insanın yaşlandığını anladığı anlar
başlık "demir baybars" tarafından 11.12.2020 17:08 tarihinde açılmıştır.
81.
buraya bir yaşlılık belirtini yazmaktan gocunduğun an.
devamını gör...
82.
arkadaşlarımı geçtim, küçüklüğünde peşimde fıtıfıtı gezen kuzenlerimin bile evlenip çoluk çocuk yapmaya başlaması bir tık anlamamı sağlıyor. bu arada yaşlı da değilim baya gencim ama sanırım küçükken voaa diyerek şaşırdığım yaşlardayım, o zaman çok büyüktü ama şimdi hala 17 yaşındaymışım gibi geliyor, tabi gerçekler yüzüme vurulana kadar.
devamını gör...
83.
gerçek problemler. sürekli düşündüğüm bir sorun oluyor. onlara mütemadiyen çözümler bulmaya ya da başka konularda planlama yapmaya çalışıyorum. önceden böyle kontrol etmeye çalıştığım sorunlar yoktu.
devamını gör...
84.
t: yazarların, yaşlı hissettiği anları derlediği başlık.
insan; şaşırmayı bıraktığı an, yaşlanmaya başlamıştır diyordu, sofie'nin dünyası adlı felsefik romanda.
bu* anlatılanlar yaşlanmak değil de, yaş almakla alakalı tanımlar. dedem hiç yaşlanmadı mesela. hiç çocukluğunu kaybetmedi. öldü gitti, onu, gülüşüyle hatırladık hep. şen şakrak, hayat dolu. içi hiç geçmedi. sabah erkenden kalktı, yürüyüşünü yaptı. dengeli ve sağlıklı beslendi. yerine göre büyük meselelerle uğraştı, bir gecede battı. saçları ağardı... daha neleeeer neler ... ama yaşlanmadı, çökmedi hiç. içiniz geçmiş sizin dediği oldu zaman zaman. ya yaşlandığını hissetmedi ya da tam tersi hissettirmedi. dolayısıyla yaşlandığını hissetmek değil bu anlatılanlar bana göre: içimizin geçmesi.
ha yaş almak, yaşlanmak olmuyor mu halych? derseniz, olmuyor, evet. insan yaş aldıkça, büyüdükçe, biraz daha olgunlaşıyor, eskiden heyecanla tepki verdiği olaylara zamanla tepki vermemeye başlıyor. doğal olarak yaşlanmak, ruhsal anlamda şaşırma eyleminin bittiği yerde gerçekleşir. insanda heyecan, merak ve yeni şeyler öğrenme isteğinin var olması durumunda ise gençlik hissi, sürer gider. birey, etrafı umursamaz.
işte bu gerçekleşmişse yaşlanma, yaştan bağımsız gerçekleşmiş demektir. ben de kendimi, yaşam enerjim çöktüğünde yaşlı hissediyorum. daha sonra toparlanmak adına, başta annem ve anneannem olmak üzere keyifli insanlarla iletişime geçiyorum. özellikle anneannem, hatta kuzenimin anneannesi, yaşlanmanın karşısında bir at kanı gibi dimdik dururlar hala. eşleriyle ne kadar da uyumlularmış meğer birbirlerine..
özetle; cıvıl cıvıl kızlar, sen şakrak oğlanlar görmek, salıncağa binememek, koşup eğlenememek gibi özellikler, yaşlandığımı hissettirmiyor bana. daha çok adrenalin oranımın düştüğünü hissettiğim an, bi durup kendime heyy diyorum. heyy kendine gel. zamana uy ve kalk, koş. bu adrenalin oranı ölçülebilir mi derseniz? evet, elbette ölçülebilir. lunaparklar bunun için var. sonra aquaparklar....
bunlardan sıyrılanlar için ekstrem sporlarbir numara. kendi adrenalin oranınız ölçeğinde. ha bir de çağı yakalamak önemli. nerede ne çıkmış, ne popülermiş, yeni hitler neler?, yeni nesli zorlamadan ve yaşından beklenenin aksi abuklukta hareket etmeden kendi stilinde bir tavır ve sosyal medya trendlerini bilmek gerekiyor, şahsi görüşüm. gözlemlerim hep bu yönde...
ipin ucunu bi kaçırırsanız, yakalayamazsınız mazallah.
insan; şaşırmayı bıraktığı an, yaşlanmaya başlamıştır diyordu, sofie'nin dünyası adlı felsefik romanda.
bu* anlatılanlar yaşlanmak değil de, yaş almakla alakalı tanımlar. dedem hiç yaşlanmadı mesela. hiç çocukluğunu kaybetmedi. öldü gitti, onu, gülüşüyle hatırladık hep. şen şakrak, hayat dolu. içi hiç geçmedi. sabah erkenden kalktı, yürüyüşünü yaptı. dengeli ve sağlıklı beslendi. yerine göre büyük meselelerle uğraştı, bir gecede battı. saçları ağardı... daha neleeeer neler ... ama yaşlanmadı, çökmedi hiç. içiniz geçmiş sizin dediği oldu zaman zaman. ya yaşlandığını hissetmedi ya da tam tersi hissettirmedi. dolayısıyla yaşlandığını hissetmek değil bu anlatılanlar bana göre: içimizin geçmesi.
ha yaş almak, yaşlanmak olmuyor mu halych? derseniz, olmuyor, evet. insan yaş aldıkça, büyüdükçe, biraz daha olgunlaşıyor, eskiden heyecanla tepki verdiği olaylara zamanla tepki vermemeye başlıyor. doğal olarak yaşlanmak, ruhsal anlamda şaşırma eyleminin bittiği yerde gerçekleşir. insanda heyecan, merak ve yeni şeyler öğrenme isteğinin var olması durumunda ise gençlik hissi, sürer gider. birey, etrafı umursamaz.
işte bu gerçekleşmişse yaşlanma, yaştan bağımsız gerçekleşmiş demektir. ben de kendimi, yaşam enerjim çöktüğünde yaşlı hissediyorum. daha sonra toparlanmak adına, başta annem ve anneannem olmak üzere keyifli insanlarla iletişime geçiyorum. özellikle anneannem, hatta kuzenimin anneannesi, yaşlanmanın karşısında bir at kanı gibi dimdik dururlar hala. eşleriyle ne kadar da uyumlularmış meğer birbirlerine..
özetle; cıvıl cıvıl kızlar, sen şakrak oğlanlar görmek, salıncağa binememek, koşup eğlenememek gibi özellikler, yaşlandığımı hissettirmiyor bana. daha çok adrenalin oranımın düştüğünü hissettiğim an, bi durup kendime heyy diyorum. heyy kendine gel. zamana uy ve kalk, koş. bu adrenalin oranı ölçülebilir mi derseniz? evet, elbette ölçülebilir. lunaparklar bunun için var. sonra aquaparklar....
bunlardan sıyrılanlar için ekstrem sporlarbir numara. kendi adrenalin oranınız ölçeğinde. ha bir de çağı yakalamak önemli. nerede ne çıkmış, ne popülermiş, yeni hitler neler?, yeni nesli zorlamadan ve yaşından beklenenin aksi abuklukta hareket etmeden kendi stilinde bir tavır ve sosyal medya trendlerini bilmek gerekiyor, şahsi görüşüm. gözlemlerim hep bu yönde...
ipin ucunu bi kaçırırsanız, yakalayamazsınız mazallah.
devamını gör...
85.
çocuklarının büyüdüğünü gördüğü fark ettiği anlar. benimse bugün..
devamını gör...
86.
fotoğraflar efendim bugün ormana gittik yürüyüş gezi derken yine bir arkeolog biyolog ziraat mühendisi bir araştırmacı olarak gezdiğim dağlarda fotoğraflarım çekilmiş ve ben puu yaşlanmışız ya. ben hala 2010 lardayım sanıyorum. hatta iki binlerde . bakın bu dramdır.
devamını gör...
87.
saçların beyazlaması, kuzenlerin büyümesi, yeğenlerin olması, unutkanlık, fiziksel yorgunluk.
devamını gör...
88.
huzur arayışında olmak.
devamını gör...
89.
devamını gör...
90.
saclarinin dokuldugu, belinin bukuldugu andir.
devamını gör...
