"psikolojim bozuldu". çocuğa iki laf söylüyosun anne-baba akşam ariyo çocuğun psikolojisi bozuluyormuş.
devamını gör...

eğitim sistemi ve onun kronikleşmiş sorunlarını bir kenara bırakarak başlıyoruz işe koyulmaya. herhangi bir dili öğrenmek için ciddi bir sebebimiz olmalı. söz konusu ingilizce olduğunda herkesin öyle veya böyle sebepleri vardır. benim açımdan öncelikle hayatım boyunca sadece türkçe konuşan insanlarla muhatap olmaya mecbur kalma fikri çok ürkütücüydü. bundan sonra ise ingilizce okuyabilmek, daha fazla kitaba erişebilmek ve dünyaya açılabilmekti. muhtemelen buradaki çoğu insandan daha kötü bir 12 yıllık ingilizce eğitimi görmüşümdür. hiçbir şey öğrenmedim diyebilirim bu süreçte. 3 yıl kadar önce bir kursa yazılmış bir iki kur gittikten sonra hiçbir şey öğrenmeden ayrılmıştım. aslında hep erteliyordum bu geçtiğimiz süreçte, nasıl olsa öğrenirim filan diyerek boşluyordum meseleyi. sonra işin ciddiyetinin farkına vardım ve 2 yıl önce başladım hakikaten çalışmaya. önce murat kurt'tu galiba ismi tam olarak hatırlamıyorum, gramer kitabını edinip ona çalıştım biraz. gramerin önemli olduğunu biliyordum ama açıkçası gramer çalışmak hem çok sıkıcı hem de ağır ilerleyen bir süreçti. sonra benim asıl öğrenme sürecim başladı. bu asıl öğrenme süreci dediğim şey okuyarak oldu. ilkokul seviyesindeki çocuklara yönelik hazırlanan resimli öyküler vardır, onları okuyarak başladım. eş zamanlı olarak da kelime öğrendim. yani okuma sürecinde öğrendiğim kelimelerin haricinde de günlük 5-10 kelimeyi not defterime yazdım. zamanla 40-50 sayfalık kitaplara geçtim, kadıköy'de filan sahaflara gidip 5 liraya kitaplar alıyordum. bu kitapları okuduktan sonra iki tanesini verip aynı sahaftan yeni bir kitap alıyordum. bu şekilde okuyarak ve adım adım seviye yükselterek ilerledim. bu arada ilave olarak tabii ki altyazılı dizi ve film izliyordum. sevdiğim şarkıları bir deftere yazıp bazılarını ezberliyor ve tekrar tekrar dinliyordum. agatha christie, arthur conan doyle, hemingway, truman capote filan derken şimdi david hume gibi filozofları okuyabilecek durumdayım.

edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
devamını gör...

ilginç bir değerlendirme olmuş. belki de beklenen değerlendirme bi bakıma. malumunuz alman araba firması volkswagen manisa'daki yatırımını geri çekmiş ve bunu yaparken de ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi havayı öne sürmüştü perde arkasında. sayın bakan'da biz değil onlar kaybeder demiş.

kaybettin bizi fosfogın

edit: kaynak soran arkadaşlar olmuş haklı olarak aha da size kaynak
devamını gör...

çok uyuz olurum bunlara. kız versiyonu da var bunun her iki tarafınki de acayip irite edici.
devamını gör...

bakan pakdemirli açıklaması.

hamdolsun devletimiz bu işten de alnının akıyla çıkıp gerek dış mihraklara gerek cehape zihniyetine ve darbeci amirallere gereken cevabı vermiştir.

www.sozcu.com.tr/2021/ekono...
devamını gör...

bipolarsan sadece filmlerde yaşanmayacak olandır..
devamını gör...

çok da yalnız kalacağımı düşünmüyorum ama '' doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar'' diye bi şey var ya galiba doğruları söylediğim sürece öyle olcak .fakat ben değişmem değişmemi isteyen de kendisi ayak uydursun...*

asıl sorun ise yalnız olmamama rağmen kendimi hep yalnız hissetmem*
devamını gör...

akıllı sanılmasından daha iyidir.
iyi salak rolü yaparsanız aslından baya avantajlı bir durumdur.
devamını gör...

tek heceli diller; adından da anlaşılacağı gibi, her kelimesi tek heceli olan, yanına hiçbir ek (yapım eki ya da çekim eki) almayan, daima kök durumunda olan sözcüklerden oluşan dillerdir.

çince bu dil grubunun en tipik örneğini verir.

bu dillerde her sözcük, cümledeki kullanılışına göre değişik anlamlar taşıyabilir. cümlede sözcüklerin isim, sıfat, zamir, edat, fiil..... gibi görevlerde kullanılması ancak sözcüğün cümledeki yeriyle anlaşılabilir. zaman çekimleri de yoktur.
peki bizim dille ilgili olarak öğrendiğimiz ve öğrettiğimiz bu kavramlar yoksa bu dil nasıl öğrenilir ve öğretilir?
çince ve benzeri dilleri öğrenmeyi zorlaştıran özellikler işte bunlardır. (ayrıca binlerce yılda geliştirilmiş farklı alfabe sistemlerini de unutmamak gerek.)
çince ve diğer tek heceli dillerde, sözcükler, cümlede kullanıldıkları yere ve başka sözcüklerle ilişkisine göre anlam kazanır; yani bir sözcük cümlede kullanıldığı yere göre pek çok farklı anlama gelebilir.
işte bütün bunları ayırt edebilmek için özellikle çincede ve diğer tek heceli dillerde çok zengin bir vurgu ve tonlama sistemi vardır.
devamını gör...

paradigma belirli bir gerçekliğin ortak terimlerle algılanışını ve anlaşılmasını sağlayan kavramsal çerçevedir.
paradigma bilim adamının araştırması kapsamında sahip olduğu değerler, inanç ve kültürel özelliklerden oluşur. kısacası paradigma bilim adamının dünyaya bakış ve dünyayı yorumlayışında kullandığı gözlük, dünyayı anlayış yöntemidir. bu nedenle yaşadığı çağdan, içinde oluştuğu kültürden ve bilim adamının kişiliğinden koparılarak incelenemez. bilim onu oluşturan bilim adamları topluluğundan soyutlanamaz. bilimi incelemek için onu oluşturan bilim adamlarını incelemek gerekir. bilim adamını incelemek için de onun yetiştiği coğrafyayı, tarihi, toplumu, kültürü, ideolojileri ve diğer etkenleri göz önünde bulundurmak gerekir.

farklı bilim adamları farklı zamanlarda farklı bilimsel paradigmalarla çalışıp doğayı farklı paradigmalarla incelemişlerdir. thomas samuel kuhn'a göre bilimsel gelişme süreci bir paradigmadan diğerine geçişle gerçekleşir. bunun bilim tarihinde sayısız örneği vardır. örneğin aristotales fiziğinin oluşturduğu paradigmalardan, newton fiziğine karşılık gelen paradigmaya ve einstein fiziğine; batlamyus astronomisinden kopernik'in güneş merkezli sistemine geçiş olağan bilimin dışına çıkılarak gerçekleştirilen bilimsel devrimler için birer örnektir.

bilim birikerek değil devrimsel kopuşlarla sıçrayarak ilerler. bir paradigmadan diğerine geçiş bilimsel devrim olarak nitelenir. eski paradigmanın cevaplayamadığı sorular ortaya çıktığında ve bu tip soruların sayısı arttığında yeni görüşleriyle doğayı farklı bir bakış açısıyla yorumlayan yeni bir paradigmaya geçiş olur. bu yeni paradigma eski paradigmayı düzelten ya da geliştiren bir model değildir. dünyayı anlama ve açıklamada farklı bir çerçeve sunan, farklı bir algı modelidir. sonuç olarak bilimsel gelişmeler düz bir doğru boyunca ilerlemez bilimde birikim yerine değişimden söz etmek gerekir.

bilimin gelecekte her şeyi açıklayabileceği görüşü gerçeği yansıtmaz. çünkü bilim, belli alanın belli koşullarında ve belli yöntemleriyle edinilmiş bilgisidir.

bilimler birbirine indirgenemez. çünkü olaylar bu yönde gelişmez. gerçeğin farklı boyutları ancak değişik bilimlerin verileriyle açıklanabilir.

popper'a göre bilimde esas olan ölçüt "doğrulanabilirlik" değil "yanlışlanabilirlik"tir. hiçbir bilimsel önerme mutlak anlamda doğrulanabilme özelliğine sahip değildir. yanlışlanmadığı sürece biz o önermenin "doğru" olduğunu kabul ederiz. en bilindik örnek kuğu örneğidir.
"bütün kuğular beyazdır" önermesi doğrulanarak kanıtlanamaz. çünkü evrendeki tüm kuğuları gözlemleyemeyiz. bu önerme aksi ispat edilene kadar doğru kabul edilir. bu da "tümevarım" yönteminin temelsiz olduğunu gösterir.
devamını gör...

bir yazılımcı olarak karşı durduğum projenin yıl sonunda başlanacak olduğu haberi.

neden karşı olduğuma gelirsek tamamen potansiyelinden. beyin implantları gerçekten sizin herşeyi bilmenizi, kafanızdan internete bağlanmanızı, en zor işlemleri bile yapabilmenizi sağlayacak. fakat işin güzel olmayan tarafları var.

kim zeki bilemeyeceksiniz. çünkü hepiniz ancak teknolojinin izin verdiği kadar zeki olacaksınız. insani özelliklerinizin çoğunu kaybedeceksiniz, duygular yerine mantıkla hareket edeceksiniz. x kişisinin y'den bir farkı kalmayacak, hepiniz aynı özelliklere sahip bilgisayar olacaksınız. ek olarak işin içine yazılım giriyorsa o sistem hiç bir zaman güvenli olmayacak. sizi öldürmek isteyenler implantınıza ağdan bağlanıp zararlı yazılımı yükleyerek beyin fonksiyonlarınız bozabilecek veya tüm implantlara sizin yapmak istemediğiniz komutları gönderilebilecek.

bu yüzden insanlığın teknoloji ile değil de harmoni ile yükselmesini istiyorum.
devamını gör...

ansızın olmuş gibi davranıyoruz ya her seferinde, en korkuncu o. şeriat ilan edilse kim bilir nasıl şaşırırız?
devamını gör...

değerli okuryazarlar 14 eylül sözlüğün saldırıya uğraması kumpanyası ile ilgili mahrem bilgilere ulaştık. benjamin nedenyahu yeni ekibi ile mossad operasyonlarına hız vermiş gözüküyor. muhabirimizin yönetimdeki kaynaklarından aldığı bilgileri noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz;

dün akşam bugün bunların olacağı bilgisini bize vermişti. zaten sürekli milletle uğraşıyorsunuz. iş yükü arttı. artık çoğu moderatör bu iş yükü yüzünden mahlasını online listesine asıp gidiyor. yazarlar gevşedi. bir toparlanmamız lazım. bu hali gören müesseseler bize reklam vermiyor. bu da ziyadesiyle canımı sıkan bir durum. safları sıklaştırmak lazım. düşman yaratmak lazım. herkesi bir araya toplayıp, mangırları şıngırdatmak lazım. bakın ben zaten doğu'nun ayısının oyunlarına gelip reklamsız sözlük yüzünden az kalsın tüm birikimimi kaybediyordum. şimdi bizim mavi çocuklar benim gözümü açtı. bu işi halledelim sizi de maaşa bağlayacağım diyerek hepimizi şaşırttı. sonra cılız bir alkış sesi duyduk. kim olsun beğenirsiniz? bizim göbekli, göbekli tepenin en tepesinde dikiliyormuş edası ile avuçları patlayana kadar benji'yi alkışlıyordu. zaten ayrıntıyı da o anda fark ettik. göbekli göbeğini maviye boyamıştı. değişimin ve dönüşümün rengi artık onun koca göbeğinde kendini gösteriyordu.

bir diğer yönetici ise benjamin nedenyahu'nun şu söylediklerini bizlerle paylaştı;

zaten yazarların rahatsız olduğu durumlar var. sürekli bizi sıkıştırıyorlar. sözlük saldırıya uğradı algısı yaratırsak bunları sustururuz. göç dalgası ve genel af mevzuları kapanır gider. 14 aralık bu sözlüğün bekasına karşı yapılmış bir girişimdir düşüncesini yazarların beynine kazımamız lazım. dış düşmanlara dikkat çektiğimiz kadar içimizdeki irlandalıları da ön plana çıkarmalıyız. bu yüzden saldırı esnasında iko bilgisayar başında değildi diyeceğiz. bizi tanıyan bizi bilen birilerinin bunu yaptığı düşünülsün ki, benim bu noktadaki direnişim ve mücadelem ön plana çıksın.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

evet değerli dostlar; lütfen yaşanan kumpanyanın gazına gelip sözlüğün demokratikleştirilmesi mücadelesinden vazgeçmeyiniz. bu kumpanya hisseli harikalar kumpanyasıdır. hissenin büyüğünü de nedenyahu'nun mavi dostları şirinler(!) almaktadır.

benjamin nedenyahu'nun bu haberi okurken bürüneceği hali ahvali de sizlerle paylaşalım tam olsun!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

özgür basın susturulamaz! herkes susar biz neden yahu diye sorarız!

açık mert korkusuz anormal sözlük haber ajansı özel haberini okudunuz.

sürç-i lisan ettiysek af ola!
devamını gör...

lgbt+ bireylere duyulan korku ve nefret temelli hastalıktır. bilinmeyenden, tanınmayandan korkmak normaldir. insan karanlıktan korkar çünkü bilinmezdir. ama gökkuşağından korkması cehaletini ve sevgisizliğini gösterir. nefret ise suçtur. beynin varsa beynini, kalbin varsa kalbini kullanman gerekir. umarım her ikisine de kısa zamanda kavuşur bu hastalar.
devamını gör...

babannemdir. "siz önden gidin ben şuralara bi bakayım" der. sanırsın hazine aramaya gidiyor. yemlik, kuzu kulağı ve zibilyon çeşit otu yolar getirir. hem toplarken keyif alır hem de eve götürüp bol sirkeli su da beklettiği otları yemeyi de ayrı bir sever.
devamını gör...

yahu kitap kitaptır kardeşim. okursun geçersin. hani cem yılmaz diyor ya fakirin fakire zulmü gibisi yok diye.
her şeyi bir kalıba sokmak zorunda mısınız?
tamam anladık okuyorsunuz. anladık kültürlüsünüz.

okuyan okuduğu üzerinden,
okumayan okumadığı üzerinden,
beriki de okuyanları sınıflandırarak,
üstünlük çabasında.

bırakın milletin ne yaptığını da siz ne yapıyorsunuz ona bakın!
t*: edebiyatımızdan üç eserin isimlerinin yan yana yazılmasıyla meydana gelmiş başlık.
devamını gör...

gıybet, acizlerin uğraşıdır.
devamını gör...

üsluba bakılırsa seviyenin ne kadar yerlerde olduğunun göstergesi.. yazık .. sevmek ile saygı duymak arasındaki ince çizgi bile öğretilmemiş.. bu kim için söylenirse tepkim aynı olur . cumhurbaşkanı olur , bir hekim olur , bir aşçı olur vs farketmez.. özgüveni yüksek , onurlu bireyler yetiştirilmeli ..
devamını gör...

hissizlik… bir süredir böyle. dün iki aydır görüşmediğim, kardeşim gibi gördüğüm dostumla izmir’e gittik. zordu benim için, bazı sokaklara girmek. bir çay içmek mesela. bazı şeylerin eksikliği, zordu. hala zor ama insan bazı sokaklardan geçerken acı bir gülümseme kaplar ya yüzünü. heh o gülümseme yoktu mesela. geriye o fotoğraftaki acı kaldı sanırım.
“bir daha seninle çıkan ne olsun? bu ne ruhsuzluk be, gül azıcık gül. şebek olduk karşında” diye azarımı yiyip oturmuştum. bu bir süre daha devam edecek tahminimce. kendimi birazcık tanıyorsam öyle olacak. belki bir ay belki bir yıl, ama ne kadar sürer onu ben de bilmiyorum.
devamını gör...

3.

elime küp şeklinde bir cisim alıp üçgen şeklindeki bir deliğe girmesi için zorlamak istiyorum şu an.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim