herkes mahlasına yakışanı yapsın
yalnız gezen olduğum doğrudur, sosyal mesafeyi korumak lazım.
devamını gör...
sinema tarihinin en erotik filmleri
devamını gör...
allahsız yazarlar veri tabanı başlığının sol frame gelmesinin engellenmesi
şuan kontrol ettim. başlıkta herhangi bir problem yok. böyle durumlarda moderatörlerle iletişime geçiyor musunuz? hiçbir arkadaşımızla iletişim kurmadan sürekli başlık açıyorsunuz. eğer gerçekten canınızı sıkan, düzelmesi gerektiğine inandınız bir problem olursa bizimle iletişim kurun. formata uygun olduğu sürece seve seve yardımcı oluruz. dönüş alamazsanız veya cevabımız yeterli gelmezse o zaman sesinizi istediğiniz gibi duyurabilirsiniz. tekrar ediyorum kontrol ettim ve başlıkta hiçbir problem yok. herhangi bir müdahale söz konusu değil. saygılar
devamını gör...
bir kadının kocasına ismiyle hitap etmesinin edepsizlik olması
devamını gör...
fırında bir şey pişerken başında beklemek
şeflerin genelde gerekirse fırının önünde yatacaksınız söyleminin kısmi vücut bulmuş hali. benimse kışın, ayaklarımı fırın kapağına koyarak ısıtmak için yaptığım eylem. çok üşüyorlar, n’apayım.
devamını gör...
yoğurt mayalamak
sağlıklı ve lezzetli yoğurt yemek için evde yaptığım zahmetsiz uygulama.
şok marketten aldığım yayla marka yoğurt mayasını (streptococcus thermophilus, lactobasillus aciddophilus, lactobasillus bulgaricus, bifidobacterium animalis spp. lactis) aktifleşmesi için bir bardak ılık süte karıştırıp yarım saat bekletiyorum. bu arada tencerede 3 litre uht veya pastörize sütü kaynatmadan 45 derece sıcaklığa kadar ısıtıyorum. aktifleşmiş mayayı içine karıştırıyorum. ısısını 6 saat muhafaza edebilmesi için ya fırın gibi izolasyonlu bir yere koyuyorum ( soğuk havalarda fırın önden ısıtılıp kapatılabilir) ya da örtüye sarıyorum. mayalanırken oluşacak buharı emmesi için kapağın altına kağıt havlu koyabilirsiniz, koymasanız da olur. tencere çok soğuduğu için yoğurt tutmadıysa tencereyle sıcak su içerisine oturtup tekrar ısısını yükseltebilirsiniz. mayalanınca hemen yemiyoruz, dolaba koyuyorum, bir gece bekletiyorum, sonra temiz bir kapaklı kap içerisine mayalık yoğurt ayırıyorum, ondan sonra kullanıyoruz. yoğurt ekşi olduysa yayla çorbası yapabilirsiniz, çok yakışır.
uht veya pastörize sütler homojenize edildiği için (yağlar yüksek basınçla parçalanıp küçük zerreler haline getiriliyor ve sütün yüzeyinde birikmiyor) çok içime sinmese de açık sütlerdeki patojen bakterilerden korktuğum ve uzun kaynatma sürecinde besin değeri azaldığı için tercih ediyorum.
şok marketten aldığım yayla marka yoğurt mayasını (streptococcus thermophilus, lactobasillus aciddophilus, lactobasillus bulgaricus, bifidobacterium animalis spp. lactis) aktifleşmesi için bir bardak ılık süte karıştırıp yarım saat bekletiyorum. bu arada tencerede 3 litre uht veya pastörize sütü kaynatmadan 45 derece sıcaklığa kadar ısıtıyorum. aktifleşmiş mayayı içine karıştırıyorum. ısısını 6 saat muhafaza edebilmesi için ya fırın gibi izolasyonlu bir yere koyuyorum ( soğuk havalarda fırın önden ısıtılıp kapatılabilir) ya da örtüye sarıyorum. mayalanırken oluşacak buharı emmesi için kapağın altına kağıt havlu koyabilirsiniz, koymasanız da olur. tencere çok soğuduğu için yoğurt tutmadıysa tencereyle sıcak su içerisine oturtup tekrar ısısını yükseltebilirsiniz. mayalanınca hemen yemiyoruz, dolaba koyuyorum, bir gece bekletiyorum, sonra temiz bir kapaklı kap içerisine mayalık yoğurt ayırıyorum, ondan sonra kullanıyoruz. yoğurt ekşi olduysa yayla çorbası yapabilirsiniz, çok yakışır.
uht veya pastörize sütler homojenize edildiği için (yağlar yüksek basınçla parçalanıp küçük zerreler haline getiriliyor ve sütün yüzeyinde birikmiyor) çok içime sinmese de açık sütlerdeki patojen bakterilerden korktuğum ve uzun kaynatma sürecinde besin değeri azaldığı için tercih ediyorum.
devamını gör...
tek başına lastikli çarşaf değiştirmek
bi oyun vardı elde tokmak, delikten çıkan solucanların kafasına vuruyordun. onun gibi bişey. bir köşeyi yapıyorsun öbür yandan pörtlüyor. can sıkıcı. iki kişi yapılması gereken görevlerden olması sebebiyle yalnızlığınızı yüzünüze tokat gibi vurur.
devamını gör...
30 yaşından sonra piyano çalmayı öğrenmek
şu hayatta öğrendiğim hemen hemen her şeyi 30 yaşından sonra öğrendiğim için bana son derece olağan gelen durum.
"bu yaşta öğrenilmez", "bu yaştan sonra heves ettiği şeye bak", "yaşından utan" vesaire... insanların yetenek ve azimlerini yaşları ile sınırlamaya kalkışanlara çok kızmışımdır hep. bir insanın alzheimer gibi zihinsel bir sıkıntısı yoksa yahut elleri hiçbir şeyi tutmayacak kadar zangır zangır titremiyorsa, yani özetle akıl ve beden sağlığı mükemmel olmasa da yerindeyse, o insan her şeyi rahatlıkla öğrenir de, yapar da. yapmayan yaşını bahane olarak, bir kalkan olarak kullanıyordur.
alın size yaşın hiçbir öneminin olmadığını açıkça gösteren bir haber
"bu yaşta öğrenilmez", "bu yaştan sonra heves ettiği şeye bak", "yaşından utan" vesaire... insanların yetenek ve azimlerini yaşları ile sınırlamaya kalkışanlara çok kızmışımdır hep. bir insanın alzheimer gibi zihinsel bir sıkıntısı yoksa yahut elleri hiçbir şeyi tutmayacak kadar zangır zangır titremiyorsa, yani özetle akıl ve beden sağlığı mükemmel olmasa da yerindeyse, o insan her şeyi rahatlıkla öğrenir de, yapar da. yapmayan yaşını bahane olarak, bir kalkan olarak kullanıyordur.
alın size yaşın hiçbir öneminin olmadığını açıkça gösteren bir haber
devamını gör...
büyükşen cinayetinde katil belirsizliği
yok kiralık katil tutulmuş da yanlış eve girmiş miş miş.
ya aslında bu duruma iki şekilde bakıyorum. ilki, kendimizi büşra'nın travma sonrası verdiği ifadelere ve çelişkilere öyle kaptırdık ki kiralık katil tutulmuş olabileceği ve yanlış eve girdiği senaryosuna kendimizi inandırmak istemiyoruz.
ikincisi, ortada o kadar soru işareti var ki, "kara köpek bunu da mı yapacaktın?" "mehmet ali şaka mı yapıyorsun?" sözleri, uğur'un saçma tik rolü, mehmet ali'nin saçma salak çelişkili ifadeleri, uğur ve eşinde barut izi çıkması vb.
yengenin telefondaki mesajları silmesini yazmadım çünkü olaydan bağımsız ama kimsenin öğrenmesini istemediği başka bir şey varsa onun için de silmiş olabilir.
büşranın kendini yalan çıkaran ifadesini de yazmıyorum çünkü travma sonrası insanda donukluk olabilir. birileri de çıkıp "neden eve girmedin belki annen yaşıyordu" ya da "neden ağlamadın?" diye sorabiliyor. travmatik olay herkeste aynı tepkilere yol açmaz. büşrayı anlayabiliyorum.
eğer gerçekten kiralık katil evleri karıştırdığı için (bakın burası aşırı saçma çünkü bu adam önceden zaten gideceği yeri gözlemler, kimi vuracağına emin olur ve düzgün bir silah taşır) bir aileyi katlettiyse o kadar üzücü ki. ikinci ihtimalde de üzücü fakat ilk ihtimal akıl almayan cinsten. büşra'nın yaşadıkları travmanın da üstünde bir dram.
ikinci ihtimalde büşra ve uğur kardeşlerin bilip susması geride aileden kalan kalıntıları (3 kardeş) yok edecek. nereden bakarsanız bakın mahvolan bir aile. bizim için konuşması ve yazması basit.
ya aslında bu duruma iki şekilde bakıyorum. ilki, kendimizi büşra'nın travma sonrası verdiği ifadelere ve çelişkilere öyle kaptırdık ki kiralık katil tutulmuş olabileceği ve yanlış eve girdiği senaryosuna kendimizi inandırmak istemiyoruz.
ikincisi, ortada o kadar soru işareti var ki, "kara köpek bunu da mı yapacaktın?" "mehmet ali şaka mı yapıyorsun?" sözleri, uğur'un saçma tik rolü, mehmet ali'nin saçma salak çelişkili ifadeleri, uğur ve eşinde barut izi çıkması vb.
yengenin telefondaki mesajları silmesini yazmadım çünkü olaydan bağımsız ama kimsenin öğrenmesini istemediği başka bir şey varsa onun için de silmiş olabilir.
büşranın kendini yalan çıkaran ifadesini de yazmıyorum çünkü travma sonrası insanda donukluk olabilir. birileri de çıkıp "neden eve girmedin belki annen yaşıyordu" ya da "neden ağlamadın?" diye sorabiliyor. travmatik olay herkeste aynı tepkilere yol açmaz. büşrayı anlayabiliyorum.
eğer gerçekten kiralık katil evleri karıştırdığı için (bakın burası aşırı saçma çünkü bu adam önceden zaten gideceği yeri gözlemler, kimi vuracağına emin olur ve düzgün bir silah taşır) bir aileyi katlettiyse o kadar üzücü ki. ikinci ihtimalde de üzücü fakat ilk ihtimal akıl almayan cinsten. büşra'nın yaşadıkları travmanın da üstünde bir dram.
ikinci ihtimalde büşra ve uğur kardeşlerin bilip susması geride aileden kalan kalıntıları (3 kardeş) yok edecek. nereden bakarsanız bakın mahvolan bir aile. bizim için konuşması ve yazması basit.
devamını gör...
bir sözlük geleneği olarak admin yağlamak
çıkıp geldiğim sözlükte bu bir ritüeldi. hep garipsedim, halada garipsiyorum, yani amaç nedir? durup dururken benjamin başlıkları açmanın? sözlüğü üstünüze mi yapacak?
devamını gör...
babadan nefret etmek
#177228 tanıma cevaben;
sadece büyüttüğü için saygı duymak zorunda değil bence kimse, hürmet duyulması gerekebilir ama her babaya da hürmet duyulmaz. saygı bazı emekler sonucu kazanılan şeydir benim için ve sadece büyürken yanında olmak bunun için yeterli değildir.
edit: babamla aram gayet iyi.
sadece büyüttüğü için saygı duymak zorunda değil bence kimse, hürmet duyulması gerekebilir ama her babaya da hürmet duyulmaz. saygı bazı emekler sonucu kazanılan şeydir benim için ve sadece büyürken yanında olmak bunun için yeterli değildir.
edit: babamla aram gayet iyi.
devamını gör...
günün şiiri
nasıl bir his biliyor musun?
oda çok geniş ama sığamıyorsun,
bak kapı orada ama çıkamıyorsun,
pencere açık ama nefes alamıyorsun.
cemal süreya
oda çok geniş ama sığamıyorsun,
bak kapı orada ama çıkamıyorsun,
pencere açık ama nefes alamıyorsun.
cemal süreya
devamını gör...
şarkı olmuş şiirler
su uyur- şeyh galip ezginin günlüğü
o şarkı- ahmet muhip dranas derya petek
sıyrılıp gelen- ahmet telli grup yorum
şimdi sevişme vakti- sait faik abasıyanık ezginin günlüğü
kavaklar-metin altıok sezen aksu
buğdayın türküsü- pablo neruda yeni türkü
sisler bulvarı- atilla ilhan grup dinmeyen
cin- paul valery ezginin günlüğü
anı- melih cevdet anday zülfü livaneli
bilinmeyen ülke- puşkin ezginin günlüğü
pencere-arkadaş zekai özger sadık gürbüz
beni kör kuyularda -ümit yaşar oğuzcan münir nurettin selçuk
fırtına-murathan mungan yeni türkü
destina-murathan mungan yeni türkü
olmasa mektubun-murathan mungan yeni türkü
kostantin simenov-bekle beni ezginin günlüğü
otuz üç kurşun- ahmed arif fikret kızılok
de be aslan karam- ahmed arif grup ekin
haberin var mı?- ahmed arif manuş baba
kavak-nazım hikmet ran selda bağcan
gülüşün eklenir kimliğime-ahmet telli selda bağcan
aldırma gönül- sabahattin ali edip akbayram
gün olur- orhan veli kanık zülfü livaneli
anlatamıyorum-orhan veli kanık hümeyra
ayrılış- orhan veli kanık ezginin günlüğü
hürriyete doğru- orhan veli kanık ezginin günlüğü
vapur-nazım hikmet ran zülfü livaneli
gibi gibi.
o şarkı- ahmet muhip dranas derya petek
sıyrılıp gelen- ahmet telli grup yorum
şimdi sevişme vakti- sait faik abasıyanık ezginin günlüğü
kavaklar-metin altıok sezen aksu
buğdayın türküsü- pablo neruda yeni türkü
sisler bulvarı- atilla ilhan grup dinmeyen
cin- paul valery ezginin günlüğü
anı- melih cevdet anday zülfü livaneli
bilinmeyen ülke- puşkin ezginin günlüğü
pencere-arkadaş zekai özger sadık gürbüz
beni kör kuyularda -ümit yaşar oğuzcan münir nurettin selçuk
fırtına-murathan mungan yeni türkü
destina-murathan mungan yeni türkü
olmasa mektubun-murathan mungan yeni türkü
kostantin simenov-bekle beni ezginin günlüğü
otuz üç kurşun- ahmed arif fikret kızılok
de be aslan karam- ahmed arif grup ekin
haberin var mı?- ahmed arif manuş baba
kavak-nazım hikmet ran selda bağcan
gülüşün eklenir kimliğime-ahmet telli selda bağcan
aldırma gönül- sabahattin ali edip akbayram
gün olur- orhan veli kanık zülfü livaneli
anlatamıyorum-orhan veli kanık hümeyra
ayrılış- orhan veli kanık ezginin günlüğü
hürriyete doğru- orhan veli kanık ezginin günlüğü
vapur-nazım hikmet ran zülfü livaneli
gibi gibi.
devamını gör...
emre fel
anadolu rock tarzı ile keşfedilmesi, şarkılarının dilden dile dolaşması, hak ettiği değeri görmesini dilediğim şarkıcı.
merhabalar
yar bensiz
öleceksek ölürüz
merhabalar
yar bensiz
öleceksek ölürüz
devamını gör...
kartal bulutsusu
gökbilimcilere göre, kartal bulutsusu yaklaşık olarak 70 x 55 ışıkyılı boyunca yer kaplayan, 5.5 milyon moleküler biçimdeki hidrojen ve toz bulutu olduğu biliniyor. öncelikle bir ışık yılının tanım olarak, ışığın bir yılda kat ettiği mesafedir diye bilinmesi gerekir. ve bu mesafe kaba bir hesapla 5,9 trilyon mil veya 9,5 trilyon kilometreye tekabül etmektedir. türkiye açısından düşünecek olursak, en doğusu ile en batısı arasındaki mesafe yaklaşık olarak 2000 kilometredir. şimdi buna göre 9,5 trilyon kilometrenin büyüklüğünü siz tahayyül etmeye çalışın.
kartal bulutsusu'nu bir mağara olarak düşünün; sütunlarının en alt noktasından çıkıklık meydana getiren dikitlere benzeyen bu sütunlar esasında yeni yıldız oluşumları için kuluçka makinesi görevi yapan yıldızlar arası hidrojen gazı ve tozundan meydana gelmektedir. gökbilimci bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre yüzey kısımlarında daha yoğun seviyede gaz düğümleri ve gaz kürecikleri olduğu tahmin edilmektedir. bunlara verilen isim egg'dir. yani "buharlaşan gaz küreleri". ingilizcesi "evaporating gas spheres". egg'lerin bazılarının içerisinde yıldızların oluştuğu bilinmektedir. anlayacağınız, bu bulutsu yeni doğacak yıldızlara şu an için hamile. tabii ki bu bilim insanlarının tahminleri.
kartal bulutsusu'nun ismi görüntü olarak kartala benzemesinden kaynaklıdır. bu bulutsu bilimsel olarak messier 16, m16, veya ngc 6611 olarak da isimlendirilmiştir. 1745 yılında jean-philippe de cheseaux tarafından keşfedilmiştir. yılan takım yıldızında bulunan açık bir yıldız kümesidir.

kaynakça:
1- dr. mehmet hakan özsaraç.
2. wikipedia
kartal bulutsusu'nu bir mağara olarak düşünün; sütunlarının en alt noktasından çıkıklık meydana getiren dikitlere benzeyen bu sütunlar esasında yeni yıldız oluşumları için kuluçka makinesi görevi yapan yıldızlar arası hidrojen gazı ve tozundan meydana gelmektedir. gökbilimci bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre yüzey kısımlarında daha yoğun seviyede gaz düğümleri ve gaz kürecikleri olduğu tahmin edilmektedir. bunlara verilen isim egg'dir. yani "buharlaşan gaz küreleri". ingilizcesi "evaporating gas spheres". egg'lerin bazılarının içerisinde yıldızların oluştuğu bilinmektedir. anlayacağınız, bu bulutsu yeni doğacak yıldızlara şu an için hamile. tabii ki bu bilim insanlarının tahminleri.
kartal bulutsusu'nun ismi görüntü olarak kartala benzemesinden kaynaklıdır. bu bulutsu bilimsel olarak messier 16, m16, veya ngc 6611 olarak da isimlendirilmiştir. 1745 yılında jean-philippe de cheseaux tarafından keşfedilmiştir. yılan takım yıldızında bulunan açık bir yıldız kümesidir.

kaynakça:
1- dr. mehmet hakan özsaraç.
2. wikipedia
devamını gör...
meslek hayatınızda karşılaştığınız çarpıcı olaylar
hepimiz farklı meslekler icra ediyoruz, farklı mesailer yapıyoruz, farklı hayatlar yaşıyoruz. bunca çeşitliliğin arasında hepimiz farklı olaylara şahit oluyoruz. bu olaylar kimi zaman sadece anlık bir duygu değişimine sebep olurken kimi zaman aylarca rüyalarımıza giriyor, kimi zaman da hayatımızın yönünü tamamen değiştiriyor.
bu başlığın çıkış noktası munchausen sendromu başlığında yaptığım tanıma ilaveten anlatmak istediğim, bizzat yaşadığım ve kendimce çarpıcı bulduğum birkaç olayı anlatmak istememdi. sonradan düşündüm de, neden diğer portakalseverler de kendi yaşadıkları çarpıcı meslek hikayelerini anlatmasınlar? umarım bu başlık, henüz meslek seçimi yapmamış/mesleği eline almamış genç portakalseverler için de nelerle karşılaşabileceklerini önceden görebildikleri hikayeleri barındırır.
ilk hikaye:
munchausen sendromu ile ilgili tek bilgim yıllar evvel dersin birinde bir hocamın kısaca bahsettiği kadardı. ve ben ilk gerçek munchausen vakasını gördüğümde bunun öyle üstünkörü anlatılıp geçilecek bir şey olmadığını farketmiştim.
20'li yaşların sonlarında bir adam gelmişti acil servise, kucağında yarı baygın karısı ile. ben henüz toy bir öğrenciyim, koşuşturmaca içinde duyuyorum bütün olanları. adam eve geldiğinde kadını defalarca kusmuş ve yarı baygın halde bulmuş, hemen kucaklayıp arabayla acile getirmiş.
acilde koşuşturmaca başladı, kadının zehirlendiğine kanaat getirildi, midesi yıkandı vs.
hocanın odasında birkaç asistan doktor, hemşire ve ben vardım, kadın hastanın tedavisi bitirilmiş henüz taburcu edilmemişti. hoca ile asistanların konuşmalarına kulak kabarttım:
asistan doktor 1: hocam bu kadını daha önce de bu şekilde acile getirdi adam. acaba kadına bir şey yapıyor olmasın bilerek?
hoca: hasta kayıt dökümüne baktınız mı?
asistan doktor 2: baktım hocam, son 3 ay içinde 4 defa giriş yapılmış.
hoca: şikayetler hep aynı mı?
asistan doktor 1: aynı sayılır, çok benzer: neredeyse hepsinde kusmuş ve yarı baygın getirilmiş.
asistan doktor 2: polise haber verelim mi hocam?
hoca: kadınla ve kocasıyla ayrı ayrı konuşayım bi, sonra bakarız.
aradan zaman geçti, arada ne oldu ne bitti takip edemedim, zira o aralar acile hasta yağıyordu adeta. fakat sonradan öğrendim tüm hikayeyi: kadın, kocası onunla yeteri kadar ilgilenemediği için (adamın işleri çok yoğunmuş o sıralar ve şehir dışına gidip geliyormuş sürekli) ilgisini çekmek istemiş, ilk başlarda hasta numarası yapmış fakat kocasından yeteri kadar ilgiyi görememiş yine. ardından ilaçlar içmeye başlamış, bu da yetmeyince temizleyici kimyasallar içmeye başlamış. bu son gelişinde de kadının 1-1buçuk litre çamaşır suyu içtiğini farketmişler, sırf kocasının ilgisini çekebilmek için..
ilk karşılaştığım munchausen sendromu bu olsa da maalesef zaman içinde çok daha kötülerini gördüm. belki onları da başka zaman eklerim buraya.
bu başlığın çıkış noktası munchausen sendromu başlığında yaptığım tanıma ilaveten anlatmak istediğim, bizzat yaşadığım ve kendimce çarpıcı bulduğum birkaç olayı anlatmak istememdi. sonradan düşündüm de, neden diğer portakalseverler de kendi yaşadıkları çarpıcı meslek hikayelerini anlatmasınlar? umarım bu başlık, henüz meslek seçimi yapmamış/mesleği eline almamış genç portakalseverler için de nelerle karşılaşabileceklerini önceden görebildikleri hikayeleri barındırır.
ilk hikaye:
munchausen sendromu ile ilgili tek bilgim yıllar evvel dersin birinde bir hocamın kısaca bahsettiği kadardı. ve ben ilk gerçek munchausen vakasını gördüğümde bunun öyle üstünkörü anlatılıp geçilecek bir şey olmadığını farketmiştim.
20'li yaşların sonlarında bir adam gelmişti acil servise, kucağında yarı baygın karısı ile. ben henüz toy bir öğrenciyim, koşuşturmaca içinde duyuyorum bütün olanları. adam eve geldiğinde kadını defalarca kusmuş ve yarı baygın halde bulmuş, hemen kucaklayıp arabayla acile getirmiş.
acilde koşuşturmaca başladı, kadının zehirlendiğine kanaat getirildi, midesi yıkandı vs.
hocanın odasında birkaç asistan doktor, hemşire ve ben vardım, kadın hastanın tedavisi bitirilmiş henüz taburcu edilmemişti. hoca ile asistanların konuşmalarına kulak kabarttım:
asistan doktor 1: hocam bu kadını daha önce de bu şekilde acile getirdi adam. acaba kadına bir şey yapıyor olmasın bilerek?
hoca: hasta kayıt dökümüne baktınız mı?
asistan doktor 2: baktım hocam, son 3 ay içinde 4 defa giriş yapılmış.
hoca: şikayetler hep aynı mı?
asistan doktor 1: aynı sayılır, çok benzer: neredeyse hepsinde kusmuş ve yarı baygın getirilmiş.
asistan doktor 2: polise haber verelim mi hocam?
hoca: kadınla ve kocasıyla ayrı ayrı konuşayım bi, sonra bakarız.
aradan zaman geçti, arada ne oldu ne bitti takip edemedim, zira o aralar acile hasta yağıyordu adeta. fakat sonradan öğrendim tüm hikayeyi: kadın, kocası onunla yeteri kadar ilgilenemediği için (adamın işleri çok yoğunmuş o sıralar ve şehir dışına gidip geliyormuş sürekli) ilgisini çekmek istemiş, ilk başlarda hasta numarası yapmış fakat kocasından yeteri kadar ilgiyi görememiş yine. ardından ilaçlar içmeye başlamış, bu da yetmeyince temizleyici kimyasallar içmeye başlamış. bu son gelişinde de kadının 1-1buçuk litre çamaşır suyu içtiğini farketmişler, sırf kocasının ilgisini çekebilmek için..
ilk karşılaştığım munchausen sendromu bu olsa da maalesef zaman içinde çok daha kötülerini gördüm. belki onları da başka zaman eklerim buraya.
devamını gör...
otobüste durduk yere sohbet başlatan dayı
on numara dayıdır.
aslında olması gerekeni yapıyordur yaşlılar biz gibi telefon sosyal medya müzik gibi olayları kullanmadıkları için yolda sıkılıyorlar ve muhabbet etmek istiyorlar.
aslında olması gerekeni yapıyordur yaşlılar biz gibi telefon sosyal medya müzik gibi olayları kullanmadıkları için yolda sıkılıyorlar ve muhabbet etmek istiyorlar.
devamını gör...
gelen moderatörlük teklifini reddetmiş olmam
teklifi yapan moderatör arkadaşıma buradan da teşekkür etmek istedim. online sürem yüksek, lâkin teknik olarak moderatörlük yapacak bilgi birikimimi yeterli görmediğim için reddetmeyi uygun gördüm.
şu an aktif arkadaşlardan başka bir aday bakılıyor. uygun birinin bulunması dileğiyle...
edit: lan bi küfür yemediğimiz kaldı trolldü lanet olsun bir daha yapmicam.*
şu an aktif arkadaşlardan başka bir aday bakılıyor. uygun birinin bulunması dileğiyle...
edit: lan bi küfür yemediğimiz kaldı trolldü lanet olsun bir daha yapmicam.*
devamını gör...
hasan ali yücel klasikler dizisi
kapak tasarımıyla çağ atlatmış yegane klasikler dizisi.
ciltli olanları paha biçilemezdir. ciltli olmayanları da çok güzeldir. üzerinde herhangi bir resim vb. bulunmadığından ve bütün dizi aynı tasarıma sahip olduğundan kitabın daha kolay özümsenmesini sağlar. çünkü herhangi başka bir yayınevinin çıkardığı başka bir kitap üzerindeki resim insanın tahayyülüne etki eder. dolayısıyla kitabı okurken bilinçaltınızda hep bir imgelem olacaktır. bunun yerine kitabı okumadan hiçbir şey görmemek ve doğrudan metne dalmak insanı direkt yazıyla ve yazarla buluşturacağından sezgiyi daha da güçlendirecektir. en azından benim fikrim bu yönde. hali hazırda yayınevinin çevirmenleri de çok yetenekli. en azından ortalamanın üstünde yeterliliğe sahipler diyebiliriz. dolayısıyla piyasanın en iyisi olduğu bile söylenebilir.
ciltli olanları paha biçilemezdir. ciltli olmayanları da çok güzeldir. üzerinde herhangi bir resim vb. bulunmadığından ve bütün dizi aynı tasarıma sahip olduğundan kitabın daha kolay özümsenmesini sağlar. çünkü herhangi başka bir yayınevinin çıkardığı başka bir kitap üzerindeki resim insanın tahayyülüne etki eder. dolayısıyla kitabı okurken bilinçaltınızda hep bir imgelem olacaktır. bunun yerine kitabı okumadan hiçbir şey görmemek ve doğrudan metne dalmak insanı direkt yazıyla ve yazarla buluşturacağından sezgiyi daha da güçlendirecektir. en azından benim fikrim bu yönde. hali hazırda yayınevinin çevirmenleri de çok yetenekli. en azından ortalamanın üstünde yeterliliğe sahipler diyebiliriz. dolayısıyla piyasanın en iyisi olduğu bile söylenebilir.
devamını gör...

