101.
koca bir hiçsizliğin içinde yanlız kalmış gibi düşünürsün. bu hayatta tek hiçsizliğin içinde kaybolursun, ne alışırsın ne başka bir şey...
kör olmayı düşünün...
devamını gör...
102.
bi fobidir.aslinda karanlıktan değil içindekileri bize getireceklerini bilmediğimizden korkarız.karanlikta bi süre kaldığımız da alışırız ve nesneleri olduğu gibi görmeye başlarız. olduğu gibi görmediğiniz şeylerse bilinçaltı ve hayal gücümüzün eserleridir.yani karanlıktan değil kendimizden korkarız aslında. oysa ne kadar sakindir karanlık sırdaştır, yalnızlığına yoldaştır,kararlarına yandastir neyse odur.
devamını gör...
103.
küçüklük korkum.
devamını gör...
104.
tek korkum.
sağ olsun yorgan ile aşıyorum.
kafamı yorganın altına sokunca korkum tarih oluyor.
kimdir karanlık,peh.*
devamını gör...
105.
3 yaşımda bitişik evin çatısında gördüğüm "kesik kafadan" sonra karanlık dahil hiçbir şeyden korkmaz oldum.
aysız bir gecede ordu'nun eski mezarlığına yan kapıdan girip en uçtaki mezarın üstün konmuş bir kurdeleyi alıp öbür kapıdan çıkmışlığım var. usulüne uygun olarak 70'lik rakı kazanmıştım.
devamını gör...
106.
bazıları da aydınlıktan korkuyor. allah onları bildiği gibi yapsın.
devamını gör...
107.
çocukken çok korkardım ama hiçbir zaman bunu göstermedim de itiraf etmedim de kimseye. büyüdükçe geçti o derin korku hissi ve geriye kalan tek şey insanların "o hiç korkmazdı, çocukken de korkmadı. büyüdü hâlâ korkmuyor" demesi.
devamını gör...
108.
küçükken çok korkardım. karanlıktan değil. gözünün görmediğinden kork derler ya, gözüm görmüyor diye her an bir şey çıkabilir diye çok korkardım. savunma mekanizması.
devamını gör...
109.
çocuk iken çok korkardım,gerçi şimdi de biraz korkuyorum. ama karanlıktan korkmak gayet normal bir durum bence. çünkü zifiri karanlık bir ortamda, insan yarım yamalak görür ve gördüğü nesneler acayip hayvanlara benzeyebilir daha doğrusu kişi benzetebilir.
devamını gör...
110.
aklım bu karanlıkta ne var sorusunu yanıtlayamadığı için o kocam siyah boşluğu kendisi dolduruyor ve korkuyorum. sonra cep telefonunun ışığı yoksa çantamdaki led aydınlatmamı açıp "tsihe ne korkuyon lan" diyip devam ediyorum ama korka korka.*
devamını gör...
111.
küçükken çokça yaşadığım duygudur.

sonradan, yani peter pan olmadığım için büyüdüğümde, artık korkulacak bir şey olmadığını anladım, hatta ve hatta karanlığı aydınlıktan daha çok sevmeye başladım ama çoğu küçük çocuk gibi ben de korkardım karanlıktan.

taşrada büyüdüyseniz halk hikâyesi adı altında çocuklara anlatılan tuhaf hikayeleri de dinlemiş olmalısınız. bir gün neden bilmem yine annemi kızdırdığımda bize bir hikaye anlatmıştı. bir evi yeni ölen bir gelinin mezarının üzerine yapmışlar ve geceleri bu gelin cama gelip parmakları ile tık tık diye vururmuş. tim burton duysa bu hikayeyi sütten kesilir. işte uzun bir süre boyunca geceleri camdan gelen tıkırtıları bekledim durdum. ne zaman karanlıkta bizim eve bir misafir gelse ve kapı zilini çalmak yerine camı tıklatsa içimden ılık ılık bir şeyler aktı durdu.

bir diğer karanlık hikayem de bir gün gittiğimiz ve yatıya kaldığımız misafir evinde geçti başımdan. gece sohbet bitip herkes yatınca bize de kardeşimle salonda yatmak kalmıştı. ışıklar sönünce ben uyumak yerine hayal kurmayı tercih ettim ama kötü etmişim. duvara doğru bakınca birbirine çok yakın duran iki gözün bana baktığını fark ettim. benimle aynı ritimde göz kırpan bu iki göz beni yerden yere vurdu ruhen. bir türlü kurtulamadım etkisinden. ağladım ağlayacağım. sonra yani birkaç saat sonra o gözlerin elektrik düğmesi olduğunu anlayıp rahatladım.

karanlıktan korkmuyorum artık ama karanlıkta her şeyin olduğundan farklı olacağını anladığım için.
devamını gör...
112.
bir gece mezarlıkta yaşadığım ve onun dışında hiç yaşamadığım his.

küçükken kapım ve ışığım kapalı uyumak isterdim her zaman. ikisinden biri açık olursa uyuyamazdım. şimdi kapıyı açık bırakıyorum, deprem ülkesi olduğumuzu öğrendiğimden bu yana ne olur ne olmaz diyerekten ama ışığım yine her zaman kapalı olur. karanlığı severim. öyle olmasa gök bilimci de olamazdım belki.

mezarlık hikâyesi biraz can sıkıcıydı ama. biri vardı yıllar önce bir tatile gittiğimde, hafiften kırıştırdığım. bir akşam bir iddialaşma oldu aramızda. korkardın korkmazdım derken kendimizi mezarlıkta bulduk. arabayla gitmiştik. farlar açıktı tabii oraya vardığımız ilk anda. ben de içimden "ee ne var ki bunda?" diyordum. fakat park edip farları da kapattığında simsiyah oldu her yer. iğne ucu kadar bile ışık yoktu. haydi ona da neyse dedim ama sonrası...

"inelim haydi arabadan" dediğinde kabadayılığa bok sürmemek adına "tamam" diyerek dışarı çıktım. benimle mezarlığın duvarı arasında 1 y da yarım metre falan vardı. sırtımdan aşağıya ne kelime! bütün vücudum nasıl ürperdi, anlatamam. fakat tabii çaktırmıyorum iddiayı kaybetmemek adına. çok uzun durmadık. belki o da korkuyordu ve çaktırmıyordu, kim bilir... "gidelim mi?" diye sorunca gayet normal ve sakin şekilde "sen bilirsin" dedim ama içimde konfetiler uçuştu sevinçten.

mutlak karanlık bazen böyle korkutucu olur, bazen de bir rasathanedeki kadar büyüleyici...
devamını gör...
113.
çocukların korkulu rüyası. bu ülkede ebeveynler erken yaşta çocuklara dini eğitim verirken cin, kötü varlıklar konusunu es geçse ve teyzeler toplanınca bunları çocukların yanında anlatmasa hiç sorun olmazdı. büyük bir insan topluluğu huzurlu bir çocukluk geçirirdi. geceleri çiş tutmaktan karnım ağrırdı sabahları. kas yaptım be, allahın cezaları.
#üçharflileryasaklansın
devamını gör...
114.
korkulan asıl şey karanlık değil, bilinmezliktir. ışık bazı şeyleri görünür kılarken görünmeyenlerin ise üzerini örter. yani sezilerimizi oldukça azaltır. bunun sebebi ise, sezilerimizi yöneten (bkz: epifiz bezi)nin ışığa duyarlı oluşudur. epifiz bezi karanlıkta sezgilerimizi sağlayan çeşitli nörokimyasallar salgılar. bu sebeple de sezgilerimiz gecenin en karanlık, yani güneşin bulunduğumuz konuma en uzak mesafede olduğu saatlerde artış gösterir. hal böyle olup da karanlıkta sezgiler artınca etrafta zaten var olan tüm enerjiler belli miktarda hissedilmeye başlar. hissedilen enerjler beş duyumuzla tanımlanmayınca korkuya, endişeye sebep olur.
devamını gör...
115.
karanlıktan kimse korkmaz, korkulan şey karanlığın içinden bir şeylerin çıkacağı,kişiyi kendine çekeceği,zarar vereceği v.s düşünceler.
devamını gör...
116.
sanırım dinsel inançların beslediği bir korku. kent yaşamında, çok katlı apartman dairelerimizde yırtıcı hayvanlardan, haydutlardan korkmamıza gerek yok. halk inanışındaki cin, şeytan hikayeleri karanlıktan korkunun en büyük nedenleri.
devamını gör...
117.
askerken karanlıktan korkuyor insan ister istemez. iki kilometrelik yol bitmek bilmiyor. yirmi askerin gece karanlığında silahın kurma kolunu çekmeye fırsat bulamadan pusuya düşürüleceğini düşüne düşüne yürüyorsun karanlıkta. etinle kemiğinle mermi bekliyorsun.
sonra bitiyor vatani görevin. bu kez de aydınlıktan korkuyorsun. korkuyorsun yani, bir ömür.
devamını gör...
118.
beni yaklaşık 15 yıl boyunca pençesine alan, korkmamaya karar vererek aştığım korkudur. *
devamını gör...
119.
inancım olmadığından beri korkmuyorum.
devamını gör...
120.
karanlıktan korkarım. kendi karanlığımdan daha çok korkarım. diğerlerinin karanlığından korkmaya bile cesaret edemem.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"karanlıktan korkmak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim