türk ateisti
okumazlarmış peh peh peh , ulan sen benim okuduğum kitapların yarısını okusan kafayı kırmış geziyordun sağda solda . bir de ergenci tayfa diyen var . gençlerimiz görüyor özeniyor derler . gençler dinden çıkmaya , o güne kadar neredeyse hayatının anlamı olan şeyi reddetmeye mi özeniyor ? sigara mı lan bu dallama ? ki sigarayı bile ateist olduktan sonra bıraktım ve neredeyse 0 denebilecek kadar az alkol tüketiyorum . yani bazı tatlı su müslümanları gibi içkiyle stroy atmıyorum .
şöyle bir ekleme yapayım . dinden çıkma aşamasında en büyük engel yine kendim idim . okuyor okuyor kendi mantığıma yatmayan yerlerde yine suçu kendimde arıyordum . hayır diyordum ben hatalı olmalıyım , ben yanlış düşünüyor olmalıyım gibi. yani sandığınızın aksine insanlar dinden çıkmak için dünden hazır bekleyip en ufak bahanede dini terk etmiyorlar .
şöyle bir ekleme yapayım . dinden çıkma aşamasında en büyük engel yine kendim idim . okuyor okuyor kendi mantığıma yatmayan yerlerde yine suçu kendimde arıyordum . hayır diyordum ben hatalı olmalıyım , ben yanlış düşünüyor olmalıyım gibi. yani sandığınızın aksine insanlar dinden çıkmak için dünden hazır bekleyip en ufak bahanede dini terk etmiyorlar .
devamını gör...
günaydın sözlük
goood morniiiinnnngggg sevgili yazarlar!
soğuk illerde yaşayanların buzlarının çözüldüğü, sıcak illerde yaşayanların gökyüzünün mavisinin açıldığı bu saatler tam da kahve içme vaktidir. güzel bir pazartesi oluyor, dilerim güzel bir hafta şeklinde devam eder. şaka maka kasımın da sonlarına geliyoruz. "yine aylardan kasım" şarkısını dinleyerek hüzünlenmek için son 9 gün. sonrasında yeni yıl heyecanı ve yılbaşı planları bizleri bekliyor olacak. her yeni gün yeni bir başlangıç. haydi bakalım kaldırın ılık popişlerinizi ve derin bir nefes alıp kahveye buyrun.
soğuk illerde yaşayanların buzlarının çözüldüğü, sıcak illerde yaşayanların gökyüzünün mavisinin açıldığı bu saatler tam da kahve içme vaktidir. güzel bir pazartesi oluyor, dilerim güzel bir hafta şeklinde devam eder. şaka maka kasımın da sonlarına geliyoruz. "yine aylardan kasım" şarkısını dinleyerek hüzünlenmek için son 9 gün. sonrasında yeni yıl heyecanı ve yılbaşı planları bizleri bekliyor olacak. her yeni gün yeni bir başlangıç. haydi bakalım kaldırın ılık popişlerinizi ve derin bir nefes alıp kahveye buyrun.
devamını gör...
mantı açan ütü yapan yakışıklı erkek
temizlikte yapıyorsa tamamdır evlilik karşıtı görüşlerimi bi yana bırakıp nikahı basarım
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
“gel bana her gece sen, gönlüme dolmalısın…”
devamını gör...
sic transit gloria mundi
dünyanın şanı geçicidir anlamına gelen latince bir sözdür.
benim hayalimdeki hayatı yaşayan profesyonel okur alberto manguel bir gün ingiltere’de sırf laf olsun diye bir kitabevine girer ve dr.moreau’nun adası kitabının olup olmadığını sorar ve ilginç bir soru ile karşılanır sorusu: yeni bir kitap mı? ingiltere’de h.g.wells’i hiç duymamış bir kitapçı ile karşılaşmaktan duyduğu şaşkınlık üzerine başlıkta kullandığım cümleyi yazar alberto manguel bu durumu anlatmak için.
çünkü dünyanın en büyük yazarlarından biri de olsanız dünyanın şanı geçicidir. bir dönemler ünleri ile kapı baca kıran insanlar şu an kimse tarafından tanınmıyor ve hatırlanmıyor. bu tanımda sıkıcı edebi örnekler vermeyeceğim, hatta biraz nostaljik magazine bile düşebilirim.
benim aklıma gelen örneklerden biri mutaf. uygun bir örnek olmayabilir ama sonuçta iyi bir örnektir bence. bir dönem şarkıcılık yapan mehmet mutaf şu anda çok ünlü bir plastik cerrah ama 1996 yılında yaptığı ayşa şarkısı ile sürekli ekranlarda idi. khaled’in aynı yıl seslendirdiği aicha isimli şarkının cover’ı olan bu parça ile ekranlardan düşmeye mutaf daha sonra piyasadan silindi ve sic transit gloria mundi.

aklıma gelen ikinci isim yine doksanlardan. star’ın açılmasıyla sansürsüz yayın furyası başladığında türkiye’nin en ünlü kadınlarından biri yasemin evcim idi. yasemin’le gece jimnastiği kimsenin izlemediği (!) ama ülkenin en çok izlenen programı idi. bir jimnastik sporcusu olan yasemin evcim o dönemler birçok rüyada başrol oynamıştır ama sonra kısa zamanda silindi ve sic transit gloria mundi.

madem daldan dala atlayarak latince bir sözü doksanlar batağına gömdük o zaman devam edelim. türk televizyon tarihinin ilk mürsel mistanoğlu’su olan kahramanmaraşlı musa kömeağaç türkiye’ye tatile gelen sarah cook ile büyük bir aşk yaşar. sadece küçük (!) bir sorun vardır. on sekiz yaşındaki musa’nın aşık olduğu sarah on üç yaşındadır. 1997 yılında sadece türkiye’de değil ingiltere’de de yılın konusu bu olmuştu. her akşam haberlerde musa ile sarah’ın aşkı anlatılıyordu. ingilizler ayaklanmış, türkler aşka saygı duyulması taraftarı. neredeyse ingiliz donanması akdeniz’e girecek. ortalık toz duman. musa hapse girer, bir ay yatar, sarah ülkesine döner ve her şey unutulur ve de sic transit gloria mundi.

kendimi durduramadığım ve doksanlar batağına düştüğüm için bir örnek daha vereceğim. türk televizyon tarihinin ilk atakan kayalar’ı olan selimcan sazak. üç yaşında okumayı öğrenen ve gerçekten çok zeki bir çocuk olan ve ilerki yıllarda da birçok alanda çalışarak bu zekasının hakkını sonuna kadar veren selimcan bir reklam ile ünü yakaladıktan sonra televizyon yorumculuğu yapmaya başlamıştı. o dönem yerlere göklere sığdırılamayan ali kırca’nın sunduğu programlarda yarım saati aşkın bir süre yorumculuk yapan selimcan türkiye’nin en ünlü simasıydı. bir programda kominksler hakkında yaptığı yorum da oldukça eğlenceli idi bence. sonra selimcan da azalarak yok oldu çünkü sic transit gloria mundi.

andy warhol’un tüm dünya insanlarına tanıdığı on beş dakikalık ün hakkını fazlasıyla kullanmış insanlar oldu ülkemde ve zamanla hepsi kayboldu gitti. h.g.wells’in ingiltere’de kaybolmasından doksanlar batağına kadar süren bu tanım çokça uzatılabilir ama artık uzun tanımlar yazmamaya karar verdim. zaten sic transit gloria mundi.
benim hayalimdeki hayatı yaşayan profesyonel okur alberto manguel bir gün ingiltere’de sırf laf olsun diye bir kitabevine girer ve dr.moreau’nun adası kitabının olup olmadığını sorar ve ilginç bir soru ile karşılanır sorusu: yeni bir kitap mı? ingiltere’de h.g.wells’i hiç duymamış bir kitapçı ile karşılaşmaktan duyduğu şaşkınlık üzerine başlıkta kullandığım cümleyi yazar alberto manguel bu durumu anlatmak için.
çünkü dünyanın en büyük yazarlarından biri de olsanız dünyanın şanı geçicidir. bir dönemler ünleri ile kapı baca kıran insanlar şu an kimse tarafından tanınmıyor ve hatırlanmıyor. bu tanımda sıkıcı edebi örnekler vermeyeceğim, hatta biraz nostaljik magazine bile düşebilirim.
benim aklıma gelen örneklerden biri mutaf. uygun bir örnek olmayabilir ama sonuçta iyi bir örnektir bence. bir dönem şarkıcılık yapan mehmet mutaf şu anda çok ünlü bir plastik cerrah ama 1996 yılında yaptığı ayşa şarkısı ile sürekli ekranlarda idi. khaled’in aynı yıl seslendirdiği aicha isimli şarkının cover’ı olan bu parça ile ekranlardan düşmeye mutaf daha sonra piyasadan silindi ve sic transit gloria mundi.

aklıma gelen ikinci isim yine doksanlardan. star’ın açılmasıyla sansürsüz yayın furyası başladığında türkiye’nin en ünlü kadınlarından biri yasemin evcim idi. yasemin’le gece jimnastiği kimsenin izlemediği (!) ama ülkenin en çok izlenen programı idi. bir jimnastik sporcusu olan yasemin evcim o dönemler birçok rüyada başrol oynamıştır ama sonra kısa zamanda silindi ve sic transit gloria mundi.

madem daldan dala atlayarak latince bir sözü doksanlar batağına gömdük o zaman devam edelim. türk televizyon tarihinin ilk mürsel mistanoğlu’su olan kahramanmaraşlı musa kömeağaç türkiye’ye tatile gelen sarah cook ile büyük bir aşk yaşar. sadece küçük (!) bir sorun vardır. on sekiz yaşındaki musa’nın aşık olduğu sarah on üç yaşındadır. 1997 yılında sadece türkiye’de değil ingiltere’de de yılın konusu bu olmuştu. her akşam haberlerde musa ile sarah’ın aşkı anlatılıyordu. ingilizler ayaklanmış, türkler aşka saygı duyulması taraftarı. neredeyse ingiliz donanması akdeniz’e girecek. ortalık toz duman. musa hapse girer, bir ay yatar, sarah ülkesine döner ve her şey unutulur ve de sic transit gloria mundi.

kendimi durduramadığım ve doksanlar batağına düştüğüm için bir örnek daha vereceğim. türk televizyon tarihinin ilk atakan kayalar’ı olan selimcan sazak. üç yaşında okumayı öğrenen ve gerçekten çok zeki bir çocuk olan ve ilerki yıllarda da birçok alanda çalışarak bu zekasının hakkını sonuna kadar veren selimcan bir reklam ile ünü yakaladıktan sonra televizyon yorumculuğu yapmaya başlamıştı. o dönem yerlere göklere sığdırılamayan ali kırca’nın sunduğu programlarda yarım saati aşkın bir süre yorumculuk yapan selimcan türkiye’nin en ünlü simasıydı. bir programda kominksler hakkında yaptığı yorum da oldukça eğlenceli idi bence. sonra selimcan da azalarak yok oldu çünkü sic transit gloria mundi.

andy warhol’un tüm dünya insanlarına tanıdığı on beş dakikalık ün hakkını fazlasıyla kullanmış insanlar oldu ülkemde ve zamanla hepsi kayboldu gitti. h.g.wells’in ingiltere’de kaybolmasından doksanlar batağına kadar süren bu tanım çokça uzatılabilir ama artık uzun tanımlar yazmamaya karar verdim. zaten sic transit gloria mundi.
devamını gör...
ateist zırvalıkları
ateist zırvalıklarını bilmem de ben size yemek tarifi anlatacağım. çünkü insanlar artık başlıklara öyle şeyler yazıyor ki konuyla arasındaki uzaklık , dünya ile ay arasındaki uzaklıktan daha fazla. o yüzden ben de sizlere bugün imam bayıldı tarifi vereceğim. çünkü müslüman ateist yakınlığı ne kadarsa imam ateist yakınlığı da o kadar. benzer işler işte.
malzemeler
5 adet patlıcan
2 büyük boy soğan
3 adet yeşil biber
3 adet domates
6-7 diş sarımsak
yarım demet maydanoz
sıvı yağ
pul biber
karabiber
tuz
yapılışı
1. patlıcanları alacalı soyarak yarım saat kadar tuzlu suda bekletin.
2. ardından tuzunu akıtıp, havlu kağıt ile kurulayıp çevirerek her yönünü sıvı yağda kızartın.
3. yağın fazlasını alması için havlu kağıda alın.
4. iç harcı için soğanları piyazlık doğrayın, 2-3 yemek kaşığı sıvı yağ ile ocağa alın ve kavurmaya başlayın.
5. 5 dk. kadar soğanlar kavrulduktan sonra küçük doğranmış biberleri ve sarımsakları ilave edin, bir süre daha kavurun.
6. küçük doğranmış domates ve baharatları da ekleyerek domatesler suyunu biraz çekene kadar kavurmaya devam edin.
7. ince kıyılmış maydanozu ekleyerek ocaktan alın.
8. fırın kabına aldığınız patlıcanların üzerine boydan çizgi şeklinde kesin.
9. içlerine hazırladığınız iç harcından doldurun.
10. tavada kalan domatesli suyu fırın kabına dökün.
11. eğer su yeterli değilse domates sosu ile ya da çok az salça ile sos hazırlayın ve 190 derece ısıtılmış fırında pişirin
malzemeler
5 adet patlıcan
2 büyük boy soğan
3 adet yeşil biber
3 adet domates
6-7 diş sarımsak
yarım demet maydanoz
sıvı yağ
pul biber
karabiber
tuz
yapılışı
1. patlıcanları alacalı soyarak yarım saat kadar tuzlu suda bekletin.
2. ardından tuzunu akıtıp, havlu kağıt ile kurulayıp çevirerek her yönünü sıvı yağda kızartın.
3. yağın fazlasını alması için havlu kağıda alın.
4. iç harcı için soğanları piyazlık doğrayın, 2-3 yemek kaşığı sıvı yağ ile ocağa alın ve kavurmaya başlayın.
5. 5 dk. kadar soğanlar kavrulduktan sonra küçük doğranmış biberleri ve sarımsakları ilave edin, bir süre daha kavurun.
6. küçük doğranmış domates ve baharatları da ekleyerek domatesler suyunu biraz çekene kadar kavurmaya devam edin.
7. ince kıyılmış maydanozu ekleyerek ocaktan alın.
8. fırın kabına aldığınız patlıcanların üzerine boydan çizgi şeklinde kesin.
9. içlerine hazırladığınız iç harcından doldurun.
10. tavada kalan domatesli suyu fırın kabına dökün.
11. eğer su yeterli değilse domates sosu ile ya da çok az salça ile sos hazırlayın ve 190 derece ısıtılmış fırında pişirin
devamını gör...
kız çocuklarını üniversiteye gönderen babalar cehennemliksiniz
kabak tadı verdi artık bu ülkede bu muhabbetler. isterseniz bizi diri diri gömmediğiniz için şükredelim ha? cahiliye dönemi sanki arkadaş. ankara savaşı gibi bi 20 seneydi. orda istanbulun fethi 50 yıl gecikmişti, burda da 1500 yıl geriye gittik.
devamını gör...
uzayın sonu varsa ondan sonra ne var sorunsalı
dönerci var.
devamını gör...
vartolu sadettin
eroin ticareti yaptığı halde şirin gösterilen bir karakter. ama işler güçler'in sansür'e maruz kaldığınıda gördük bu ülkede maalesef.
devamını gör...
morfin
can yayınları kısa modern serisinden bir mihail bulgakov öyküsü.
yazarın aynı öyküsü iş bankası kültür yayınları modern klasikler serisindeki genç bir doktorun anıları adlı kitabında da mevcuttur.
kitapta, genç bir doktorun tamamen masum biçimde başlayan morfin kullanımının bağımlılığa dönüşüp kendisi ve çevresi üzerinde oluşturduğu yıkıcı etkilerden bahsedilir.-bu eserde de olduğu üzere- yazarın tıp eğitimi almış olmasının ve bunu eserlerine aktarımının , işin içinde olanlar açısından oldukça tatmin edici ve mutluluk verici bir okuma deneyimi sunduğunu söyleyebilirim. *
yazarın üslubu gerçekçi, akıcı ve anlaşılır, yorulmadan okunabilen bir kitap. özellikle sağlık sektöründe çalışanlar ya da bu konulara ilgi duyanlara tavsiye edeceğim, tek seferde bitebilen keyifli bir kitap.
detaylı bilgi için :
canyayinlari.com/kitapdetay...
www.iskultur.com.tr/genc-bi...
yazarın aynı öyküsü iş bankası kültür yayınları modern klasikler serisindeki genç bir doktorun anıları adlı kitabında da mevcuttur.
kitapta, genç bir doktorun tamamen masum biçimde başlayan morfin kullanımının bağımlılığa dönüşüp kendisi ve çevresi üzerinde oluşturduğu yıkıcı etkilerden bahsedilir.-bu eserde de olduğu üzere- yazarın tıp eğitimi almış olmasının ve bunu eserlerine aktarımının , işin içinde olanlar açısından oldukça tatmin edici ve mutluluk verici bir okuma deneyimi sunduğunu söyleyebilirim. *
yazarın üslubu gerçekçi, akıcı ve anlaşılır, yorulmadan okunabilen bir kitap. özellikle sağlık sektöründe çalışanlar ya da bu konulara ilgi duyanlara tavsiye edeceğim, tek seferde bitebilen keyifli bir kitap.
detaylı bilgi için :
canyayinlari.com/kitapdetay...
www.iskultur.com.tr/genc-bi...
devamını gör...
pi sayısı
herhangi bir şeyi herhangi bir şeye bölerek tam olarak pi sayısını elde edemezsiniz çünkü pi sayısının rasyonel sayılarla tam olarak ifade edilebilen bir değeri yoktur. kendisi irrasyonel bir sayıdır, değeri de pi'dir.
devamını gör...
dizilerde unutulmayan ölüm sahneleri
arka sokaklar- suat
hala o çocukların acısı gözümün önünde
hala o çocukların acısı gözümün önünde
devamını gör...
ya kalbini kırarsam denilen insanlar
bunu genelde bir çok insana söylerim ve kalbini kırmamaya çalışırım. bir insan ile kötü olmak hiç bir zaman iyi hissettirmemiştir beni. eğer birini üzüyorsam ondan önce ben üzülüyorum çünkü. doğru bir davranış şekli midir bilmem ama bence olması gereken budur.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
sevgili dışınızdaki irlandalı ve miko hanımefendiler, en kısa bu kadar oluyor kusura bakmayın.
hayatımda yalnızca bir kez içip içip eski sevgiliyi aramak isimli güzide eylemimizde bulundum, yıllağğğğr önce. kendisi çok mantıklı bir insan evladı olduğundan, gecenin bir yarısı ex manit’ten gelen bu telefonu açmadı. peki ben durdum mu? durmadım. sms attım.
“şeni şöyle seviyorum balım, böyle yaptım hatalarım vardı işte heeerrrrşeyi yaparım (gerekirse sarhoş olduğum için kelimeyi birleşik de yazarım yani o derece) bak, toparlarız. sen ne dersen de, seni hala çok seviyorum lan allahsız"
ertesi gün facebook üzerinden yanıtladı. onun ss’leri aşağıda (mesajlar mail kutuma da geldiğinden, benimkilerin kaydı yok malesef ama yine de belgelerle geldim.)

