trenden atlarım diye cevap verilecek saçma soru.
devamını gör...

hahaha sobeee.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kırmızı çizgimizdir. her koşulda hayat kurtarır.
devamını gör...

ülkeyi 15 gün kapatmaya maçası yememiş bir diktatörün çaresiz söylemleridir. önemsemeyiniz, prim vermeyiniz, gündeme getirmeyiniz.
devamını gör...

ister arkadaşım, ister sevgilim olsun farklı dünyaların insanı isek ya da dünyalarımızın minnacık bile benzer noktası yoksa hayatımdan çıkarıyorum. bazen meşşakatli ve can yakıcı olsa da buna mecburum, rahatsız hissediyorum kendimi. sürekli bu farklılığı düşünüyorum. öz saygımın da farkında olduğum için farklılıkları sonsuza kadar ortadan kaldırıyorum..
devamını gör...

büyük ihtimal ile 57 yaşında emekli bir matematik öğretmeni olan şahsımdır.
devamını gör...

geçen günlerde abd, şimdi rusya,
avrupa'da zaman zaman görülen halk eylemleri, ortadoğu'yu söylemeye bile gerek yok ,

bu durum, bütün dünya ülkelerinde yönetime sahip olanların diktatöryal yönetim anlayışının bir sonucu değil mi sizce de ?
ıktidar sahiplerinin bu konumlarını muhafaza etmek için her şeyi göze alabildikleri bir dönem yaşanıyor tüm dünyada. bu artık öyle olağan bir hale geldi ki , demokrasi havarisi olarak dünyaya yön veren abd'de bile yaşandı ve yaşanıyorsa, diğer ülkelerde olan ve olacaklara asla şaşırmamak gerektiğini gösteren durum...
devamını gör...

duyguların belki de en güçlüsü olan nefret insan doğası açısından ulaşılması en kolay duygudur. insan ve insan sağlığı üzerindeki etkisi o kadar derin ve anlaşılmazdır ki. bazen bir kibrit çöpü bile nefretin alevlenmesi için yeter de artar bile. böyle bir durumda bize düşen tek şey ise ondan olabildiğince uzağa kaçmak ya da ona teslim olmaktır. ondan olabildiğince uzağa kaçabilmek için yapmamız gereken tek şey belkide o an nefret kadar güçlü olan sevgi denen silaha sarılmaktır. çünkü nefret denen bu illete teslim olursak başta sağlığımız olmak üzere elimizde bulunan her şeyi kaybetme olasılığımız oldukça yüksektir. sağlık demişken bu sadece bedenen kaybedeceğimiz bir sağlık değil bilindiği üzere her şey kafada bizim düşüncelerimiz aracılığıyla şekillenmektedir ve bu süreçte öncelikle kaybedeceğimiz en önemli şey akıl sağlığımızdır. şöyle düşünebilirsiniz bu süreçte kaybedeceğimiz en önemli şey ailemiz, dostlarımız ve sevdiklerimizdir. ama öyle değil nefretle başlayan bir düşünce sistemi her şeyden önce sinsice bize akıl sağlığımızı kaybettirir ve akıl sağlığımız yerinde olmadıktan sonra ailemiz, dostlarımız ve sevdiklerimiz birer birer içimizde büyüttüğümüz nefrete kurban gider. onlar elimizden kayıp giderken nefret denen bu duygu bizleri öylesine esiri etmiştir ki umrumuzda bile olmaz üstüne içten içe onlara da nefret beslemeye başlarız. hani en önemli şey ailemiz, dostlarımız ve sevdiklerimizdi. bir kere nefret denen duyguya akıl sağlığımızı teslim etmişiz çevremizdekilerin ne önemi var ki onlar bizi terk ettikten sonra. ve sonuç olarak önemsizleştiler işte nefret duygusuna teslim edeceğimiz yeni bir şey çıktı. beni terk ettiler oysaki ben bir şey yapmadığım halde. böyle böyle kafamızın içinde kurdukça kurar bilendikçe bileniriz. artık nefret bizi sarıp sarmalamıştır bizi ta ki sevgiye teslim olana kadar nefretin can düşmanına.
devamını gör...

acılar...
mutsuz geçen çocukluğum...
kelimelere dökerek içimde katran karası olan hüzünlerimi, biraz olsun sulandırmış oluyorum...
yazmak, günden güne iyileşmeme yardımcı oluyor...
benimle aynı yollardan geçenlerle duygudaşlık yapmak...
anlaşılma ihtiyacımı gidermek...
bir derdi olan yazar...
dertsiz birinin yazdığını görmedim ben...
derdini anlatmanın en güzel yoludur yazmak...
zihni berraklaştırıp karar vermeyi kolaylaştırıyor...
hayata dair yol haritası çıkartmamı sağlıyor...
kelimeler, hep en iyi dostum oldu...
önceleri sadece okurdum, hiç yazamazdım...
okuduğum yazılarda kendi duygularımı parça parça bulur,
"vay be dünya üzerinde benimle aynı şeyleri hisseden birileri varmış"
diyerek acımı az da olsa hafifletirdim...
sonra baktım ki içimdeki acılar beni dürtüyor, kelimeler teker teker dışarı çıkmak için beni dürtüyor...
akabinde, yazmaya başladım, yazdım, yazdım, durmaksızın yazdığım, gözyaşlarımın sicim gibi aktığı,
aşırı yağmurlu günlerde arabada giderken sileceklerin yağmur sularına yetişemediği gibi,
benim de gözyaşlarım o kadar çok aktı ki yazılarımın çoğu okunamaz hale geldi..
sırf gözyaşlarımdan oluşan günlüklerim oldu, o da yetmezmiş gibi annem o günlükleri bulup yaktı,
"hatırda kalmaz, satırda kalır, yazma" dedi, yazmamı engelledi...
onun yüzünden yıllarca yazmadım, küstüm kaleme kağıda... *
bir gün baktım ki içimdeki acı halen taze, ne yapsam geçmiyor...
annem kusura bakma ben yine yazmaya başladım...
açtığın yaralar ancak böyle kapanmaya başlıyor...
hep dersin ya "insanlara faydalı olalım", oluyorum işte...
yazarak faydalı oluyorum işte...
yazdığım yazıları/tercüme ettiğim makaleleri okuyup
"yüreğimde bir yerlere dokundunuz, çok teşekkürler" diyorlar...
hani hep "üzerinde ölü toprağı serpilmiş gibisin" dediğin o kızın,
artık o toprağı üzerinden atmaya başladı...
senin gibi olmamı hiç istemezdin,
ben yazarak kendim olma yolunu seçtim işte, daha ne olsun...
devamını gör...

uğur batı ve deniz bayramoğlu’nun yazdıkları ve içerisinde sosyoloji, sürü psikolojisi gibi birçok konudan bahsettiği biraz kişisel gelişim biraz tasavvuf biraz hikayeler biraz da alıntılar serpiştirilmiş okunası bir kitap.
ben cnntürk’te gündem özel sunduğu dönemden deniz bayramoğlu hayranı olarak aldım ve işin içinde olduğu için beklentimi yüksek tuttuğumdan çok tatmin olmadım.

yalnızca iki şey sonsuzdur; evren ve insanlığın aptallığı. ancak ilki hakkında şüphelerim var. einstein bu sözleriyle aptallığın sınırı olmadığına işaret ederken, amerikalı yazar harlan ellison aptallığın ne kadar yaygın olduğunu şu sözleriyle ifade ediyor: evrende iki şey çok boldur; hidrojen ve aptallık.
devamını gör...

devamını gör...

gidip karşıdakinden özür dileyin ve eğer ayrılmak istiyorsa saygı duyun. bir saçmalık yaptınız bari arkasında durun.
devamını gör...

bayrağın asılması bir tarafa israil, bilgisayarlı ve yapay zekalı suikast makinelerini tahran'ın göbeğinde çalıştırmaya cüret edebildi.
devamını gör...

sözlüğün sevdiğim yazarlarındandır. hem entryleriyle mutlu eder hem de beğenileriyle. arada sohbetimiz olur, keyif verir. kendisine musmutlu ve huzurlu bir ömür diliyorum. umarım hep aramızda olursunuz sevgili mars.*
not:ayrıca nickini bir yerlerde görünce mutlu oluyorum. ve dilime hemen son feci bisiklete ait şu anlamlı şarkı sözleri dolanıyor.
"ay benim, gece senin.."
devamını gör...

mabel matiz.
devamını gör...

büyük bir kitle-imha silahı yapabileceği korkusuyla amerikan hükümeti tarafından hayatı boyunca gözetim altında tutulmuş, obsesif bilim insanı. "pes etmek" denen şeyin sözlüğünde olmadığı bir insan. amacı elektriği atmosfere dağıtıp, herkesin bedava yararlanabileceği bitmek tükenmek bilmeyen elektrik enerjisi üretmektir. kablosuz kısmını da gayet rahat başarmıştır. günümüzde kullandığımız birçok aletin de temellerini atmıştır. bilgisayarlar, mikrodalgalar, elektron mikroskobu ve daha niceleri... diyebilecek pek bir şey kalmamış; müteşekkiriz.
devamını gör...

(bkz: sorumluluklarım)
devamını gör...

katkım olmayacak ama belki okurum. güzel bir çalışma.
devamını gör...

hadi hep beraber, güzel bir şey yapalım diyeceğimiz güzel bir düşünce. bir çocuğun yüzünü güldürüp, bir okulu kitapla dolduralım.!
devamını gör...

biz size en yakın zamanda geri döneceğiz deyip de aramayan iş yeri.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim