmur ormanları şehri belem'de 21 kasım'a dek sürecek zirvede, ülkelerin mevcut emisyon hedefleri ve uyum politikaları masada; bilim dünyası ise küresel ısınmanın hızlandığını ve akdeniz havzası'nın sıcaklık artışından en sert etkilenecek bölgelerden biri olduğunu yineliyor.
akdeniz kuşağında yer alan türkiye de hem hızlı ısınan hem de yağış rejimi bozulan bölgelerden biri haline geliyor.
türkiye için son birkaç yılda yayımlanan projeksiyonlar, türkiye'nin ikliminin gelecek on yıllarda bugünkünden belirgin biçimde farklı olacağını gösteriyor. daha sıcak ve kurak yazlar, değişen iklim tipleri, su stresi altındaki havzalar, küçülen göller, tarımsal verimde kayıplar ve kıyı kentlerinde artan deniz taşkınları aynı resmin parçaları olarak öne çıkıyor.
sıcaklık artışı: türkiye daha hızlı ısınıyor
avrupa-akdeniz iklim değişikliği merkezi'nin (cmcc) hazırladığı g20 iklim riski atlası (2021), yüksek emisyon senaryosunda türkiye'deki sıcaklık artışının 2050'ye kadar 2,7 santigrat derece, yüzyıl sonunda ise 6,3 santigrat dereceyi bulabileceğini öngörüyor. sıcak hava dalgalarının sıklığı ve süresi de dramatik biçimde artıyor.
dünya bankası'nın türkiye ülke iklim ve kalkınma raporu (ccdr, 2022) da ortalama sıcaklığın 2040'a doğru hızlı bir yükseliş eğiliminde olduğunu; istanbul, adana ve antalya gibi kentlerde "ısı indeksi" günlerinin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. 2024 tarihli yağış-sıcaklık analizleri de türkiye'nin 1991-2020 ortalamasına göre yaklaşık 1,2 santigrat derece daha sıcak bir rejime kaydığını doğruluyor.
iklim tipleri değişiyor: kurak kuşak genişliyor
iklim bilimci prof. dr. murat türkeş ve nami yurtseven'in türkiye'nin iklim sınıflandırmasındaki değişimleri inceleyen 2025 tarihli çalışması ise yarı kurak step ve akdeniz ikliminin hem kuzeye hem de daha yüksek rakımlara doğru genişlediğini ortaya koyuyor.
aynı çalışma, yüksek emisyon senaryosunda yüzyıl sonuna kadar türkiye'nin güneydoğusunda daha önce görülmemiş sıcak çöl iklim tipinin ortaya çıkabileceğini öngörüyor. orman üst sınırının da yaklaşık 120-220 metre kadar yükseleceği, dağ ekosistemlerinin ve kar rejiminin buna bağlı olarak değişeceği belirtiliyor.
yağış ve kuraklık: su stresi kalıcı hale geliyor
yağışlardaki uzun vadeli azalma ve kış yağışlarının zayıflaması, türkiye'nin su döngüsünü en kırılgan noktaya taşıyor.
g20 atlası 2050'ye kadar akdeniz ve güneydoğu'da tarımsal ve hidrolojik kuraklık sıklığının keskin biçimde artacağı tahmininde bulunuyor. yağışların daha kısa ve şiddetli olması ise aynı dönemde hem sel hem kuraklık riskini birlikte yükseltiyor.
türk bilimler akademisi'nin (tüba) iklim değişikliğinin türkiye su kaynaklarına etkileri ve uyum adlı çalışması (2022) da türkiye'yi halihazırda yüksek su stresi altında bir ülke olarak tanımlıyor. rapor, 25 nehir havzasını kapsayan projeksiyonlarına dayanarak, özellikle fırat-dicle ve konya havzalarında ciddi su açığı beklendiğini, bazı karadeniz havzalarında ise su fazlası görülebileceğini aktarıyor.
