101.
25 yaşıma kadar fazla fazla düşündüğüm olgu. şu an gündemimde yok, zaman ne getirir bilinmez. o konuda albert camus ile tamamen aynı fikirdeyim.
tek bir felsefi sorun vardır : hayatın yaşamaya değip değmediği.
tek bir felsefi sorun vardır : hayatın yaşamaya değip değmediği.
devamını gör...
102.
elinde olmadan sahip olduğun varoluşu kendi hür iradenle reddetmektir.
devamını gör...
103.
hafif güneşli açık bir havaydı, hafif hafif esen rüzgar saçlarımı dalgalandırıp tenimi ferahlatırken masmavi gökyüzünün altında bir yamacın ucuna oturmuş beyaz bulutların arasında dans eden bir teyyareyi izliyordum. yamacın altındaki kayalara heybetli denizin dalgaları çarpıyor mavi sular birden bire beyazlaşıyor ve o dinlendirici ses ortaya çıkıyordu sonra sular sakince geri çekiliyor ardından tüm gücüyle tekrar kayalara çarpıyordu.
her çarpışmada burnuma tuz kokusu geliyordu ciğerlerimin en derinine kadar çekiyordum o kokuyu. elimin yanındaki otları sımsıkı avuçluyor arkamdaki yoldan geçen arabaların seslerini dinliyordum. tek tek sakince geçip gidiyorlardı.
zaman benim için durmuş gibiydi fakat her şey ben ne hissedersem hissedeyim aynı şekilde işlemeye devam ediyordu dalgalar, rüzgar arabalar...
artık vakti gelmişti sonuçta her şey kaybedecekken güzel gelir. insanın zayıf noktası da bu sanırım buna kanmamam gerektiğini biliyordum. ama beni asıl ayağa kaldırmayan şey bu değildi yamaç o kadar yüksekti ki ayağa kalkmaya korktuğumu fark ettim.
ayağa kalkamıyordum birden ağlamaya başladım.
"hayatını bitirmeye geldiğin yerde ayağa kalkmaya korkuyorsun ödlek herif." diye bağırdım havadaki teyyareye. sonra güldüm kendi halime güldüm güldüm daha fazla güldüm... nefessiz kalıncaya kadar güldüm...
dizlerimden kırdığım ayaklarımı yavaşça doğrulttum sakince kendimi yamaçtan geriye ellerim ve ayaklarımla ittim. sonra doğrulup üstümü sirkeledim. yavaş adımlarla yolda güneşin altında yürümeye başladım. her şey eskiye dönmüştü suratımı okşayan rüzgar çarpmaya, dalgaların sesi de kulağımı tırmalamaya başlamıştı. kurtulamadığım boşluğuma geri dönmüştüm.
-paul morphy 14.06.1972
her çarpışmada burnuma tuz kokusu geliyordu ciğerlerimin en derinine kadar çekiyordum o kokuyu. elimin yanındaki otları sımsıkı avuçluyor arkamdaki yoldan geçen arabaların seslerini dinliyordum. tek tek sakince geçip gidiyorlardı.
zaman benim için durmuş gibiydi fakat her şey ben ne hissedersem hissedeyim aynı şekilde işlemeye devam ediyordu dalgalar, rüzgar arabalar...
artık vakti gelmişti sonuçta her şey kaybedecekken güzel gelir. insanın zayıf noktası da bu sanırım buna kanmamam gerektiğini biliyordum. ama beni asıl ayağa kaldırmayan şey bu değildi yamaç o kadar yüksekti ki ayağa kalkmaya korktuğumu fark ettim.
ayağa kalkamıyordum birden ağlamaya başladım.
"hayatını bitirmeye geldiğin yerde ayağa kalkmaya korkuyorsun ödlek herif." diye bağırdım havadaki teyyareye. sonra güldüm kendi halime güldüm güldüm daha fazla güldüm... nefessiz kalıncaya kadar güldüm...
dizlerimden kırdığım ayaklarımı yavaşça doğrulttum sakince kendimi yamaçtan geriye ellerim ve ayaklarımla ittim. sonra doğrulup üstümü sirkeledim. yavaş adımlarla yolda güneşin altında yürümeye başladım. her şey eskiye dönmüştü suratımı okşayan rüzgar çarpmaya, dalgaların sesi de kulağımı tırmalamaya başlamıştı. kurtulamadığım boşluğuma geri dönmüştüm.
-paul morphy 14.06.1972
devamını gör...
104.
ismet özel'e göre geride kalanlar için ağır bir itham olan ama geride bunu anlayacak nitelikte insanlar olmadığı için yapılmasının anlamsız olduğu şeydir.
devamını gör...
105.
insanın hayattaki görev ve sorumluluklarından istifası
devamını gör...
106.
kişinin kendi hayatına gönüllü olarak son vermesine denir.
aklımdan sıklıkla geçen olaydır ama lanet olsun ki kendimi çok seviyorum ve acıdan çok korkuyorum yoksa hayat yaşamak için çok anlamsız. bu pandemi dönemi de iyice tuzu biberi oldu. sürünmekten bile vazgeçtim artık, tek yaptığım uyanmak, kitap okumak ve uyumak. böyle gün geçiriyorum sadece.
aklımdan sıklıkla geçen olaydır ama lanet olsun ki kendimi çok seviyorum ve acıdan çok korkuyorum yoksa hayat yaşamak için çok anlamsız. bu pandemi dönemi de iyice tuzu biberi oldu. sürünmekten bile vazgeçtim artık, tek yaptığım uyanmak, kitap okumak ve uyumak. böyle gün geçiriyorum sadece.
devamını gör...
107.
kendini bir şekilde imha etme yöntemine verilen ad. şahsım adına neden hala beceremediğimi düşündüğüm olgu. sanırım bunun için bile cesaretim yok.
devamını gör...
108.
insanın hayatında belli bir dönemde var olmasıyla ilintili bir buhran dönemi olabilir. varlık sancısı dediğimiz bu şey var olmanın farkındalığı sonucu ortaya çıkan neden varım ve yaşamayı ne kadar hak ediyorum sorularının, cevaplarıyla illiyet bağından uzak olmasının yarattığı sıkıntıdır. neden varım sorusuyla kendine bir amaç edinir ve hak etme mevzuunda yetersiz kalırsa yahut hiç amaç edinemezse bu sıkıntının içine düşer. yalnız şuna da dikkat çekmek isterim ki bu amaç ahlaki yada etik kurallara uymak zorunda değildir. bu amaç yalnızca zevk ü sefa da olabilir. şimdi böyle bir buhran intihar için geçerli tek sebep olabilir mi diyebilirsiniz. ben asli şartın bu olduğunu söylüyorum, gerisi kişinin tahammül sınırlarıyla alakalı. ama şuna temin ederim ki herkesin bir tahammül eşiği vardır ve çektiği bu sıkıntı yeterince uzun sürerse tahammülü biter. yalnız insanların büyük çoğunluğu amaç olarak sadece adi zevk ve eğlenceleri kabul eder, hayatın -bilinçli veya kendilerine dahi itiraf etmeden- daima bu zevklerin peşinde koşmakla geçmesi gerektiğini düşünürler. bu yüzden bu çoğunluk karınlarını doyurup, kahvede iki çay içip okey döndürdükten sonra eve gittiklerinde sevişebiliyorsa kolay kolay bu buhrana düşmezler.
şimdi böyle bir düşünceniz varsa her şeyden önce kendinize bir amaç yada amaçlar edinmelisiniz. bu amacı size ben söyleyemem; öğretmensinizdir kendinizi çocuklara, doktorsunuzdur hastalara adamakta olabilir, başlarım hastasına öğrencisine deyip mide fesadı geçirene kadar en sevdiğiniz tatlıdan yemekte olabilir. bu amaç hayatınızın doğrultusu olacaktır. bundan sonra ise yapmanız gereken şey bu amaç uğruna mücadele etmek. bakın herkesin hayatında kendi şahsına özel tonla sıkıntı ve aksilikler mevcut, bu sıkıntıların olması mücadele etmeye engel olmamalı. şu hayatta geçmeyen bir şey yok, elbet çektiğiniz şeyler bir gün yalnızca hatırladıkça sövdüğünüz yahut güldüğünüz bir anı olarak kalacak.
son olarak;
"hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen "
şimdi böyle bir düşünceniz varsa her şeyden önce kendinize bir amaç yada amaçlar edinmelisiniz. bu amacı size ben söyleyemem; öğretmensinizdir kendinizi çocuklara, doktorsunuzdur hastalara adamakta olabilir, başlarım hastasına öğrencisine deyip mide fesadı geçirene kadar en sevdiğiniz tatlıdan yemekte olabilir. bu amaç hayatınızın doğrultusu olacaktır. bundan sonra ise yapmanız gereken şey bu amaç uğruna mücadele etmek. bakın herkesin hayatında kendi şahsına özel tonla sıkıntı ve aksilikler mevcut, bu sıkıntıların olması mücadele etmeye engel olmamalı. şu hayatta geçmeyen bir şey yok, elbet çektiğiniz şeyler bir gün yalnızca hatırladıkça sövdüğünüz yahut güldüğünüz bir anı olarak kalacak.
son olarak;
"hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen "
devamını gör...
109.
kaybedecek hiçbir şeyin kalmadığı, en dipte hissedilince yapılan eylem. herkesin hayatında zaman zaman aklından geçirdiği mesele
devamını gör...
110.
kaçmaktır bence. mücadele seven bana göre değildir. eleştirmem herkesin kendi tercihi
devamını gör...
111.
yaşamına son vermek'dir ben şuana kadar yapmadım.
devamını gör...
112.
alınması en çabuk ama uygulaması çok büyük cesaret isteyen karardır diyebilirim. hayatımın karanlık dönemlerinde bir çok kez aklımdan geçirip uygulamaya gelince can tatlı olduğu için vazgeçmiştim.
devamını gör...
113.
ernest hemingway, stefan zweig, gogol, virginia woolf, sylvia plath, seneca ve mayakovski’nin yürüdüğü yoldur aynı zamanda. son söz nilgün marmara ‘nin:“hayatın neresinden dönülse kardır.”
devamını gör...
114.
gerek yok, yapmayın.
zamanı gelecek zaten.
zamanı gelecek zaten.
devamını gör...
115.
iş yok güç yok heran gidebilirim hicbirsey umrumda değil artik
devamını gör...
116.
dönem dönem aklıma gelen lakin sevdiklerim üzülür diye yapmadığım eylem.
devamını gör...
117.
arkanda sana muhtaç birilerini birakmadığın sürece onurlu, bırakman durumunda acizlik içeren bir eylemdir.
devamını gör...
118.
kimilerine göre bir kurtuluşun başlangıcı, kimilerine göre cesaret, kimilerine göre acizlik.
bana göre gereksiz bir eylemdir. intihara teşebbüs edip, son anda pişman olan insanlar tanıyorum.
12 kattan atlarken son anda vazgeçip daha doğrusu vazgeçmeye çalışan, bir yerlere tutunmak için çırpınan bir kız görmüştüm zamanında.
pişman olacağınız şeyler yapmayın. internetten mehmet pişkin videosu izleyip de gaza gelmeyin.
ne olursa olsun, hayat yaşamaya değer.
kendiniz için değil, sevdikleriniz için yapmayın. arkada bırakacağınız enkaz kolay kaldırılamayacaktır.
bana göre gereksiz bir eylemdir. intihara teşebbüs edip, son anda pişman olan insanlar tanıyorum.
12 kattan atlarken son anda vazgeçip daha doğrusu vazgeçmeye çalışan, bir yerlere tutunmak için çırpınan bir kız görmüştüm zamanında.
pişman olacağınız şeyler yapmayın. internetten mehmet pişkin videosu izleyip de gaza gelmeyin.
ne olursa olsun, hayat yaşamaya değer.
kendiniz için değil, sevdikleriniz için yapmayın. arkada bırakacağınız enkaz kolay kaldırılamayacaktır.
devamını gör...
119.
hayattan sıkılan ya da yeni bir heyecan arayan kişilerin yaptığı eylem.
devamını gör...
120.
yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
tutunamayanlar- oğuz atay
tutunamayanlar- oğuz atay
devamını gör...