kafa sözlük
eksi sozlukten gelenlerdenim. eksinin ozunu kaybetmesi ile bir suredir bakmiyordum bile.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
allah belanı versin.**
devamını gör...
gereksiz abartılan şeyler
"yemek"
çocukluğumuzdan beri evde, sonra işyerinde, aç televizyonu orada, gir internete sosyal medyaya heryerde yiyecek içecek, bir yemek konusu sürekli..
acıkınca yersin bişeyler geç git budur yani..
bu kadar öncelikli bir konu olmamalı..
hayatımızda en önemli şey bumudur yani..
hayatta çok daha önemli kavramlar, konular işler güçler var, daha anlamlı deneyimler var, ve insan birçok şeyi, uzun süre birşey yemediyse daha iyi algılıyor, örneğin sabah kahvaltı edilmezse, öğlene kadar insan daha verimli oluyor, beyni daha hızlı çalışıyor, daha üretken oluyor, fiziksel olarak deseniz vücut kendini onarıyor yeniliyor daha esnek daha dinamik oluyor, bu bilimsel bir gerçek..
yeteri kadar yememiz yeterli ve inanın çok çeşitli yemek bile yediğimiz şeylerin etkisini faydasını azaltıyor, ne kadar az çeşit ve ne kadar az yersek o kadar sağlıklı, uzun yaşıyoruz, vücudumuzdan, ruhumuzdan o kadar maximum performans alıyoruz ama yemek yemekten, yemek konuşmaktan diğer milyonlarca daha iyi alternatife ne vakit kalıyor ne enerji.. çok saçma..
çocukluğumuzdan beri evde, sonra işyerinde, aç televizyonu orada, gir internete sosyal medyaya heryerde yiyecek içecek, bir yemek konusu sürekli..
acıkınca yersin bişeyler geç git budur yani..
bu kadar öncelikli bir konu olmamalı..
hayatımızda en önemli şey bumudur yani..
hayatta çok daha önemli kavramlar, konular işler güçler var, daha anlamlı deneyimler var, ve insan birçok şeyi, uzun süre birşey yemediyse daha iyi algılıyor, örneğin sabah kahvaltı edilmezse, öğlene kadar insan daha verimli oluyor, beyni daha hızlı çalışıyor, daha üretken oluyor, fiziksel olarak deseniz vücut kendini onarıyor yeniliyor daha esnek daha dinamik oluyor, bu bilimsel bir gerçek..
yeteri kadar yememiz yeterli ve inanın çok çeşitli yemek bile yediğimiz şeylerin etkisini faydasını azaltıyor, ne kadar az çeşit ve ne kadar az yersek o kadar sağlıklı, uzun yaşıyoruz, vücudumuzdan, ruhumuzdan o kadar maximum performans alıyoruz ama yemek yemekten, yemek konuşmaktan diğer milyonlarca daha iyi alternatife ne vakit kalıyor ne enerji.. çok saçma..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
tango dans bağımlısı papatya'nın pandemi yüzünden içine düşmüş bulunduğu ruh halini sembolize eden nickidir. dans etmek bünyede bağımlılık yapar, spor yapanlarda olduğu gibi.
(bkz: papatya gibisin beyaz ve ince)
(bkz: papatya gibisin beyaz ve ince)
devamını gör...
duyumculuk
diğer adı sensüalizmdir. beş duyu organının verilerini doğru kabul eden görüştür. duyu algılarının dışındaki bilgi kaynaklarını reddeden görüş, zihnin soyutlama gücüyle elde ettiği kavramların bilgi olduğunu da reddeder. temsilcisi george berkeley condillac'tır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
nutuk *.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
"baz" eki, farsça işin ehli, o işin piri anlamı katar kelimeye. kumarbaz, canbaz, hilebaz, madrabaz gibi.
ama bir istisna vardır, "düzenbaz"... bu kelime tahmin edildiği gibi hileci, düzenci, aldatıcı gibi anlamlara gelmez aslında.
"dü" 2 demektir farsça da, "zen" kadın demektir. yani asıl anlamı, 2 kadını aynı anda idare eden, edebilen kişi demektir. (bende şaşırmıştım)
dip: düzmek ayrı bir mevzu, iyi düzen anlamlarına çekmeye de çalıştım ama olmuyor.
ama bir istisna vardır, "düzenbaz"... bu kelime tahmin edildiği gibi hileci, düzenci, aldatıcı gibi anlamlara gelmez aslında.
"dü" 2 demektir farsça da, "zen" kadın demektir. yani asıl anlamı, 2 kadını aynı anda idare eden, edebilen kişi demektir. (bende şaşırmıştım)
dip: düzmek ayrı bir mevzu, iyi düzen anlamlarına çekmeye de çalıştım ama olmuyor.
devamını gör...
joy crookes
tam adı joy elizabeth akther crookes olan, bangladeş-irlanda genetik mirasına sahip londra doğumlu neo soul müzik tarzında şarkılar üreten bir sanatçıdır. pek bilinmiyor ama çok güzel şarkıları vardır. favorimi sizinle paylaşmak istedim.
london mine
london mine
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
tanımlarını okurken bir yerden tanıyorum hissi uyandıran. ıstediği zaman ucu yanık mektup gibi, tanımlarının bir kenarına iliştirdiğı espirileriyle sesli kahkaha attıran yazar.
devamını gör...
artık görüşülmeyen yakın arkadaş
arada balkonumun altında gülüşmelerini duyuyorum biraz üzmüyor değil. bir zamanlar can yoldaşı olduğum, mutluluğunu elimle ilmek ilmek işlediğim insanın beni öylece hayatından çıkarması koymuyor değil. demek ki ben onun yakın arkadaşı değilmişim ki ben yazmayınca o da yazmadı, aramadı. kıymetimi ölçmek için aramamazlık yapmam hayatımdan 2 yakın arkadaş sildi. yerleri doldu mu? doldu. ben hep alttan aldım, hep ben aradım sordum ama bir yerde "kendine gel, sürekli sen arayacak değilsin." düşüncesi kafama dank etti. velhasıl kelam, kendi değerimi anladım. yalnız kaldım bu şehirde belki ama hayatımdan iki samimiyetsiz çıkmış oldu.
devamını gör...
yazarların emeklilik hayalleri
bahçıvanlık yapmak.
bunun için emekli olmama gerek de yok aslında, öyle görünüyor ki emekli olana kadar yapma fırsatım da yok.
bunun için emekli olmama gerek de yok aslında, öyle görünüyor ki emekli olana kadar yapma fırsatım da yok.
devamını gör...
ankara'da yaşayan normal sözlük yazarları kulübü
illa gelecekseniz kalın giyinin. içliksiz gelmeyin.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
her cümlesini keyifle okuduğum, şiir bölümü ile beraber koltuğumdan düşmeme sebep olmuş mükemmel ötesi başlık.
yine de siz pek güvenmeyin.
belki burada güldüğümü belli ederek olayların üstünü kapatmaya çalışıyorumdur. ! *
yine de siz pek güvenmeyin.
belki burada güldüğümü belli ederek olayların üstünü kapatmaya çalışıyorumdur. ! *
devamını gör...
sleeper
1973 yapımı woody allen filmi. bilim kurgu sınıfına sokabilirsiniz ama taşlamada sınır tanımıyor. nalına mıhına çakıyor. miles monroe adında bir abi var. adam esasında mide ameliyatı olacak ama midesinde makas unutmak yerine kendisini dondurdukları için mevzu baştan alengirli bir hale dönüşüyor. miles 200 yıl boyunca uyuyor. sonra kendisini 2173 yılında hediye paketi olarak buluyor. mevzu bununla bitse iyi. ortam cidden sıkıntılı. miles'ın uyandırıldığı dönemde uçuk bir diktatörlük örneği var. garibimi uyandıranlar ise isyankarlar. miles uyandırıldıktan sonra kaçmak zorunda kalıyor. hükümet peşinde. o da robot kılığına giriyor. devir hizmetçi robotlar devri. abimizi bir güzel paketleyip bir şairin evine gönderiyorlar. bu noktadan sonra da taşlamayı bırakın ağır kayalar fırlatılmaya başlıyor. insanın en gelişmiş halini görmeye başlıyoruz bu noktadan itibaren * uyuşturucuyu çek, birbirine şiir oku ve seks yap. tabi bu kutsal üçlemenin bazılarının hayali olduğunu düşününce ufak bir gülme gelmiyor değil. hatta geldi. ama çok umutlanmayın. zira o dönemde hemen hemen bütün erkekler iktidarsız. kadınlar ise frijit. sadece makineye bağlı olarak seks yapılabiliyor. yani günümüz dünyasının farklı bir özeti. duygu yok et var yerine duygu yok makine var diye bakabilirsiniz olaya *
neyse efendim bu şair abla gammaz çıkıyor. miles abimizi yakalatıyor. sonra da hafıza silme işlemleri falan. ideal bir yurttaş oluveriyor miles abi. güzellik yarışmasına bile katılıp kazanıyor. * elbette en baba mesajlardan birisini de orada veriyor. ''dünya barışı için çalışacak olması.'' * göndermeler bununla bitmiyor elbette ama ipucu olmaması açısından daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim. çok güzel sürprizler barındırıyor film. aynı zamanda woody allen robot mevzusu içinde bir bilene danışıp gerekli onayı alıyor; ısaac asimov...
woody allen'ın robot rolündeki haline bayılırım çok iyi iş çıkarmış. mimikler falan 10 numara. halen izledikçe gülerim. artı bilim kurgu aleminin tartışmasız en sağlam insan robotu miles'tır.
şuraya filmin fragmanını bırakayım...
bir de en bilindik repliği koyalım ki, tat kaçırmayalım;
miles: tanrı’ya inanıyor musun?
luna: şey, oralarda bir yerde bizi izleyen biri olduğuna inanıyorum.
miles: ne yazık ki, o devlet.
bunun gibi yığınla enfes gönderme barındırdığının altını tekrar çizeyim. keyifli filmdir cidden.
neyse efendim bu şair abla gammaz çıkıyor. miles abimizi yakalatıyor. sonra da hafıza silme işlemleri falan. ideal bir yurttaş oluveriyor miles abi. güzellik yarışmasına bile katılıp kazanıyor. * elbette en baba mesajlardan birisini de orada veriyor. ''dünya barışı için çalışacak olması.'' * göndermeler bununla bitmiyor elbette ama ipucu olmaması açısından daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim. çok güzel sürprizler barındırıyor film. aynı zamanda woody allen robot mevzusu içinde bir bilene danışıp gerekli onayı alıyor; ısaac asimov...
woody allen'ın robot rolündeki haline bayılırım çok iyi iş çıkarmış. mimikler falan 10 numara. halen izledikçe gülerim. artı bilim kurgu aleminin tartışmasız en sağlam insan robotu miles'tır.
şuraya filmin fragmanını bırakayım...
bir de en bilindik repliği koyalım ki, tat kaçırmayalım;
miles: tanrı’ya inanıyor musun?
luna: şey, oralarda bir yerde bizi izleyen biri olduğuna inanıyorum.
miles: ne yazık ki, o devlet.
bunun gibi yığınla enfes gönderme barındırdığının altını tekrar çizeyim. keyifli filmdir cidden.
devamını gör...
ilişki bittikten sonraki gün
ruhunuz incecik bir tülbent; çalılara dolaşmış. nerede olduğunu görmeden, el yordamıyla çekiyorsunuz bedeninize geri gelsin diye, her çekişte bir yeri daha yırtılıyor. benim için böyle bir his...
insan, canını bu kadar acıtanları hiç affedemiyor.
insan, canını bu kadar acıtanları hiç affedemiyor.
devamını gör...