kar örtüsü ve göller: geri çekilen su varlıkları
fırat nehri havzası (keban barajı) üzerine yapılan bir modelleme, yüksek emisyon senaryosunda karla kaplı alanın yüzyıl sonuna kadar yüzde 44'e kadar azalabileceğini öngörüyor. bunun nehrin en yüksek akışını 10 gün öne çekeceği ve su yönetimi ile tarımı aksatacağı tahmin ediliyor. bu da barajların işletilmesini, enerji üretimini ve tarımsal sulamayı zorlaştıran bir etki anlamına geliyor.
uydu verilerine dayalı analizler, salda, burdur ve beyşehir gibi göllerde son 30 yılda belirgin bir küçülme olduğunu gösteriyor. göllerin çekilmesi, daha sıcak ve kurak iklim koşulları ile yeraltı suyu kullanımındaki artışın birleşik bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
tarım: verim kaybı ve bölgesel eşitsizlik riski
iklim değişikliğinin tarıma etkilerini değerlendiren akademik çalışmalara göre, mısır, çeltik, şeker pancarı ve tahıllarda 2050'ye kadar yaklaşık yüzde 3 ile 12,5 arasında, pek çok üründe ise yüzde 8-12 bandında verim kaybı bekleniyor. (aslında daha fazla)
ekonomik araştırma forumu'nun (erf) 2021 tarihli çalışması, sıcaklık artışının tarımsal katma değer ve istihdamda düşüşle birlikte seyrettiğini, özellikle doğu illerinde gıda fiyatlarının daha hızlı arttığını gösteriyor.
bu tablo, tarımın iklim değişikliğine karşı en kırılgan sektörlerden biri olduğunu ve kırılganlığın bölgesel eşitsizliği derinleştirebileceğini ortaya koyuyor.
aşırı hava olayları: en çok şehirler etkileniyor
g20 atlası, türkiye'de sıcak dalgaları, sel ve kuraklığın şehirler üzerinde birleşik bir baskı oluşturduğunu belirtiyor.
istanbul'da 2015-2017 yıllarında yaşanan üç büyük sıcak dalgalarında sıcaklığa bağlı ölümlerin yüzde 6 ile 21 arasında arttığı kaydediliyor.
aynı çalışma, karadeniz'de sel riskinin 2050'ye kadar yüzde 100-300 arasında artabileceğine işaret ediyor.
ccdr de 2020 itibarıyla kıyı taşkınları, aşırı sıcak, kentsel sel ve orman yangını için risk seviyesinin "yüksek" kategoride olduğunu, doğal afet kaynaklı gsyh kaybının yaklaşık yüzde 0,3'üne ulaştığını belirtiyor.
raporda orman yangınlarının özellikle ege ve akdeniz kıyılarında kalıcı bir tehdit haline geldiğini hatırlatılıyor.
g20 atlası, iklim değişikliği etkilerinin 2050 yılına kadar gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 0,9 ila yüzde 2,26 oranında kayba yol açabileceği öngörüyor.
kıyılar: yükselen deniz ve taşkın tehdidi
atlas, deniz seviyesindeki yükseliş ve kıyı taşkınları nedeniyle 2050'ye kadar her yıl sel riski altındaki nüfusun 430 binden 480 bine çıkabileceğini hesaplıyor. bu, özellikle akdeniz ve ege kıyılarında hızla büyüyen şehirler için daha fazla insan ve varlık kaybı anlamına geliyor.
istanbul'da küçükçekmece-bakırköy hattı, samsun'da çarşamba ovası ve izmir körfezi çevresi en riskli alanlar arasında.
antalya ve mersin'de kıyı erozyonu, turizm tesislerinin altyapısını doğrudan etkileyen bir problem haline geliyor.
turizm: sezonlar kayıyor
bbva araştırma biriminin 2024 tarihli "iklim değişikliğinin türkiye'deki turizm talebine etkisi" adlı çalışması, yüksek emisyon senaryosunda 2090'larda, 2024-2030 dönemine kıyasla turizm talebinde yüzde 8'e yakın bir düşüş olabileceğini, en büyük etkinin güney kıyısı'nda görüleceğini belirtiyor.
aynı dönemde iller arasında aydın yüzde 16,5 düşüşle öne çıkıyor. yaz ayları açısından muğla'da ağustos talebinin yüzde 35'e kadar azalabileceği, buna karşılık bahar aylarının cazibesinin artacağı öngörülüyor. erzurum ve kars gibi kış turizmi merkezlerinde ise kar kalınlığı ve sezon süresi kısalıyor. raporda 2090'larda iklim değişikliğinin dağ ve doğa turizmine yüzde 2,4 düşüş olarak yansıyacağı öngörülüyor.
türkiye ne yapmalı?
tüm raporlar ortak bir noktada buluşuyor: uyum politikaları gecikmeden hayata geçirilmezse, etkiler ekonomik olduğu kadar sosyal bir krize dönüşebilir.
ccdr, su yönetiminin havza ölçeğinde yeniden düzenlenmesini, tarımda ürün deseninin iklim projeksiyonlarına göre planlanmasını ve kıyı taşkınlarına karşı risk bazlı planlama yapılmasını öneriyor.
kent kırılganlığı analizleri, yeşil alanların korunması, ısı adası etkisini azaltan çözümler ve afet riskini gözeten imar politikalarının önemine dikkat çekiyor.
bilimsel projeksiyonlar türkiye'nin 2050 sonrasında tamamen yeni bir iklim düzenine gireceğini söylüyor. bu düzenin ne kadar yıkıcı olacağı ise bugünden atılacak adımlarla belirlenecek.
dw türkçe
devamını gör...
27.
zenginler ve siyasetçiler bakkala bile özet jetleriyle giderken normal vatandaşın geri dönüşümlü malzemeden yapılmış dayanıksız ürünlere bir ton para vererek önlemeye çalıştığı kriz. bu kriz sadece normal vatandaşa var, zengine ve siyasetçilere yok. onlar halkın tepesinde parazit gibi yaşıyorlar. halk da enayi gibi sömürülmeyi kabul ediyor, abuk sabuk gündemlerle kendi içinde bölünüp güdülmeyi kolaylaştırıyor.
ha bir de sık sık duş almayın, tayyipin ülkeye doldurduğu yabancı maden şirketlerine su yetmiyor. dinci seçmene göre 2023'ten sonra madenleri güya hep türkler çıkaraktı ve memleket zenginleşecekti. ama sadece tayyipgiller ve yabancılar zengin oluyor, türk halkı fakirleşiyor, suyu tükeniyor, toprağı erozyona uğrayıp çölleşiyor, ormanları yakılıyor. türkler daha kötü çevre şartlarında yaşamak zorunda kalıyor. doğa ve sulak alanlar mahvedildiği için göçmen kuşlar bile eskisi kadar uğramıyor muhtemelen.
istanbul'un kuzey ormanlarından yandaşa yaptırdıkları otoyol geçirdiler, yine kuzeyindeki sulak alanlar doldurulup yandaşa istanbul havalimanı inşa ettirildi. şimdi de akp'lilerin ve arapların kıyak arazileri önceden kaptığı bölgelere kanal istanbul yapılıyor. sadece istanbul bile böyleyken diğer illerimizde halkın duymadığı, görmediği, yada akp'li olduğu için görmezlikten geldiği yada görse bile cehaletinden ne olduğunu anlamadığı neler dönüyor kim bilir.
ha bir de sık sık duş almayın, tayyipin ülkeye doldurduğu yabancı maden şirketlerine su yetmiyor. dinci seçmene göre 2023'ten sonra madenleri güya hep türkler çıkaraktı ve memleket zenginleşecekti. ama sadece tayyipgiller ve yabancılar zengin oluyor, türk halkı fakirleşiyor, suyu tükeniyor, toprağı erozyona uğrayıp çölleşiyor, ormanları yakılıyor. türkler daha kötü çevre şartlarında yaşamak zorunda kalıyor. doğa ve sulak alanlar mahvedildiği için göçmen kuşlar bile eskisi kadar uğramıyor muhtemelen.
istanbul'un kuzey ormanlarından yandaşa yaptırdıkları otoyol geçirdiler, yine kuzeyindeki sulak alanlar doldurulup yandaşa istanbul havalimanı inşa ettirildi. şimdi de akp'lilerin ve arapların kıyak arazileri önceden kaptığı bölgelere kanal istanbul yapılıyor. sadece istanbul bile böyleyken diğer illerimizde halkın duymadığı, görmediği, yada akp'li olduğu için görmezlikten geldiği yada görse bile cehaletinden ne olduğunu anlamadığı neler dönüyor kim bilir.
devamını gör...
28.
fasadır.
fisodur.
bu zamanda ekranlarda, sosyal mecralarda pompalanan hemen her şey finansal ve siyasi gücün araçlarıdır.
çoğunun altında da korku duygusu yatar.
bilinmeze karşı olan korku.
o kadar güzel örerler ki senaryoyu, çoğunlukla "kötü bişey olacağı kesin ama ne oalcağını bilmiyoruz" ile özetlenebilir.
güruhlar da bu önemli(!) konulara kafa yorduğu zaman kendisini değerli ve erdemli hisseder.
fisodur.
bu zamanda ekranlarda, sosyal mecralarda pompalanan hemen her şey finansal ve siyasi gücün araçlarıdır.
çoğunun altında da korku duygusu yatar.
bilinmeze karşı olan korku.
o kadar güzel örerler ki senaryoyu, çoğunlukla "kötü bişey olacağı kesin ama ne oalcağını bilmiyoruz" ile özetlenebilir.
güruhlar da bu önemli(!) konulara kafa yorduğu zaman kendisini değerli ve erdemli hisseder.
devamını gör...
29.
2 yılda 1 kapanma gerçekleştirelim. tıpkı pandemi dönemi yaptığımız gibi.
göreceksiniz. mevsimler yeniden canlanacak , iklime bağlı tüm krizler yavaşlamaya başlayacak.
en son yoğun kar yağışının öncesinde bunu yapmıştık. sanırım yıl 2021'di. hiç kar yağmayan bölgelere bile yağmıştı. bu tesadüf olamaz.
bu kriz kapımıza kadar dayandı ve hala şansımız varken en azından bu tarz önlemleri almak zorundayız.
göreceksiniz. mevsimler yeniden canlanacak , iklime bağlı tüm krizler yavaşlamaya başlayacak.
en son yoğun kar yağışının öncesinde bunu yapmıştık. sanırım yıl 2021'di. hiç kar yağmayan bölgelere bile yağmıştı. bu tesadüf olamaz.
bu kriz kapımıza kadar dayandı ve hala şansımız varken en azından bu tarz önlemleri almak zorundayız.
devamını gör...
30.
iran uzunca süredir bunun sorunlarını derinden yaşıyor ve tahminen önümüzdeki yıllarda ölümcül sonuçlara neden olacak.
sorun sadece yüksek sıcaklıklar ve kuraklık değil. uzun ve kurak geçen dönemlerin ardından yaşadıkları 2017 ve 2019 sel felaketleri inanılmazdı. böyle seller, kuraklaşmış toprağın üstteki verimli kısmını da alıp götürüyor, yani uzun vadede tarımı da imkansızlaştırıyor. ayrıca ikisinde toplamda 120 kişi ölmüş, 1000'den fazla insan yaralanmıştı ve sadece mülkiyet hasarının maliyeti 5 milyar doları geçmişti. milyonlarca kanatlı, küçükbaş ve büyükbaş hayvan telef olmuştu.
üst düzey bir tarım yetkilisi cumartesi günü yaptığı açıklamada, iran topraklarının iflasın eşiğinde olduğunu belirterek, ülkenin gıda üretim görünümünün acil müdahale edilmediği takdirde ciddi şekilde kötüleşeceğini söyledi.
iran toprak ve su araştırma enstitüsü başkanı hadi asadi-rahmani, gazvin'de düzenlenen dünya toprak günü konferansında yaptığı konuşmada, yaygın farkındalığın eyleme dönüşmediğini söyledi.
asadi-rahmani, "hepimiz iran topraklarının fakirleştiğini biliyoruz ve acil önlem alınmazsa gıda üretiminin geleceği ciddi risklerle karşı karşıya kalacak" dedi.
iran'ın 165 milyon hektarlık arazisi var ve bunun sadece 24 milyon hektarı ekilebilir. asadi-rahmani, ulusal mahsul üretiminin yarısının artık üçüncü ve dördüncü sınıf arazilerden geldiğini söyledi.
sürekli su çıkarma, yetersiz gübre girdisi ve erozyonun ülkeyi yapısal bir krize doğru sürüklediği konusunda uyardı. "iran topraklarının yüzde 75'inde yüzde birden az organik karbon var," diye belirtti. "bu, topraklarımızın ne kadar tükendiğini gösteriyor."
ülkedeki su krizine benzer şekilde her yıl yaklaşık 30 bin hektarlık arazinin bozulduğunu söyledi.
kaynak
sorun sadece yüksek sıcaklıklar ve kuraklık değil. uzun ve kurak geçen dönemlerin ardından yaşadıkları 2017 ve 2019 sel felaketleri inanılmazdı. böyle seller, kuraklaşmış toprağın üstteki verimli kısmını da alıp götürüyor, yani uzun vadede tarımı da imkansızlaştırıyor. ayrıca ikisinde toplamda 120 kişi ölmüş, 1000'den fazla insan yaralanmıştı ve sadece mülkiyet hasarının maliyeti 5 milyar doları geçmişti. milyonlarca kanatlı, küçükbaş ve büyükbaş hayvan telef olmuştu.
üst düzey bir tarım yetkilisi cumartesi günü yaptığı açıklamada, iran topraklarının iflasın eşiğinde olduğunu belirterek, ülkenin gıda üretim görünümünün acil müdahale edilmediği takdirde ciddi şekilde kötüleşeceğini söyledi.
iran toprak ve su araştırma enstitüsü başkanı hadi asadi-rahmani, gazvin'de düzenlenen dünya toprak günü konferansında yaptığı konuşmada, yaygın farkındalığın eyleme dönüşmediğini söyledi.
asadi-rahmani, "hepimiz iran topraklarının fakirleştiğini biliyoruz ve acil önlem alınmazsa gıda üretiminin geleceği ciddi risklerle karşı karşıya kalacak" dedi.
iran'ın 165 milyon hektarlık arazisi var ve bunun sadece 24 milyon hektarı ekilebilir. asadi-rahmani, ulusal mahsul üretiminin yarısının artık üçüncü ve dördüncü sınıf arazilerden geldiğini söyledi.
sürekli su çıkarma, yetersiz gübre girdisi ve erozyonun ülkeyi yapısal bir krize doğru sürüklediği konusunda uyardı. "iran topraklarının yüzde 75'inde yüzde birden az organik karbon var," diye belirtti. "bu, topraklarımızın ne kadar tükendiğini gösteriyor."
ülkedeki su krizine benzer şekilde her yıl yaklaşık 30 bin hektarlık arazinin bozulduğunu söyledi.
kaynak
devamını gör...
31.
yeşil alanları koruyarak, yeni yeşil alanlar oluşturarak mücadeleye destek verilebilir.
devamını gör...
32.
aralık ayının ilk haftasında sivrisinekler tarafından kemirilmem sonrasında kuduz it gibi kaşınacağım söylenseydi bana, vallahi billahi bu kadar deodorant kullanmazdım bunca yıl. pis pis kokar, arkasından küfredilen adam olurdum. razıydım ben buna.
aralık ayının ilk haftasında sivrisinekler tarafından emcürülüyorsam ciddi bir sorundur bu. sarı pipili turump ve diğerleri önlem alsın. işleri ne. taylor swift gibilerin özel jetlerine el koysunlar, orman yakanları yaktıkları ormanın ortasında halka açık şekilde yakarak infaz etsinler falan ne bileyim bulsunlar bişi.
aralık ayının ilk haftasında sivrisinekler tarafından emcürülüyorsam ciddi bir sorundur bu. sarı pipili turump ve diğerleri önlem alsın. işleri ne. taylor swift gibilerin özel jetlerine el koysunlar, orman yakanları yaktıkları ormanın ortasında halka açık şekilde yakarak infaz etsinler falan ne bileyim bulsunlar bişi.
devamını gör...
33.
sapiens türü kuyruksuz maymunların diğer ortak kçklülerinden ayrıldığı 'düşünsel kavşak' işteb tam da bu noktadadır: ''şüphe''
sapiens, nörol link çokluğu ile nasıl olduğu çok anlaşılmaz bir şekilde ''şüphe'' yeteneği kazanmıştır.
her şeyden, herkesten, her yeni durumdan şüpheleniriz ve önlem alırız. bakalım 'iklim krizi' içinalınacak önlemlerimizle ne kadar cana kıyacağız. çok öldüreceğiz çoook. oysa sineye çekmek-bedel ödemek* diye de bir tutum var ama sapiens nerde, o nerede...
böyle böyle dünyanın aansını belledik. ''helak olmamız vaciptir''! duy bizi dünya. biz bunu hakedeli çok oldu.
sapiens, nörol link çokluğu ile nasıl olduğu çok anlaşılmaz bir şekilde ''şüphe'' yeteneği kazanmıştır.
her şeyden, herkesten, her yeni durumdan şüpheleniriz ve önlem alırız. bakalım 'iklim krizi' içinalınacak önlemlerimizle ne kadar cana kıyacağız. çok öldüreceğiz çoook. oysa sineye çekmek-bedel ödemek* diye de bir tutum var ama sapiens nerde, o nerede...
böyle böyle dünyanın aansını belledik. ''helak olmamız vaciptir''! duy bizi dünya. biz bunu hakedeli çok oldu.
devamını gör...
34.
dünyanın çükü götümüze kaçtı kaçacak.
dünya kendini korur her zaman...
dünya kendini korur her zaman...
devamını gör...
35.
20'li yaşların sonuna kadar hiç alerjik sorunlar yaşamadım, ancak 28-30 yaşından beri alerjiye bağlı sağlık sorunları yaşıyorum. dişlerim bile problem çıkarıyor durduk yere. burnum yılın 12 ayı tıkalı. iklim problemleri kendini ciddi manada hissettiriyor kesinlikle. eskiden benim için kapalı hava, kasvet ve düşük enerji demekti. şimdi ise hasta hissetmek demek.
devamını gör...
36.
30 40 yıldır bütün açıklamalarda aynı laf "eşiğindeyiz..." .. ne oluyor korkutunca piyasa mi açılıyor?
devamını gör...
37.
cevherden demir üretme işi dünya hava kirliğinin tek başına %7 ila %9'unu yaratıyor. hurda demirden üretimin yükü, kok kullanılmadığı için %3-4 arasında. orada da enerji olarak kullanılan elektrik enerjisinin üretimi sırasında oluşan hava kirliliği hakkından sadece tahmin var.
yapay zeka sistemlerinin kullandığı enerji kısa sürede abd'nin tüm tüketiminin %30'una gelecek, daha sonra da artacak.enerji üretiminin iklim krizine katkısı gizli tutuluyor ve sadece bir tahmin var.
o kıta senin bu kıta benim dolaşan, çin'den aldığı malları rotterdam'a, abd'ye ulaştıran o devasa gemiler, petrol endüstrisinde, rafineriden arta kalan yanıcı çamurları kullanıyorlar. günde 45 tona yakın yakıt kullanan gemiler var. çin'den çıkıp rotterdam'a varmaları 25 gün. yani en az 750 ton yakıt yanıyor.
ve bu gemilerden binlercesi var.
ve gariban ben plastik torba kullandım diye küresel ısınmaya, iklim krizine neden oluyorum. öyle mi? öyle mi alay komutanı:
haaaasssss....
yapay zeka sistemlerinin kullandığı enerji kısa sürede abd'nin tüm tüketiminin %30'una gelecek, daha sonra da artacak.enerji üretiminin iklim krizine katkısı gizli tutuluyor ve sadece bir tahmin var.
o kıta senin bu kıta benim dolaşan, çin'den aldığı malları rotterdam'a, abd'ye ulaştıran o devasa gemiler, petrol endüstrisinde, rafineriden arta kalan yanıcı çamurları kullanıyorlar. günde 45 tona yakın yakıt kullanan gemiler var. çin'den çıkıp rotterdam'a varmaları 25 gün. yani en az 750 ton yakıt yanıyor.
ve bu gemilerden binlercesi var.
ve gariban ben plastik torba kullandım diye küresel ısınmaya, iklim krizine neden oluyorum. öyle mi? öyle mi alay komutanı:
haaaasssss....
devamını gör...
38.
iklim mülteciliği kavramını da (80'li yıllarda ilk tanımlansa da) son yıllarda görünür yapan ve yeşil sosyal hizmet modelinin uygulanması ve olası önlemler için son yıllarda daha çok konuşulmasına sebep olan kriz.
mesela ipcc'ye göre *bangladeş’te, 2050 yılına kadar, deniz seviyesindeki artış nedeniyle ülkedeki 17 milyon insanın yer değiştirebileceği öngörülmekte. daha uluslararası hukuki tanıma sahip olmadığı için bu mülteciler sosyal adalet ve çevre politikalarında da ülkelerde "açık" olarak görünüyorlar.
mesela ipcc'ye göre *bangladeş’te, 2050 yılına kadar, deniz seviyesindeki artış nedeniyle ülkedeki 17 milyon insanın yer değiştirebileceği öngörülmekte. daha uluslararası hukuki tanıma sahip olmadığı için bu mülteciler sosyal adalet ve çevre politikalarında da ülkelerde "açık" olarak görünüyorlar.
devamını gör...
39.
sakin olun
bu krizde en suçsuz olanlar sizlersiniz
kendinizi sorumlu da hissetmeyin
bu konuda daha fazla yorum yapmayı da vakit kaybı olarak görüyorum
bu krizde en suçsuz olanlar sizlersiniz
kendinizi sorumlu da hissetmeyin
bu konuda daha fazla yorum yapmayı da vakit kaybı olarak görüyorum
devamını gör...
40.
ben kendimce çevreyi koruyup yeşillendiriyorum. sıradan türk insanı zaten karbon ayak izi oldukça düşük bir millet. doğa için asıl problem zenginler, büyük şirketler ve politikacılar. asıl onları cezalandırmamız lazım.
cumaya bile 100 araçlık konvoyla biz gitmiyoruz sonuçta. yurt dışı gezilerine giderken kendi zırhlı araçlarımızı özel uçaklarımızla biz taşıttırmıyoruz. yada otel inşa etmek için ormanları biz yakmıyoruz. yada avanta alma karşılığında maden şirketlerinin ormanları, toprağı ve içme su kaynaklarını yok etmesine biz izin vermiyoruz.
cumaya bile 100 araçlık konvoyla biz gitmiyoruz sonuçta. yurt dışı gezilerine giderken kendi zırhlı araçlarımızı özel uçaklarımızla biz taşıttırmıyoruz. yada otel inşa etmek için ormanları biz yakmıyoruz. yada avanta alma karşılığında maden şirketlerinin ormanları, toprağı ve içme su kaynaklarını yok etmesine biz izin vermiyoruz.
devamını gör...