burası ekşisözlük gibi belli bir kesimin sesi olmasın. algı operasyonlarının merkezi olmasın. ucuz siyaset, cinsellik, futbol ve ırkçılığın yapıldığı bir zift çukuru olmasın. lütfen burası ekşimesin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün benim doğum günüm sözlük. 1 yıl daha yaşlandım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

1953 doğumlu, halk müziği sanatçısı.

senelerce gürses dinleyici kitlesine, dinleyici kitlesi de gürses'in hicranına ayna oldu.

kalabalık dinleyici kitlesinin müslüm gürses'e görülmemiş bir sevgiyle bağlanmasındaki sebep, kendi kederlerini sahnedeki sanatçıda görmeleridir.

müslüm gürses'in yaşamı, binlerce garip dinleyicisi ali'den, hüseyin'den, ayşe'den farklı değildi ve hatta çoğu dinleyicisinden daha zor bir çocukluk-gençlik yılları yaşamıştı. babasının annesini öldürmesi, yeterli yıkımı yaratmayacakmış gibi, üzerine bir de erkek kardeşini kaybetmişti.

yıllar sonra bir şarkısında,

"dünyada bir şu garip alemde
herşey garip, seven garip
aşkım garip, ömrüm garip"
diyecekti.

gürses'in mahsunluğu ve samimiyeti, herkesin kendinden bir parça yakaladığı şarkılarıyla birleşince zamanında çığ gibi büyüyen ve günümüzde halen aktif bir grup olan fanatik "müslümcü" kesmi gün yüzüne çıkartmıştır.

kaderin müslüm gürses'te açtığı yaralar şarkılarına fazlasıyla sirayet ediyor, "bütün duygularım ağır yaralı" dedirtiyordu.

geçirdiği o meşhur trafik kazasından sonra koku alma yetisini kaybetti, işitme duyusunu %50 oranında kaybetti, alın kemiği yerine plaka takıldı, bir daha bir kaza yaparsa yahut kafasına alacağı bir darbede kör kalma ya da ölme ihtimali vardı. ve bunu bilerek, buna göre davranarak yaşamak zorundaydı. akıllara kazınan ağır tavrı, yavaş konuşması kazadan sonra oluşmuştur.

"biz bu hayatın acısını çekmek için geldik, çekeceğiz." sözü, gürses'in dinginlik ve sabır seviyesini göz önüne koyar.

bembeyaz takım elbisesi ile sahneye çıktığı zaman onda mahcubiyeti, saflığı, acıyı, sevgiyi, saygıyı, efendiliği görürsünüz.

keder yüklü şarkılarından önce trt/çukurova radyo sanatçısıdır gürses. türkü repertuarının genişliği buradan gelir.

çok güzel türkü söyler ve oldukça hassas kulağı vardır. 1978 yılından sonraki canlı icraları neredeyse sağlıklı duyuya sahip olduğunu düşündürürcesine iyidir. halbuki eskisi kadar iyi duyamamakta ve senkron kaybı yaşamaktaydı.

onca soruna rağmen müziği hiçbir zaman bırakmadı. "önce muhterem, sonra müziğim" demekten de hiçbir zaman çekinmedi.

muhterem hanım kanser olduğunda, kasedinden konserlerine, filmlerden esktralara hangi işten ne kazandıysa tedavisi için harcamıştır.

herkesin bir müslüm gürses şarkısı vardır. alelade, basit bir arabeskçi'den fazlasını ihtiva ederdi müslüm gürses.

çocukça gülüşü öteki tarafta daim olsun.
devamını gör...

hocam şimdi yulaf dediğimiz şey %14 protein oranına sahip. hiç de azımsanmayacak bir oran.
ekleyeceğiniz kuruyemiş fıstık ezmesi tarzı şeylerle bu oranı yükseltebilir; bal, çikolata, muz türevi şeylerle de tatlandırabilirsiniz.
klasik kahvaltı zahmetiyle uğraşmamak için gayet tercih edilebilir bir seçenek.

günümüzde yaygın ve popüler olabilir ama fonksiyonelliği de tartışmasızdır.
ve evet özentilik değildir.
afiyet olsun.
devamını gör...

tabağı tepeleme doldurup geri gönderen yazar.
devamını gör...

hocam bir de megadeth'den promises var.

2:52
devamını gör...

b12 ve ginkgo biloba tablet, oldukça iyi.
devamını gör...

sevgiliyi tanıma turnusolu tadında başlık vallahi.* bir yandan çekirdek çitleyip bir yandan da "kim sevgilisine ne demiş" diye okumak çok heyecanlı.
şahsen ben 17 bin doların altındaki paraya dönüp bakmam.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anne ve babayı iki sene arayla kaybeden biri olarak söyleyebilirim ki, ya dibe düşersiniz ya düze çıkarsınız.

bu tamamıyla ailenizin o zamana kadar sizi nasıl yetiştirdiği ile alakalı.
devamını gör...

keşke güzel şeylerde de birinci olmayı başarabilsek.
devamını gör...

ben bu başlığı çok seviyorum biraz, umarım yanlış bir şey yapmıyorumdur
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kuzeybatı yönünden esen rüzgârdır. ülkemizde kış mevsiminde daha fazla etkili olan bu rüzgâr hava sıcaklığının düşmesine ve kar yağışlarının görülmesine neden olur.

kaynak: coğrafya dersi notum.
devamını gör...

eğer cevap geliyorsa sıkıntı dedirten durum.

onun dışında kendi kendine konuşmayan insanlar azınlıktadır bence.

edit: yıllar sonra gelen edit, gerçekten de iç sesi olmayan insanlar varmış ve bu insanlar azınlıktaymış. geçmiş olsun.
devamını gör...

sayın hassas, tamamıyla sizi yüceltmek adına yaptığım bir eylemdir bu hârikane ukdeyi bırakmak. profilinize her adım attığımda bana göz kırpıp istisnasız güldüren, sonundaki yak yak sigarasıyla beni benden alan bu yorumun bir bakınızı olmalıydı artık. hıı hıı.
devamını gör...

orijinal ismi pride and prejudice (gurur ve önyargı) olmasına rağmen inatla kitabı bile zamanında aşk ve gurur diye çevirilmiş joe wright filmi. 2005 veya 2006 yılları olması gerek, o zamanlar izlemiştim ve kitap ile arasındaki fark beni dehşete düşürmüştü. farktan ziyade eksiklik demek daha doğru olacaktır çünkü film düpedüz eksik gelmişti yine de bütün kitap uyarlamalarının temel sorunu budur o yüzden görmezden gelinebilir düzeyde. mr.darcy rolüne matthew macfadyen'i ben baya yakıştırdım, elizabeth rolünde oynayan keira knightley'de kötü bir iş çıkarmamıştı hatırladığım kadarıyla. jane austen başarılı bulsam bile severek okuduğum bir yazar değil, bunun en temel sebebi yazdığı türün bana hitap etmiyor olması ama yine de okumamak büyük bir eksiklik çünkü gerek karakterler ve iç dünyaları gerek dönemin koşullarını oldukça güzel aktarıyor ve ben bu koşulları özellikle kadınları aşağılamak üzerine kurulmuş bir dönemde yazmaya başlayan bir kadının ağzından okumanın gerekliliğine inanıyorum. film ise facia olmasa bile izlenmese de olur denilebilecek bir durumdaydı yine de uyarlandığı kitap sayesinde adını izlenmesi gerekenler listesine almayı başardı.

--! spoiler !--

mr.collins'i oynayan oyuncu rolüne tam oturmuş, dönemin kadına bakış açısını yansıtan feci can sıkıcı ve rahatsız edici bir karakterdi tom hollander bunun altından o kadar iyi kalkmış ki izlerken karakterin suratına kusmak istiyorsunuz. elizabeth ve mr.darcy kendi içgüdüleri ve fikirleri arasında derin bir çatışmaya tutuşmuş birbirini yanlış anlamayı her fırsatta beceren iki karakter. elizabeth dönemin şartlarına boyun eğmekten nefret eden ve buna tümüyle olmasa bile bir nebze karşı çıkan bir figür ki bu bana jane austen acaba kendini elizabeth yerine mi koydu diye düşündürüyor. mr.darcy ise beni en şaşkına uğratan karakter olmuştu izlerken ve okurken çünkü geçirdiği karakter değişimi beni oldukça rahatsız etti. bu figür güçlü, kısmen kaba ve entelektüel bir adamın portresiyken aniden zavallı bir aşık konumuna sürüklendi ki bu beni aslında başından beri böyle bir adam olduğu düşüncesine itti. duygusal olmakta bir sorun yok elbette ama keskin çizgileri olan bir karakteri aniden bu konuma sürüklemek izleyicide rahatsız edici bir his uyandırıyor. kitap bu konuda daha başarılıydı elbette ve bu kaçınılmaz olan bir şey çünkü daha geniş bir zaman aralığına yayarak daha detaylı bir okuma fırsatı buluyoruz bundan ötürü mr.darcy karakterinin bu keskin çizgileri törpülemesi anlaşılır geliyor ama film bu konuda sınıfta kalmış. dekor, kostümler ve mekanlar dönemi çok iyi yakalamış bu konuda şikayet edebileceğim tek bir şey bile yok. mr.bingley ve jane'in o yapış yapış aşkı hakkında yorum yapmak istemiyorum.

elizabeth bennet: ı wonder who first discovered the power of poetry in driving away love.
mr. darcy: ı thought poetry was the food of love.
elizabeth bennet: of a fine, stout love it may. but if it is only a vague inclination ı'm convinced one poor sonnet would kill it stone dead.
mr. darcy: so what do you recommend, to encourage affection?
elizabeth bennet: dancing. even if one's partner is barely tolerable.


elizabeth bennet: you are last man ı will ever prevail to marry!
elizabeth bennet: and those are the words of a gentleman. from the first moment ı met you, your arrogance and conceit, your selfish disdain for the feelings of others made me realize that you were the last man in the world ı could ever be prevailed upon to marry

--! spoiler !--
devamını gör...

(bkz: hayata dair iç burkan detaylar)a bir örnektir.
birkaç gün önce, annemin yemek yaparken, yakın gözlüğünü taktığını görünce farkettim. garip bir histi gerçekten. bunun olacağını biliyoruz ama gün olup, gerçekleşince insan bir tuhaf oluyormuş.
devamını gör...

günümüzde ''albay'' rütbesine tekabül eden osmanlı dönemi askeri rütbesidir.
devamını gör...

yani anlamıyorum. reklam olsa ne olacak ki ?
sonuçta giderler var, onlara bir destek olacak.

yazarları da anlamakta güçlük çekiyorum.
bilgisayar için adguard vs tarzı bir eklenti,
telefon için de opera browser yükleyerek reklamdan ilelebet kurtulabilirsiniz.

hiç bir zaman sözlüğün reklam alıp almadığını fark etmeyeceğim. ancak başlık açılırsa farkında olacağım.
yani reklam görmemek çok basit bir işlem.
devamını gör...

“var böyle yazarlar” diyerek katıldığım başlık. ama benim katıldığım daha çok tdk’daki ikinci anlamındaki tahrik olmak, “harekete geçirmek, kışkırtmak” yani. resmen delleniyorlar. ama bazen kendilerine hak vermemek de elde değil. tamam ben de çok dikkat etmiyorum ama bazılarını okurken de gözler yamuşuyor be.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim