banucabirhayat
hoş bulduk efem sizler de nickaltıma hoş geldiniz. buralar şenlenmiş sizlerle. geceniz nasıl geçiyor? benim için bugün yorucuydu tek gözüm kapalı yazıyorum şuan. çok uykum var ama diğer gözüm kapanmamak için direniyor. herkeslere iyi, güzel, tatlı geceler... sevgiler, saygılar.
devamını gör...
skyler white
omuzundaki iki meleğin de şeytan olduğu kadındır. yazıklar olsundur. püü sıfatınadır.
devamını gör...
bir demet tiyatro
fekat niçün niçün niçün lutfiye
diyen mücver abla'sını hatırladığım üniversite yıllarımın dizisi.
salı günleri oynardı çarşambaları kantinde sadece ondan bahsederdik.
ehe ehe diye gülen mükremin abi gibi gülerdik.
diyen mücver abla'sını hatırladığım üniversite yıllarımın dizisi.
salı günleri oynardı çarşambaları kantinde sadece ondan bahsederdik.
ehe ehe diye gülen mükremin abi gibi gülerdik.
devamını gör...
ayakkabı seçiminin karakterin büyük bir göstergesi olması
ne kadar doğru olduğunu bilemediğim bir teoridir.
ayağım 46 numara ve her ayakkabıyı giyemiyorum. istisnaları vardır elbet.
ayağım 46 numara ve her ayakkabıyı giyemiyorum. istisnaları vardır elbet.
devamını gör...
hiçbir yeteneği olmayan insan
hiçbir yeteneğe sahip olmamak da bir yetenektir, herkesin filozof kesildiği bu çağda.
devamını gör...
mançuna şelalesi
artvin arhavi'ye vardığımızda, ''dün sel oldu, yollar kapalı'' dendi.
''ucunda ölüm olsa da gidip bakacağız.'' dedik.
''eğer yol izin vermezse gitmeyeceğiz'' şiarıyla hareket ederek, yolların yeni açılmış olduğunun sevinci ile
arhavi merkezine, 28 km ötedeki mançuna'ya doğru harekete geçtik.
araçla gidilebilecek en yakın noktaya kadar gittik.
aracı bırakarak, tırmanmaya başladık.
aşağı inen herkes ''daha yolun çok başındasınız'' diyordu. ''ama değecek''. bu motivasyonla, ''gaza gelip'' daha hızlı adımlarla tırmanmaya başladık.
nefesimiz kesiliyordu, ''ama değecek'' diyordu geri dönen kafileler. ''gaza gelip'' bir daha enerjimizi toplayıp, çıkmaya başlıyorduk.
ooof allah'ım, daha şelalenin sesi bile duyulmuyordu, daha ne kadar tırmanmak gerekiyordu!
yine, yeniden ''ama değecek'' motivasyonu.
bak artık söveceğim, başlatmayın motivasyonunuzdan...
son bir dönemeç, amaan tanrım !
işte orada, kamilet vadisi'nde 92 metre yükseklikten dökülen mençuna şelalesi tüm heybeti ile karşımızda.
gerçekten ''değer''di.
asma köprüyle, karşı kıyılarına varabileceğimiz mançuna şelalesi, gerçekten çok büyük ve çok yüksekten dökülen bir şelale.
dev kazanı ise berraklığı ile cezbedici.
haa unutmadan; mençuna'ya giderken çifte köprüden geçip gideceksiniz. mutlaka onu da bir inceleyin.
''
''
''ucunda ölüm olsa da gidip bakacağız.'' dedik.
''eğer yol izin vermezse gitmeyeceğiz'' şiarıyla hareket ederek, yolların yeni açılmış olduğunun sevinci ile
arhavi merkezine, 28 km ötedeki mançuna'ya doğru harekete geçtik.
araçla gidilebilecek en yakın noktaya kadar gittik.
aracı bırakarak, tırmanmaya başladık.
aşağı inen herkes ''daha yolun çok başındasınız'' diyordu. ''ama değecek''. bu motivasyonla, ''gaza gelip'' daha hızlı adımlarla tırmanmaya başladık.
nefesimiz kesiliyordu, ''ama değecek'' diyordu geri dönen kafileler. ''gaza gelip'' bir daha enerjimizi toplayıp, çıkmaya başlıyorduk.
ooof allah'ım, daha şelalenin sesi bile duyulmuyordu, daha ne kadar tırmanmak gerekiyordu!
yine, yeniden ''ama değecek'' motivasyonu.
bak artık söveceğim, başlatmayın motivasyonunuzdan...
son bir dönemeç, amaan tanrım !
işte orada, kamilet vadisi'nde 92 metre yükseklikten dökülen mençuna şelalesi tüm heybeti ile karşımızda.
gerçekten ''değer''di.
asma köprüyle, karşı kıyılarına varabileceğimiz mançuna şelalesi, gerçekten çok büyük ve çok yüksekten dökülen bir şelale.
dev kazanı ise berraklığı ile cezbedici.
haa unutmadan; mençuna'ya giderken çifte köprüden geçip gideceksiniz. mutlaka onu da bir inceleyin.
''
''
devamını gör...
lodosun baş ağrısı yapması
lanet olsun dedirtir.
her ne kadar boyun fıtığını ve migreni tetiklese de lodos, migrenden farklı semptomlar da gösterebiliyor. mesela migrenin en bilinen özelliği yarım baş ağrısı ama lodosta olan ağrı hem tüm baş ağrısı hem de bir tarafın daha şiddetli ağrıması.
ve bu yüzden canıma okunuyor şu an. boynuma ve omuzlarıma yayılan, ensemde, tepemde ve gözlerimde de hissettiğim ağrı ve ağırlık gerçekten çok zorluyor. başımı mengenede sıkıştırmak istiyorum. bunların yanında tabii huzursuzluk, sese kokuya ışığa tahammülsüzlük, kafayı toparlayamama, mide bulantısı ve üşüme. tansiyonum bile oynamış yaa.
ağrı kesici içemiyorum. hoş içsem de çok faydası olmuyor. yatıyorsun karanlık sessiz yerde, olmuyor. uyumaya çalışıyorsun, ağrıdan o da mümkün değil. uyusan uyanınca da devam ediyor. ancak kendi canı isterse geçiyor. yoruldum gerçekten.
nalet olasıca! evet nalet.
lodosun sıcak ve kuru esmesi, üstüne basınç değişimi nedeniyle oluyormuş, olmaz olsun! kafamı hissetmiyorum. ağlayacağım ağrıdan. gerçekten of! düşman başına bile diyemiyorum.
*
her ne kadar boyun fıtığını ve migreni tetiklese de lodos, migrenden farklı semptomlar da gösterebiliyor. mesela migrenin en bilinen özelliği yarım baş ağrısı ama lodosta olan ağrı hem tüm baş ağrısı hem de bir tarafın daha şiddetli ağrıması.
ve bu yüzden canıma okunuyor şu an. boynuma ve omuzlarıma yayılan, ensemde, tepemde ve gözlerimde de hissettiğim ağrı ve ağırlık gerçekten çok zorluyor. başımı mengenede sıkıştırmak istiyorum. bunların yanında tabii huzursuzluk, sese kokuya ışığa tahammülsüzlük, kafayı toparlayamama, mide bulantısı ve üşüme. tansiyonum bile oynamış yaa.
ağrı kesici içemiyorum. hoş içsem de çok faydası olmuyor. yatıyorsun karanlık sessiz yerde, olmuyor. uyumaya çalışıyorsun, ağrıdan o da mümkün değil. uyusan uyanınca da devam ediyor. ancak kendi canı isterse geçiyor. yoruldum gerçekten.
nalet olasıca! evet nalet.
lodosun sıcak ve kuru esmesi, üstüne basınç değişimi nedeniyle oluyormuş, olmaz olsun! kafamı hissetmiyorum. ağlayacağım ağrıdan. gerçekten of! düşman başına bile diyemiyorum.
*
devamını gör...
yazılı olmayan kurallar
otobüs her zaman siz tam sigarayı yaktığınızda gelir
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in çevrim içi yazarlara tantuni ısmarlaması
an itibari ile 473 kisiye yapmasi gereken sov.
hadi bakalim yoldas bey amca, pamuk eller cebe. *
hadi bakalim yoldas bey amca, pamuk eller cebe. *
devamını gör...
wiederholung
heideggeryen bir terim olan (bkz: dasein)'in tarih üzerinde kendini gerçekleştirmesi ve açmasıdır. varoluşsal bi imkandır. tekrar ve tekerrür olarak tercüme edilebilir. heidegger diliyle söylemek gerekirse, bir zamanlar 'tam olan dasein'in, bu 'tam'lığı tekrar elde etmesidir. heidegger'de. tarihin öznesi olan dasein için, ''tam dasein'' olmanın mirası geçmişte değildir. bu tekrar veya tekerrürün geçmişle hiçbi bağlantısı yoktur. dasein'in potansiyelini açığa çıkarttığı alan olarak tarih aynı zamanda' tekerrür'ün yatağıdır. tarih bilimi klasik anlamda mümkün değildir bu açıdan. çünkü geçmişe giden yol açık değildir. sadece dasein'ın tarihselliği aracılığıyla tarih hakkında konuşabiliriz.
kavramsal çerçeveye hakimiyeti olan arkadaşlar burada heidegger'in platonik kavramları kullandığını hemen anlayacaktır. heidegger'in bahsettiği şey (bkz: aletheia) sürecinin transendental öğelerinden soyutlanmış halidir. aletheia'nın aristocu bi yorumu gibidir bu. dasein'in potansiyelini tamamen praksis'e indirgemektir aslında. ancak şunu da söylemek gerekir ki, antik yunan'a kadar geri dönmeden, modern felsefe'de de benzer atıflar olmuş. kierkegaard'ın repetition'ı* gibi... günümüz felsefecilerinden john caputo'nun da yaptığı karşılıklı okumalar neticesinde, heidegger'in kierkegaard'ı görmemezlikten gelmesinin sebebi anlaşılmakta.
'tekrarlama', aslında kinesis'in varoluşsal versiyonudur. bireyde vuku bulan devinimdir. (aslında modern felsefenin arkaplanında bulunan merkezi kavramlardan biridir kinesis.) kierkegaard'da ''hatırlama''-platon'un aletheia'sı ve heidegger'in wiederholung'u her ne kadar farklı şeyler olsa da, sesteş kelimeler gibidirler- diğerlerinden farklı olarak 'maruz kalınandır'. tarih karşısında suje edilgendir bu konuda. 'hatırlamak' için -dasein'de olduğu gibi- suje asla tek başına muktedir değildir. kierkegaard'ın bu yorumundan da anlaşılacağı üzere, kendisi bir felsefeci olmaktan ziyade, dindar bir entelektüeldir. heidegger'in ise bu çerçevede kierkegaard'ı yanlış mı anladığı, yoksa basit bi retorikle yok mu saydığı anlaşılamamakta..
kavramsal çerçeveye hakimiyeti olan arkadaşlar burada heidegger'in platonik kavramları kullandığını hemen anlayacaktır. heidegger'in bahsettiği şey (bkz: aletheia) sürecinin transendental öğelerinden soyutlanmış halidir. aletheia'nın aristocu bi yorumu gibidir bu. dasein'in potansiyelini tamamen praksis'e indirgemektir aslında. ancak şunu da söylemek gerekir ki, antik yunan'a kadar geri dönmeden, modern felsefe'de de benzer atıflar olmuş. kierkegaard'ın repetition'ı* gibi... günümüz felsefecilerinden john caputo'nun da yaptığı karşılıklı okumalar neticesinde, heidegger'in kierkegaard'ı görmemezlikten gelmesinin sebebi anlaşılmakta.
'tekrarlama', aslında kinesis'in varoluşsal versiyonudur. bireyde vuku bulan devinimdir. (aslında modern felsefenin arkaplanında bulunan merkezi kavramlardan biridir kinesis.) kierkegaard'da ''hatırlama''-platon'un aletheia'sı ve heidegger'in wiederholung'u her ne kadar farklı şeyler olsa da, sesteş kelimeler gibidirler- diğerlerinden farklı olarak 'maruz kalınandır'. tarih karşısında suje edilgendir bu konuda. 'hatırlamak' için -dasein'de olduğu gibi- suje asla tek başına muktedir değildir. kierkegaard'ın bu yorumundan da anlaşılacağı üzere, kendisi bir felsefeci olmaktan ziyade, dindar bir entelektüeldir. heidegger'in ise bu çerçevede kierkegaard'ı yanlış mı anladığı, yoksa basit bi retorikle yok mu saydığı anlaşılamamakta..
devamını gör...
modernist primat
sözlüğün güzide yazarlarından.
göynü de pek zengindir.
kendisini pek sevdiğimi belirtmeliyim.
göynü de pek zengindir.
kendisini pek sevdiğimi belirtmeliyim.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
billie eilish - six feet under
daha rahat bir ruh, daha hafif bir kalp ve dingin bir gece geçirmek isteyen herkes için bırakıyorum.
daha rahat bir ruh, daha hafif bir kalp ve dingin bir gece geçirmek isteyen herkes için bırakıyorum.
devamını gör...
chimera (yazar)
hükümet gibi yazar. kamusal alanları değerli, kural defteri her daim dolu.
sözlüğe ilk geldiğimde, kim kimdir kimin nesidir bilmediğim o karanlık dönemde yolumu aydınlatan ilk kafadaşım.
bunca zaman neden nickaltı yazmadığımın sebebiyse de tamamen şahsımın hanzoluğudur, böyle biline.
sözlüğe ilk geldiğimde, kim kimdir kimin nesidir bilmediğim o karanlık dönemde yolumu aydınlatan ilk kafadaşım.
bunca zaman neden nickaltı yazmadığımın sebebiyse de tamamen şahsımın hanzoluğudur, böyle biline.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
insan ne tuhaf;
hep kök salamayacağı, ona uygun olmayan topraklara sevdalanıp,
belki kendi toprağında yediveren olacakken, başka topraklarda kurumayı tercih ediyor...
med cezir... *
hep kök salamayacağı, ona uygun olmayan topraklara sevdalanıp,
belki kendi toprağında yediveren olacakken, başka topraklarda kurumayı tercih ediyor...
med cezir... *
devamını gör...
az bilinen görgü kuralları
teşekkür etmek sanırım, malum ender bulunuyor.
devamını gör...
kuru soğuk
şimdi dışarıdan geldim kesikler içinde. kağıt kesiği gibi yakıyor değdiği yeri. deniz yoksa ya da çok uzaksa kuruyor soğuk, yakıyor, kavuruyor ayaz.
devamını gör...



