beni başkalarıyla kıyaslaması.
sadece işi düşünce araması.
iyi niyetimi suistimal etmesi.
nezaketimi zayıflık sanması.
başarımı takdir etmek yerine kıskanması.
kesin dille reddettiğim konu ve kişilerde ısrar etmesi.
duygu sömürüsü yapması.
her şeyi benden beklemesi.benim aramam,mesaj atmam vs...
bunlardan birini yapması yeter de artar. soğuma değil,doğrudan ipini çekerim kim olursa olsun.
devamını gör...

bazen kendisine sus artık diye yalvardığımdır. öyle bir çene var ki unuttum sandığım saçma sapan şeyleri en olmadık zamanda hatırlatır, konunun oraya nasıl geldiği ise meçhuldur.
devamını gör...

(bkz: yazık kafana)

kızı yaşındaki genç kızlarla birlikte olurken cennet cehennem, din, allah, günah, haram bunları düşünmeyen birinin; konu filistin olunca, 2021 yılında, bilginin altın çağında insan öldürerek cennetlik olacağını düşündüğü zırvalarından bir kuple.

ne olursa olsun şu devirde allah için insan öldürmek isteyen ve böylece cennetlik olacağını düşünen insanın psikolojik problemleri vardır.
devamını gör...

diğer markaların izlediği fiyat politikası ve ülkemiz ekonomisinin bugünkü gidişatına bakarak yakında herkesin kendilerinden giyineceğini düşündüğüm marka. *
devamını gör...

marko paşa düşüncesinin ortaya çıkışını aziz nesin şöyle anlatıyor;


gerçek kapandıktan sonra işsiz kaldım. esat adil’ e haftalık bir mizah gazetesi çıkarmayı teklif ettim. parti bu parayı sağlayacak, ben emeğime karşılık ayda yüz lira alacaktım. karın üst tarafı da partiye kalacaktı. parti üyeleri, imkanları kadar beşer, onar lira vererek gazetenin sermayesine ortak olacaklardı. partili arkadaşlar zaten az gelirli işçiler olduklarından bu iki ayda ancak iki yüz altmış lira toplanabilmiştir. gazeteye, halk kitlesi tarafından benimsenmiş ve tutulmuş bir isim bulmak gerekiyordu. gerçek gazetesinde yazdığım fıkralardan birinin başlığı “markopaşa’ya şikayet” idi. işte bu fıkranın hatırasıyla “markopaşa” ismini teklif ettim. birçok isimler arasında partili arkadaşlar bu ismi uygun buldular. bu sıralarda partiden istifa ederek ayrılmak zorunda kaldım. gerek istifa edişim, gerek yedi yüz liranın bir araya getirilemeyişi yüzünden markopaşa’yı çıkaramadım …


rıfat ılgaz’ın anlattıkları da şöyle;


biz partinin [türkiye sosyalist partisi] lokaline gidip gelmeye başladık. kahveye, pastaneye gidecek paramız olmadığı için bu sefer sosyalist partinin lokaline gidip oturuyoruz. ne aziz nesin’de ne bende böyle kahve köşelerinde harcayacak para yok. parti lokaline gidip gelen işçi arkadaşlarımız da bizi habire sıkıştırıyorlar. “bir mizah gazetesi çıkarın” diyorlar. biz konuşmalar sırasında soruyoruz onlara: “ne çıkaralım?” “mizah dergisi çıkarın.” “adı ne olsun?” “markopaşa olsun.” zeki usta, rıza usta, hüsamettin özdoğu gibi işçi arkadaşlar. konuşuyorlar, teklif ediyorlar, “para da toplayalım” [diyorlar]. hatta duvara “marko paşa siyasi mizah gazetesi yakında çıkıyor” diye yazılar asıldı, duyuru şeklinde. o günkü koşullara göre iyi sayılan bir para da toparlandı …


esasen başlarına gelecekleri bildikleri içinde ''hakkınızı helal edin dostlar'' rutinine şakalar köşesinde yer verdiler.


sefere mi çıkıyorum böyle? hayır. savaşa mı böyle gidişim? hayır. azrail mi bekliyor baş ucumda? hayır. intihara mı karar verdim yoksa? hayır. ya ne? marko paşa nam bir ceride (gazete) çıkarmış bir fıkracık istediler abdi acizden. evvel allah sonra matbuat kanununa sığındım. ne olur ne olmaz! dostlar, komşular ve hanem halkı şişede durduğu gibi durmaz kafir; cepte durduğu gibi durmaz kalem. helal edin hakkınızı, sayei kanunu matbuatta fıkra yazmaya gidiyorum.


derginin dağıtımında pek çok zorlukla karşılaşırlar. fazıl ünverdi'nin bayisi ile anlaşmalarına rağmen, bayi dağıtımı yapmaz. hal böyle olunca daha sıradan bir bayi olan ''kambur hüseyin''in yolunu tutarlar. dergi peynir ekmek gibi satılır. 22 sayı çıktıktan sonra çeşitli engellemelerle karşılaşırlar. bunun üzerine merhum paşa olarak basarlar dergiyi ve kovuşturmayı yerler. bu sefer malum paşa çıkar. malumun ilanı olmuştur. tak soruşturmayı yerler. markopaşa'ya geri dönülür ama yine adliyenin yolunu tutarlar. en sonunda da soruşturmalara ve kapatmalara tepki olarak, ''marko paşa'nın fevkalade hıyar sayısı'' çıkar;


ne yazsak markopaşa’yı toplatıyorlar. onbeş sayı çıkabilen gazetemizin yedi sayısını toplattılar. biz de, zülf-i yare dokunmayalım, güneşe karşı su döküp de çarpılmayalım, evliya-i ümuru incitip fincancı katırlarını ürkütmeyelim diye suya sabuna dokunmadan, havadan sudan yazılar yazmaya karar verdik. bundan sonra gazetemizin her sayısını, meyva ve sebzelerin övgülerine ayıracağız. şimdiye dek gazetemizi, içişleri bakan!ığı ve adalet bakanlığı toplattırdı; bakalım, bu kez de tarım bakanlığı toplatacak mı? gazetemizin bu sayısı, hıyar özel sayıdır. baştan sona dek, hıyarın ve hıyarların övgüsünü bulacaksınız. memleketimizin hıyarlarını incitmemek için, onların bile aleyhinde bulunmayacağız.


hıyar ve hıyarların methiyesi


hıyarın demokratlar meyve, halk partililer de sebze olduğunu iddia ederek havayı bulandırıyorlar. hıyarın ne olduğunun anlaşılması için 4 kişilik bir heyet langa bostanı'na, 500 heyet de yabancı memleketlere inceleme için gönderilecektir. ancak milli eğitim bakanlığı'nın bir kısım bilginleri de hıyara, 'salatalık' denilmesini istemektedir. bu konuda ilmi bir komisyon çalışmalara başlamıştır. dış memleketten ithal edilen hıyarları, ticaret bakanlığı c. s. köküiçerde eğri olduğu için beğenmemiştir.’


aziz nesinin memleketimizin hıyarlarına yazdığı o ca(ğ)nım ''hıyara methiye'' şiiri


taze endamınla sen pek dilşikarsın ey hıyar!
lezzetin inkar olunmaz hüşikarsın ey hıyar!

eylemiş tetvic tabiat re’sini efsür ile,
bağ-ı sebztanda tahtın tacıdarsın ey hıyar!

öyle dimdik bir şekil vermiş tabiat cismine,
sanki zal-i-zi-şeöaar-ı sebzezarsın ey hıyar!

bendeler mümkün müdür olmazsa meclub didene.
çünkü sen hazm-ı teama bir medarsın ey hıyar!

kadrini takdir ederler cümle şaklaban bile,
bezm-i nüşanın demişler cilvekarsın ey hıyarl

her ne yazsam sen kızarsın her sözüm olmuş günah,
bilmeyenler zannederler iktidarsın ey hıyar!


ve şiirin yayımlanmasından hemen sonra dergi yine toplatılır.

markopaşa'nın tarihi kapatmaların ve toplatılmaların tarihidir. türkiye'de siyasi mizah denen nanenin ne kadar zor yapıldığının ispatıdır.

sabahattin ali, aziz nesin, rıfat ılgaz ve mim uykusuzu bu mücadelelerinden ötürü saygı ile yad etmek lazım.
devamını gör...

idealleri uğruna her şeyi göze almış olan erkektir.

zafere giden yolda çekilen çilenin kutsal olduğuna inanır.

meriç olma ayağına güzel para kazanan bir falcıya dönüşmesi de olasıdır.

bir fal 100 lira olmuş eeeeeeeeyyyyyyyy ermolettin*
devamını gör...

+oğluşum senin en yakın arkadaşın kim?
-öğretmenim bizim eve ahmetlerin evi çok yakın o yüzden benim en yakın arkadaşım ahmet galiba.
devamını gör...

iki farklı anlatım versiyonu olan bir mitolojik karakter. biri yukarıdaki yazarın anlattığıdır diğerine göre ise attis, kybele'nin genç yaşta ölen oğludur. her iki versiyonun da kendi içinde her antik yazarın farklı aktarımları neticesinde farklı anlatım şekli var. bu kadar farklı versiyonlarının olması kybele-attis kültünün çok eskilere dayanmasından kaynaklanıyor. hittit, frig ve en son yunan kültürlerinin bir harmanı olarak çok uzun bir tarihsel süreçte gelişen bu kültü hittit'lerden çok önceki dönemlerle ilişkilendirenler de vardır.

efsanenin ikinci versiyonunu özellikle pausanias, diodoros ve arnobius gibi antik yazarlardan biliyoruz. ancak her üç yazar da temelde aynı ortak noktada buluşsalar da attis'in doğumuyla ilgili farklı şeyler anlatırlar. her üç yazar da şu konuda hem fikir; zeus kybele'le cinsel ilişki yaşamak ister ancak başaramaz ve menisini dışarı akıtır. bu meniden gebe kalan dağ agdistis adında bir hermaphrodit doğurur. her iki cinse sahip olan bu yaratığın cinsel isteği çoktur ve bu durum tanrıları rahatsız eder. şehvet düşkünlüğü sonucu erkeklik organı kesilir ve toprağa düşen organdan bir badem ağacı yeşerir. sagarios'un kızı bademleri toplar ve hamile kalır daha sonra attisi doğurur. daha sonra attis genç yaşta bir domuz saldırısında öldürülür. attis'in tasvirlerinde başında bir frig şapkası vardır.

kybele-attis kültü için yapılan törenler 15 martta başlayıp 27 martta biter. törenin ana fikri, ölen attis'in baharda canlanıp kybele ile buluşmasıdır. attis öldükten sonra bir çam ağacına dönüştüğü için törenin ilk gününde bir çam ağacı kesilir ve bir ceset gibi sarılır. bu ağaç 21 martta kybele tapınağına getirilir. 21 marta kadar ise oruç tutulur. bu oruçta ekmek, şarap, et ve balık tüketmek yasaktır. 24 martta ise kanlı ayinlerin yapıldığı bir tören düzenlenir. bu tören halka kapalıdır ve sadece kültün mensubu olan rahipler tarafından yapılır. peki törenle ilgili bu kadar ayrıntıyı nereden biliyoruz diye soracak olursanız cevabı basit; törenler sırasında ormanda gizlice onları izleyen kişiler ve yazarların anlatımları sayesinde biliyoruz. törende rahipler müzik eşliğinde sırtlarını kamçılayarak kanlarını akıtırlar. 25 martta ise bayram kutlanır. tabiatın canlanması ve attis'in ölüm uykusundan uyanması sevinçle kutlanır. bir gün dinlendikten sonra 27 martta sokaklarda gösteri alayı geçer ve tören son bulur.
kaynak: buradan ve buradan incelenebilir.
devamını gör...

tam tersi her seferinde indirim yapan hatta 4-5 kitabı hediye eden sahaflar da var.
devamını gör...

seri halde kitap sayfası çevirir gibi geçin gidin.
zira ben öyle yapıyorum.
(bkz: işte bunlar hep gösteriş ve ilgi eksikliği)
devamını gör...

üşenmek işin bahanesidir. korkarsın. yeni bir insana daha hayat hikayeni anlatacak, kendini tanıtacak hâlin kalmamıştır.
devamını gör...

ağaca tırmanmaya çalışmayın. neden mi
devamını gör...

"sizi ne mutlu ediyorsa ona inanın. "
franz kafka- ateşçi.
devamını gör...

(bkz: hoca bitir hoca)
devamını gör...

inceden nameler okuyan bir adet dedecik. efkarlandırdı beni. izlerken sigara yaktırdı.*
devamını gör...

inanılmaz az orana dahil olduğum için kendimi nadir sayıp avutucam teşekkürler.
devamını gör...

iyi bir yaşamı sürdürebilmem için zorunlu olduğum eylem. dilime tercüman olan bir afrika atasözünü huzurlarınıza bırakıyorum.

"afrika'da her sabah bir ceylan uyanır,
en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa öleceğini bilir.
afrikada her sabah bir aslan uyanır,
en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir.
aslan ya da ceylan olmanızın bir önemi yoktur.
yeter ki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin. "
devamını gör...

o değil de başlığı okuyunca hüzünlendim gece gece. zengin ve kimsesiz demek he.
devamını gör...

bir selena gomez şarkısı.
devamını gör...

ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim