161.
162.
küçükken gözlüklerimle boyumla kilomla dalga geçerlerdi biraz büyüdüm dalga geçmeye devam ettiler ve bu eleştiriler yüzünden hiçbir zaman özgüven sahibi olamadım fazlasıyla kırılgan kolay alınan birisine dönüştüm. hala hepsine üzülürüm ki bitmişde değil..
devamını gör...
163.
babamın annemi bakıcım denen kaltakla aldatmasıyla temelden yıkılıp inşa olmayan güven sorunum, allah bilir anlamıyorum diye yanımda ne boklar yediler. allah belasını versin ikisinin de
devamını gör...
164.
öz dayım tarafından çocuk yaşimda havuza atılmam.ona göre ileri yüzme tekniği sayılırmış bu yöntem. saolsun sayesinde uzun müddet denize girememiştim.
devamını gör...
165.
hepimizin yaşadığı bişey aile içi taciz evet çekirdek ailemden değil bu sülaledeki aileden biri neden yaptın ki mahvettin çocukluğumu ve gençliğimi; yıllar sonra anneme diyebildim sadece ama kendisini rezil edemedim, ama farklı bir biçimde ettiğini çekiyor artık karma mı dersiniz ilahi adalet mi bilmiyorum.ve bu tek bende değil nasıl da sıradan ülkemizde ve belki dünyada bence öyle ..
devamını gör...
166.
köpek ısırmıştı.
hala rüyama girer hatırlatmayın.
hala rüyama girer hatırlatmayın.
devamını gör...
167.
annem kola veya gazoz içersem öleceğimi söylemişti. hala içemiyorum. teşekkürler canım annem
devamını gör...
168.
şimdiye kıyasla çocukluk dönemim maddi açıdan sıkıntılı geçti. ilk okul 4.sınıfta okula 40 kuruşla gitmişliğim vardı. yani en azından simit alabiliyordum ama günlük 1.5 lira harçlık alırken o gün 40 kuruş almak zor geldi. *.
lan öyle travma mı olur derseniz eğer şunu söylüyüm: 4 yıl önce eski günlüğümün arasına 100 euro koymuştum. hala bekliyor. eğer gün gelir sıkışırsam kullanıcam.
travmaya bak iyi yatırım yapmışım puhjaaj
lan öyle travma mı olur derseniz eğer şunu söylüyüm: 4 yıl önce eski günlüğümün arasına 100 euro koymuştum. hala bekliyor. eğer gün gelir sıkışırsam kullanıcam.
travmaya bak iyi yatırım yapmışım puhjaaj
devamını gör...
169.
adı çocukluk travması diye geçer etkilerinin kendini zirvede gösterdiği dönemse yetişkinlik zamanlarıdır. bazı istisnalar harici özellikle yaşanılan bir tacizi kişi yıllar sonra anladığında o an yaşanılan hissi sanıyorum hayatının hiçbir döneminde unutamaz. bu resilience seviyesi tabii kişiden kişiye değişkenlik gösterir.
devamını gör...
170.
5-6 yaşlarındaydım bizde büyükler öptüğü zaman sulu sulu öper ben de bundan hiç hoşlanmam. dedem bir akşam bize geldi sevmek istedi beni kaçtım tabi çocukluk. o gece dedem banyoda düştü rahatsızlandı bir hafta sonra da öldü. çocukluğumda büyük bir oyuk açılmasına sebep olduğunu düşündüğüm bir travmamdır bu.
devamını gör...
171.
anlatmak isterdim de bir yerlerde karşıma çıkabilir.
devamını gör...
172.
bir çocuk düşünün; 9-10 yaşlarında olan. o zamanki adıyla birinci ligdeki takımların tüm futbolcularının isimlerini sorana söyleyen. +sariyer'in 2 numarası kim, çabuk söyle
-hasan hüseyin
+peki malatyaspor'un 6 numarası
-ali veli
bunu ne kadar boş beleş, aklı evvel bir çocuk olduğumu anlatmak için yazdım.
travmaya gelirsek;
o yaşlarda bir yakınınızın cenazesine gittiğimizi dün gibi hatırlıyorum. cenazede fevzi adında benden yaşça 3-4 yaş büyük aynı zamanda akrabamız olan teres "olm sen napiyon lan, ölü etinden yapılmış pideyi mi yiyorsun" dedi. ağzımdaki lokmayi avucuma aldığım 3 saniyelik sürede kafamda şimşekler çakmisti. ben ne yapmıştım, allah benim belamı verecekti ve ben bunu kimseye söylemeliydim. uzunca bir süre kimseye diyemedim cenaze evinde dağıtılan yemeğin meftanin etinden yapıldığını. aradan yıllar geçti ve ben hala taziye evinde dağıtılan yemeği yerken tedirgin oluyorum. yemekten önce taziye evine gidip yemek dagitilmadan dönmenin hesabını yapiyorum. denk gelirsem "ben tokum" diyerek geri çeviriyorum yemeği. sizden ricam ölmeden önce vasiyetinize "ben öldükten sonra velociraptor manyagina yemek vermeyin" yazarsanız sevinirim.
-hasan hüseyin
+peki malatyaspor'un 6 numarası
-ali veli
bunu ne kadar boş beleş, aklı evvel bir çocuk olduğumu anlatmak için yazdım.
travmaya gelirsek;
o yaşlarda bir yakınınızın cenazesine gittiğimizi dün gibi hatırlıyorum. cenazede fevzi adında benden yaşça 3-4 yaş büyük aynı zamanda akrabamız olan teres "olm sen napiyon lan, ölü etinden yapılmış pideyi mi yiyorsun" dedi. ağzımdaki lokmayi avucuma aldığım 3 saniyelik sürede kafamda şimşekler çakmisti. ben ne yapmıştım, allah benim belamı verecekti ve ben bunu kimseye söylemeliydim. uzunca bir süre kimseye diyemedim cenaze evinde dağıtılan yemeğin meftanin etinden yapıldığını. aradan yıllar geçti ve ben hala taziye evinde dağıtılan yemeği yerken tedirgin oluyorum. yemekten önce taziye evine gidip yemek dagitilmadan dönmenin hesabını yapiyorum. denk gelirsem "ben tokum" diyerek geri çeviriyorum yemeği. sizden ricam ölmeden önce vasiyetinize "ben öldükten sonra velociraptor manyagina yemek vermeyin" yazarsanız sevinirim.
devamını gör...
173.
tramvaydan düşmüştüm istanbul 'da en büyük travmam o.
devamını gör...
174.
eski zaman çocukları idik biz. öyle travma falan bilmezdik. konforlu bir hayatı hiç düşünmedik. el bebek gül bebek de olmadık hiç. çocukluklarını bir prens/prenses gibi yaşayanların başına gelen hede....
devamını gör...
175.
devamını gör...
176.
ilköğretim 2. sınıfın yaz tatilinde o yazı tamamen istanbulda geçireceğimiz belli oldu ve annem tuttu beni cemal kamacı spor kompleksi'nin yaz okuluna yazdırdı.
böyle aradan 2 hafta geçmiş, futbol hocası bir derslikte yaşları 7 ila 10 arasında değişen bizleri etrafında toplamış bir şeyler anlatıyor, hocanın olduğu yer de tam arkamda kalıyor.
arkamı dönmemle hocanın sıranın köşesinde duran nokia 3310 telefonuna çarpmam bir oluyor. telefon yere düşüyor, malum bu telefonlar düşünce kapağı bataryası dağılır, aynen öyle oluyor.
bu lavuk bana bir tokat vuruyor, o anda bu çizgi filmlerdeki kafada civcivlerin dönmesi metaforu benim için anlamlı hale geliyor.
sonra telefonu topluyor ve tahmin edileceği üzere telefon çalışıyor. bu lavuk, ne yapıyorsa hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden devam ediyor.
sonrası ise benim futbol derslerine gitmemek için bahaneler aramakla geçiyor. seneye aynı yere tekrar göndermek istiyorlar kabul etmiyorum, çok diretince anneme itiraf ediyorum böyle böyle oldu diye.
belki aynı sene olsa bir şeyler yapacaklar ama aradan geçmiş 1 sene, bizimkiler de bir şey yapamıyor.
bu bana yetişkinliğe yansır bir travma olarak dönmemiş olsa da, o yaz tatilini zehir etmeye yetmiş de artmıştır.
şimdi yaş ilerledi, biz çocuk sahibi olduk. aynısı kendi çocuğuma olsa ne yapabileceğimi hayal etmek beni ürkütüyor. küçük bir çocuğa, haksız yere ve zarar verecek bir şekilde vurmanın hiçbir izahı yok.
haklı yere yediğim bir araba dayak aklıma dahi gelmez ama haksız yere yenilen her darbe zihne kazınıyor.
böyle aradan 2 hafta geçmiş, futbol hocası bir derslikte yaşları 7 ila 10 arasında değişen bizleri etrafında toplamış bir şeyler anlatıyor, hocanın olduğu yer de tam arkamda kalıyor.
arkamı dönmemle hocanın sıranın köşesinde duran nokia 3310 telefonuna çarpmam bir oluyor. telefon yere düşüyor, malum bu telefonlar düşünce kapağı bataryası dağılır, aynen öyle oluyor.
bu lavuk bana bir tokat vuruyor, o anda bu çizgi filmlerdeki kafada civcivlerin dönmesi metaforu benim için anlamlı hale geliyor.
sonra telefonu topluyor ve tahmin edileceği üzere telefon çalışıyor. bu lavuk, ne yapıyorsa hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden devam ediyor.
sonrası ise benim futbol derslerine gitmemek için bahaneler aramakla geçiyor. seneye aynı yere tekrar göndermek istiyorlar kabul etmiyorum, çok diretince anneme itiraf ediyorum böyle böyle oldu diye.
belki aynı sene olsa bir şeyler yapacaklar ama aradan geçmiş 1 sene, bizimkiler de bir şey yapamıyor.
bu bana yetişkinliğe yansır bir travma olarak dönmemiş olsa da, o yaz tatilini zehir etmeye yetmiş de artmıştır.
şimdi yaş ilerledi, biz çocuk sahibi olduk. aynısı kendi çocuğuma olsa ne yapabileceğimi hayal etmek beni ürkütüyor. küçük bir çocuğa, haksız yere ve zarar verecek bir şekilde vurmanın hiçbir izahı yok.
haklı yere yediğim bir araba dayak aklıma dahi gelmez ama haksız yere yenilen her darbe zihne kazınıyor.
devamını gör...
177.
8 yaşımda anneler günü için yazdığım mektubun alay konusu olması. annem bir ameliyat geçirmişti ve o yokken nasıl üzüldüğümü ağlayarak yazmıştım mektubuma. en sonuna ben yazarken ağladım sen okurken ağlama yazmıştım. (bkz: apolas lermi- mektup) işte şarkıdan alıntı yapıp yazdığım bu cümle dalga konusu oldu. çok kırılmıştım. ablamlar mektubu okuyup okuyup gülmüştü. ne duygularla yazmıştım oysaki. şimdi hatırlatınca özür diliyorlar. şu saatten sonra özrün ne önemi var?? ya ne olursunuz hiçbir konuda hiçbir çocukla dalga geçmeyin ne olurr lütfennn!!
devamını gör...
178.
devamını gör...
179.
hindi saldırısı...
2 yaşımdayken kocaeli'nde oldu. her ne kadar aydınlı olsak da ben belli bir sebeple izmit'te doğdum; tütünçiftlik'te ve 3 yaşıma kadar orada yaşadık.
oradaki evler hep bahçeli ve müstakildi ve her yer yemyeşildi, deniz de vardı yakınlarda. neyse, 2 yaşımdayken salıncakta sallanıyordum sokakta. abim de 4 yaşında o zamanlar ve mahallenin büyük çocukları falan salıncağımı ittiriyorlardı yavaşladıkça vs. annemler orada değildi. ben sallanırken kocaman "bir baba hindi" üstüme atlayıp beni yere düşürdü ve yerden yere çalmaya başladı. yani bayağı üzerime bindi, kafamı deliyordu ve çaresiz kalmıştım; gözlerimi koruyordum. mahallenin büyük çocukları hindiyi üzerimden alamadılar zira hayvan cidden kocaman ve çok tehditkar. hatırladığım bir şey; çocuklar hindiye büyük taşlar atıyorlar ve ben bunu, yüzümü koruduğum, kanlar süzülen parmaklarımın arasından görüyorum ama yaşım küçük olduğundan o taşları bana atıyorlar sanıyorum. çok dramatik bir anı gerçekten. hayat ne kadar zalim; hindi beni öldürmeye çalışıyor, başkaları da beni taşlıyor diye düşünüyorum. sonunda babamı bulup çağırabilmiş biri ve babam hindiyi üstümden alıp bir tarafa fırlattı.
olayın başını bile hatırlıyorum; küçük adımlarla hindi önümden geçiyor ve ben sallanırken ona bir yaklaşıyorum bir ondan uzaklaşıyorum. herhalde bunu bir tehdit olarak algıladı hayvan.
bu olaydan sonra, belki 6-7 yaşıma kadar her tür kuştan korktum hatta mesela yolda serçe görsem anneme kendimi onun kucağına aldırıyordum ve "yoruldum" falan diye de yalan söylüyordum. serçeden bile korkuyordum yani, hahah.
bu travmatik olayın bir etkisi de, 2 yaşım ve sonrasını cam gibi hatırlıyorum. hafızama olumlu katkısı oldu sanırım bu hadisenin ve gözlerim erken açıldı. keh keh.
2 yaşımdayken kocaeli'nde oldu. her ne kadar aydınlı olsak da ben belli bir sebeple izmit'te doğdum; tütünçiftlik'te ve 3 yaşıma kadar orada yaşadık.
oradaki evler hep bahçeli ve müstakildi ve her yer yemyeşildi, deniz de vardı yakınlarda. neyse, 2 yaşımdayken salıncakta sallanıyordum sokakta. abim de 4 yaşında o zamanlar ve mahallenin büyük çocukları falan salıncağımı ittiriyorlardı yavaşladıkça vs. annemler orada değildi. ben sallanırken kocaman "bir baba hindi" üstüme atlayıp beni yere düşürdü ve yerden yere çalmaya başladı. yani bayağı üzerime bindi, kafamı deliyordu ve çaresiz kalmıştım; gözlerimi koruyordum. mahallenin büyük çocukları hindiyi üzerimden alamadılar zira hayvan cidden kocaman ve çok tehditkar. hatırladığım bir şey; çocuklar hindiye büyük taşlar atıyorlar ve ben bunu, yüzümü koruduğum, kanlar süzülen parmaklarımın arasından görüyorum ama yaşım küçük olduğundan o taşları bana atıyorlar sanıyorum. çok dramatik bir anı gerçekten. hayat ne kadar zalim; hindi beni öldürmeye çalışıyor, başkaları da beni taşlıyor diye düşünüyorum. sonunda babamı bulup çağırabilmiş biri ve babam hindiyi üstümden alıp bir tarafa fırlattı.
olayın başını bile hatırlıyorum; küçük adımlarla hindi önümden geçiyor ve ben sallanırken ona bir yaklaşıyorum bir ondan uzaklaşıyorum. herhalde bunu bir tehdit olarak algıladı hayvan.
bu olaydan sonra, belki 6-7 yaşıma kadar her tür kuştan korktum hatta mesela yolda serçe görsem anneme kendimi onun kucağına aldırıyordum ve "yoruldum" falan diye de yalan söylüyordum. serçeden bile korkuyordum yani, hahah.
bu travmatik olayın bir etkisi de, 2 yaşım ve sonrasını cam gibi hatırlıyorum. hafızama olumlu katkısı oldu sanırım bu hadisenin ve gözlerim erken açıldı. keh keh.
devamını gör...
180.
daha 3 yaşındayım. iskenderun'a akrabaları ziyarete gitmiştik. o ara binada inşaat olduğunu hatırlıyorum. merdivenler yapılıyordu. neyse gezdik tozduk artık istanbul'a dönme vakti geldi. kapıda vedalaşıyoruz. kapının önünde bir boşluk vardı merdiven yapılacak oraya. babam beni bir üst merdivene çıkarttı ve "neden böyle birşey istedi bilinmez" arkanı dön atla dedi. bende çocuk aklı arkamı döndüm tam atlıyorken babam akrabamıza dönüp konuşmaya başlıyor ve ben kendimi atıyorum. 2. kattan zemine çakıldım babam yüzüne. istanbul'a kadar uyutulmadan geldiğim bir işkence çektim. babamın ilk vukuatlı değil bu. üzerime çay devirmişliği var sakardır biraz sağ olsun *
devamını gör...