sahibinin sesiyle okunan cümleler
(bkz: kıymetlimiss)
devamını gör...
tapduk emre
1200-1300'lü yılarda aksaray'da yaşadığı rivayet edilmektedir. hacı bektâş-ı veli ve mevlana gibi önemli isimlerle aynı çağda yaşamış bir derviştir. aynı zamanda yunus emre'nin dervişlik yolunda mürşidi, akıl hocası olmuştur.
yunus emre'nin hocasıyla tanışmasının nasıl gerçekleştiği şu kıssadan hisseyle anlatılır:
hocasıyla tanışmasının nasıl gerçekleştiği şu kıssadan hisseyle anlatılır:
yunus çiftçilikle geçinen fakir biridir. yaşadığı beldede bir kıtlık yaşanır. daha da fakirleşen yunus bir çok kerametlerini duyduğu hacı bektâş-ı veli'den yardım almak ister. sığırının üstüne bir miktar yabani koyup dergaha gelir.
piri ziyaret ederek, hediyesini verir ve bir miktar buğday ister. hacı bektaş-ı veli ona lütuf ile muamele ederek bir kaç gün dergahta misafir eder. yunus geri dönmek için acele eder. dervişler pir’e yunus’un acelesini anlatırlar.
o da “buğday mı ister yoksa erenler himmeti mi? diye haber gönderir. gafil yunus, buğday ister. bunu duyan pir “isterse o alıçın her tanesine nefes edeyim” der. yunus buğdayda ısrar eder. hacı bektâş-ı veli üçüncü kez haber gönderip “isterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim” der. yunus yine buğday ister.
buğdayı alıp, köye doğru yola koyulan yunus’u yolda pişmanlık duygusu kaplar. derhal geri dönerek kusurunu itiraf eder. hacı bektaş-ı veli onun kilidini tapduk emre’ye verdiğini bu yüzden isterse ona gitmesini söyler.
eli böğründe dönen yunus yüzgeri gider tapduk’un kapısına. tapduk’a adeta kul olur. yıllar yılı şeyhine odun taşır. yıllar yılı ondan feyz alır. olgunlaşır ve pişer.
yunus’un şeyhine taşıdığı odunların içinde hiç eğri bulunmaması tapduk’un gözünden kaçmaz. sonra yunus’a odunluktaki odunları gösterir:
“ey yunus der. bakıyorum dağdan kestiğin odunların hepsi kuru, hepsi düz. meraklandım. acaba ormanda hiç eğri odun yok mu?”
yunus emre gülümser ve cevaplar;
“ormanda eğri odun var olmasına var amma sizin dergahınızdan içeri odunun bile eğrisi giremez efendim.”
daha öncesinde fırsatı kaçıran yunus, o himmete nail olabilmek için tam kırk yıl tapduk emre dergahında hizmet eder.
taptuk’un tapusunda
kul olduk kapusunda
yunus miskin çiğ idi
pişdük elhamdülillah.
taptuk eydür bu yunus’a
bu aşk hakk’a irerse
kamulardan ol yücedir.
ben ana nice ireyim.
baktuğum yüzde gördüm
taptukum’un nurunu
maksudum bugün bildim
niderem ben yarını.
aşk sultanı taptuk dürur
yunus gedadır kapuda
gedalar lütfeylemek
kalde dürur sultana.
şeyh-ü danişmend-ü veli
cumlesi birdir er yolu
yunus dur dervişler kulu
taptuk gibi serveri var.
sorun taptuklu yunus’a
bu dünyadan ne anladı.
bu dünyanın kararı yok
sen neyimiş ben neyimiş
yine esirdi yunus
taptuk yunus’u gözler.
meğer anın gönlünden
bir cür’a şerbet içti.
yunus sen taptuk’una kıl dualar
dime kim nu kılam bu aşk elinden.
taptuk diyem cümie dile
ananmışam değme kula
yunus dahi hod kim ola
bu sözleri diyen benem.
yunus emre'nin hocasıyla tanışmasının nasıl gerçekleştiği şu kıssadan hisseyle anlatılır:
hocasıyla tanışmasının nasıl gerçekleştiği şu kıssadan hisseyle anlatılır:
yunus çiftçilikle geçinen fakir biridir. yaşadığı beldede bir kıtlık yaşanır. daha da fakirleşen yunus bir çok kerametlerini duyduğu hacı bektâş-ı veli'den yardım almak ister. sığırının üstüne bir miktar yabani koyup dergaha gelir.
piri ziyaret ederek, hediyesini verir ve bir miktar buğday ister. hacı bektaş-ı veli ona lütuf ile muamele ederek bir kaç gün dergahta misafir eder. yunus geri dönmek için acele eder. dervişler pir’e yunus’un acelesini anlatırlar.
o da “buğday mı ister yoksa erenler himmeti mi? diye haber gönderir. gafil yunus, buğday ister. bunu duyan pir “isterse o alıçın her tanesine nefes edeyim” der. yunus buğdayda ısrar eder. hacı bektâş-ı veli üçüncü kez haber gönderip “isterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim” der. yunus yine buğday ister.
buğdayı alıp, köye doğru yola koyulan yunus’u yolda pişmanlık duygusu kaplar. derhal geri dönerek kusurunu itiraf eder. hacı bektaş-ı veli onun kilidini tapduk emre’ye verdiğini bu yüzden isterse ona gitmesini söyler.
eli böğründe dönen yunus yüzgeri gider tapduk’un kapısına. tapduk’a adeta kul olur. yıllar yılı şeyhine odun taşır. yıllar yılı ondan feyz alır. olgunlaşır ve pişer.
yunus’un şeyhine taşıdığı odunların içinde hiç eğri bulunmaması tapduk’un gözünden kaçmaz. sonra yunus’a odunluktaki odunları gösterir:
“ey yunus der. bakıyorum dağdan kestiğin odunların hepsi kuru, hepsi düz. meraklandım. acaba ormanda hiç eğri odun yok mu?”
yunus emre gülümser ve cevaplar;
“ormanda eğri odun var olmasına var amma sizin dergahınızdan içeri odunun bile eğrisi giremez efendim.”
daha öncesinde fırsatı kaçıran yunus, o himmete nail olabilmek için tam kırk yıl tapduk emre dergahında hizmet eder.
taptuk’un tapusunda
kul olduk kapusunda
yunus miskin çiğ idi
pişdük elhamdülillah.
taptuk eydür bu yunus’a
bu aşk hakk’a irerse
kamulardan ol yücedir.
ben ana nice ireyim.
baktuğum yüzde gördüm
taptukum’un nurunu
maksudum bugün bildim
niderem ben yarını.
aşk sultanı taptuk dürur
yunus gedadır kapuda
gedalar lütfeylemek
kalde dürur sultana.
şeyh-ü danişmend-ü veli
cumlesi birdir er yolu
yunus dur dervişler kulu
taptuk gibi serveri var.
sorun taptuklu yunus’a
bu dünyadan ne anladı.
bu dünyanın kararı yok
sen neyimiş ben neyimiş
yine esirdi yunus
taptuk yunus’u gözler.
meğer anın gönlünden
bir cür’a şerbet içti.
yunus sen taptuk’una kıl dualar
dime kim nu kılam bu aşk elinden.
taptuk diyem cümie dile
ananmışam değme kula
yunus dahi hod kim ola
bu sözleri diyen benem.
devamını gör...
türkiye'de yaşamaktan nefret etme sebepleri
akıl , bilim ve sanattan bu kadar uzak olunması.
devamını gör...
sözlük yazarı olmak
hayatımda ilk defa edindiğim unvandır. çok sevdim bu işi.
devamını gör...
her yerde aynı şifreyi kullanan insan
b12 eksikliği çekmesi muhtemel olan insandır.hiç değilse cebinde taşımıyor diye iyimser bakabiliriz.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
ay geldim geldim, azıcık rötar yaptım ama olsun.
4. kez geçtik radyonun başına bay impoş'un yayını için.
gökyüzünde ne çok yıldız var...
evet var, bakın*:

her hafta gibi bu hafta da uyarlama şarkımızı aldık, teşekkürler sayın yayıncımıza.
bu hafta anlatacak anım yok ama benim için lezzetli bi bilgiyi sizinle paylaşmak isterim. grubun ismi olan pinhani, gizli anlamına gelen pinhan kelimesinden geliyormuş. ve bu kelime ise, pinhani'nin vokalisti olan sinan kaynakçı'nın dedesinin mahlası imiş zamanında*. böyle ince düşünceleri seviyorum.
kaynak için şuraya bir yere tıklayıverin efenim.
4. kez geçtik radyonun başına bay impoş'un yayını için.
gökyüzünde ne çok yıldız var...
evet var, bakın*:

her hafta gibi bu hafta da uyarlama şarkımızı aldık, teşekkürler sayın yayıncımıza.
bu hafta anlatacak anım yok ama benim için lezzetli bi bilgiyi sizinle paylaşmak isterim. grubun ismi olan pinhani, gizli anlamına gelen pinhan kelimesinden geliyormuş. ve bu kelime ise, pinhani'nin vokalisti olan sinan kaynakçı'nın dedesinin mahlası imiş zamanında*. böyle ince düşünceleri seviyorum.
kaynak için şuraya bir yere tıklayıverin efenim.
devamını gör...
müzik evrenseldir
/ müzik değil, acılardır evrensel olan. /
* *
* *
devamını gör...
kadir mısıroğlu'nun bildiği yabancı diller
devamını gör...
gece aynaya önden bakarken kendi sırtını görmek
devamını gör...
pencere
pencereyi kapama.
gök dolabilir içeri.
sen neyi görebilirsin canım,
ıslak bir bulutun ağışını mı?
pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü
pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
kokusu hayatı yıkasın diye
pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
yürek kendini tanır..
arkadaş zekai özger'in şiiri sadik gurbuz'ün muhtesem yorumuyla usanmadan dinlenilesi..
gök dolabilir içeri.
sen neyi görebilirsin canım,
ıslak bir bulutun ağışını mı?
pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü
pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
kokusu hayatı yıkasın diye
pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
yürek kendini tanır..
arkadaş zekai özger'in şiiri sadik gurbuz'ün muhtesem yorumuyla usanmadan dinlenilesi..
devamını gör...
cehalet neden bu kadar moda sorunsalı
çünkü cehalet bedava. insanın kendini eğitmesi vakit ve özveri istiyor. ne gerek var zahmete.
devamını gör...
hamdım piştim yandım
nefsi arıtmak olgunluğa erişmek anlamındadır.
tasavvuf kelime anlamıyla gönlünü allah'a bağlamak demektir. tasavvuf yolu, bir "çile yolu"dur. kaba demir kızgın ateşe sokulmadan şekillendirilemez. nefsi terbiye etmek için iç hesaplamalardan geçmek gerekir.bu uzun ve yorucu yolculukta yaşarken ruhun yanmasına hazır olmak hem cesaret hem de olgunluk gerektirir.
tasavvuf kelime anlamıyla gönlünü allah'a bağlamak demektir. tasavvuf yolu, bir "çile yolu"dur. kaba demir kızgın ateşe sokulmadan şekillendirilemez. nefsi terbiye etmek için iç hesaplamalardan geçmek gerekir.bu uzun ve yorucu yolculukta yaşarken ruhun yanmasına hazır olmak hem cesaret hem de olgunluk gerektirir.
devamını gör...
milyar milyon
ne yapıldığı, nereye harcandığı belli olmayan nicelik.
devamını gör...
çocuğa cinsel istismar davasında takdir indirimi
o kararları verenler, bir çocuğun taciz/tecavüze uğraması ne demek bir bilselerdi bu kararları veremezlerdi muhtemelen, yazık. üzücü, diyecek bir şey yok.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bana bu dünyada cennetin de yaşanabileceğini gösterdin. çok güzel zamanlarımız geçti seninle. sana yaptığım onca hataya karşın bir gün olsun ağzını açıp kötü tek bir söz bile söylemedin. nahifliğin en öldürücü silahındı. sensiz nasıl yaşanır, bilmiyorum. seni unutamadığımı her halimden anlıyorsundur eminim. dünyanın bütün zenginliklerini o küçücük yüreğinde sundun bana, şimdi iflas bayrağını çekmiş haldeyim. seni o kadar özlüyorum ki. seni özlemek bile az kalır tüm bu özlemlerin yanında. hayatta güzelliklerin de olabileceğini gözlerinde gördüm. en güzel duyguları sana harcadım, eser miktarındakini de kalbime ayırdım ki seni unutmamak için. söyledim sana, bir gün gelirsen seni bekliyor olacağım diye. seni hala bekliyorum.
son olarak da hayatındaki o kadınla mutlusundur umarım. seni üzdüğüm her an için kendimi lanetliyorum. iyi ki vardın.
son olarak da hayatındaki o kadınla mutlusundur umarım. seni üzdüğüm her an için kendimi lanetliyorum. iyi ki vardın.
devamını gör...
sahte ricat
ricat, kelime anlamı olarak geri çekilmek demektir. yani sahte ricat, sahte geri çekilme; düşman ordusu ilerlemesini sürdürürken özellikle geri çekilerek düşmanı olabildiğince bilmediği bir araziye sokmak demektir. böylece düşman orada pusuya düşürülür, hilal taktiği ya da turan taktiği olarak bildiğimiz askeri strateji uygulanmış olur.
türk tarihinde bilinen son büyük örneği kurtuluş savaşı sırasında atatürk'ün (ve fevzi paşa'nın) komutasında gerçekleşmiştir.
şöyle ki:
kütahya-eskişehir muharebeleri'nde türk ordusu ağır bir yenilgiye uğramış; ismet paşa karizmayı çizdirmiş, asker kaçakları ve milli mücadele karşıtları dahi kara kara düşünür olmuştu. yunan ordusu zafer sarhoşluğuyla anadolu'nun içlerine kadar ilerlemeye başladı. fakat unuttukları bir şey vardı: gereğinden fazla ilerlemişlerdi. durdurulmadılar. herhangi bir dirençle karşılaşmadılar.

görsel kaynağı: wikipedia
türk ordusu sakarya nehri kıyılarına kadar çekilmişti. yunan ordusu tarafından takip edildiler. düşman artık polatlı önlerine kadar sokulmuştu. öyle ki, dönemin milletvekilleri tarafından meclisin taşınması dahi gündeme geldi. öneri hemen sonrasında atatürk tarafından kati surette reddedildi. çünkü düşman ordusu, sahadan tam anlamıyla bihaberdi. türk ordusunun bu denli geriye çekilmesinin sebebi de buydu. aksi takdirde, düşman güç bela da olsa çok daha uzaklarda durdurulabilirdi. fakat yalnızca durdurulabilirdi. asıl amaç, türk topraklarına kasteden düşman güçlerinin her ne olursa olsun olabildiğince temizlenmesi, zayıf düşürülmesi ve bu yolla şevkinin kırılmasıydı.
hemen arkasından gerçekleşen sakarya meydan muharebesi de bunu kanıtlar niteliktedir. anadolu'ya sokulan yunan ordusu savaştığı sahaya hiçbir şekilde aşina olmamakla birlikte, gelecek olası destek kuvvetlerden de olmuştu. adım adım türk casusları tarafından takip edilmişler, konumları ve lojistik ağları neredeyse kesin şekilde tespit edilmişti. böylece sakarya meydan muharebesi, yüzyıllardır süregelen türk çekilmesini durduracaktır. onu en iyi anlatan cümle ise yine atatürk'ün bizzat kendisi tarafından şöyle kurulacaktır: "hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. o satıh bütün vatandır."
türk tarihinde bilinen son büyük örneği kurtuluş savaşı sırasında atatürk'ün (ve fevzi paşa'nın) komutasında gerçekleşmiştir.
şöyle ki:
kütahya-eskişehir muharebeleri'nde türk ordusu ağır bir yenilgiye uğramış; ismet paşa karizmayı çizdirmiş, asker kaçakları ve milli mücadele karşıtları dahi kara kara düşünür olmuştu. yunan ordusu zafer sarhoşluğuyla anadolu'nun içlerine kadar ilerlemeye başladı. fakat unuttukları bir şey vardı: gereğinden fazla ilerlemişlerdi. durdurulmadılar. herhangi bir dirençle karşılaşmadılar.

görsel kaynağı: wikipedia
türk ordusu sakarya nehri kıyılarına kadar çekilmişti. yunan ordusu tarafından takip edildiler. düşman artık polatlı önlerine kadar sokulmuştu. öyle ki, dönemin milletvekilleri tarafından meclisin taşınması dahi gündeme geldi. öneri hemen sonrasında atatürk tarafından kati surette reddedildi. çünkü düşman ordusu, sahadan tam anlamıyla bihaberdi. türk ordusunun bu denli geriye çekilmesinin sebebi de buydu. aksi takdirde, düşman güç bela da olsa çok daha uzaklarda durdurulabilirdi. fakat yalnızca durdurulabilirdi. asıl amaç, türk topraklarına kasteden düşman güçlerinin her ne olursa olsun olabildiğince temizlenmesi, zayıf düşürülmesi ve bu yolla şevkinin kırılmasıydı.
hemen arkasından gerçekleşen sakarya meydan muharebesi de bunu kanıtlar niteliktedir. anadolu'ya sokulan yunan ordusu savaştığı sahaya hiçbir şekilde aşina olmamakla birlikte, gelecek olası destek kuvvetlerden de olmuştu. adım adım türk casusları tarafından takip edilmişler, konumları ve lojistik ağları neredeyse kesin şekilde tespit edilmişti. böylece sakarya meydan muharebesi, yüzyıllardır süregelen türk çekilmesini durduracaktır. onu en iyi anlatan cümle ise yine atatürk'ün bizzat kendisi tarafından şöyle kurulacaktır: "hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. o satıh bütün vatandır."
devamını gör...
sen bir elini yüzünü yıkasana kardeş
sıkılan, bunalan, saçmalayan insanlara verilen tavsiyedir.
devamını gör...