91.
nerden mi anlıyorum yaşlandığımı
kadınlar gittikçe daha güzel
güneş daha hızlı adımlıyor gökyüzünü
sular daha soğuk rüzgar daha serin
eskiden her konuda konuşurdum istekle
bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi
şükrü erbaş
kadınlar gittikçe daha güzel
güneş daha hızlı adımlıyor gökyüzünü
sular daha soğuk rüzgar daha serin
eskiden her konuda konuşurdum istekle
bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi
şükrü erbaş
devamını gör...
92.
sen de yaşlanıyorsun..."
ben maykıl ceksın değilim, "ben ölmeyeceğim ki..." diyemem. turgut uyar öldü mü ki, maykıl ceksın ölsün? vesaire olmayan hiçbir insan ölmez. ancak benim gibi vesaireler ölür, yarım asır sonra hatırlayanı olmaz.
zekeriya abi geldi, "nöğrüyon?" dedi. bir selam vermeye uğramış, kapı ağzında, hiç oturmadan. nasılsın?" dedim, yaşıma göre iyiyim dedi. ve bir nasihat verdi. ömür gelip geçiyor, illa sorunlar olacak olmaz mı? sen de yaşlanıyorsun, gençsin amma, gözümün önünde yaşlandın." dedi.
gitti.
biraz da duygulandı mı ne, yaşlılıktantır belki de.
başlığın cevabı benim için bu bir buçuk dakikalık sohbet oldu. zekeriya abi, yaşlanıyorsun dedi. doğrudur.
ben maykıl ceksın değilim, "ben ölmeyeceğim ki..." diyemem. turgut uyar öldü mü ki, maykıl ceksın ölsün? vesaire olmayan hiçbir insan ölmez. ancak benim gibi vesaireler ölür, yarım asır sonra hatırlayanı olmaz.
zekeriya abi geldi, "nöğrüyon?" dedi. bir selam vermeye uğramış, kapı ağzında, hiç oturmadan. nasılsın?" dedim, yaşıma göre iyiyim dedi. ve bir nasihat verdi. ömür gelip geçiyor, illa sorunlar olacak olmaz mı? sen de yaşlanıyorsun, gençsin amma, gözümün önünde yaşlandın." dedi.
gitti.
biraz da duygulandı mı ne, yaşlılıktantır belki de.
başlığın cevabı benim için bu bir buçuk dakikalık sohbet oldu. zekeriya abi, yaşlanıyorsun dedi. doğrudur.
devamını gör...
93.
alnimin hafif acilmasi.
devamını gör...
94.
dünden kalan bayat ekmekleri ben yerim dediğim andir.
eskiden babam yerdi, ne ara yaşlandım ben ya.
eskiden babam yerdi, ne ara yaşlandım ben ya.
devamını gör...
95.
devamını gör...
96.
geleceğe dair, insanlardan bir beklentim kalmadığı andır. o an geçmiş midir? sanırım artık dönüşü yoktur.
devamını gör...
97.
bencil olmak.
eskiden, herkese yardım etmeye çalışan/ insanların dertlerini çözüme ulaştırmadan kendi hayatına odaklanmayan bir insandım ve yaptığım iyiliklerden zevk alırdım. şu an odağım sadece kendimim. bunu yazarken de gram utanmıyorum. kimsenin kurtarıcısı olmak için dünyaya getirilmedim, olamam da. birinin hayatını düzeltmesi adına desteği olmak, gösterildiği kadar kolay değil, bu bir patolojidir.
her insan, riyakardır ve çabanız bir gün mutlaka sonuçsuz kalır. bu dünyada, kimsenin diğerine vicdanen duyduğu sorumluluk yok. ne kadar acı değil mi? kendi menfaati uğruna, verdiğiniz emeği anında çar-çöp edebilen insanlar için; hayatınızdan çalmaya gerek olduğu kanısında değilim. sanırım baş rol olmayı öğrendim - baş rolü destekleyen figürandansa. herkes, kendi hayatının başrolüdür. minimum bencillik, bir koruma kalkanıdır. herkesin, kendisini başkasına kullandırtmayacak kadar sağlıklı şekilde sevmesi gerekiyor. o izini bir kez verirseniz, bir daha önünü kesemezsiniz. herkes ruh emici şeklinde ortada geziyor.
eskiden, herkese yardım etmeye çalışan/ insanların dertlerini çözüme ulaştırmadan kendi hayatına odaklanmayan bir insandım ve yaptığım iyiliklerden zevk alırdım. şu an odağım sadece kendimim. bunu yazarken de gram utanmıyorum. kimsenin kurtarıcısı olmak için dünyaya getirilmedim, olamam da. birinin hayatını düzeltmesi adına desteği olmak, gösterildiği kadar kolay değil, bu bir patolojidir.
her insan, riyakardır ve çabanız bir gün mutlaka sonuçsuz kalır. bu dünyada, kimsenin diğerine vicdanen duyduğu sorumluluk yok. ne kadar acı değil mi? kendi menfaati uğruna, verdiğiniz emeği anında çar-çöp edebilen insanlar için; hayatınızdan çalmaya gerek olduğu kanısında değilim. sanırım baş rol olmayı öğrendim - baş rolü destekleyen figürandansa. herkes, kendi hayatının başrolüdür. minimum bencillik, bir koruma kalkanıdır. herkesin, kendisini başkasına kullandırtmayacak kadar sağlıklı şekilde sevmesi gerekiyor. o izini bir kez verirseniz, bir daha önünü kesemezsiniz. herkes ruh emici şeklinde ortada geziyor.
devamını gör...
98.
yaşlılık belirtileri mi olgunluk belirtileri mi bilemem.
sade sodayı ve yeşil çayı severek içiyorum. geç yatsam da erken kalkıyorum. telefonla daha az ilgileniyorum. çok çabuk yoruluyorum dışarı çıkmak istemiyorum. saçlarım beyazlaşıyor. geçmişimi gençliğimi özlüyorum. hastaneden çıkmıyorum ev eczaneye döndü. *)
sade sodayı ve yeşil çayı severek içiyorum. geç yatsam da erken kalkıyorum. telefonla daha az ilgileniyorum. çok çabuk yoruluyorum dışarı çıkmak istemiyorum. saçlarım beyazlaşıyor. geçmişimi gençliğimi özlüyorum. hastaneden çıkmıyorum ev eczaneye döndü. *)
devamını gör...
99.
geçen hafta berberde traş olurken fark ettim. yan koltukta traş olan bebe babasından izin aldı ve kuyruk bırakmaya başladı saçın arkasında. bir tuhaf oldum. lan dedim kendi kendime içimden. derinden bir lan.
neden tuhaf oldum? 90'lı yıllarda çocukluğunu yaşamış kişiler iyi bilir saç kuyruğu modaydı çocuklar arasında. 2002 dünya kupasına kadar gitmişti kuyruk furyası.
kuyruk saç modelinin çocuklar arasında popüler olmasının tek sebebi (bkz: roberto baggio) denilen müthiş italyan futbolcuydu. ben de bırakmıştım kuyruk. karşı komşumuz emre, bakkal mehmet'in oğlu halil... ne topçuydun be baggio... yaş geçti bırakamayız artık kuyruk falan.
socrates zehirlenerek
niedtsche halüsinasyonla
baggio ise ayakta öldü...

clark ise berber koltuğunda öldü...
kutsal at kuyruğu.
neden tuhaf oldum? 90'lı yıllarda çocukluğunu yaşamış kişiler iyi bilir saç kuyruğu modaydı çocuklar arasında. 2002 dünya kupasına kadar gitmişti kuyruk furyası.
kuyruk saç modelinin çocuklar arasında popüler olmasının tek sebebi (bkz: roberto baggio) denilen müthiş italyan futbolcuydu. ben de bırakmıştım kuyruk. karşı komşumuz emre, bakkal mehmet'in oğlu halil... ne topçuydun be baggio... yaş geçti bırakamayız artık kuyruk falan.
socrates zehirlenerek
niedtsche halüsinasyonla
baggio ise ayakta öldü...

clark ise berber koltuğunda öldü...
kutsal at kuyruğu.
devamını gör...
100.
asansör bozulduğu andır. o iki kat merdiven meğer ne kadar uzun bi yolmuş dedirtir. soluk soluğa eve atarsın kendini ve nefesinin düzene girmesi bi 10 dakika sürer.
devamını gör...