düşünmeyi öğretmekten geçer ve bu hiç kolay bir şey değildir. yetiştirilmesi gereken kazanımlar, sınava hazırlanan öğrenciler, baskıcı ailelerle inanın hiç kolay değil. ancak imkansızda değil. 21. yy. insanlardan bilgiye boğulmuş değil yorum yapan, sorunlara çözüm üreten, yaratıcı olan bireyler bekliyor. eğitim sistemide buna doğru evriliyor. (bkz: lgs matematik ve fen soruları). artık matematikte öyle formülü koy yap sorular yok. fende de bu şekilde bilgi veriliyor, yorumlanması isteniyor. bunu çocuklara doğru bir şekilde aktardığımız zaman bir şeyler de değişmeye başlayacaktır.
devamını gör...

trt arşiv'de denk geldiğim bir sokak röportajı. hayalindeki mesleği yapanlar gururlu bir şekilde cevap verirken, hayalinden başka bir mesleği yapanlar yüzlerinde buruk bir gülümsemeyle cevap vermiş.
devamını gör...

eğer ki dünyaya bir kedinin gözlerinden bakacak olsaydınız, şüphesiz geceleri olağanüstü bir görüş kabiliyetiniz olurdu. çünkü kedilerin gözlerinin arkasında tapetum adı verilen ve ayna vazifesi gören bir zar var. bu organ ışığın göz içinde yayılmasını ve nesnelerin daha parlak görülmesini sağlar. bu zar sayesinde, dışarıdan gelen ışık geri yansıtılır. aksi halde kedilerin gözlerinde herhangi bir ışık kaynağı yoktur. böylece kediler insanlara göre karanlık ortamlarda altı kat daha fazla rahatlıkla görebilir. ama gün ışığını görme konusunda o kadar iyi değillerdir. ancak en küçük bir kımıldamaya ani tepkiler verecek kadar sıkı refleks sistemi ile donatıldıklarından farelerin işi gündüz de zordur.

kedinin gözleri, ışık yoğunluğunun düşük olduğu koşullarda, gözün içine daha fazla ışık girebilmesi için kedinin gözbebekleri büyür. bunun dışında ışık gereksinimi olmayan zamanlarda kedilerin göz bebeklerinin büyümesi ruhsal durumlarından kaynaklıdır. gözleri, insanların gözlerine göre gece vakti altı kat daha güçlü ve net görüş sağlar. gece dolaşmak ve avlanmak için de keskin gözlere gereksinimi vardır. araba farı gibi parlayan gözleri sayesinde zifiri karanlıkta 20 metre ileride bir cismi rahatlıkla seçebilirler. gözleri ışığa doğru baktığında gece görüşü selektör gibi parlar.
devamını gör...

varsa öyle hemen isteyelim online olarak. allah'ın emri peygamberin kavli ile kızımız moderatörü, yazarımız don juana istiyoruz. mihir olarak da 850 tanım ve 100 başlık olarak kavilleşilmiştir. allah kafa-sözlükte kocatsın bir ömür boyu. sol başlıkın bereketi telefon ekranınızdan eksik olmasın. amin.
devamını gör...

anasının ak sütü gibi helal şampiyonluğu doyasıya kutlamak her beşiktaşlının hakkı.
gram hak etmeyen futboluyla eğer kayseri'nin düşmesine sebep olsaydı fenerbahçe, bugün olduğundan daha kara bir gün olacaktı.
şükür sarı lacivert renklerde ama arkasında çarşı yazan formamız var gezi zamanından.

babam da fenerbahçe alamıyorsa beşiktaş alsın isterdi. boş ver baba, seneye takarız 4. yıldızı göğsümüze!
devamını gör...

hayvanlarla konuşmak , çete de kurardım ; müptezel mahalle kedileri , artık kimse güvende değil.

+beyaz işine girerdik polis köpekleriyle , olaylara gel.
devamını gör...

diş ağrısı.
devamını gör...

unuttuklarınızı ekleyeyim.
gayet fiziği güzel olabilirler.
bakımlı olabilirler.
saçları doğal olabilir.
fıstık gibi olabilirler.
duşlarını alıp güzel kokular sürebilirler.
regl olmanın başarı ya da başarısızlık değil doğal bir döngü olduğunu bilebilirler.
toplumda çok güzel yerlerde olabilirler.
saatlerce sohbet edilecek kişiler olabilirler.

asıl önemli olan ne biliyor musunuz? ayrışmamak...
bizi yıllarca kürt, türk, alevi, sünni diye birbirimize kırdırmadılar mı?
şimdi modernleştik feminist, bilmem ne partili, bilmem ne takımlı, açık, kapalı diye devam ediyoruz...
yapmayın. biz biziz...
feministler feminist kalsın, ama femibizme karşı olanlardan nefret etmesin.
feminist olmayan da feminist böyle saydırmasın.
açık saçını, kapalı şalını düzeltsin. ne saçtan ne şaldan rahatsız olmasın kimse.
ezcümle, hayat birilerini kafaya takacak kadar, birilerine hakaret edip kalp kıracak kadar kısa değil... yaşayalım bu hayatı... hep birlikte...
devamını gör...

paran çoksa yaşa.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ortalama türk dindardan daha çok din bilgisine sahiptir.
devamını gör...

çok sevdiğim bir şeyin acımasızca eleştirilip gömülmesi. o kadar mutsuz oluyorum ki... sevmiyorsan git ötede sevme sanki bana sevmiyor hıh.
devamını gör...

kafamı çıkartmaktan çok korkuyordum. bir yunan askeri leşi almak için her şeyimi feda edebilirdim oysa. kafamı siperin ıslak yüzeyine yasladım. bir yastık gibi yumuşaktı. göz ucu ile bizim cepheye doğru koşan intihar bombacısını gördüm. "gözlerinde her şeyden bıkmış. yaşamayı ölmek ile nişanlamış birini görüyordum" savaştan mı yoksa delirdiğimden mi bilmem her şeyiyle bendim bizim cepheye koşan asker. cesaretimi topladım ve silahı doğrulttum. o askeri hala kendim olarak görüyordum. bana benden daha çok benzediği hissettim. bunu umursamadım ve tetiğe bastım. silah ateş etmiyordu. tekrar ve tekrar bastım. kendimi öldüremiyordum. üzerime koştu, aramızda 1 metre kalmıştı. koşarak zıpladı ve pimi çekmedi. bombayı patlatmadı. bana sarıldı. "ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?" bir anda sesler kesildi. bu da yetmezmiş gibi kulağımda müslüm şarkısı çalıyordu. gözlerimi açtım. geçen sene binbir zorlukla boyadığım oda duvarımı gördüm. sabah zil sesimi arabesk şarkı yapmaktan vazgeçmeliydim.


kurduğum 8. alarmda uyanmıştım. her 5 dakika daha fazla uyumak istediğimde, ölüm döşeğinde azrail ile sözleşme yapıyor gibi hissediyordum. elinde sonunda uyanacaktım. elinde sonunda ölecektim. yatağımın karşısında boy aynam vardı karşısına güçsüz ve bitkin şekilde dikildim. gözlerime baktım. gözlerimde " her şeyden bıkmış, yaşamakla ölmeyi nişanlamış birini" görüyordum. kahvaltı yapmadım. ağzımda iğrenç bir tat vardı. hiç bu yoğun tadı bozmak istemedim.


kapıdan sonunda çıkabildim. bahçede beni hazır bekleyen kedimle karşılaştım. tebessüm ettim ve oturup sarıldım. "ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?" sanırım gün içerisinde tek tebessüm ettiğim anıda arkamda bırakmıştım.

evde yalnızdım. iş yerinde yalnızdım. vücudumun her yerine temas edilen bu mahşer yerini andıran minibüste de yalnızdım. sağımda ve solumda ki cephelerde bulunan arkadaşlarım vardı. ancak hiçbiri bana isabet eden bir merminin önüne geçmeyecekti. işte bu yüzden yalnızdım. bu merminin önüne geçecek herkes uzak diyarlara göçmüştü. intihar bombacısı gibi üstüme koşan azrail annemi, babamı, bütün sevdiklerimi almış. bana sarılmıştı.


minibüs olduğundan fazla hızlı gidiyordu. girdiği her çukur nefret ettiğim insanların bana temas etmesini sağlıyordu. öyle ya insanlardan nefret ediyordum. sağıma baktığımda bir durak dolusu insanı almadan devam etmişti. ikinci durak, üçüncü durak. minibüs durmuyordu. üzerime koşan intihar bombacısının gözlerinde ki ışık kadar kararlıydı. ben kadar kararlıydı durmamakta. şoför arkasını döndü "fren boşaldı duramıyorum" diye bağırdı. şoför bendim. nasıl olabilirdi. yüzünde ki her mimik benimdi. öleceğiz diye bağırdı. ben bağırmıyordum. ama şoför ben olduğumdan emindim. bir darbeyle sarsıldım. minibüs yan devrilmişti. herkes çürümüş bir kadavra gibi yerlerdeydi. oysa daha yeni ölmüşlerdi. minibüsünün yan devrilişi bana kendimi hatırlattı. şuan ayağa dikilmiş bedenim, yıllardır sürünen ruhumu gizliyordu. bir darbe daha aldım. bu sefer minibüs çarpmamıştı. müdürüm öğlen arasının bittiğini, işime geri dönmemi söyledi. uykuyu mu yoksa yarı ölmeyi mi çok sevdiğimden bilmem, 1 saat arada her zaman uyurdum.


işten çıktım. uzun bir nefes aldım. elimde olsa gün içerisinde tek nefes aldığımi hissettiğim bu anda aldığım bu nefesi geri vermezdim. ki öyle oluyordu. bebeğini kaybetmiş bir annenin yürek acısının binde birini hissetmeden bu nefesi vermiyordum. bu acı bile beni bazen yere düşürmeye yetiyordu. minibüse bindim şoförün yüzüne baktım. tekrar tekrar baktım. minibüsünü ben sürmüyordum. buna sevindim mi bilmiyorum. çünkü kaza yapmak, bedenimin bir minibüs gibi yan devrilmesini istiyordum.


eve girdim. annem kahvaltıyı hazırlamıştı. hafif sitemkar, hafif tebessüm ederek anne zamanları karıştırıyorsun akşam akşam ne kahvaltısı dedim. canım sabah kahvaltı yapmadın o yüzden bu gece kahvaltı yapacağız dedi. bir saniye? annem mi? öl.. doğru ya, evet evet bugün ikinciye gülümsedim.


odama girip üstümü değiştirdim. bembeyaz geceliklerimi giymiştim. boy aynama döndüm. üstümde kefen gibi duruyordu. o yüzden en sevdiğim kıyafet bunlardı. gözlerime baktım. gözlerimde " her şeyden bıkmış. yaşamakla ölmeyi nişanlamış birini"
görüyordum.

babam hadi kahvaltıya diye bağırdı. misafirimiz var dedi. kim olduğunu merak etmiyordum. ama içimi bir heyecan kaplamıştı. kapıyı açtım geçen hafta askerde şehit olmuş arkadaşım bize akşam kahvaltısına gelmişti. bu beni çok sevindirdi. sarıldık.
"ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?"bilmiyorum
arkadaşım soğuktu. ben ise yanıyordum.

evet kahvaltı yapmamıştım. öğle arasında da uyumuştum. annecim ne hazırladın diye sordum. önüme büyük bir kapak içerisinde bir şey getirdi. sürpriz dedi. masada ki 5 kişi yemeği görmek için kapağı aynı anda kaldırdık. annem, babam, arkadaşım, ben ve ...

5. kimdi bilmiyorum. onu daha önce görmemiştim.

önümüzde silah şeklinde pastalar vardı. kahvaltı da pasta mı yenirdi? masada ki dört kişi de heyecanlı bir şekilde yiyordu. ben de çok açtım. vişne aroması bana hep güzel gelmiştir. bu yüzden kırmızı olan namlusundan başlamak istedim yemeye. gözlerimi kapattım ve başladım. gözlerimi açtım.
ve kafamı ıslak olan sipere yasladım. yastık gibiydi. bir yunan askerinin leşini almak için her şeyimi verebilirdim ama korkuyordum. cesaretimi topladım. kafamı çıkarttım. bana doğru koşan intihar bombacısını gördüm. yüzü bana çok benziyordu. mimikleri benimkilerin aynısıydı. aldırmadım. bedenimi doğrulttum ve tetiğe bastım. bu sefer silah ateşlenmişti. vişne tadı ağzıma geldi. fazla suluydu. ama tadı güzel ve ıslaktı. müslümün şarkısını duymadım. müdürüm de uyandırmadı. anne çok güzel olmuş. eline sağlık diyebildim. sonra uyudum ve birdaha uyanmadım.
devamını gör...

medyanın kaza gibi sunduğu olay.
devamını gör...

cevabı maalesef uzayıp gidecek sorudur. ancak temelde ihtiyacımız olanlar din ve devlet işlerinin ayrılması ve siyasilerin din sözlerini ağzından düşürmesi, gerçekten halkına hizmet etme bilinciyle görevde olan ve makamları bilene teslim edecek bir lider, düzgün ve uzun vadeli uygulanabilir -gerekirse yurtdışından örnek alarak- kalkınma planları, katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin teşviği gibi konulardır.
devamını gör...

dinini google şeyhlerinden öğrenmemek olabilir...
devamını gör...

başrolünde yakın zamanda the chernobyl dizisinde de izlediğimiz jamie sives’ın oynadığı lone scherfig filmidir.

film babasının ölümü ile birlikte ondan miras kalan bir sahaf dükkanını onu sürekli koruyup kollayan ve hayatta tutmaya çalışan abisi ile birlikte işletmeye çalışan wilbur’un hikayesini anlatıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
wilbur hayattan bıkmış ve intihara meyilli bir adam. aklında sürekli bir intihar isteği ile geçirmekte günlerini. ta ki bir gün sahaf dükkanına küçük kızıyla birlikte gelen alice’e aşık olana kadar.

alice ile konuşması bana tasvir-i şikayet şarkısındaki bir dizeyi hatırlatır her zaman. bir iki tatlı söz çeler başındaki darağacını. sonrasını filmi izlediğiniz zaman göreceksiniz zaten.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin benim hayatımda bıraktığı anı ise taşralı bir gencin büyük şehirde yaşamaya başlamasının bir özeti gibi. ben bu filmin afişine rastladığım zaman veronika ölmek istiyor kitabını daha yeni bitirmiştim. filmi görünce biraz bocaladım çünkü filmin oynadığı sinema bana hep korkutucu gelmişti. o sinemada sanki filmler paravan olarak kullanılıyormuş gibi gelirdi bana her zaman.

sanki oraya girince bana eroin vereceklermiş, vücuduma dövmeler yapacak, beni bir tarikata sokacak, elime orak ve çekiç verip beni barikata yollayacak insanlarla karşılaşacakmışım gibi hissederdim.

o an bu filmi izleme isteği ile taşralı şüpheciliğim arasında kalıp büyük bir cesaret göstererek biletimi aldım. meğer o sinema sadece festival filmleri gösteren bir yermiş. içeri girerken insanolunbiraz wants to kill himself diyerek çıkacağımı düşündüğüm salondan müthiş bir film izlemiş olarak çıktım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu arada filmin bonus ödülünün de mads mikkelsen olduğunu da belirteyim.
devamını gör...

tanburi ali efendi'nin talebesi cemil bey eline aldığı müzik aletini çok kısa zamanda ustalıkla çalmasıyla meşhurdur. tanbur, kemençe, lavta ve viyolonselde virtüözlüğü vardır.

tanbur ile türk müziğinde yepisyeni bi çığır açmıştır. özellikle tanburi hamparsum limonciyan'dan da etkilenmiştir ve onun geliştirdiği nota sistemini kullanmıştır.(bkz: hamparsum notası) kendi geliştirdiği yaylı tanbur, çalması oldukça zor olan ahşap bi çalgıdır.

türk müziğinde 'taksim' formunu adeta yeniden dirilten kişidir. özellike peşrev ve saz semaileri eşsizdir. bir nihavend taksimi bırakalım, kulaklarda pas kalmasın.

devamını gör...

ölen aile fertlerini anmaya adanmış roma festivali. on üç şubat'da başlamak üzere her yıl bir hafta boyunca kutlanırdı. kökleri etrüsk pratiklerine dayanan bu kutlamada ev içinde toplanılıp atalar onurlandırılır, ardından da halka açık festivaller düzenlenirdi.

parentalya, diğer çoğu roma festivalinin aksine, neşeli kutlamalar yerine çoğunlukla sessizlik ve kendini gözden geçirme zamanıydı. aileler genellikle bir araya gelir, kendilerinden önce gelenlerin mezarlarını ziyaret eder ve libasyonlar sunarlardı. bazen rahmetli akrabalara ekmek ve şarap sunumları yapılırdı, ayrıca eğer bir ailenin ev halkı tanrısı var ise, ona da ufak bir sunum yapılabilirdi.

geleneksel olarak 7 gün süren bu festivalde(bazı kaynaklar 8 veya 9 gün der) romalılar gündelik işlerinin çoğunu askıya alırlardı. düğünler ertelenir, tapınaklar kapılarını kapatır, politikacılar ve yasa koyucular bütün işlerini ertelerlerdi.

parentalya'nın son gününde feralya olarak bilinen bir halka açık ziyafet düzenlenirdi. feralya'nın ritüelleri hakkında fazla şey bilinmese de, ovid sağolsun elimizde bazı şeyler var. yazılarında bu günün festivalin son günü olduğundan ve son günde sunumların yapıldığından, bu sebeple feralya denildiğinden bahseder.

feralya ayrıca tanrı jüpiter'in, ıuppiter feretrius, yani yemin bozanların ve düşmanların boyun eğdiricisi yanının kutlandığı bir zaman idi.
devamını gör...

allahım,sen nasip etme..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim