kuzey güney dizi sinde kuzeyin repliği :
devamını gör...

madecassol bepanthol ve e vitamini karışımını denemiştim. belli bir yere kadar cildi soyuyor ama sonrasında etkisi kalmıyor. cilt savunma mekanizması geliştiriyor herhalde. zaten madecassol'le ilgili deriyi incelttiği için fazla kullanmanın zararlı olduğuyla ilgili iddialar da var. özel bir hastanede ya da güvenilir bir klinikte dermapen yöntemi denenebilir. eğer denemek istiyorsanız acele etmelisiniz. çünkü sadece kış aylarında yapılan bir uygulama.
devamını gör...

ne olacak bu uzayın hali?
devamını gör...

ekonomimiz şahlanıyor.
devamını gör...

bizim aşkımız gerçekten çok farklı.herkes popüler ve daha çekişmeli maçları olan gs ve fb yi tutmayı tercih ederken; ben beşiktaşlı olmaya doğuştan taliptim sanki.siyah-beyaz asil renkleriyle ve çılgın taraftarıyla her daim bende farklı bir yeri olacak.
devamını gör...

tüm ural-altay kökenli milletleri tek bayrak ve tek ülkenin varlığı altında birleştirmek isteyen ülküdür. yaygın inancın aksine türkiye kökenli bir ideoloji değildir. turancılık fikrininin düşünce babası finlandiyalı dilbilimci ve etnograf mathias alexander castren'dir. daha sonra ise bu görüş macaristan'da ilgi görmüş, türkiye civarlarında ilgi görmeye başlaması ise yusuf akçura ve bilhassa ziya gökalp'ın çabalarıyla olmuştur. bugün başta türkiye olmak üzere diğer birçok turan ülkesinde, pan-milliyetçi ideolojilerin temelinde yatan görüştür.
devamını gör...

burada geçirdiğim 8-9 ay ve yazdığım yaklaşık 1900 tanımda hiçbir şekilde uyarı almadığım, tanım silinmesine maruz kalmadığım için katılmadığım başlıktır. format ve kurallara uyulduğu sürece de adaletsizlik olacağını zannetmiyorum..
devamını gör...

güney afrika'nın cape town şehrindeki bir hastanede devamlı esrarengiz ölümler oluyordu. hemşireler haftalardır üst üste her cuma günü 311 numaralı yoğun bakım odasına yatırılan hastaları ölü bulmaktaydılar.bu sırlı ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. herkes meselenin çözülmesi için seferber oldu. uzmanlar odanın havasını bakteriyolojik bakımdan kontrol ettiler.güney afrikanın önde gelen bilim adamları ölenlerin aileleriyle üç hafta boyunca görüşmeler yaptılar.hatta işin içine polis girdi ve akla gelen her ihtimal tek tek değerlendirildi,ancak onların araştırmaları da sonuçsuz kaldı. ve tabii bu arada 311 numaralı odadaki hastalar sebepsiz ölmeyerek hastaların kaldığı 311 numaralı yoğun bakım odası devamlı gözetim altına alındı ve sonunda odadaki ölümlerin sebebi ortaya çıktı.

sonuç traji komikti.cuma sabahı saat 6'da odaları temizleyen temizlikçi kadının,hastanın bağlı bulunduğu solunum cihazının fişini çekerek kendi elektrik süpürgesinin fişini taktığı ve işini bitirince sonra solunum cihazının fişini tekrar yerine takip gittiği görüldü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın diğerleri.

bu sabah biraz kalabalığız, yine!
cadı türkan ve tekko yiyor, biri de sırasını bekliyor, ben onları seyrederken çayımı içiyorum, sabah olmuş kime ne, bugün çarşamba, demirbank hayırlı günler diler, zalim senin allahın yok mu?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türk tarihinin en büyük imparatorluğunu kuran hanedandır. fatih'e kadar osmanlı gibi devlete birçok aday hanedan vardı. mesela karatimurtaş ailesi yahut çandarlı hanedanı. yani fatih'e kadar şunu görüyoruz bayezid'in oğlu olmamış olsaydı başa kuvvetle muhtemeldir ki başka bir hanedan geçecekti, nüfuzu çok olan bir hanedan. ancak fatih'ten sonra şunu görüyoruz ki; osmanlı artık devletle bütünleşmiştir. örneğin deli mustafa (deli falan değildir gayet aklı başında bir adamdır, deli olması uydurulmadır) zamanında yeniçeriler bir kaç isyan olayıyla padişah falan öldürüyorlar, bakıyorlar ki hanedandan adam akıllı kimse kalmıyor artık diyorlar ki başka biri geçsin, orada hemen bi müdahale oluyor sadrazamlar, yeniçeri içinde ki bazı rütbeli askerler, bazı bölükler vs... diyorlar ki aman yok yine aynı hanedandan adam geçmeli. yani görüyoruz ki bir süre sonra osmanlı hanedanı vazgeçilmez bir hanedan olmuştur. iyisiyle kötüsüyle bizim de geçmişimizin bir parçası. önemli olan daha ziyade devlettir. hanedan 2. planda kalır.
tabii şunu da ekleyelim, osmanlı torunuyum diyen adamların büyük kısmının osmanlı ile alakası yoktur, bir kere adam kitap dahi okumuyor hiçbir alakası yoktur. lakin soy olarak günümüzde gerçekten de osmanlı hanedanından gelme insanlar mevcut. yani ıı.murad'ın yeğeni'nin soyundan gelen adam bile bulabilirsiniz. ama ben osmanlı torunuyum diyen adamdan kaçın, uzaklaşın aman diyeyim...
devamını gör...

olurrr.
sonsuz tüm kaideler içinde biricik ve yegane olayım bi ben*
devamını gör...

kendini eleştirmek. arada yapıldığında seni geliştirir ama ucunu kaçırırsan da harakiri etkisi yaratır adeta. sürekli içinden bir sesin yaptığın her şeyi eleştirmesi yavaş yavaş öldürüyor benliğini.
devamını gör...

kalp kurdu hastalığı (dirofilariasis), paraziter bir hastalıktır ve çoğunlukla köpke dostlarımda görülen bir hastalık olsa da kedilerde de görülen bu hastalığın taşıyıcıları sineklerdir. kedilere nazaran köpeklerde daha sık görülmesinin sebebi sineklerin beslenirken çoğunlukla köpke kanını tercih etmesidir ayrıca kedilerin enfekte olabilmesi için gerekli larva miktarı daha fazladır. kedilerde genellikle akciğer ve solunum hastalıklarına yol açan bir hastalıktır ve kediler bu parazitler için doğal konak durumunda olmadığı için doğal döngülerini kedi vücudunda tamamlayamazlar.

hastalığın en yaygın belirtileri ise; sürekli öksürme, çabuk yorulma, nefes almada zorluk, depresyon, iştah kaybı, kilo kaybı, uyuşukluk ve nadiren kusmadır.

hastalığın tedavisi ve hastalığa karşı alınacak önlemler; tedavi, kalpte erişkin parazitler oluşmadan önce yani kanda larvaların bulunduğu dönemde kullanılmasıyla mümkündür. sonu ölümle bitme olasılığı yüksek olan bu hastalıktan korunmak için iç ve dış parazit uygulamaları aksatılmamalı ve sinekler mümkün olabildiği kadar kedi ve köpkelerden uzak tutulmalıdır.

alman kürdü, ingiliz pointer, golden* ve boxer dostlarım bu hastalığa karşı en duyarlı ırklardır.
kalp kurdu, ülkemizde de görülen ölümcül bir hastlıktır.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok sinsi ve içten içe insanı mahveden bir şey. hepimiz birbirimize fark etmeden psikolojik şiddet uyguluyoruz. yok canım daha neler demeyin. attığınız bir bakış, söylediğiniz tek bir söz bile karşıdaki insana psikolojik bir zarar veriyor. lise zamanımda dışlanmıştım ve fazlaca alay konusu olmuştum. hepsi iyi insanlardı kendince. ama beni psikolojik olarak mahvetmişlerdi. çok kolay bir şey insanı yıkmak. çok kolay. ama acınası...
devamını gör...

devamını gör...

2004 yılında çıkarılan 5188 sayılı kanun ile görev ve yetkileri belirtilmiştir.özel güvenlik görevlileri kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyettedir.
devamını gör...

arkadaşlarının yanında ailesini kötüleyen insanlar.
devamını gör...

haziran 2020’de (bkz: can yayınları)’ndan çıkan özgün ve güzel bir (bkz: murat uyurkulak) kitabıdır.

yusuf ismindeki kahramanımız, 18 yıl aradan sonra çocukluğunu geçirdiği bornova’ya dönmüştür. çocukluğunun geçtiği bornova, 18 yıl öncesinden çok da farklı değildir aslında. çocukluğundan hatırladığı mahallenin delisi deli ibrahim (delibo) kayıptır. zaten yusuf bu yüzden izmir’e gelmiştir. yusuf’un izmir’e gelmesi delibo’yu arayış içinmiş gibi görünse de , aslında bu arayış yusuf’a geçmişini sorgulatmakta ve babasıyla bir yüzleşme içine girmesine de sebep olmaktadır.

geçmişe dönüş olur da çocukluk aşkı olmaz mı dediğinizi duyar gibiyim. demeyin, çünkü olur…bu kitapta da bu çocukluk aşkı yasemin olarak karşımıza çıkıyor.

karakter derinliklerini sevdim. özellikle yusuf’un derinliğini çok sevdim. öğretmen emeklisi devrimci bir babanın, sosyalist içerikli kitaplarını okuyarak büyümüş, muhafazakar bir adam yusuf. kitap boyunca da hep bir kaybeden olduğunu düşündüm. öyle böyle bir kaybeden de değil üstelik, potansiyelini bilinçli bir şekilde ziyan etmiş bir kaybeden yusuf…

mesela kitapta şöyle bir bölüm var, babasıyla çatışmasından ötürü ondan giderek uzaklaşan yusuf, onun devrim içerikli, romantizm içerikli tüm kitaplarını okumuştur ve şöyle bir eleştiride bulunur kendince:

‘’oyuncak değil, sahici bir tabancam olsa, hatta bir mitralyözüm; edebiyat denen palavra dağını karşıma alıp basardım tetiğe, delik deşik ederdim o sayfaları…’’

bazı kitaplar vardır, bir solukta okunur, elinizden bırakamazsınız…
delibo benim için öyle bir kitaptı…
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim