evanescence
devamını gör...
tarık tufan
yazım tarzını beğendiğim ve takip ettiğim sayılı kişilerden biri olan, 5 haziran doğumlu senarist/yazar.
kaybolan, ve sen kuş olur gidersin ve kekeme çocuklar korosu bayıla bayıla okuduğum kitapları arasındadır.
kaybolan, ve sen kuş olur gidersin ve kekeme çocuklar korosu bayıla bayıla okuduğum kitapları arasındadır.
devamını gör...
ziyan
hakan günday abimizin askerlikten soğutan hatta nefret ettiren son derece gerçek ve çarpıcı kitabıdır.
2009 yılında yayımlanan bu roman doğuda askerlik yapan psikolojisi bozuk bir manyağın intihar etmeyi kafasına koymasını anlatır.* tabii sonra atatürk suikast girişimi falan derken akar gider kitap elinizde erir.
350 sayfalık fazla gerçek hissettiren bir romandır.
kitapta askeriye ve doğu portresi çok iyi çizilmiş. hakan günday bol bol eleştiri yapıyor.
hem hali hazırda içinde bulunduğu sisteme, hem doğuda yaşanılan olaylara bol bol gönderme yapılıyor. cesur ve gerçek bir eser, hatta o dönem bazı kısımların kitaptan çıkarıldığı yazılmıştı. gerçek mi bilmiyorum ama son haliyle bile sert bir kitap.
hakan gündayın en iyi üç kitabından birisi bence.
kurgu olarak nefis kurgulanmış bir kitap, ilmek ilmek işlenmiş.
hakan günday sanırım askerlik yaparken yazmaya karar vermiş ve yazmış bu kitabı.
içinde fazlaca eleştiri bulunur özellikle soğuğu bu kadar içten derinden anlatması çok hoşuma gitmişti.
mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir romandır.
hangi alıntıyı eklesem diye düşünüp duruyorum sadece alıntılardan yeni bir kitap ortaya çıkar öyle bir kitaptır. alıntılara geçmeden önce ekleyeyim.
şu anda donarak ölmek üzere olan tüm askerlerimize kucak dolusu sevgiler.
emret komutanım, demek, emret öleyim demektir. çünkü askerlik, ölmenin emredilebileceği tek meslektir. hatta emre karşı gelmenin cezasının da ölüm olabileceği tek meslektir.
doğuda kızlar kadın doğar. ecellerinden önce ölürler. ilk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek. o kadar çok kadın gömer ki, toprak bile artık dişidir. bu yüzden toprak ana diye bilinir. diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. bu yüzden verimsiz ve çoraktır; buna da kadının intikamı denir.
gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum.
2009 yılında yayımlanan bu roman doğuda askerlik yapan psikolojisi bozuk bir manyağın intihar etmeyi kafasına koymasını anlatır.* tabii sonra atatürk suikast girişimi falan derken akar gider kitap elinizde erir.
350 sayfalık fazla gerçek hissettiren bir romandır.
kitapta askeriye ve doğu portresi çok iyi çizilmiş. hakan günday bol bol eleştiri yapıyor.
hem hali hazırda içinde bulunduğu sisteme, hem doğuda yaşanılan olaylara bol bol gönderme yapılıyor. cesur ve gerçek bir eser, hatta o dönem bazı kısımların kitaptan çıkarıldığı yazılmıştı. gerçek mi bilmiyorum ama son haliyle bile sert bir kitap.
hakan gündayın en iyi üç kitabından birisi bence.
kurgu olarak nefis kurgulanmış bir kitap, ilmek ilmek işlenmiş.
hakan günday sanırım askerlik yaparken yazmaya karar vermiş ve yazmış bu kitabı.
içinde fazlaca eleştiri bulunur özellikle soğuğu bu kadar içten derinden anlatması çok hoşuma gitmişti.
mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir romandır.
hangi alıntıyı eklesem diye düşünüp duruyorum sadece alıntılardan yeni bir kitap ortaya çıkar öyle bir kitaptır. alıntılara geçmeden önce ekleyeyim.
şu anda donarak ölmek üzere olan tüm askerlerimize kucak dolusu sevgiler.
emret komutanım, demek, emret öleyim demektir. çünkü askerlik, ölmenin emredilebileceği tek meslektir. hatta emre karşı gelmenin cezasının da ölüm olabileceği tek meslektir.
doğuda kızlar kadın doğar. ecellerinden önce ölürler. ilk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek. o kadar çok kadın gömer ki, toprak bile artık dişidir. bu yüzden toprak ana diye bilinir. diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. bu yüzden verimsiz ve çoraktır; buna da kadının intikamı denir.
gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını, bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum.
devamını gör...
normal sözlük’te kıymeti bilinmesi gerekenler
devamını gör...
codex leicester
leonardo da vinci bu kitabı ayna görüntülü tekniği ile yazmıştır. yani kelimelerin sağdan sola doğru okunması gerekiyor.
kitap hidrolik ve su hareketleri üzerine yazılmıştır. suyun gelgit hareketi, setler ve barajlar üzerine odaklanan kitap ayrıca ay-dünya-güneş arasındaki ilişkiye de yer vermektedir. içerisinde çokça çizim ve taslak barındırır. bunlardan birisi de galata köprüsü ile ilgilidir.
bill gates tarafından 11 kasım 1994'te 30,802,500 dolara satın alınan bu kitap, dünyanın en pahalı kitabı olarak bilinir.
kitap hidrolik ve su hareketleri üzerine yazılmıştır. suyun gelgit hareketi, setler ve barajlar üzerine odaklanan kitap ayrıca ay-dünya-güneş arasındaki ilişkiye de yer vermektedir. içerisinde çokça çizim ve taslak barındırır. bunlardan birisi de galata köprüsü ile ilgilidir.
bill gates tarafından 11 kasım 1994'te 30,802,500 dolara satın alınan bu kitap, dünyanın en pahalı kitabı olarak bilinir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği yazar ve alıntısı
"beni can kulağıyla dinlediğin için teşekkür ederim! dinlemesini bilen insanlar o kadar az ki!"
hermann hesse - siddhartha.
hermann hesse - siddhartha.
devamını gör...
omnivor
hepçil canlılardır.
et, ot ne bulursa yer.
insan, ayı gibi.
ama bunların kralı tavuktur. tavuk tam bir geri dönüşüm uzmanıdır. solucan, tırtıl, buğday tanesi ne bulursa yer.
etçiller karnivor,
otçullar herbivor oluyor.
et, ot ne bulursa yer.
insan, ayı gibi.
ama bunların kralı tavuktur. tavuk tam bir geri dönüşüm uzmanıdır. solucan, tırtıl, buğday tanesi ne bulursa yer.
etçiller karnivor,
otçullar herbivor oluyor.
devamını gör...
ex nihilo nihil fit
"nothing comes from nothing" - "hiçbir şey yoktan gelmez" anlamına gelen latince deyiş. yani "var olmayan bir dünya ile var olan bir dünya arasında hiçbir köprü yoktur."
peki ya nereden çıkmıştır?
hiçbir şeyin yoktan gelmediği fikri ilk olarak aristoteles tarafından dile getirilmiştir fizik adlı eserinde. aynı zamanda ilk kez parmenides tarafından tartışılmıştır. ve romalı şair ve filozof olan titus lucretius carus tarafından de rerum natura (kitap)'da (ingilizce: on the nature of things - türkçe: şeylerin doğası üzerine veya evrenin yapısı) ifade edilmiştir.
akıllara termodinamik yasalarını getirir. aynı zamanda shakespeare ve poe'yu da burada anmakta fayda var. neden diye sorarsanız: hiçbir zaman.
peki ya nereden çıkmıştır?
hiçbir şeyin yoktan gelmediği fikri ilk olarak aristoteles tarafından dile getirilmiştir fizik adlı eserinde. aynı zamanda ilk kez parmenides tarafından tartışılmıştır. ve romalı şair ve filozof olan titus lucretius carus tarafından de rerum natura (kitap)'da (ingilizce: on the nature of things - türkçe: şeylerin doğası üzerine veya evrenin yapısı) ifade edilmiştir.
akıllara termodinamik yasalarını getirir. aynı zamanda shakespeare ve poe'yu da burada anmakta fayda var. neden diye sorarsanız: hiçbir zaman.
devamını gör...
fikret kızılok
"bir gün olsun unutunca dışımda kalıyorsun.
oysa seni düşününce içime sığmıyorsun.."
fikret kızılok
oysa seni düşününce içime sığmıyorsun.."
fikret kızılok
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
tsk zamanları, şırnak'ta yeni gelmiş askercağızlarımıza silah eğitimi veriyoruz.
60mm komando havanına geldi sıra, tek kişinin kullandığı basit bir boru. olayı nedir? havan mermisini içine bırakmadan önce dibine barut hakkı denilen, atılacak mesafeye göre ayarlanan barut yaprakları koyuyoruz, mermiyi bırakınca dipteki iğneyle oluşan tetiklemeyle barut alev alıyor mermi fırlayıp gidiyor.
benim barut hakkını koymayı unutmam, mermiyi havana bıraktıktan sonra o yarım saniyede bunun farkına varıp şimdi ne olacak bakışım, merminin kendi ivmesiyle çıkıp 3 metre ötemize düşmesi ama patlamaması, çünkü havan mermisinin de pimini çıkartmayı unutmam.
ve evet, o vakitler haberlere "eğitim zayiatı" olarak çıkmamamızın yegane sebebi o minnak pimdir.
60mm komando havanına geldi sıra, tek kişinin kullandığı basit bir boru. olayı nedir? havan mermisini içine bırakmadan önce dibine barut hakkı denilen, atılacak mesafeye göre ayarlanan barut yaprakları koyuyoruz, mermiyi bırakınca dipteki iğneyle oluşan tetiklemeyle barut alev alıyor mermi fırlayıp gidiyor.
benim barut hakkını koymayı unutmam, mermiyi havana bıraktıktan sonra o yarım saniyede bunun farkına varıp şimdi ne olacak bakışım, merminin kendi ivmesiyle çıkıp 3 metre ötemize düşmesi ama patlamaması, çünkü havan mermisinin de pimini çıkartmayı unutmam.
ve evet, o vakitler haberlere "eğitim zayiatı" olarak çıkmamamızın yegane sebebi o minnak pimdir.
devamını gör...
yazarların en sevdiği kayahan şarkısı
gözlerinin hapsindeyim.
devamını gör...
arkadaş grubundaki tek kız olmak
erkekleri avcı toplayıcı zamanlarına geri döndürebilecek riskli hareketler. zira genlerimizde var mağaranın önünde kadınının önüne geyik atmak. çünkü ortamda tek bir dişi varsa o dişi erkeklere göre en güzel dişidir.
bir süre sonra serengeti düzlüklerine döner ama ortam. erkekler dişinin peşinde dolanır, kur yaparlar (burda belgesel seslendirmesi var) dişi önce tek başına dolansa da, bir müddet sonra kime yanaşırsa hır çıkar. kükremeler eşliğinde serengeti karışır ( belgesel seslendirmesi yine) erkekler dişi için kavga ederler. mücadeleyi kazanan dişiyi boynundan yakalayıp yuvasına götürür. diğer erkekler de dişi için ağıt yakar kükreyerek.
bir süre sonra serengeti düzlüklerine döner ama ortam. erkekler dişinin peşinde dolanır, kur yaparlar (burda belgesel seslendirmesi var) dişi önce tek başına dolansa da, bir müddet sonra kime yanaşırsa hır çıkar. kükremeler eşliğinde serengeti karışır ( belgesel seslendirmesi yine) erkekler dişi için kavga ederler. mücadeleyi kazanan dişiyi boynundan yakalayıp yuvasına götürür. diğer erkekler de dişi için ağıt yakar kükreyerek.
devamını gör...
taşa yazılmış yaşım 12 tecavüz ediliyorum yazısının gerçek çıkması
delirmek üzereyim. delirmek üzereyim. delirmek üzereyim. allah,buddha, yehova, zeus, karadelik ne varsa belanızı versin. 12 yaşında bir çocuk hayatı boyunca yaralı kalacak.
devamını gör...
miko
adını kendisine kendisi koymuş. wonko the sane'e selam olsun(muş). m'siz yazılımcı bireyle bir alakası olmadığı gibi adını kendisine kendisi koyan her birey gibi birinin bişeysi olarak anılmaktan hicap duyacak biriymiş.
rivayet edilir.
rivayet edilir.
devamını gör...
eski sevgiliyle karşılaşınca söylenmesi gereken sözler
görmezden gelmiştim, sen bizim duygularımızı görmezden gelirsen bizde seni dünyamızdan sileriz.
devamını gör...
her sarıklıyı hoca sanmayın
16 mart 1923 günü ulucami'de kılınan cuma namazı çıkışında atatürk'ün cemaate söylemiş olduğu sözdür. tamamı şöyledir;
"her sarıklıyı hoca sanmayın. hoca olmak sarıkla değil, dimağladır."
"her sarıklıyı hoca sanmayın. hoca olmak sarıkla değil, dimağladır."
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
hevesini yitirmiştir. yalanlardan bıkmış, mutsuzluktan yorulmuştur. yeni bir şeye başlamaya heveslense de olası kişiye bakıp vazgeçiyordur. sevme isteğimizin içine ettiniz. allah belanızı versin
devamını gör...
82 plaka kodu için şehir önerileri
24 ilden büyük nüfusu, üniversiteleri, havalimanina sahip olması sebebi ile (bkz: alanya)
devamını gör...
eski bir arkadaşla karşılaşınca gelen mükemmel olma zorunluluğu
hep başıma gelen bir olaydır, streslerde boğulur insan.
başlıkta çok iyi ifade edememiş olabilirim, şöyle ki;
karşılaştığınız insan mazide tanıdığınız bir insan, belki büyük burunlu sivilceli çirkin ergenliğinize belki bunalımda olduğunuz bir döneminize şahitlik etmiş bir insan.*
yıllar sonra bu insanla karşılaşınca kişi ister istemez mükemmel olma zorunluluğu hissediyor, bir nevi ben o zamanları atlattım cınısı demek istiyor karşıdakine. ardından da bir süre acaba o karşılaşma anında nasıl görünüyordum çok mu gariptim gibi düşüncelere gark olup saç beyazlatmaca oynuyoruz.**
ps: bahsettiğim hisler anlık kaygılar, saatlerce süren bir duygu durumu değil. başa çıkma yolu da özgüveni yüksek tutmak kesinlikle, biraz kendinizi pohpohlayın geçiyor hahahah.
başlıkta çok iyi ifade edememiş olabilirim, şöyle ki;
karşılaştığınız insan mazide tanıdığınız bir insan, belki büyük burunlu sivilceli çirkin ergenliğinize belki bunalımda olduğunuz bir döneminize şahitlik etmiş bir insan.*
yıllar sonra bu insanla karşılaşınca kişi ister istemez mükemmel olma zorunluluğu hissediyor, bir nevi ben o zamanları atlattım cınısı demek istiyor karşıdakine. ardından da bir süre acaba o karşılaşma anında nasıl görünüyordum çok mu gariptim gibi düşüncelere gark olup saç beyazlatmaca oynuyoruz.**
ps: bahsettiğim hisler anlık kaygılar, saatlerce süren bir duygu durumu değil. başa çıkma yolu da özgüveni yüksek tutmak kesinlikle, biraz kendinizi pohpohlayın geçiyor hahahah.
devamını gör...
