yazdığım gölgeler serisinin ilk kitabı bu türe girebilir bence. büyükanne kitabında yapılan planlardan, cemiyetin kuruluşundan, fikrin nasıl ortaya çıktığından ve suikastlerin nasıl yapılacağından bahsediyorum. böyle bir edebiyat türü tartışmalı ancak ilk göze batan örneği ben verebilirim bence. bütün olaylar sebep-sonuç ilişkisine dayalı olduğu için aksiyon, gizem-gerilim gibi konulara ilgi duyan okuyucuların ilgisini çekecektir muhtemelen.
devamını gör...
edebiyatta insanların içsel muhasebe ve hesaplaşmalarının, varoluşsal sancı ve insanın anlam arayışından itibaren aslında genellikle bir çok edebi eserde gördüğümüz bir yazı biçimidir. fakat bir edebiyat türü değildir. özellikle sanayi devriminden sonra gördüğümüz dünya eserlerinde insanların makineleşmesinden sonra ortaya çıkmış, bu sıralarda konuştuğumuz modern kölelik tanımı gibi insanın anlam ve varoluş amacını anlayamadığı gibi, genellikle ağır ve nevrotik bir şekilde kahraman ve olaylar üzerinden anlatılan iç hesaplaşma ve düşüncelerin aktarılmasıdır. özellikle son yıllarda amerikan ve ingiliz edebiyatı başta olmak üzere popüler kültür kavramı olarak önümüze çıkmaktadır.
devamını gör...
içerik bakımından tehlikeli sayılabilecek, bazen yasaklanmış kitaplar. aslında sert gerçekçi, sorgulayıcı, aykırı eserlerdir. sinemada bu hareketler rahatlıkla sanatsal bir değer taşıyabilirken edebiyatta biraz daha öcü gözüyle bakılıyor.
devamını gör...
başlıktan anladığım kadarıyla gazapizmin gerçek adı hakan günday galiba. *
devamını gör...
bu başlığı gördüğümde fonda tesadüfen gazapizm'den yeraltı edebiyatı çalıyordu. ben de hemen buraya yazayım dedim.


ölüme giden yolun asfalt olmasını dilemek ne bileyim yarım kalan bir kitap ya da tamamlanmış bir hayat
çok karışmış kafam ki çoklaşmışız baya
bu vicdandan kaçıp koşacak arınmayan

bıraktım yarınlara bugünlerin tortusunu dinle
dört beş milyon nüfuslu bu şehrin de korkusunu gizler
o bağımsız yazarlarda sokakları terkeder,
böyle geçer günler



bana göre gazap'ın en fena şarkılarından biridir.
devamını gör...
sakin olun, geldim. yeraltı edebiyatı bir imzadır; en kirli belgelere atılır. bazen kinyas'ın efra'sına karşı bir tavırdır, bazen albayı yolda görünce ona omuz atma dürtüsünü bastıramayan bir dostoyevski karakteridir, bazen bir pesimistin göz yaşları albümüdür. fazla kapılmak zararlıdır.
devamını gör...
böyle bir tür vardır yoktur tartışmasına girmeyeceğim. böyle bir içerik vardır fakat, bunu inkâr edemezsiniz… yerli yahut yabancı, farkı yoktur… ağdalı bir dil yoktur. sokak vardır ve sokak tam da olduğu gibi vardır metnin içinde… dışarıda ne kadar şiddet varsa, dışarıda ne kadar küfür varsa, dışarıda ne kadar seks, alkol, uyuşturucu, kan varsa; en az o kadar vardır metnin içinde…

severek okurum… her ne kadar kendisi reddetse de yerli temsilcilerinin en önde geleni hakan günday’dır. emrah serbes’in de bazı kitaplarını buna dahil edebilirim. erken kaybedenler mesela, aklıma ilk gelendir…

yukarılarda başka bir yazar dostumuzun da söylediği gibi, önyargılarınızı bir kenara bırakıp şans verirseniz; ben de çoğunuzun beğeneceğini düşünüyorum…
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ne olduğunu anlatamam ama gösterebilirim.

bundan on yıl önce, bir kadının hiç bir şey yaşanmamış gibi terkettiği ve bir şehrin acımadan boğduğu, hayallerle, umutlarla dolu, genç ve üretken bir yazardım. o zamanlar yaşamın büyük bir kumar olduğunun farkında bile değildim. elimdeki bütün yaşama sevincini bir kadının gülüşüne teslim ettim. sadece bu da değil umutlarımı ve inancımı, en sağlam halatları en sıkı şekilde bağladım kopmamak için bütün varlığımı ona yatırdım. ardından kader çarkını bütün inancımla çevirdim, öyle bir döndü ki dünya sarhoş gibiydim, her şey muhteşemdi, çark yavaşlamaya başlayınca midem bulanıyor, başım dönüyordu. sonunda çark durdu ve top yuvarlanıp başka bir deliğe düştü.

aşk ve kumar aynı şeydi bahse giren her zaman kaybeder.

ne yatırdıysam onu kaybettim, umutlarım, inancım, yaşama sevincim... kışın ortasında yalın ayaktım, evsiz, işsiz ve çaresiz. koca bir şehrin kolayca yutabileceği cinsten, tam ağzına layıktım. zihnim avuçlarımda olsa bıçakla deşip sökmeye çalışacak kadar unutmak istiyordum her şeyi, içtim, ağladım, süründüm. sonunda, elinde dilenerek aldığı, dibinde hayatın sonu görülmüş bomboş bir şarap şişesi, ciğerleri solmuş, yüzü saçlarının ve sakallarının arasında kaybolmuş, kimliği belirsiz, ancak kolayca farkedilebilecek kadar şanslı bir cesettim.

öldüm, ve artık yazmaktan başka yapacak hiç bir şey yoktu. kendi ölümümü yazdım ve oynadım. hala nefes alıyordum ve yeniden yaşama sarılabilirdim. yaşarken bir çok defa ölür insan benim gibi aptal biri buna alışıktır. bu defa yeniden yaşama sarılmak içimden gelmiyordu. çok büyük yanılmıştım ve hakettiğim cehennemi yaşamak için içimdeki bütün ormanları ateşe verip büyük bir yangın çıkardım. en büyük günahı işlemiştim, her şeyi bir gülüşe sığdıracak kadar basit görmüştüm. bundan daha ahmakça bir hata olabilir mi hayatta.

şehir beni çok iyi tanıyordu, geçtiğim her sokakta bileğimden kanayan sıkıntılar ve zihnimden dökülen bunalımlar onun en sevdiği renklerdi. birbirimizi yiyerek çoğaldığımız ve üzerine hırslarımızı kusarak inşaa ettiğimiz bu şehir, sokaklarına düşmüş herkesi büyük bir keyifle izlerdi.

ruhum alevler içerisinde kül olup eriyor fakat bunu şehirden ve benden başka kimse bilmiyorken acı içinde kıvranan bir sır gibi yaşamaya ne kadar dayanabilirdim? yandıkça yazmaya ve yazdıkça yeniden tutuşmaya başladım. sonu acımasız bir şekilde ölümümle biten binlerce hikaye ile kendime işkence ediyor şehri tatmin etmekten başka bir işe yaramıyordum. bir gece öldüğüm o meşhur sokağa gidip cesedimi inceledim. hala sıcaktım, ceketimi çıkarıp üzerimi örttüm. acınacak haldeydim, ceplerimi yoklayıp bir sigara çıkardım, yakıp cesedimin dudakları arasına yerleştirdim. o gece bir şiir yazmak isteyecek kadar demlenmiştim. aklımın boş bir odasına geçip kulağıma ezgiyi fısıldaması için karanlığı çağırdım. kalemi elime aldığımda bütün yangınlar sönmüş fakat her yer duman içindeydi. karanlık kalemi tuttuğum eli sıktı ve ruhumdan iki satırlık bir şiir sızacak kadar kederle doldum ...

ölülerin şiirleri gibidir yaşam,
yazılmış olması için ölmek gerekir en baştan.
devamını gör...
kendi adıma çok öyle müptelası olmadığım edebiyat türüdür. belki henüz doğru kitapla karşılaşamadığım içindir bilmiyorum ama şu anda bu başlık altında kategorilendirilen kitapların çoğu birbirinin aynısı olan, klişeler sarmalıyla dolu kitaplar gibi geliyor bana. 'sistem eleştrisi' teması işlene işlene çok eskidi artık, bu konuyla ilgili yazılan güzel kitaplar olsa da şu anda çıkan eserlerin çoğu öncekilerini papağan gibi tekrar etmekten öteye geçemiyor gibi. tabi burada yer altı edebiyatını nasıl tanımladığımız da önemli, eğer yer altı edebiyatı derken 'sistem karşıtları' teması etrafında kurulmuş belli stereotipleri paylaşan kitaplardan bahsediyorsak söylediklerimin sonuna kadar arkasındayım. yok 'aykırı olanın' hikayesi ise insanlık olarak barındırdığımız farklılık yelpazesini düşündüğümüzde gene aynı şekilde binbir çeşit aykırılıklar olduğunu da hesaba katarsak farklı bir şeyler söyleyebilirler belki. ama şu anda kitap eleştirmenlerinin yeraltı derken kast ettikleri ilk tanım, bu yüzden günümüzde bu türün pek bir esprisi kalmadığını düşünüyorum
devamını gör...
yeryüzünde kabul görülen edebiyat akınmlarından sadece bir tanesi.
devamını gör...
herkesin yazmadığını yazmak, sert, marjinal, hayali ve gerçeğin arasındaki o ince çizgiyi yazmak olarak özetlenebilen, erotizmden, alkolizmden, sıradışılıktan ve şiddetten beslenen edebiyat türü olarak görülür.

