normal sözlük'ün dergi projesi
spor ve siyaset alanında üzerime düşeni yapacağımı bildirmek isterim.
devamını gör...
squid game
son günlerde değişik konusu ve işleyişi ile popüler olan kore yapımı dizi.
dizi başrol olan abimizin ne kadar borç batağında olduğunu göstererek başlıyor. rezil bir hayat yaşıyor annesinin sırtından geçinen bir adam. bu abimiz metro istasyonunda tanıştığı abimizle bir kart oyunu oynuyor ve abimiz oyunun sonunda kendisine bir şansı olduğunu söyleyerek kart veriyor. abimiz ilk başta sallamıyor tabii ama sonrasında ne kadar rezil hayat yaşadığının farkında olarak numarayı aramaya karar veriyor ve kendini 456 kişilik bir odada buluyor. işte bu sahneden sonra dizi tamamen seviye atlayarak bambaşka bir şeye dönüşüyor. bu koreliler harbi manyak dedirtiyor adeta.
açık konuşmak gerekirse ilk başta (bkz: alice in borderland) derland)gibi bir şey izleyeceğimi düşünmüştüm fakat dizi beni oldukça şaşırttı. en son ne zaman bir oturuşta dizi bitirdim hatırlamıyorum. tek kelime ile efsaneydi. senaryosundan görseline kadar her şeyine bayıldım. özellikle 6. bölümde gözlerim kızarana kadar ağladım. şimdi sizlerle diziyi izlerken yakalayamadığımız mükemmel detayları paylaşmak istiyorum.
metro istasyonundaki adam başrol abimize bir kart seçmesini istiyor iddialara göre kırmızıyı seçseydi maskeli adam olarak uyanacaktı fakat maviyi seçtiği için oyuncu olarak uyanıyormuş.

bir diğer fark etmediğimiz detay ise oyuncuların oynayacakları oyunların aslında gözümüzün önünde olmasıymış bunu fark ettiğimde çıldırdım. bir kez daha saygı duydum diziye.

dizi başrol olan abimizin ne kadar borç batağında olduğunu göstererek başlıyor. rezil bir hayat yaşıyor annesinin sırtından geçinen bir adam. bu abimiz metro istasyonunda tanıştığı abimizle bir kart oyunu oynuyor ve abimiz oyunun sonunda kendisine bir şansı olduğunu söyleyerek kart veriyor. abimiz ilk başta sallamıyor tabii ama sonrasında ne kadar rezil hayat yaşadığının farkında olarak numarayı aramaya karar veriyor ve kendini 456 kişilik bir odada buluyor. işte bu sahneden sonra dizi tamamen seviye atlayarak bambaşka bir şeye dönüşüyor. bu koreliler harbi manyak dedirtiyor adeta.
açık konuşmak gerekirse ilk başta (bkz: alice in borderland) derland)gibi bir şey izleyeceğimi düşünmüştüm fakat dizi beni oldukça şaşırttı. en son ne zaman bir oturuşta dizi bitirdim hatırlamıyorum. tek kelime ile efsaneydi. senaryosundan görseline kadar her şeyine bayıldım. özellikle 6. bölümde gözlerim kızarana kadar ağladım. şimdi sizlerle diziyi izlerken yakalayamadığımız mükemmel detayları paylaşmak istiyorum.
metro istasyonundaki adam başrol abimize bir kart seçmesini istiyor iddialara göre kırmızıyı seçseydi maskeli adam olarak uyanacaktı fakat maviyi seçtiği için oyuncu olarak uyanıyormuş.

bir diğer fark etmediğimiz detay ise oyuncuların oynayacakları oyunların aslında gözümüzün önünde olmasıymış bunu fark ettiğimde çıldırdım. bir kez daha saygı duydum diziye.

devamını gör...
aniden gelen sebepsizce uzaklara gitme isteği
bu yasaklı zamanda nereye gidebileceğini merak ettiğim yazar tanımı.
salondan banyoya ya da mutfaktan yatak odasına gidilebilir anca.
salondan banyoya ya da mutfaktan yatak odasına gidilebilir anca.
devamını gör...
kafa iznine çıkıp 50 saat dolmadan dönmeye çalışan tip
kendini parçalar.
elli dakikada bir sözlüğe girmeye çalışır.
50 saat dolunca yetmez sözlüğün mailini işgal eder. açın huleyyn hesabımı diye yakasını paçasını yırtıp sokaklarda koşar.
deli galiba evet. ben galiba evet.
elli dakikada bir sözlüğe girmeye çalışır.
50 saat dolunca yetmez sözlüğün mailini işgal eder. açın huleyyn hesabımı diye yakasını paçasını yırtıp sokaklarda koşar.
deli galiba evet. ben galiba evet.
devamını gör...
acı çekene saygı
tanrı’yla aynı fikirde değilim
intihar edenlerin
cehenneme gideceği konusunda
kainatın yaratılışına
katılmaktan bıktığımda ruhum
intihar edeceğim bende
denenmemiş bir yolla
nerdeyse bütün akıllı kalpler
intihar edip siktir çekmiş yeryüzüne
ben ateist değilim, babasıymış gibi
tanrı’ya küsen bir çocuğum
eğer tanrı intihar edenleri ve nietzsche’yi
cehenneme gönderirse
cehennemde yanmayı tercih ederim bende
tanrı dürüstlüğü sever..
tanrı’nın hayal gücünü beğenmiyorum
ben tanrı olsam
peygamberler göndermez
direk konuşurdum insanlarla
ben tanrı olsam
hitler’i iyi kalpli bir yahudi olmakla cezalandırırdım
yahut yetenekli bir yazar yapardım onu
içindeki kötülüğü insanlara değil
tuvallere boşaltırdı
ben tanrı olsam
devletler yok olur
gül kokulu bireyler var olurdu sadece
atlar çılgın zamanlar koşardı
ben tanrı olsam
düşünce gücüyle herkesin
istediği karakter olmasını sağlardım
dünya bir şiirin
yaratılım sürecine dönüşürdü böylece
ben tanrı olsam intihar ederdim
insanlarla birlikte
acı çekmeyi öğrenemediğim için
t: cesar mendoza adlı şaire ait şiir.
intihar edenlerin
cehenneme gideceği konusunda
kainatın yaratılışına
katılmaktan bıktığımda ruhum
intihar edeceğim bende
denenmemiş bir yolla
nerdeyse bütün akıllı kalpler
intihar edip siktir çekmiş yeryüzüne
ben ateist değilim, babasıymış gibi
tanrı’ya küsen bir çocuğum
eğer tanrı intihar edenleri ve nietzsche’yi
cehenneme gönderirse
cehennemde yanmayı tercih ederim bende
tanrı dürüstlüğü sever..
tanrı’nın hayal gücünü beğenmiyorum
ben tanrı olsam
peygamberler göndermez
direk konuşurdum insanlarla
ben tanrı olsam
hitler’i iyi kalpli bir yahudi olmakla cezalandırırdım
yahut yetenekli bir yazar yapardım onu
içindeki kötülüğü insanlara değil
tuvallere boşaltırdı
ben tanrı olsam
devletler yok olur
gül kokulu bireyler var olurdu sadece
atlar çılgın zamanlar koşardı
ben tanrı olsam
düşünce gücüyle herkesin
istediği karakter olmasını sağlardım
dünya bir şiirin
yaratılım sürecine dönüşürdü böylece
ben tanrı olsam intihar ederdim
insanlarla birlikte
acı çekmeyi öğrenemediğim için
t: cesar mendoza adlı şaire ait şiir.
devamını gör...
çocukların masum olmaması
katıldığım durum. yıllar içinde eğitimle toplum içinde yaşamayı zorlaştıracak dürtülerimizi saklamayı öğreniyoruz sadece. çocukken saklamayı bilmiyorduk.
devamını gör...
buffon'un iğnesi
pi sayısını bir çeşit olasılık hesabıyla bulmaya yarayan yöntem. fransa'da, doğa bilimleri ve matematikle ilgilenen buffon kontu georges-louis leclerc tarafından bulunduğu için onun adıyla anılır.
olay şöyle gerçekleşiyor:
elinize çok sayıda iğne alın ve eşit aralıklarla birbirine paralel olarak çizilmiş çizgileri olan bir tahtanın üzerine iğneleri atmaya başlayın. şöyle:

görselin kaynağı
görüldüğü gibi iğnelerin çizgileri kesme durumu her iğne için farklı. kimisi hiçbir çizgiye değmiyor, kimisi ucundan ya da ortasından herhangi bir çizgiyle temas etmiş durumda. bu durumda iğnelerin çizgileri kesme olasılığı nedir diye sorsak nasıl bir cevaba ulaşırız?
yukarıdaki soruya konu olan olasılık, bir iğnenin orta noktası ile iğnenin tahta üzerindeki konumunun çizgilerle yaptığı açılara bağlıdır. tabii burada tek bir iğne olmadığından, tüm iğneler için bu olasılığın ne olduğu da merak konusu olacaktır.
iğnenin çizgilerden biriyle yaptığı açıdan bahsettik. iğne kendi etrafında 360 derece yani 1 tam tur dönebilir ve bir daire çizebilir. bu 360 derecenin her birinde de çizgiyle yaptığı açı birbirinden farklı olur. elbette iğnekendi ekseni etrafındaki bu turu atarken bazı açılarda bulunduğu sırada çizgiyi keserken bazı açılarda çizgiyle temas etmez. burada ayrıntısına girmeyeceğim birtakım trigonometri ve olasılık hesaplarıyla, integral yardımıyla iğnenin çizgiye değme olasılığı hesaplanabilir.
deney iğnenin uzunluğunu artırarak da yapılabilir. zira iğne 2 çizgiye birden değecek kadar uzun da olabilir. iğne sayısı arttıkça pi'ye daha yaklaşık değer elde edilebilir.
aslında yukarıdaki olasılık hesabının sonucu pi'ye bağlı olarak çıkar. ancak biz burada pi'yi bilmediğimizi ve onu hesaplamaya çalıştığımızı varsayıyoruz. bu yüzden iğneleri çok fazla kez, belki milyon defa atıp oradan çizgiye değme frekansını bulabiliriz. böylece frekanstan olasılığa geçerek ve formülden pi'yi çekerek pi'yi bulmuş oluruz. bu yönteme monte carlo metodu da denir.

görselin kaynağı
olay şöyle gerçekleşiyor:
elinize çok sayıda iğne alın ve eşit aralıklarla birbirine paralel olarak çizilmiş çizgileri olan bir tahtanın üzerine iğneleri atmaya başlayın. şöyle:

görselin kaynağı
görüldüğü gibi iğnelerin çizgileri kesme durumu her iğne için farklı. kimisi hiçbir çizgiye değmiyor, kimisi ucundan ya da ortasından herhangi bir çizgiyle temas etmiş durumda. bu durumda iğnelerin çizgileri kesme olasılığı nedir diye sorsak nasıl bir cevaba ulaşırız?
yukarıdaki soruya konu olan olasılık, bir iğnenin orta noktası ile iğnenin tahta üzerindeki konumunun çizgilerle yaptığı açılara bağlıdır. tabii burada tek bir iğne olmadığından, tüm iğneler için bu olasılığın ne olduğu da merak konusu olacaktır.
iğnenin çizgilerden biriyle yaptığı açıdan bahsettik. iğne kendi etrafında 360 derece yani 1 tam tur dönebilir ve bir daire çizebilir. bu 360 derecenin her birinde de çizgiyle yaptığı açı birbirinden farklı olur. elbette iğnekendi ekseni etrafındaki bu turu atarken bazı açılarda bulunduğu sırada çizgiyi keserken bazı açılarda çizgiyle temas etmez. burada ayrıntısına girmeyeceğim birtakım trigonometri ve olasılık hesaplarıyla, integral yardımıyla iğnenin çizgiye değme olasılığı hesaplanabilir.
deney iğnenin uzunluğunu artırarak da yapılabilir. zira iğne 2 çizgiye birden değecek kadar uzun da olabilir. iğne sayısı arttıkça pi'ye daha yaklaşık değer elde edilebilir.
aslında yukarıdaki olasılık hesabının sonucu pi'ye bağlı olarak çıkar. ancak biz burada pi'yi bilmediğimizi ve onu hesaplamaya çalıştığımızı varsayıyoruz. bu yüzden iğneleri çok fazla kez, belki milyon defa atıp oradan çizgiye değme frekansını bulabiliriz. böylece frekanstan olasılığa geçerek ve formülden pi'yi çekerek pi'yi bulmuş oluruz. bu yönteme monte carlo metodu da denir.

görselin kaynağı
devamını gör...
oyun hamuru
1930'larda, noah mcvicker, şirketi un, su, tuz, borik asit ve mineral yağdan macun gibi görünen bir madde yarattı. hazırlanan bu malzeme bir duvar kagidi temizleyicisi ancak öğretmenler bunu okullarda silgi ve sanat derslerinde modelleme ürünü olarak kullanmaya başlayınca sirket ürünü geliştirerek play-doh markasını geliştirerek çocukların modelleme yapması ve eglenmesine sundular. günümüzde kimyasal olmayan ancak uzun süre dayanamayacak şekilde doğal bir oyun hamuru tarifini de verelim.
3 su bardağı un.
1 su bardağı su.
2 çorba kaşığı sıvı yağ
¼ su bardağı tuz.
hamuru renklendirmek için gıda boyası yerine sebze ve meyvelerden yararlanabilirsiniz.
3 su bardağı un.
1 su bardağı su.
2 çorba kaşığı sıvı yağ
¼ su bardağı tuz.
hamuru renklendirmek için gıda boyası yerine sebze ve meyvelerden yararlanabilirsiniz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yapmak istedikleri meslek
hobi olarak tur rehberi olmak isterdim ama pandemiden ötürü işsiz kalırdım. hayaller bile çöktü. bu gidişle hayaller de hayal olacak.
devamını gör...
seni sen yapan özelliklerin
annemin benimle ilgili bir tespiti var,
"bıçağı boğazına dayasınlar,
söyleyeceğini söyler öyle ölür"
sanırım çok inatçıyım, kör bir inat değil ama, haklıysam vazgeçmem.
"bıçağı boğazına dayasınlar,
söyleyeceğini söyler öyle ölür"
sanırım çok inatçıyım, kör bir inat değil ama, haklıysam vazgeçmem.
devamını gör...
tuhaf takıntılar
tekli olarak verilen ıslak mendilleri kullandıktan sonra, mendili yine ambalaj içine tıkıyorum. ambalaj ve mendili ayrı bir şekilde çöpe atamıyorum. bir de, tüm pet şişeleri kapağını kapatıp çöpe atıyorum. kapak ve şişe ayrı atamıyorum. kısaca ben, nesnelerin bütünlüğünü bozmaya karşıyım sanıyorum.
devamını gör...
tematik mod
artık kendine ait bir sekmesi olan mod.
tematik sekmesi son 1 hafta içinde açılan tematik tanımları kapsar. hayırlı kasmalar.
tematik sekmesi son 1 hafta içinde açılan tematik tanımları kapsar. hayırlı kasmalar.
devamını gör...
solaris
stanislaw lem tarafından 1961'de kaleme alınan bilim kurgu romanı. andrei tarkovsky'nin 1972 sinema uyarlamasıyla da bilinir.
yüzeyi okyanusla kaplı bir gezegeni araştırmaya giden bir grup bilim insanını konu alır. ana karakterimiz istasyondaki diğer karakterlerin garip davranışlarını anlamaya çalışırken kendi zihninde de sıra dışı olaylar vuku bulmaya başlar.
kitap sürükleyici bir hikayeye ve güzel karakterlere sahip. aynı zamanda bazı bölümlerde inanılmaz detaylı betimlemeler var. kesinlikle okunmaya değer bir eser.
yüzeyi okyanusla kaplı bir gezegeni araştırmaya giden bir grup bilim insanını konu alır. ana karakterimiz istasyondaki diğer karakterlerin garip davranışlarını anlamaya çalışırken kendi zihninde de sıra dışı olaylar vuku bulmaya başlar.
kitap sürükleyici bir hikayeye ve güzel karakterlere sahip. aynı zamanda bazı bölümlerde inanılmaz detaylı betimlemeler var. kesinlikle okunmaya değer bir eser.
devamını gör...
kızlardaki sorumluluk sahibi ve ilgili erkek arama tutkusu
bi laf vardı sen kıza bakınca o günü düşünürsün kız sana bakınca 5 yıl sonrayı düşünür diye.herkes de kesin boyledir demiyorum ama belli bi yaştan sonra bu adamla evlenilir mi iyi bi eş iyi bi baba olur mu diye düşünürler.sorumluluk ve ilgi de maddiyatla birlikte en çok değer verilen özelliklerdendir.
devamını gör...
köy enstitüleri
bilim teknoloji bu kadar gelişmişken şimdiki eğitim sistemi köy enstitülerinin yanından bile geçememesi çok acınası.
şuan devam ediyor olsaydı büyük ihtimalle saçma sapan açılmak için açılan üniversiteler açılmamış olurdu.çocuklar bomboş yetişeceğine kendi kendine yetmeyi öğrenirlerdi.
şuan devam ediyor olsaydı büyük ihtimalle saçma sapan açılmak için açılan üniversiteler açılmamış olurdu.çocuklar bomboş yetişeceğine kendi kendine yetmeyi öğrenirlerdi.
devamını gör...
aşık olunan sözlük yazarının nickini öpmek
dün gece nickini öptüm de yattım
devamını gör...
cahil insanlarla baş etme yolları
yok saymak. sinirden kendilerini de kaybederler hem hareket olur.
devamını gör...
kürk mantolu madonna
sabahattin ali tarafından yazılmış türk edebiyatına damgasını vurmuş bir türk klasiğidir. kitabı iki şekilde ele almak biraz daha doğru olur sanki. kitabın başı toplumcu gerçekçi yani fakir fukara bir adam var (raif efendi) kazandığı para kendini ve ailesini geçindirmeye zar zor yetiyor. aile dediysem öyle bildiğimiz klişe mutlu türk aile pozlarından değil. ailesi adamdan nefret ediyor sırf az buçuk parası var diye onu evde tutuyorlar. maaşı olmasa kapı dışarı edecekler adamı. bu raif efendinin birde eski arkadaşı var tesadüfen karşılaşıyor arkadaşı çok büyük işler başarmış çok büyük adam olmuş. kısacası yaz dizilerindeki şirket sahibi adam. raif efendiyle alaylı konuşuyor onu gömüyor. kısacası raif efendinin berbat bir hayatı var. dönemin yoksulluğunu,yoklukla geçen o yılları anlatıyor kitabın başı.
kitabın ikinci kısmı ise bir aşk öyküsü. gençliğinde raif efendi almanya'ya sabun yapmayı öğrenmek için gidiyor. orada biraz çalıştıktan sonra işten çıkıyor. boş boş dolaşan raif efendi bir sanat galerisine gidiyor. galeride kitabın ismini aldığı kürk mantolu bir kadın portresi görüyor. tablodaki kadına aşık oluyor her gün gelip o tabloya saatlerce bakıyor. tablonun yaratıcısı ve tablodaki kadın olan maria puder raif efendiyi fark ediyor ve büyük bir aşk başlıyor. sonra raif efendi babası öldüğü için türkiye'ye dönmek zorunda kalıyor. maria puder' den de bir daha haber alamıyor onu terk ettiğini düşünse de mükemmel sonuyla maria puder'in öldüğünü ve bir çocuğunun olduğunu öğreniyor.
kitabın ikinci kısmı ise bir aşk öyküsü. gençliğinde raif efendi almanya'ya sabun yapmayı öğrenmek için gidiyor. orada biraz çalıştıktan sonra işten çıkıyor. boş boş dolaşan raif efendi bir sanat galerisine gidiyor. galeride kitabın ismini aldığı kürk mantolu bir kadın portresi görüyor. tablodaki kadına aşık oluyor her gün gelip o tabloya saatlerce bakıyor. tablonun yaratıcısı ve tablodaki kadın olan maria puder raif efendiyi fark ediyor ve büyük bir aşk başlıyor. sonra raif efendi babası öldüğü için türkiye'ye dönmek zorunda kalıyor. maria puder' den de bir daha haber alamıyor onu terk ettiğini düşünse de mükemmel sonuyla maria puder'in öldüğünü ve bir çocuğunun olduğunu öğreniyor.
devamını gör...
mihriban
içimde her bir satırına ayrı öyküler yazma isteği uyandıran şiirdir. ister şiir olarak oku, ister sayın musa eroğlu'ndan dinle; olmayan aşkın bile acısını çekersin.
devamını gör...
