çiy
hava sıcaklığının gece saatlerinde aniden düşmesiyle havadaki su buharının yoğunlaşması sonucu yeryüzünü kaplayan su damlacıklarına denir.
devamını gör...
sanat filmi
resim, müzik, edebiyat, heykel, tiyatro, sinema vs sanat dalı olarak tanımlanır fakat bu alanlarda üretilen her eser sanat eseri olarak kabul edilmez. bir eseri sanat eseri yapan şey, kendi alanında ustalıkla icra edilip, sanat tüketicisinin beğenisini kazanmaktır. sanat tüketicisi dediğimiz otoriteler ise ortaya konan eseri yorumlayabilecek yetide olan sanat tarihine hakim kişilerdir.
misal bir sanat filmi olarak square adlı filmi ele alalım sıradan bir sinema izleyicisi bu filmi izleyip çok beğendim bu sanat filmi dediğinde bu film sanat filmi olmuyor. bu film henüz vizyona girmeden sinopsisi hakkında sinema yazarları ve eleştirmenleri üzerinde konuşup yazıp çiziyor, filmin ilk gösterimine bu bahsettiğim sinema otoriteleri davet ediliyor ve sonrasında filmi değerlendirip hakkında bir takım yargılara varıyorlar anlamlandırmaya yorumlamaya çalışıyorlar ve belli bir süre sonra bu filmden sanat filmi diye bahsedilmeye başlanıyor.
sinema ve tiyatro diğer sanatlar gibi yekten icra edilebilecek alanlar değildir kolektif sanat eserleridir. birden fazla alanında uzman kişinin ortak çalışmasına dayanır.
belli bir kültürel seviyeye ulaşamayan her birey sanatı anlama ve anlamlandırma, ayırt etme noktasında tıkanıp kalır. eğitimsiz kulaklar, kulağına hoş gelen her ezgiyi sanat zannedebilir, eğitimsiz gözler picassonun eserlerini saçma bulabilir.
misal bir sanat filmi olarak square adlı filmi ele alalım sıradan bir sinema izleyicisi bu filmi izleyip çok beğendim bu sanat filmi dediğinde bu film sanat filmi olmuyor. bu film henüz vizyona girmeden sinopsisi hakkında sinema yazarları ve eleştirmenleri üzerinde konuşup yazıp çiziyor, filmin ilk gösterimine bu bahsettiğim sinema otoriteleri davet ediliyor ve sonrasında filmi değerlendirip hakkında bir takım yargılara varıyorlar anlamlandırmaya yorumlamaya çalışıyorlar ve belli bir süre sonra bu filmden sanat filmi diye bahsedilmeye başlanıyor.
sinema ve tiyatro diğer sanatlar gibi yekten icra edilebilecek alanlar değildir kolektif sanat eserleridir. birden fazla alanında uzman kişinin ortak çalışmasına dayanır.
belli bir kültürel seviyeye ulaşamayan her birey sanatı anlama ve anlamlandırma, ayırt etme noktasında tıkanıp kalır. eğitimsiz kulaklar, kulağına hoş gelen her ezgiyi sanat zannedebilir, eğitimsiz gözler picassonun eserlerini saçma bulabilir.
devamını gör...
sözlükte gece 04:21 de uyumayan 74 kişinin uyumama sebebi
bu saatlerde mekaninin sahibi benim, gecenin sonunda herkes dagilir ama ben buradayim. yani bence uyumamak icin hayli gecerli bir sebep. bu arada "mekanin sahibi" olayi da biraz iddiali oldu, umarim yoldas gormez.
devamını gör...
tutmayan başlığın verdiği başarısızlık hissi
insanın içine “ ben acaba adam yerine konmuyor muyum bu sözlükte?” hissiyatı gark eder.
devamını gör...
şükûfeciyan
osmanlıda lale gibi güzel çiçekleri yetiştirip satan çiçekçilere verilen osmanlıca bir isim. farsça çiçek anlamına gelen şükûfe sözcüğüne türkçe -ci ekinin eklenmesi ve hemen akabinde de farsça çoğul eki olan -an ekinin eklenmesiyle türetilmiştir.
devamını gör...
sarhoşken söylenen enteresan cümleler
ayıltmaya çalıştığım bir arkadaşımın yüzüne su çarpmam üzerine kurduğu cümledir.
sen kimsin bilmiyorum ama hatırlat ayılınca seni döveceğim.
sen kimsin bilmiyorum ama hatırlat ayılınca seni döveceğim.
devamını gör...
hubble uzay teleskobu
adını amerikalı astronom edwin hubble'dan alan uzay teleskobu.
dünya yörüngesine 1990 yılında nasa ve esa'nın ortak çalışmasıyla oturtuldu. optik, moröte ve kızılöte bölgelerde gözlem yapması planlanmıştı.
yörüngeye yerleştirildikten sonra bir aynasının yanlış yöne baktığı fark edildi. küçük bir uzay operasyonu ile bu durum düzeltildi ve o günden beri 1,3 milyondan fazla gözlem yaptı, başarılı fotoğraflar çekti.
aslında görev süresi çoktan doldu ama hâlâ iyi bir şekilde çalışır vaziyette olduğundan uzayda durmaya devam ediyor. işlevlerini yerine getiremez hale geldiğinde, kontrollü olarak dünyaya düşürülecek ve yerine james webb uzay teleskobu geçecek.
çektiği sayısız fotoğraftan biri:
dünya yörüngesine 1990 yılında nasa ve esa'nın ortak çalışmasıyla oturtuldu. optik, moröte ve kızılöte bölgelerde gözlem yapması planlanmıştı.
yörüngeye yerleştirildikten sonra bir aynasının yanlış yöne baktığı fark edildi. küçük bir uzay operasyonu ile bu durum düzeltildi ve o günden beri 1,3 milyondan fazla gözlem yaptı, başarılı fotoğraflar çekti.
aslında görev süresi çoktan doldu ama hâlâ iyi bir şekilde çalışır vaziyette olduğundan uzayda durmaya devam ediyor. işlevlerini yerine getiremez hale geldiğinde, kontrollü olarak dünyaya düşürülecek ve yerine james webb uzay teleskobu geçecek.
çektiği sayısız fotoğraftan biri:
devamını gör...
karayip denizi
antil denizi olarak da bilinmektedir ve atlas okyanusu'nun alt tarafında, batı yarımküre'de, ekvator çizgisinin kuzeyinde yer alır. güney amerika'nın kuzey, orta amerika'nın doğu kıyıları ile meksika kıyılarının bir bölümü boyunca uzanıp karayip adalarını içinde barındıran denizdir.
devamını gör...
iyi memenin sırrı
sebzelerin (domates, biber, soğan) asla ve katâ rendelenmemesi. doğrarken de çok küçük doğramamak. domatesin kabuklarının soyulmuş olması gerektiğini söylememe gerek bile yok sanırım.
devamını gör...
yazarların yakın gelecekteki hayali
sırasıyla:
1-) üniversiteyi kazanmak
2-) üniversiteyi bitirdikten sonra yurt dışına yerleşmek
3-) dünyayı gezmek
1-) üniversiteyi kazanmak
2-) üniversiteyi bitirdikten sonra yurt dışına yerleşmek
3-) dünyayı gezmek
devamını gör...
tuhaf takıntılar
yapılması yanlış olduğu bilinen fakat kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler, tavırlar, hareketler bütünüdür.
önümde yürüyen insanları geçme çabam var. sürekli tempolu yürüyorum bu yüzden. dilim dışarıda soluk soluğa nefes almaya kadar gidiyor bu iş bazen. (burası şaka tabi.) yanlarından geçerken de dönüp yüzlerine bakıyorum. manyakça bir haz bu. yürüyüşe çıktığım zamanlar hızımı alamayıp şunu da geçeyim bunu da geçeyim derken hiç gitmediğim yerlere kadar gidiyorum bazen. (özellikle bu durum kafam bozuk, canım sıkkınken çok oluyor.) altın da bir travma mevcut büyük ihtimalle. bu ara travmalarım üzerine yoğunlaşmaya çalışıyorum ama henüz buna sıra gelemedi. durumun vahametini siz düşünün artık.
önümde yürüyen insanları geçme çabam var. sürekli tempolu yürüyorum bu yüzden. dilim dışarıda soluk soluğa nefes almaya kadar gidiyor bu iş bazen. (burası şaka tabi.) yanlarından geçerken de dönüp yüzlerine bakıyorum. manyakça bir haz bu. yürüyüşe çıktığım zamanlar hızımı alamayıp şunu da geçeyim bunu da geçeyim derken hiç gitmediğim yerlere kadar gidiyorum bazen. (özellikle bu durum kafam bozuk, canım sıkkınken çok oluyor.) altın da bir travma mevcut büyük ihtimalle. bu ara travmalarım üzerine yoğunlaşmaya çalışıyorum ama henüz buna sıra gelemedi. durumun vahametini siz düşünün artık.
devamını gör...
annesini satırla parçalayan kadın
annemin tırnağı acısa, ölüyorum sanırım bunlar nasıl insanlar hiç mi insanlık kalmamış içlerinde. bizden uzak olsunlar..
devamını gör...
kurtlar vadisi
türk dizi tarihinin belki de en iyi dizisidir. o yayınlandığı zaman sokakta kimse kalmazdı. en büyük farkı büyük tiyatro emekterlarını bünyesinde bulundurmasıydı.
devamını gör...
bir kadının sözlük yazarı olma nedeni
bunun neden “sorunsal” olarak ifade edildiğini anlamadığım saçmalık. yazmayı ve okumayı seviyorum. story de atıyorum, enrty de giriyorum. ikisini de halledebiliyor olmak mı sorun? sözlük buram buram çorap mı koksun ayrıca?
devamını gör...
bir gün öleceğini bile bile yaşamak
ölümden de sevdiklerimi ona kaybetmekten korksam da hayatı daha değerli kıldığına inandığım durum.
devamını gör...
tanrı'nın size verdiği en önemli yetenek
umursamamazlık. öyle zamanlar oluyor ki, kıyamet kopsa umrumda olmaz.
devamını gör...
maviye kayma
elektromanyetik dalgalarda dalga boyunun olması gereken yerden, elektromanyetik tayfın kısa dalga boylu tarafına doğru kaymış olduğu durum.
dalga boyunun maviye kayması ya da kısalması, dalganın enerjisinin ve frekansının artması anlamına gelir.
gözlenen bir cismin yaydığı ışık maviye kaymışsa, bu durum cismin bize doğru yaklaştığı anlamına gelir.
ses dalgasında da durum aynı olduğundan yaklaşan tren, ambulans gibi araçların sesi, yüksek enerji nedeniyle daha tizdir.
dalgaların kırmızıya ya da maviye kayma durumları doppler etkisi olarak da tanımlanır.
edit: frekans artar. düzelttim.
dalga boyunun maviye kayması ya da kısalması, dalganın enerjisinin ve frekansının artması anlamına gelir.
gözlenen bir cismin yaydığı ışık maviye kaymışsa, bu durum cismin bize doğru yaklaştığı anlamına gelir.
ses dalgasında da durum aynı olduğundan yaklaşan tren, ambulans gibi araçların sesi, yüksek enerji nedeniyle daha tizdir.
dalgaların kırmızıya ya da maviye kayma durumları doppler etkisi olarak da tanımlanır.
edit: frekans artar. düzelttim.
devamını gör...
şarkı olmuş şiirler
yahya kemal beyatlı-sessiz gemi.
hababam sınıfı da mı izlemediniz.
hababam sınıfı da mı izlemediniz.
devamını gör...
duyguların bulaşıcı olması
katılmadığım başlık.
öfkesi olanı gören, öfkelenmez.
bulaşıcı olan gülümsemektir.
öfkesi olanı gören, öfkelenmez.
bulaşıcı olan gülümsemektir.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
yazayım diyorum ama kimse göremez çünkü kafa sözlük yazarları çaylak tanımlarını okumaz ve maalesef ben artık bir çaylağım.*
devamını gör...