yeraltında ne olduğunu asla bilemeyeceğimiz için, deşileni yazmak olarak da düşünülebilir.
devamını gör...
asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
günahkârların,
küfürbazların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili,sesi

chuck palahniuk'un herhangi bir kitabının girişinde yer alan tanımıdır.
ülkemizde oğuz atay bana göre yeraltı edebiyatının en bilinen temsilcisidir. ayrıca hakan günday günümüzde bu bayrağı devralmıştır. küçük iskender bu alanda yazdığı şiirlerle ön plana çıkmıştır.

yine dünyaca ünlü olan fight club filmi bu alanda yazılmış bir chuck palahniuk kitabıdır.
devamını gör...
"çocuklar karşılıklı susarlarken sıkılmazlar. genellikle yetişkinlerin sorunudur gözlerini birbirlerinden kaçırmak."
hakan günday'a ait azil kitabından
devamını gör...
olmayan türdür. özü transgresyonel kurgudur.

transgresyonel kurgu, norm dışına taşan, toplumsal sapma örnekleri sergileyen karakterler barındırır. bu tür eserlerde aykırı duygu, düşünce ve fiiller rahatlıkla dile getirilir. genel geçer edebiyatta karşılaşılmayacak ya da üstü kapalı değinilecek unsurlar en olağan haliyle kaleme alınır.

aslında türün günümüze ulaşmış ilk örneklerinden biri bariz bir şekilde suç ve ceza olsa da sıklıkla charles bukowski, chuck palahniuk, william s. burroughs gibi isimlerle anılır. bu tür niş kitlesinden sıyrılıp daha çok okuyucuya ulaştıkça yani "yeryüzünde" görünür oldukça, ironik olarak "yeraltı" edebiyatı olarak anılmaya başladı. bu beni bir süredir george carlin şakalarından daha çok güldürüyor.

her ne kadar toplumla arasında bir sorun veya kopukluk bulunan karakter ya da karakterler, düzenin çatlakları üzerinde vals yapsa da bu tür kitapların özünde verdiği hiçbir mesaj yoktur. türe ya da karakterin yaşam tarzına hakim olmayan "yüzey" okuyucusu, içeriğindeki anarşist, düzen karşıtı söylevlerden fazlaca etkilendiği bu mesajı çıkarmıştır.

bir başka deyişle olay bir jenerasyonun benzin ya da marla singer'ı pompalamasıyla ilgili değil, beyaz yakalı bir çalışanın düzen içerisinde yitip giderek akli dengesini kaybetmesi üzerinedir. ne kadar çok okuyucuya ulaşırsa saflığı ve dik duruşundan taviz verir böyle kitaplar. topluma karşı bir işin toplumun desteğini alması övgü değil acımadır.

"ne güzel eleştirdin bizi kovboy, aynen böyle s*çmaya devam et ağzımıza. yap ki, ege'ye yerleşmek ve köy hayatı güzellemesi üzerine konuştuğumuz kahve molalarımızda, laf arasında bu tür kitaplardan bahsedip ne kadar marjinal olduğumuzu gösterelim! bunu hepimiz, tek bir ağız olarak yapalım!"

bu ülke sınırlarında, gerçekten bu türe ait bir kitap yayınevlerinin kapısından bumerang gibi yazarına döner, basılmaz arkadaşlar. içinde "siyasiler ve misyonerler arasındaki ilişki, ikisinden birinin adında saklıdır." yazan bir kitap taslağı için bilinen bir yayınevinde çalışan editör "sağlam avukatın yoksa bu ifadeyi değiştirmeni öneririm spy." dedi, oradan biliyorum.
devamını gör...
suyu sıkıla sıkıla posası kalmış kavramları işleyen edebi eser kategorisi
devamını gör...
hakan günday kitapları için bu terimi kullanıyorlar. öyle mi bilemem ama çok severek tarih sıralı olarak okudum tüm kitaplarını. tanıdığım insanlara da okuttum.
iyi bir şey bence (hakan günday'ı kastettim)
devamını gör...


ne bileyim yarım kalan bir kitap
ya da
tamamlanmış bir hayat
devamını gör...
otomatik portakal ve dövüş kulübü romanları ile hafızalar da derin iz bırakmış ve seçkinlik güden yüksek tabaka edebiyata tepkisel bir biçimcilik ile alternatif yaratmış olan sokak edebiyatına verilen addır.
devamını gör...
betty blue dönüşümü çok çarpıcı bir biçimde işleyen örneklerinden biridir.
devamını gör...
bana, varoluşçuluk akımını referans göstererek, kendi kısır bakış açısı ile ele aldığı konuları, dili, illegali mesrulastırmayı, argoyu yerli yersiz kullanmayı ve "ezilmişlik" iması gibi birçok hususta, lezsetsiz bir biçimde, her hangi bir kurala tâbi olmamak ve gelişine yazmak, edebiyat türünde de belirli bir başlığa bağlı kalmamak için uydurulmuş bir tanım gibi geliyor. illa ki talihsizce bu başlık altında değerlendirilen iyi kitaplar da vardır ama bu, baştaki bahsettiğim güruhun önüne geçmeye yetmez. ıslak rüyasını kitap olarak yazanların olduğu bir dünyada yaşıyoruz sonuçta.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yeraltı edebiyatı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim