arkadaşının arkadaşın olmadığını anladığın an
başlık "mayamitu" tarafından 13.11.2020 09:57 tarihinde açılmıştır.
221.
bir sevgili uğruna karakterini ve beni hiçe saydığı andı.
devamını gör...
222.
çıkarı kalmadığı an hayatınızdan çıkmasıdır.
devamını gör...
223.
birkeresinde buluşmak için aramıştim.x cafesinde olduğunu söylemişti.x cafesi de bizim evin taş çatlasa 50 metre ilerisinde.tek başına oturuyormuş ve ben aramasam beni aramiyacakti bile.o gün aslında arkadaş olmadigimizi anlamıştım.
devamını gör...
224.
teşekkür et evrene bunu sana gösterdiği için,
bırak arkadaşı dostu,sevgilisinin,eşinin hatta ana babasının aslında birer düşman olduğunu anlayıp next diyenler var,bu da birşey mi?
aydınlan yola devam..
bırak arkadaşı dostu,sevgilisinin,eşinin hatta ana babasının aslında birer düşman olduğunu anlayıp next diyenler var,bu da birşey mi?
aydınlan yola devam..
devamını gör...
225.
bir hata yaptığında "aferin iyi halt yenisin"demek yerine "herkes hata yapar"diyosa.
devamını gör...
226.
bu konuda biraz körüm ben. birçok işaret de verdi aslında bana, ama hepsini yazmak uzun sürer. bundan kelli en sonuncusunu yazayım. sene 2008, kardeşimin düğününden birkaç hafta öncesi. o zaman evde internet yok. internet kafede vakit geçiriyorum. neyse bu da geldi ama benim için değil tabi. beni görünce "aha sıçtık" der gibi bir yüz ifadesi takındı. zoraki olarak nbr dedi oturdu. bi yarım saat kadar daha takıldım ben beraber çıktık. az ötede kafe var dışarıda oturduk. sanki çok iyi arkadaşlarmışız gibi takılıyoruz ama samimiyet olmadığını hissettim ilk defa. zaten bundan önce 3 yıl kadar görmedim askerdeydi, geldi sonra çalışmaya gitti bir yerlere. 1 saat civarı oturduktan sonra beni evden aradılar gidiyorum. ben buna dedim ki telefonumu vereyim görüşürüz. hah işte orda bitti benim için arkadaşlık. onu dediğim anki tamam tamam deyişi ve yüz ifadesi benim gözümü açtı. telefonunu vermek istemediğini, benimle görüşmek istemediğini o an net olarak anladım. o günden beri de ne gördüm ne de duydum.
devamını gör...
227.
para istediğinde vermemesi.
para genelde tüm arkadaşlıkların sonudur.
para genelde tüm arkadaşlıkların sonudur.
devamını gör...
228.
benimle rekabet eden kişiler,aslında içten içe kendini benimle kıyaslayanlar, derdimi anlatırken bence sıkılıyor diye düşündüğim kişiler, hakkımda kinaye düşünebilen beni rahatça eleştirebilenler maalesef ki kalbinin saflığını hissedemediğiniz ve karşınızdaki kişiyi kendinizin 2. kopyası olarak göremediğiniz takdirde o kişiyle arkadaş olmazsınız. sadece tanıdıklık olarak kalır..
devamını gör...
229.
ayrıldıktan sonra eskiden dedikodusunu yaptığı kişilerle kanka olmuş durumda ben hayatımda böyle yuzsuzluk görmedim.
devamını gör...
230.
bu sabah. "ulan insan bazen çok yalnız hissediyor" dediğim arkadaşımın "ben yanındayım" demesi dışında her şeyi söylemesi ile kafaya dank eden andır.
devamını gör...
231.
zor gününde yanında olduğun kişilerin kendi zor gününde yanına gelmeyi telefon ile aramaz, aramayı geç bir mesaj bile atmaz.
işte o zaman anlarsın, "hea menfaat ilişkisiymiş" diye.
işte o zaman anlarsın, "hea menfaat ilişkisiymiş" diye.
devamını gör...
232.
kendi karakterine seçimlerine duyulan şüphe duygusu.
devamını gör...
233.
yapılacak tek şey "arkadaşım değilmiş" diyerek arkanı dönüp haytına devam etmek. drama queen olmaya gerek yok bence.
devamını gör...
234.
onun her kötü anında; ben onun yanında olurken, benim kötü anımda onun beni önemsememesi.
devamını gör...
235.
yaşanacak en kötü durumlardan biridir. sen güvenip değer verirsin ama karşındaki bunu umursamıyordur. arkadaşının değişip arkadaş olmadığını anlaman değil de onu eski haline döndürememek daha büyük sorundur diyebilirim...
devamını gör...
236.
dostun iyisi kötü günde belli olur dense de, aslında iyi günde belli olur . siz sevinince gözlerinin içi gülen kaç insan var ki çevrenizde?
düşünüyorum da kimse ilk zamanlardaki gibi kalmıyor. her şey bir gün bitmeye mahkum sanki. ürpertici fakat gerçekçi. arkadaş adı altında insanlardan ne kadar çok şey bekliyoruz. sebepsiz çok güvenip yolda kaldık diye üzülüyoruz. belirli bir yaştan sonra çocukluk çağındaki gibi masum iletişimler beklememek lazım. neticede hayal kırıklıkları insanların güzel duygularını azaltıyor.
devamını gör...
237.
yapabileceğim ancak yaptığımda beni zora sokacak, normalde kimse için de yapmayacağımı bildiği bir şeyi, benden istemesi. gerçek arkadaşlar bunu asla yapmaz.
(bkz: normal sözlük yazarlarından hayat dersleri)
(bkz: normal sözlük yazarlarından hayat dersleri)
devamını gör...
238.
genelde ters tarafta olduğum andır. birisi bana batmaya başladıysa bir sene gözlemleyip laps diye iletişimi kopartırım. açıklama, kavga falan benlik işler değil.
devamını gör...
239.
borç vermeyi reddettiği andır. arkadaşın istemiş ulan ne demek yok? borç al da getir bi zahmet.
devamını gör...
240.
en yakın arkadaşım diyemediğimiz ama sırf ona ait bir özellik sebebiyle hayatımızdaki kimsenin sahip olmadığı bir noktada olan arkadaşlıklar vardır. en çok onlarla zaman geçirmeyiz hatta seçeneklerimiz arasında olduklarında bazen diğer seçeneklere yöneliriz. ama değerlidir de anlatabiliyor muyum?
bir arkadaşım var. bana sorarsanız hayatlarımızın kesişen bazı noktalarında iyi zaman geçiriyoruz. birbirimizin günlük rutinlerine dahiliz gibi bir şey. ikindi üstü hep aynı saatte içilen ikinci kahve gibi. ilki yakalanan ilk fırsatta içilirken ikinci kahve daha keyfidir. belirli bir saate sahip olan da odur. arkadaşlığımız da tıpkı böyle.
aylar önce benim hayal bile edemeyeceğim kadar ağır bir şey yaşadı. destek olmaya hazırdım, hepimiz hazırdık. yok saymaya mı çalışıyor yoksa tamamen kendine mi saklıyor bilmiyorum ama bu konuya ket vurmuş durumda. psikolog olduğu için sanırım bir parça olsun rahatlıyor içim. en azından aşamaları iyi tahlil ediyordur. tabii saçma bir varsayım ama..
tabii kontrol edemediği bazı şeylerin farkındayım. o günden sonra gizli bir neşenin altına saldırganlık sakladı. büyük acılar çekmiş birçok insan bence kısa bir süre de olsa bu tavra bürünüyordur. "siz ne yaşadınız ki peh!" tavrına. geçici bir şeydir diye düşünmüştüm, en azından bana sıra gelmez diye. benimki de epey bencilce biliyorum. o günden beri insanların dış görünüşlerinden tutun da en hassas noktalarına kadar ince ince saldırmaya başladı. ben de devamlı kendimi "neler yaşadı biliyorsun, seninle ilgili değil" diye fısıldarken bulmaya başladım. son günlerde sıra bana da geldi. bunu da olabildiğince görmezden geldim ve kırmadan püskürtmeye çalıştım fakat son hamlesiyle arkadaşı olmadığımı, aslında arkasını temizlemeye yardımcı olduğumu ve maalesef bunun farkında olduğunu gördüm.
iş yerinde yabancı uyruklu bir iş arkadaşımız var. 15 yıl önce falan filistin'den gelmiş ve tamamen iş sebebiyle. kaldı ki şu açıklamayı yapmak da bana üzücü geliyor. ailesini çok ama çok uzun zamandır görmüyor, bizlere uyum sağlamakta zorlanıyor. onunla ne kadar aşağılayıcı ve alaycı bir tavırda konuştuğuna inanamazsınız. ilginç tarafı ise asla söylediği şeyleri açık bir niyetle söylemeden ağzından kaçmış gibi davranması. zaten işin bu noktasında bile beynimden vurulmuşa dönmüşken kadına dönüp dedi ki "yagami şimdi size neyi neden söylediğimi açıklar. sırf bu yüzden her yere onunla gidesim geliyor bazen haha"
ben onun arkadaşı değilim. ben onun arkadaşı olamamışım, hiçbir zaman. o kadar üzüldüm ki. o kadar kırıcıydı ki. hâlbuki ben her zaman cümlelerini seçmekte zorlandığını düşünmüştüm. zahmete girmiyormuş meğer.
bir arkadaşım var. bana sorarsanız hayatlarımızın kesişen bazı noktalarında iyi zaman geçiriyoruz. birbirimizin günlük rutinlerine dahiliz gibi bir şey. ikindi üstü hep aynı saatte içilen ikinci kahve gibi. ilki yakalanan ilk fırsatta içilirken ikinci kahve daha keyfidir. belirli bir saate sahip olan da odur. arkadaşlığımız da tıpkı böyle.
aylar önce benim hayal bile edemeyeceğim kadar ağır bir şey yaşadı. destek olmaya hazırdım, hepimiz hazırdık. yok saymaya mı çalışıyor yoksa tamamen kendine mi saklıyor bilmiyorum ama bu konuya ket vurmuş durumda. psikolog olduğu için sanırım bir parça olsun rahatlıyor içim. en azından aşamaları iyi tahlil ediyordur. tabii saçma bir varsayım ama..
tabii kontrol edemediği bazı şeylerin farkındayım. o günden sonra gizli bir neşenin altına saldırganlık sakladı. büyük acılar çekmiş birçok insan bence kısa bir süre de olsa bu tavra bürünüyordur. "siz ne yaşadınız ki peh!" tavrına. geçici bir şeydir diye düşünmüştüm, en azından bana sıra gelmez diye. benimki de epey bencilce biliyorum. o günden beri insanların dış görünüşlerinden tutun da en hassas noktalarına kadar ince ince saldırmaya başladı. ben de devamlı kendimi "neler yaşadı biliyorsun, seninle ilgili değil" diye fısıldarken bulmaya başladım. son günlerde sıra bana da geldi. bunu da olabildiğince görmezden geldim ve kırmadan püskürtmeye çalıştım fakat son hamlesiyle arkadaşı olmadığımı, aslında arkasını temizlemeye yardımcı olduğumu ve maalesef bunun farkında olduğunu gördüm.
iş yerinde yabancı uyruklu bir iş arkadaşımız var. 15 yıl önce falan filistin'den gelmiş ve tamamen iş sebebiyle. kaldı ki şu açıklamayı yapmak da bana üzücü geliyor. ailesini çok ama çok uzun zamandır görmüyor, bizlere uyum sağlamakta zorlanıyor. onunla ne kadar aşağılayıcı ve alaycı bir tavırda konuştuğuna inanamazsınız. ilginç tarafı ise asla söylediği şeyleri açık bir niyetle söylemeden ağzından kaçmış gibi davranması. zaten işin bu noktasında bile beynimden vurulmuşa dönmüşken kadına dönüp dedi ki "yagami şimdi size neyi neden söylediğimi açıklar. sırf bu yüzden her yere onunla gidesim geliyor bazen haha"
ben onun arkadaşı değilim. ben onun arkadaşı olamamışım, hiçbir zaman. o kadar üzüldüm ki. o kadar kırıcıydı ki. hâlbuki ben her zaman cümlelerini seçmekte zorlandığını düşünmüştüm. zahmete girmiyormuş meğer.
devamını gör...