- yani, gerçekten bu mesajda buna mı odaklandın? sarhoştum kusura bakma ama mesajın odak noktası orası değildi sanki.

- tamam, özür dilerim o kelime için. ama şu an dünyanın en ayık adamı benim, sabahtan beri sadece çay içtim inanmıyorsan ev arkadaşıma sor. mesajın orası hariç tamamının altına da imzamı atıyorum. hath bakalım.

o günden beri hanımefendinin benim nezdimdeki nickname'i allahsız. yolda falan görsem nabün lan allahsız derim.
hayatımda yalnızca bir kez içip içip eski sevgiliyi aramak isimli güzide eylemimizde bulundum, yıllağğğğr önce. kendisi çok mantıklı bir insan evladı olduğundan, gecenin bir yarısı ex manit’ten gelen bu telefonu açmadı. peki ben durdum mu? durmadım. sms attım.
“şeni şöyle seviyorum balım, böyle yaptım hatalarım vardı işte heeerrrrşeyi yaparım (gerekirse sarhoş olduğum için kelimeyi birleşik de yazarım yani o derece) bak, toparlarız. sen ne dersen de, seni hala çok seviyorum lan allahsız"
ertesi gün facebook üzerinden yanıtladı. onun ss’leri aşağıda (mesajlar mail kutuma da geldiğinden, benimkilerin kaydı yok malesef ama yine de belgelerle geldim.)

- yani, gerçekten bu mesajda buna mı odaklandın? sarhoştum kusura bakma ama mesajın odak noktası orası değildi sanki.

- tamam, özür dilerim o kelime için. ama şu an dünyanın en ayık adamı benim, sabahtan beri sadece çay içtim inanmıyorsan ev arkadaşıma sor. mesajın orası hariç tamamının altına da imzamı atıyorum. hath bakalım.

o günden beri hanımefendinin benim nezdimdeki nickname'i allahsız. yolda falan görsem nabün lan allahsız derim.
devamını gör...
taoizm
2000 yıl boyunca çin'de yaşamın her alanını var olan bir inançtır. çin, kore gibi asya ülkelerinde etkileri görülmüştür. insan bedeninin evrendeki tüm tanrıları barındırdığına inanılır.
devamını gör...
koyduğun yerdedir
bulamadığın herhangi bir eşyanı bir hevesle aynı ortamı paylaştığın başka bir canlıya sorduğunda alacağın beyin yakan cevaptır.
evliyseniz eşinizden, aileyle yaşıyorsanız ebeveynlerden, ev arkadaşınızla beraber kalıyorsanız ondan duyarsınız bu kültürel mirası.
evliyseniz eşinizden, aileyle yaşıyorsanız ebeveynlerden, ev arkadaşınızla beraber kalıyorsanız ondan duyarsınız bu kültürel mirası.
devamını gör...
yedinci dem
hem yazarlığını haber etmiş hem nickaltını açmış bulunmaktayım. hayırlı olsun dileklerimi iletip, sözlüğü güzel tanımlara boğması dileğiyle.
devamını gör...
normal sözlük'e eksileme butonu gelsin kampanyası
ek bir önermeyle katıldığım kampanya.
eksi butonu gelsin, ancak tanımdaki eksi sayısı yalnızca tanım sahibine görünür olsun. böylece okumadan anlamadan, bodozlama gelen eksiler önlenmiş olur.
eksi butonu gelsin, ancak tanımdaki eksi sayısı yalnızca tanım sahibine görünür olsun. böylece okumadan anlamadan, bodozlama gelen eksiler önlenmiş olur.
devamını gör...
hayko cepkin
çocukken alışılmadık tarzından dolayı korktuğum, büyüdükçe tanıdığım, tanıdıkça sevdiğim şarkıları kadar kalbi de güzel olan ermeni asıllı müzisyenimiz.
devamını gör...
