bir kelime ile içini dökmek
sıkıldım.
devamını gör...
ihmal sendromu
neglect sendromu olarak da bilinen posterior parietal kortekste hasar sonucu oluşan rahatsızlığa verilen isimdir.
bu hastalarda hasarlı tarafın karşı tarafındaki kısmını ihmal eder.
örneğin;
sol elini,sol kolunu,vücudunu kullanmaktan kaçınır.
tıraş olduğu zaman sol tarafını tıraş etmez veya yıkamaz.
ancak dokunma duyusu kaybolmaz yani sol tarafında bir yere iğne batırıldığı takdirde hasta onu hissedebilir.
bu hastalarda hasarlı tarafın karşı tarafındaki kısmını ihmal eder.
örneğin;
sol elini,sol kolunu,vücudunu kullanmaktan kaçınır.
tıraş olduğu zaman sol tarafını tıraş etmez veya yıkamaz.
ancak dokunma duyusu kaybolmaz yani sol tarafında bir yere iğne batırıldığı takdirde hasta onu hissedebilir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
yalnızca tek bir şey rica ettiğim, dünyanın en özverili, en yardımsever radyo programcılarından, fevkalade başarılı ve bizleri her hafta sevince boğan programlarını hazırlamak için çok değerli mesaisinden saatlerini ayırdığını bildiğim sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu'dan, hiçbir eleştiriye itibar etmemesini istediğim, sağlığını ve mutluluğunu hiçbir şeyin etkilememesini dilediğim, gerek tekrar, gerekse bomba gibi yeni bölümleriyle de bizi yine bulutların tepesine çıkaracak efsane yayın.
* *
* *
devamını gör...
mart
içinde olduğumuz ay.
hoş geldin mart
"vazgeçtim bu dünyadan
tek ölüm paklar beni
değmez bu yangın yeri
avuç açmaya değmez.”
shakespeare yüzlerce yıl önce yazmış. bir yerlere ait olmadığını anladığı bir zamanda yazmıştır muhtemelen.
her gün kadına şiddet ile ilgili haberler görüyoruz. eğitim seviyesi artıyor ama bu tür olaylar azalmıyor. dışarıdan bakınca, iki yetişkin insan görülen çiftler, hoş başlayan ilişkilerini nasıl bu kadar çirkinleştirebiliyor. hiçbir kadın kendisini dövsün diye bir erkekle beraber olmaya başlamıyor. adamların da ilişkiye başlarken “ben bunu bir temiz döverim” diye başladığını sanmıyorum. ipler nerede kopuyor?
her kadına şiddet sonrası tüm erkeklere faturayı kesmekle yol alınmıyor. alınsaydı çoktan biterdi kadına şiddet. yürüyüşler yapılıyor, sloganlar atılıyor, ertesi gün bir başka kadına şiddet vakası gerçekleşiyor.
kadına yönelik artan şiddetlerin bir sebebi de vazgeçmemek olabilir mi? inadına, olanlara rağmen olduğu gibi yaşamaya devam etmek olabilir mi?
yaşamak için inat etmeye gerek var mı?
son nefese kadar bize bahşedilmiş bir nimet yaşamak. son nefese kadar bize bahşedilen beden ve son nefese kadar verilen rızık ile yasayabiliriz zaten. inat etmeye gerek yok. inadına olamayacak bir insanı, olamayacağı bir insan yapmaya gerek yok. inadına sevmeyen, saygı duymayan bir insana katlanmaya gerek yok. inadına huzursuz bir eve mahkûm olmaya gerek yok.
bir patron sözü vardır, ‘kimse vazgeçilmez değildir.’ diye. çiftler için de geçerli olabilecek söz.
vazgeçemeyenler yüzünden diğer taraf kendini vazgeçilmez sanıyor. karşısındaki insana etmediğini bırakmıyor.
içinde sevgi açlığı olan kadınlar-adamlar var. kendisiyle kalmaktan korktuğu için, yalnız kalmaktan korktuğu için karşısındaki insanın tüm yanlışlarını sineye çekiyor.
kendiyle yalnız kalmaktan korkmasa, karşısındaki insan ondan çekinecek. saygı duymaya başlayacak, kendine çeki düzen verecek.
din ve devlet de dâhil, hiçbir otorite insana istemediği bir hayatı zorlayacak emirler ve kanunlar içermiyor. islamiyet için insan hayatı kutsal. islamiyet için insan ruhu da kutsal. kimsenin, bir başkasının ruhunu incitmesine müsaade etmiyor. en büyük günahlardan biri kul hakkı. bir kul, bir başka kulun hakkını yemesin diyor islamiyet. kul hakkı bazen mala zarar vermek olur, bazen bağırmak olur, bazen şiddet olur. zulme uğrayan kul, zalimlik yapana hakkını helal etmezse allah da zalim olanı affetmiyor.
devlet de müsaade etmiyor zalimliklere. aile içinde bile olsa, zalimlik yapana gereken cezayı veriyor.
zalimlere boyu eğmeden, gün görmek için yapılması gereken, zulme müsaade etmemek. zalimliği tescillenmiş insandan uzak durmak. hesap yapmadan, yalnızlıktan korkmadan, kendiyle baş başa kalmaktan korkmadan, zalimlik yapandan uzak durmak zorundayız.
göçmen kuşlar gibi, mutlu olacağımız, iyi olacağımız yerlere uçmalıyız. mart ayı göçmen kuşların türkiye’ye gelme zamanı. yuvalarını hayatlarını bırakıp türkiye’de yeni bir hayat kurmaya geliyorlar. binlerce kilometrelik yolculuk yapıyorlar. kiminin küçücük kanatları var. bu kanatlarla bu yola çıkılır mı diye düşünmeden çıkıyorlar yola. yolda ne yeriz ne içeriz diye düşünmüyorlar. onları yaratan yaratıcı, onlara müthiş içgüdüleri vermiş. o içgüdülere güvenip kanat çırpıyorlar.
biz insanlara, yaratıcı hem donanım hem akıl verdi. bizim yapmamız gereken, önceki tecrübelerimizden ders almak. okuduklarımızdan ders almak. sonramızı daha iyi etmeye çalışmak. sonramızı daha iyi etmek için, kötü olan öncelerden vazgeçmemiz gerekiyor.
önce yaratıcıya, sonra kendimize güvenerek, kendimize güzel bir sonra sağlamak elimizde.
mart ayı, baharın ilk ayı. bahar kuzey yarımkürede tüm doğanın yeniden başladığı aydır. meyveler çiçek açar, hayvanlar yavrular, göçmen kuşlar gelir, ekinler ekilmeye başlar. yaz mevsimi içindir tüm hazırlık. mart ayının bir günü de kadınlar günü’dür. sembolik bir gündür. hediye sektörüne, çiçek sektörüne yarayan bir gündür. kadın aşağı, kadın yukarı edilir bir gün. bir önceki gün ve bir sonraki günden farklı olarak.
kadınlar da doğa gibidir. dünyayı güzelleştirmeye çabalarlar. güzelleştirdikçe mutlu olur kadınlar. temizler mutlu olur, yemek yapar mutlu olur, yardım eder mutlu olur, gülümser mutlu olur.
koronalı günleri geride bırakmayı umduğumuz bu mart ayında, yeni gelmiş göçmen kuşlar gibi yeni güzel günler görebilmek için uğraşmamız gerekiyor. göçmen kuşun, yuvasını yapma telaşı gibi umut dolu bir telaşla sarılmalıyız mart ayına. göçmen kuşun gerisinde bıraktığı, vazgeçtiği gibi, zamanı dolan her şeyi geride bırakmalıyız. her şeyin güzel olması için eskilerden vazgeçmemiz gerekiyor. iyi gitmeyen şeylerden vazgeçersek iyi olan günlere varabiliriz. hoş geldin mart.
hoş geldin mart
"vazgeçtim bu dünyadan
tek ölüm paklar beni
değmez bu yangın yeri
avuç açmaya değmez.”
shakespeare yüzlerce yıl önce yazmış. bir yerlere ait olmadığını anladığı bir zamanda yazmıştır muhtemelen.
her gün kadına şiddet ile ilgili haberler görüyoruz. eğitim seviyesi artıyor ama bu tür olaylar azalmıyor. dışarıdan bakınca, iki yetişkin insan görülen çiftler, hoş başlayan ilişkilerini nasıl bu kadar çirkinleştirebiliyor. hiçbir kadın kendisini dövsün diye bir erkekle beraber olmaya başlamıyor. adamların da ilişkiye başlarken “ben bunu bir temiz döverim” diye başladığını sanmıyorum. ipler nerede kopuyor?
her kadına şiddet sonrası tüm erkeklere faturayı kesmekle yol alınmıyor. alınsaydı çoktan biterdi kadına şiddet. yürüyüşler yapılıyor, sloganlar atılıyor, ertesi gün bir başka kadına şiddet vakası gerçekleşiyor.
kadına yönelik artan şiddetlerin bir sebebi de vazgeçmemek olabilir mi? inadına, olanlara rağmen olduğu gibi yaşamaya devam etmek olabilir mi?
yaşamak için inat etmeye gerek var mı?
son nefese kadar bize bahşedilmiş bir nimet yaşamak. son nefese kadar bize bahşedilen beden ve son nefese kadar verilen rızık ile yasayabiliriz zaten. inat etmeye gerek yok. inadına olamayacak bir insanı, olamayacağı bir insan yapmaya gerek yok. inadına sevmeyen, saygı duymayan bir insana katlanmaya gerek yok. inadına huzursuz bir eve mahkûm olmaya gerek yok.
bir patron sözü vardır, ‘kimse vazgeçilmez değildir.’ diye. çiftler için de geçerli olabilecek söz.
vazgeçemeyenler yüzünden diğer taraf kendini vazgeçilmez sanıyor. karşısındaki insana etmediğini bırakmıyor.
içinde sevgi açlığı olan kadınlar-adamlar var. kendisiyle kalmaktan korktuğu için, yalnız kalmaktan korktuğu için karşısındaki insanın tüm yanlışlarını sineye çekiyor.
kendiyle yalnız kalmaktan korkmasa, karşısındaki insan ondan çekinecek. saygı duymaya başlayacak, kendine çeki düzen verecek.
din ve devlet de dâhil, hiçbir otorite insana istemediği bir hayatı zorlayacak emirler ve kanunlar içermiyor. islamiyet için insan hayatı kutsal. islamiyet için insan ruhu da kutsal. kimsenin, bir başkasının ruhunu incitmesine müsaade etmiyor. en büyük günahlardan biri kul hakkı. bir kul, bir başka kulun hakkını yemesin diyor islamiyet. kul hakkı bazen mala zarar vermek olur, bazen bağırmak olur, bazen şiddet olur. zulme uğrayan kul, zalimlik yapana hakkını helal etmezse allah da zalim olanı affetmiyor.
devlet de müsaade etmiyor zalimliklere. aile içinde bile olsa, zalimlik yapana gereken cezayı veriyor.
zalimlere boyu eğmeden, gün görmek için yapılması gereken, zulme müsaade etmemek. zalimliği tescillenmiş insandan uzak durmak. hesap yapmadan, yalnızlıktan korkmadan, kendiyle baş başa kalmaktan korkmadan, zalimlik yapandan uzak durmak zorundayız.
göçmen kuşlar gibi, mutlu olacağımız, iyi olacağımız yerlere uçmalıyız. mart ayı göçmen kuşların türkiye’ye gelme zamanı. yuvalarını hayatlarını bırakıp türkiye’de yeni bir hayat kurmaya geliyorlar. binlerce kilometrelik yolculuk yapıyorlar. kiminin küçücük kanatları var. bu kanatlarla bu yola çıkılır mı diye düşünmeden çıkıyorlar yola. yolda ne yeriz ne içeriz diye düşünmüyorlar. onları yaratan yaratıcı, onlara müthiş içgüdüleri vermiş. o içgüdülere güvenip kanat çırpıyorlar.
biz insanlara, yaratıcı hem donanım hem akıl verdi. bizim yapmamız gereken, önceki tecrübelerimizden ders almak. okuduklarımızdan ders almak. sonramızı daha iyi etmeye çalışmak. sonramızı daha iyi etmek için, kötü olan öncelerden vazgeçmemiz gerekiyor.
önce yaratıcıya, sonra kendimize güvenerek, kendimize güzel bir sonra sağlamak elimizde.
mart ayı, baharın ilk ayı. bahar kuzey yarımkürede tüm doğanın yeniden başladığı aydır. meyveler çiçek açar, hayvanlar yavrular, göçmen kuşlar gelir, ekinler ekilmeye başlar. yaz mevsimi içindir tüm hazırlık. mart ayının bir günü de kadınlar günü’dür. sembolik bir gündür. hediye sektörüne, çiçek sektörüne yarayan bir gündür. kadın aşağı, kadın yukarı edilir bir gün. bir önceki gün ve bir sonraki günden farklı olarak.
kadınlar da doğa gibidir. dünyayı güzelleştirmeye çabalarlar. güzelleştirdikçe mutlu olur kadınlar. temizler mutlu olur, yemek yapar mutlu olur, yardım eder mutlu olur, gülümser mutlu olur.
koronalı günleri geride bırakmayı umduğumuz bu mart ayında, yeni gelmiş göçmen kuşlar gibi yeni güzel günler görebilmek için uğraşmamız gerekiyor. göçmen kuşun, yuvasını yapma telaşı gibi umut dolu bir telaşla sarılmalıyız mart ayına. göçmen kuşun gerisinde bıraktığı, vazgeçtiği gibi, zamanı dolan her şeyi geride bırakmalıyız. her şeyin güzel olması için eskilerden vazgeçmemiz gerekiyor. iyi gitmeyen şeylerden vazgeçersek iyi olan günlere varabiliriz. hoş geldin mart.
devamını gör...
merve boluğur'un kendini kraliçeye benzetmesi
ee? dedirten başlık. oglum kendini kraliçeye benzeten tek kadın merve boluğur mu. bu nasıl bir haber. banane oglum.
devamını gör...
cumhurbaşkanının yetkilerinin sorgulanması sağlıklı değil
cumhurbaşkanlığı sözcüsü ibrahim kalın tarafından yapılan açıklama. söz konusu açıklama boğaziçi üniversitesi'ne yapılan atamayla ilgili. cumhurbaşkanı bu ülkenin tamamının cumhurbaşkanıysa neden tüm ülkeyi ilgilendiren kararlarını sorgulamak sağlıksız? neye göre bu açıklama yapılabiliyor? bu rektör atama yetkisi ohal ortamında kendinizin kendinize verdiği yetki değil mi? neden buna yasalmış muamelesi yapılıyor? sorular sorular sorular....
cevaplanamayan sorular...
cevaplanamayan sorular...
devamını gör...
altın elbiseli adam
kazakistan'daki esik kurganından bulunup çıkarılmış ve saka bir soyluya ait olduğu düşünülen zırh. yine altından kın, kılıç, hançer, kamçı, kalkan gibi aksesuarları da vardır.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
huni başıma
huni başıma
huni başımaysa
fes neremeydi, aklım karıştı biraz.
huni başıma
huni başımaysa
fes neremeydi, aklım karıştı biraz.
devamını gör...
yazarların şu an duymak istediği söz
“çayı demle sana geliyoruz.”
çok sıkıldım evet. arkadaşlarımı da çok özledim. öyle böyle değil ağlicam şimdi.
çok sıkıldım evet. arkadaşlarımı da çok özledim. öyle böyle değil ağlicam şimdi.
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
emel-bir ümit doğmaz mı.
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
yangın söndürecek uçağının olmaması.
devamını gör...
memelere özgürlük
iyiki de durumun yok.. olsa halimiz nice olurdu..
devamını gör...
tıbbın çare bulamadığı hastalıklar
otoimmün hastalıklar. şu an için sadece vücudun savunma sistemi baskılanarak kontrol altında tutulabiliyor.
devamını gör...
ilkokul mezunu emine erdoğan'ın tıp kongresinde konuşması
emine erdoğan'dan, tıptan ve hatta tıbbın alternatifinden çok daha dikkat çekici olan bir gerçek görüyoruz. euro'nun, 7 liranın altında olduğu daha refah günler....
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
dün ataklarım çok zorladı. erkenden de uyudum zaten. bugün kuş gibi hafiflemiş uyandım ve kınalıada'ya geçiyorum. günübirlik olsa bile biryerlere kaçmak iyi gelecek.
devamını gör...
taliban'ın kabil'i düşürmesi
göz göre göre talibanin yürüyerek kabili düşürmesidir. 3000 km ötedeki savaş bile bizi kötü derecede ilgilendiriyor. rusya çin karışabilecek gibi önümüzdeki haftalar gündem çok sıcak gibi. taliban tamamen ilk çağ zihniyeti taşıyor.
devamını gör...
iltifata iltifatla karşılık vermek
görgüsüzlükmüş. teşekkür edilip geçilmeliymiş. zorlayıp benim gibi batabilirsiniz zira:
+lucyia gözlerin çok güzel, ne renk?
-(utandı) sağ ol, o senin gözlerinin renginin güzelliği
+?!?!?!?!?
+lucyia gözlerin çok güzel, ne renk?
-(utandı) sağ ol, o senin gözlerinin renginin güzelliği
+?!?!?!?!?
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
yayında hale lale jale ve tüm mahalleye selam göndereceğim, madem meşhur olacağız kendi dakikalarımı eşe dosta selam göndererek kullanacağım a dostlar. vizyonumu sorgulamayın, selam göndermemi isteyen varsa portakallasın vitaminlendirsin ehehe. *
devamını gör...
gelin ve damat düğünde dans ederken ne konuşuyorlar sorunsalı
evlenip boşanmış 87 yaşında biri olarak ben düğünümde neler konuştuğumu bu başlığa tanım gireceğim.
sevicem düğününü akrabasına gece olsa da küvette sevişsek aşkım demiştim.
aşkımda demişti ki sabret ayı oğlu ayı evleniyoruz şurada.
sevicem düğününü akrabasına gece olsa da küvette sevişsek aşkım demiştim.
aşkımda demişti ki sabret ayı oğlu ayı evleniyoruz şurada.
devamını gör...
